Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 4 Oy - 4.5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Yerli Piyade / Hücum Tüfeği...
Sn madenci 08 ve konuya ilgi duyan tüm forumdaşlar. 

Konu MPT den çıkacak gene ama madem konu açıldı ben de naçizane birşeyler karalayayım:

Bildiğimiz kadarıyla ordumuzun tank mevcudiyetinin tamamı eski 2. el veya hibe olarak  alınmış . Ancak bence  Sn evrenay ın ve Sn madenci nin bahsettiği, türbin tahrikli olması bir tankı kötü yapmaz. Kötü olsa ABD nin ana muharebe tankı M1 türbinli olmazdı. (Türbinli tankın yüksek exhaust sıcaklığı nedeniyle arkasından piyadenin ilerleyememesi gibi taktik durumlardan bahsetmiyorum). Dizel de olsa türbinli de olsa sistemin yeni, güncel ve sorunsuz olup olmadığı önemli. Şöyle ki; MEKO tip fırkateynlerin ilk 4 adedi 4xdizel motorlu iken, ikinci 4 adet gemi gaz türbinli olarak alındı. İlk dördü daha iyi idi diyemeyiz. Personelin bakım onarım alışkanlığına gelince; bakımı yapacak astsubay, uzman erbaş vs personeli dizel yerine türbin üstünde çalışacak şekilde yetiştirir (daha doğrusu üreticiye eğitime gönderirsiniz). Zaten bu tip sistemlerde üst düzey bakım direk üretici tarafından yapılır (en azından gemilerdeki MTU larda böyle), personel filtre değişimi gibi, enjektör testi gibi basit bakım onarımı yapar. A markadan B marka dizel motoruna geçseniz, hatta aynı MTU nun A modelinden B modeline geçseniz gene uygulayıcı personel eğitime ihtiyaç duyar, servis bültenleri değişir vs.

Bence bizdeki problem sistemlerin eski olmasından ziyade mantalitede. Ülkemizdeki tank envanterinde önemli unsurlar İsrail de modernize edilen ve 170 tane civarında olduğu söylenen M-60T Sabra tankları ile 340 civarındaki Leo-2A4 (Yunanistanda sıfır alınmış ve 2A4 ten çok ileri düzeyde olan  200 e yakın Leo-2A6 mevcut. Bizdeki Leo-2A4 lerin Türkiye de modernize edilerek 2A6 seviyesine çıkartılması düşünülmüş ve 1 adet prototip yapılmış olmasına rağmen proje iptal edilmiş). 

Mevzuya gelecek olursak: Yanıbaşımızda 5 yıldır devam eden ve neredeyse tüm dünyanın müdahil olduğu bir iç savaş var. Savaşan grupların elinde dünyanın en gelişmiş tank savar silahları var iken ve de uzağa gerek yok youtube a bakılsa leblebi gibi vurulan tanklar seyredilse, 5 yılda bir hazırlık bir tedbir düşünülmez mi, görüldüğü kadarıyla yapılmamış. Her ne kadar açık kaynakta mevcut olsa da peşpeşe vurulan ve yüreğimizi dağlayan 2 tankımıza ait görüntülerle ilgili yorum yapmadan,  şu düşünülemez miydi yıllardır? Buraya eninde sonunda girmek zorunda kalabiliriz, kaç sene sonra geleceği belli olmayan Altay dan şu anda fayda yok, eldekilerden 250-300 tankı elimizden gelen en iyi şekilde hazırlayalım, artık (sanıyorum sadece Sabra larda var) reaktif zırh takviyesi mi olur kafes zırh mı olur, erken uyarı sistemi mi, ilave sis ekipmanı mı olur bunları hazırlayalım, personelini de ayırıp üst seviye harbe hazırlık eğitiminden geçirelim (bizdeki görevlerin hep tam olarak başarıldığı tatbikatlardan bahsetmiyorum). İlk giren M-60A3 ler yeşil boyalı idi. En azından gidecek tanklar çöle uygun boyanamaz mıydı (benzer bir konuda uzun menzilli hava savunma sistemi, etrafımız yangın yerine dönmüş, uzun menzil hava savunmayı biz değil çocuklarımız görecek mi halen bir muamma).  

Ezcümle bizdeki sıkıntılar bence (akçeli mevzulara değinmeden):
-         Kervan yolda düzülür mantığı, hele bir bakalım duruma göre müdahale ederiz, düşüncesi.
-         Bir şey yaptı isek o dünyanın en iyi ürünüdür. Amerikalılar planlarını çalar, allen denen özel anahtarla kaçırılır. Yabancılar şoka girerler (bkz MPT-76).
-         Elimizdeki ekipman dünyanın en iyisidir. Çocukluğumda Fantom vardı (F4), büyüdük F-16. Dünyanın en muhteşem uçağıdır.
-         Karar alıcı ve uygulayıcı kişiler önce kendi ikbalini ve bir sonraki ulaşmaya çalıştığı hedefi düşünüyor, belki de sistem buna zorluyor.
-         Bir de konu ile alakasız kişiler medyada konuşmaya bayılıyorlar. Adam misal DSİ den sorumlu, mikrofona Dabık ı alacaz diyor veya hedef Mare diyor. Nerede operasyon güvenliği, nerede gizlilik.

Burada bitireyim, yoksa yazdıkça uzuyor.
 
Saygılar.
 
Alıntı
10 üye teşekkür etti:
underrated, FRD, madenci08, tirendaz, alpago, lupus, herojd11, xeorx, evrenay, sem
(12-11-2016, 11:19 AM)FRD demiş ki: [Resim: mpt55.jpg]


Sn.FRD,

Altta 21adet ray aralığı saydım. Bu durumda ray 9'' veya en fazla 9.5'', namlu da 10.5'' veya Mk18' e tam uygun 10.3''. Yani tüfek bir CQB ( Close Quarters Battle ), yakın alan, meskun mahal muharebe için tasarlanmış bir SBR ( Short Barreled Rifle ), kısa namlulu tüfek.

Böyle bir tüfekte ilk dikkat ettiğim şeylerden birisi dipçik, diğeri kabza, diğeri namlu ucu ekleridir... 

Dipçik tabanı ve pedi, dar alanlarda, kapı araları, koridor aralıklarında hareket ederken, araç içlerinde, araca iniş binişlerde, yeri geldiğinde balistik kıyafetlerle tüfeği hızlı omuzlamaya, hızlı indirmeye olanak sağlayacak bir şekil ve ebatta olmalıdır.  Tüfek AR tabanlı olduğuna göre, dipçik pedinin açısı da AR yapı ve mekaniğine uygun olmalıdır.

En sondan başlayacak olursak, mekanizma çalışma hattı ve dipçik mafsal hattı aynı düzlemde olan, omuzlandığında nişangah hattı dipçik mafsal hattına çok yakın duran AR türevlerinde dipçiğin al ucu hafifçe önde, üst ucu ise biraz daha geride olmalıdır. Çünkü AR yapısı gereği omuzda diğer tüfeklerden daha yukarıda yerleşir. Yukarıdaki fotoğrafta görülen dipçik pedi ise, omuzda daha aşağıya yerleşen tüfeklere göre tasarlanmış bir dipçik pedi. 

M4 ve sonrası CQB/SBR AR dipçiklerin arkasının aşağıdaki gibi, hatta giderek daha agresif açılarla tasarlanıp üretilmesinin bir nedeni olsa gerek...


[Resim: Stock_Only_M4_Black_GEN2_2.jpg]

[Resim: 1111111901.jpg]

[Resim: sl_k_vs_sl.jpg]

[Resim: BMS_foliage_green_3.jpg]



Özetle, AR dipçiği AR dipçiği gibi olmalıdır, HKG3 vs dipçiği gibi değil...


Kabzalarda parmak izi A2 tadilatından sonra bir dönem moda oldu, ama zaman geçtikçe, özellikle CQB/SBR tüfeklerde pek tercih edilmemeye başladı. Daha önemlisi, CQB/SBR tüfeklerdeki kabza açılarında tercihler değişti. Çünkü CQB/SBR tüfeklerin omuzlanma, kabzalarının kavranma şekilleri ve bunlarla uygulanan atış teknikleri ile uzun namlulu tüfeklerdeki teknikler oldukça farklı... Bunun anatomik ve fizyolojik açıklamasını aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz;









Son olarak namlu ucu eklerine gelecek olursak, eğer A2 alev gizleyenlere uyumlu baskılayıcı/susturucularla kullanılması planlanıyorsa, Vortex türleri kadar etkin olmasa da A2 rüştünü ispat etmiş bir alev gizleyen. Ancak özel bir tercih nedeni yoksa, Vortex türü alev gizleyenler alev gizleme etkinliği açısından çok daha iyi alev gizleyenlerdir. Aşağıdaki videolarda eli boş gönlü hoş sivil küffarlar ışık şiddetini dahi ölçmeyi ihmal etmeden bazı gözlemler yapmışlar;





 







Bir de kapalı mekanlarda baskılayıcı/susturucu kullanmadan yan yana operasyon icra eden personeli birbirlerinin  blastından korumaya yönelik, lineer namlu ucu çözümleri mevcut, CQB/SBR tüfeklerde bu çözümler mutlaka seçenekler arasında olmalı.


Anladığım kadarı ile tüfek bu şekilde istenmiş, bu şekilde tasarlanıp üretilmiş... Ancak A2 alev gizleyen haricindeki çözümler işi bilen AR kullanıcılarının pek tercih etmediği çözümlerdir.  


Saygılar.
 
Alıntı
23 üye teşekkür etti:
ilksurfer, Sakin, Ozan60, fuat_61, blueokkes, underrated, blacksea, Dr.Vatan, alpago, herojd11, Germakoci, xeorx, ERDAL, kut4, evrenay, Sabri, FRD, sem, Karacula, PersonalDefence, Antiterör, karaca, hfc
Alev gizleyenle ilgili olarak G-3 le atış yaptığımızda yaz ayları idi. Yatarak atışta tüfek kuru tozlu toprakta bayağı toz kaldırıyordu.

Geçenlerde eski bir Alman tüfeği olan FG-42 ile ilgili bir video seyrettim. Konu aklıma geldi. Alman mühendisler tüfeğin toz kaldırmaması için namlu freninin aşağı doğru duman çıkarmasını engeleyecek şekilde yapmışlar. Yani aşağı doğru delikleri kapamışlar.








[Resim: photo_zps18141fbd.jpg]

[url=http://imgbb.com/]
 
Alıntı
8 üye teşekkür etti:
ERDAL, Sabri, sem, FRD, Karacula, kotucenk, alpago, hfc
(12-11-2016, 08:21 PM)musti267 demiş ki: Alev gizleyenle ilgili olarak G-3 le atış yaptığımızda yaz ayları idi.  Yatarak atışta tüfek  kuru tozlu toprakta bayağı toz kaldırıyordu.



Dedik ya... Küffarın eli boş gönlü hoş... Biz adamların çoktan döndüğü yolları arşınlamaya çalışıp icat çıkardığımızı sanmaya devam ederken adamlar gerçekten icat çıkarıyor...









Bu ve benzeri onlarca namlu ucu çözümleri mevcut... Kullanım yeri ve amacınıza göre herhangi birisini veya kombinasyonlarını tercih edebiliyorsunuz. Ama artık en yaygın kabul gören tartışmasız çözüm baskılayıcı/susturucular...
 
Alıntı
15 üye teşekkür etti:
underrated, Dr.Vatan, fuat_61, alpago, blueokkes, Mr.Wayne, Germakoci, Ozan60, xeorx, kut4, ERDAL, şekerlioğlu, Sabri, sem, FRD
(12-11-2016, 05:41 PM)lupus demiş ki: Anladığım kadarı ile tüfek bu şekilde istenmiş, bu şekilde tasarlanıp üretilmiş... 

İşte bütün mesele bu cümlede özetli aslında; Tüfeğin tabancanın şeklini şemalini işe yararlılığını sahada kullanan veya çalışan değilde, arada uğrayıp eli arkasında dolaşıp işin sırrını çözdüm sananlar isteyince, tasarlayanlar da işin evveli ahiri nedir ? ne götürür ? ne getirir ? diye etraflıca araştırıp kafa yormayınca...

Neyse ben her derdimi anlatamayınca ve anlaşılmayınca kullandığım ata sözlerini söyleyip kenara geçeyim, "büyüklerimiz daha iyi bilir" "kervan yolda düzülür"

Saygılar.
 
Alıntı
14 üye teşekkür etti:
Ozan60, lupus, xeorx, underrated, fuat_61, blacksea, evrenay, Sabri, sem, kararsız, FRD, Germakoci, Antiterör, yavuzmete
Aslında biraz sermaye temin etsem bu askeri tüfekler için çeşitli parçaların ithalat ve üretimini düşünüyorum.

Mesela G-3 ve MPT ler için 50 lik tamburalı şarjör, 25 lik 30 luk uzun şarjörler , çeşitli namlu uçları , çatal ayaklar , G-3 ve HK-33 ler için pikatiny raylar aklıma ilk gelenler. Yine izin verirlerse Hk-33, G-3 ve MPT için namluya takılır susturucu ithalatı belki imalatı.

Yüzbinlerce adet tüfek fena bir pazar gibi görünmüyor.

Şarjör üretimi galiba bir izne bağlı değil . Tabi ben hayal ediyorum ama milletin başında MKEK diye bir endüstri kanseri var. Napar ederler taş koyarlar.
 
Alıntı
4 üye teşekkür etti:
evrenay, sem, Germakoci, hfc
Sn lupus;

Uzun zamandir bizim projelerimizde gidisat hep, kuvvetten rutbelilerin bir temel belirleyip daha sonra gide gele yola ciktiklari temel dizayndan bir sekilde sapip,en sonunda da sureclerin uzamasi ile beraber, baslangictaki dizayndan bambaska bir urun elde edilmesi seklinde oluyor malesef. Aselsan,Roketsan,MKEK,Kale vb tum savunma sanayi firmalarinin yasadigi gecikmeler ve beceriksizliklerin cikis noktasi bu " kervan yolda duzulur " mantigi malesef. Ustune MKEK 'nin herkesin malumati olan calisan portfoyude eklenince,baslangicta bu tarz kazulet,guncel olmayan parcalara sahip urunler cikarmalari gayet normal ve artik alisildik bir durum.

Eminim MPT-55'te sahada uzman ellerinde deneyimlendikce su an rahatsizlik veren tum parcalari gunumuze uygun hale gelecektir.
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
alpago
(12-11-2016, 10:51 PM)alpago demiş ki:
(12-11-2016, 05:41 PM)lupus demiş ki: Anladığım kadarı ile tüfek bu şekilde istenmiş, bu şekilde tasarlanıp üretilmiş... 

İşte bütün mesele bu cümlede özetli aslında; Tüfeğin tabancanın şeklini şemalini işe yararlılığını sahada kullanan veya çalışan değilde, arada uğrayıp eli arkasında dolaşıp işin sırrını çözdüm sananlar isteyince, tasarlayanlar da işin evveli ahiri nedir ? ne götürür ? ne getirir ? diye etraflıca araştırıp kafa yormayınca...

Neyse ben her derdimi anlatamayınca ve anlaşılmayınca kullandığım ata sözlerini söyleyip kenara geçeyim, "büyüklerimiz daha iyi bilir" "kervan yolda düzülür"

Saygılar.

Yeni bir bilgi , 

Bir birlik silah alımına hazırlanıyor . FN Scar L .

Şimdi bunca elde olan M4 , HK 416 vb silahlar ne olacak ?  Bu silahlara ait şarjör vb ekipman ne olacak ? En basitinden bunca yerleşmiş kas hafızasını nasıl başka bir silaha adapte edecekler ? 

Kafamda karmaşık sorular ! 

Sn. Lupus , 

" Zamanında gortex bot mu vardı "  diyen mantık , dipçik açısını ne yapsın , ne anlasın ( zaten hazır kalıp var . Tekrar üretmek masraf . )  !? .

1 yıl ara ile mezun olan subay , astsubay bile olası bir muharebe durumda bir biri ile tabanca şarjörü DEĞİŞEMEZ durumda ise ... 

İşimiz ZOR . 

Saygılar . 

Bozkurt IŞIKLI .
 
Alıntı
5 üye teşekkür etti:
FRD, alpago, Ozan60, bilhan, Antiterör
(13-11-2016, 09:09 AM)FRD demiş ki: Eminim MPT-55'te sahada uzman ellerinde deneyimlendikce su an rahatsizlik veren tum parcalari gunumuze uygun hale gelecektir.

Sn. FRD,

Bence o kadar emin olmayın, bizde sahada çalışanların deneyimlerini isteklerini yukarıya sağlıklı bir şekilde anlatacak ve aktaracak bir mekanizma maalesef yok. Yaptığınız geri bildirimler, tabi yapabilirseniz özellikle de olumsuzsa... geçmiş olsun ! Bir daha geri bildirim yapamaz hale gelirsiniz. Neden çünkü hakkında geri bildirim yapacağınız hususu muhakkak bir "büyük insan" masa başında "çok emek harcayarak" getirmiştir. Ne haddinizedir o büyüğün "binbir emekle" getirdiği şeyi sorgulamak. Her zaman "büyüklerimiz daha iyi bilir." ( Tek gözünü yumup Eotech çerçevesine gözünü dayayıp sağa sola nişan almaya çalışan ve omuzunda galaksiden bir demet taşıyan büyüğünüze ne diyebilirsiniz ? Böyle bakmak lazım falan demenizle o keskin bakışları ve sonrası... neyse büyüklerimiz daha iyi bilir Wink )

Saygılar.
 
Alıntı
8 üye teşekkür etti:
kararsız, sem, FRD, Germakoci, underrated, Ozan60, usame, hfc
Son günlerde bu konuda çok fazla dedikodu dolaşmaya başladı. Bu dedikoduların büyük çoğunluğu da ya konu hakkında hiçbir şey bilmeyen ilgisiz kişilerin uydurduğu dedikodular, ya da ilgili kişi veya kuruluşların beklenti ve amaçlarına hizmet etmek üzere yaydığı kasıtlı dedikodular.

Değerli Arkadaşlar,

Milli Piyade Tüfeği projesinin sahibi ve ana yüklenicisi Savunma Sanayii Müsteşarlığıdır. Proje halihazırda MKEK ve Kale Kalıp' a Sarsılmaz' ın da eklenmesi ile üç alt yükleniciye ihale edilmiş bir haldedir.

Kale Kalıp mevcut proje ile üretim yapılması halinde silahın çalışmayacağı iddiası ile 70 adetten fazla parçada tadilat ve kendi projesi ile üretim yapmayı talep etmektedir. MKEK kendi projesinde ısrar etmektedir. Tabii işin içerisine lojistik, bakım, idame ve ikame için karşılıklı parça değiştirilebilirliği gibi konular girince doğal olarak tek bir projede karar kılınıp, onunla devam edilmesi gerekiyor. Ki, tek bir proje ile yola devam edilse dahi farklı tedarikçilerce üretilen denk parçaların bile ne kadar uyumlu olacağı, ne kadar aynı standartta olacağı, dayanım, fonksiyon, bakım, idame, parça değişim takvimlerinin ne kadar birbirine uyacağı apayrı bir muammadır. ( Örn EGM envanterindeki Beretta 92 klonu GİRSAN Yavuz16' ların yarısından fazlasının ateşleme iğneleri değiştirilmişken, daha uzun süredir kurum envanterinde bulunan orijinal Beretta 92' lerin yüzde beşinin bile ateşleme iğnesi değiştirilmemiştir. )

Hasılı kelam, önce proje üzerinde mutabakata varılacak, daha sonra alt yükleniciler seri üretime geçecek.

Saygılar.
 
Alıntı
13 üye teşekkür etti:
madenci08, FRD, Weapon, Sabri, Antiterör, PersonalDefence, blueokkes, xeorx, ismicey, bilhan, tirendaz, şekerlioğlu, Dr.Oz
  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi