Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 4 Oy - 4.5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Yerli Piyade / Hücum Tüfeği...
#21
Offf offff bu konu gene sinir bozan bir mecraya kaydı arkadaşlar.
Malesef elimizde saglıklı bir tartışma platformu oluşturacak kadar bilgi bile yok Mehmetcik-1 hakkında.
O zaman tüfek hakkında ortaya konan prototip üzerinde olması gerekenler veya olabilecekler hakkında konuşmayı teklif ediyorum.
Saygılar...
 
Alıntı

#22
Egecaddesi demiş ki:Başka bir siteden alıntıdır.

[Resim: 85365476ty2md7.jpg]

http://www.militaryphotos.net/forums/sho...p?t=127069
Bu konu orda da tartışılmış.

Fark olarak ortaya konan şeyler tamamen aksesuarla alakalı. Örneğin HK'nın üzerindeki Eotech Mehmetçik-1deki Elcan optik, kundakta bizim M-1de picatiny rail yok HKda var, onun haricinde kullanılan dipçik de HKnın güncel dipçiği değil, HK şu an M-1deki dipçiği kullanıyor. Bunlar isteğe bağlı olarak her silaha eklenebilir.
 
Alıntı

#23
Ama bu elin silahını alıp lisansla veya reverse mühendislikle ya da ortak üretim şeklinde üretip sonra adına Türk Dizaynı demek yeni birşey değil. Fırtına obüsünden, Kasırga roketine kadar herşey, "Biz yaptık, biz bulduk!" demeyi adet haline getridik. Hala nasıl oluyordu uluslararası ticaret davalarıyla karşılaşmıyoruz, şaşırıyorum.
 
Alıntı

#24
Bu arada sayın LUPUS, haklısınız, kalibre konusunda. TSK personeli 7.62nin öldürücülüğüne hayran demek daha doğru olur. Zaten HK33ün eleştirilmesindeki en önemli etkenlerden biri de 5.56x45 olması. Bu tıpkı M-1 karabinelerin hiç sevilememesine benziyor. Kore savaşında Çinlilerin kalın paltolarına işlememesi sebebiyle bu silah Kore savaşında hiç sevilmemiş. HK33 de benzer sebepten (menzil ve beka) ordu tarafından istenmedi. Konu uzun, vakit dar, tekrar devam ederiz.
 
Alıntı

#25
Sayın MG 42 bu kalibre konusu piyade silahı için en önemli hususlardan birisi.
Sanki 5.56 ve 7.62 den başka seçenek yok muş gibi davranılıyor.
Eğer gerçekten bunların dışına çıkılmasını engelleyen katii bir unsur mevcut ise ortaya konulmasından tarafım. Eğer böyle bir husus na-mevcut ise bu mesel in üzerinde tartışılmasında fayda olduğunu düşünüyorum.
Saygılar...
 
Alıntı

#26
Bakın, bu iş biraz farklı, nuharebe anında cephane sıkıntısına düşmemek, diğer faktörler kadar hatta diğer faktörlerden çok daha önemli bir konu. Örneğin, ben dağda PKK ile mücadele edeceksem ve elimde bir M-4 varsa, AT-4 roketatar taşıyorsam, cephanem bittiğinde muharebe kabiliyetimi kaybetmişim demektir. Oysa, AK-47 ve RPG-7 ile oradaysam cephanem bittiğinde gerek ölü teröristlerden gerekse bölgedeki pek çok kaynaktan üs bölgesine dönmeden bütünleme yapıp devam edebilirim. O yüzden haklısınız, her ne kadar idamesi zor da gözükse de, farklı durumlarda farklı mühimmat ve silah gerekebilir. Öte yandan bir NATO üyesi olarak bazı standartlarında takip edilmesi zorunluluğu var. Müşterek bir harekat ortamında bu standardizasyonun gereği çok daha fazla ortaya çıkmaktadır.
 
Alıntı

#27
Alıntı: Öte yandan bir NATO üyesi olarak bazı standartlarında takip edilmesi zorunluluğu var. Müşterek bir harekat ortamında bu standardizasyonun gereği çok daha fazla ortaya çıkmaktadır.

Arkadaşlar, bu adamlarla kağıt üzerinde müttefik olmakla beraber, her ne kadar Afganistan veya Balkanlarda müşterek operasyonlarda yer alıyor gibi gözüksek de, gelecekte vuku bulacak gerçek manada top yekün bir çatışmada, hala bu adamlarla aynı saflarda olacağımıza inanıyor musunuz? Ben kesinlikle inanmıyorum.

Daha önceki gün eski CIA başkanı, Türkiye ve ABD'nin çıkarlarının artık tamamen zıt yönlerde olup, birbiriyle çatıştığını, bu nedenle aradaki müttefiklik ve stratejik ortaklık ilişkisinin, resmiyette olmasa da, pratikte bittiğini söyledi. Gerçi hemen akabinde ABD Ankara Büyükelçisi güzel bir kıvırma konuşma yaptı ama, artık güneş balçıkla sıvanmıyor.

Acilen kendi coğrafyamıza ve ihtiyaçlarımıza uygun bir silah sanayisi tesis etme zamanımız gelmiş, hatta geçmektedir. Sıra hızla Türkiye'ye gelmektedir, ama her nedense hiç kimse bu gerçeği bir türlü kabul etmeye yanaşmamaktadır. Şimdiye kadar dünyadaki konjonktür, adamların Sevr heves ve planlarını gizleyerek, en azından işlerine yaradığımız müddetçe, nezaketen gizleyerek yürütmelerini gerektirirken, artık bunu saklama gereği bile duymadan, bunu memleketimizdeki maşaları ile, meclis çatısı altında dahi gündeme getirebilmektedirler. Batının rönesans ve sanayi devriminden sonra halletmek zorunda olduğu en büyük derdi ve tasası, '' Şark Meselesi '' dir. Bu meselenin kilit noktası da Anadolu coğrafyasıdır. Bu coğrafyada nihayi amaçlara ulaşılmadıkça, Şark Meselesi nihai çözüme ulaşamayacaktır.

Kendimiz için planlayacağımız silah sistemleri içerisinde, hafif piyade hücum tüfeği de bir istisna olmayıp, tamamen gelecekte karşı karşıya kalmamız muhtemel, hatta artık aşikar olan tehdit ve muharebe usullerine göre tasarlanmalıdır. Kalibresinden, çalışma sistemine kadar, mühimmat stoklanması ve tedarikinden, bakım ve idame konularına kadar tüm konular ayrıntılı olarak tartışılarak, net bir konsensus sağlanarak, acilen revizyona gidilmelidir. Neyse, kendimiz konuşur, kendimiz dinleriz, en iyisi biz baççavuşa su çekmeye devam edelim...
 
Alıntı

#28
Biz konuşalım ki bir eşrefi mahlukat çıkıp ta "ya hu bunu da kimse akıl dahi edip istişare meselesi etmemiş" demesin.
Sayın Lupus; NATO hakkında beyan etmiş olduğunuz görüşlere tamamen iştirak etmekteyim.
Düşman olabilecegimiz ve hatta olduğumuz aşikar olan bir sisteme uyum göstermeye çalışmak ve heleki bunu onlardan bir çatışma anında fayda sağlamak için yapmak bana milletimizin geleceğini alenen tehlikeye atmak tan farksız gelmektedir.

Evet büyük savaş sanatı ustaları gerekli olan ikmali düşmandan yapmayı sıklıkla yapmışlardır ancakgüngeçtikçe spesifikleşen silahlarda bunun okadar da öenmi kalmadığı kanısındayım. Eğer kendi kendimizi idame ettiremezsek zaten savaşta cokta fazla yardım görmeyeceğimiz aşikardır. Ayrıca bu bermi standardizasyonun dan düşmanın da bizim gibi yararlanacağını untmamak gerekir. (MKE mermileri düşmanın eline geçerse!!! Smile )
Saygılar...
 
Alıntı

#29
Sayın Lastmohikan, maalesef size katılamayacağım. Çünkü, değişen koşullar artıkgünümüzün savaş meydanlarını da değiştirmiş ve savaşlar cephe savaşları olmaktan çıkmıştır. Bu gelişmlere savaş meydanını adeta bir lojistik kabus haline döndürmüştür. Bugün artık savaşlar asimetrik savaş ya da meskun mahal muharebeleri haline dönüşmüşlerdir. Büyük skalalı savaşlar artık pek görülen bir olay değildir. Fakir adam kendinden güçlü düşmanla nasıl savaşılacağını öğrenmiştir. Zaten diğer tür konvansiyonel çatışmalar kısa sürede uluslararası toplumun baskılarıyla sone erdirilmektedir. En yakın örneği Gürcü-Rus çatışmasıdır. Örneğin ben Somali'de Barışı Koruma Görevine göndereceğim Deniz Piyade Görev kuvvetime Rus menşeili silah veririm. Böyleikle ABD'lilerin Mogadişu'da çine düştükleri kabusu yaşamam. Blackhawk Downda göremesek de ABDliler cephane sıkıntısı nedeniyle çok zaiyat verdiler, kendileri bunu daha sonra yazılan pek çok makalede kabul ettiler. Bir başka gözlemse, pek çok ABD askerinin Irak ve Afganistan'da kendi official issue silahını bırakıp AK-47 ile savaşması.

NATO dediğiniz gibi miyadını doldurmuış bir projedir. Fakat, standardizasyon önemlidir. Sebebine gelince, bugün TSK'nın yapılanmasının tamamı NATO prosedürleri doğrultusundadır (Her NATO üyesi ülkede olduğu gibi) bunu değiştirmek gereksiz, masraflı ve risklidir. Bugün operasyon alanları ve uluslararası tehdit ortamları bizim NATO ile işbirliği yapmamızı gerekli kılmaktadır. Öte yandan derin komplolar, üçkağıtlar işin bir diğer boyutudur.
 
Alıntı

#30
Bu gün için tüm nato standartlarını değiştirmek olarak zaten bizim boyumuzu fazlasıyla aşacak bir projedir. Ancak öteden beri Nato ABD kontrolünde bir güc birligi olagelmiştir. Kalibre standartları da hep abd nin ihtiyac ve istekleri doğrultusunda gitmiştir. Ben bu durumun yarın içinde aynı şekilde kalacagını düşünüyorum. Bizim nato standartı olarak kullandığımız 7.62 mermilerimizden yana natodan ne fayda gördüğümüzü düşünürsek(tecrübeler ve ambargolar ortadadır. ) gerektiği anda yine aynı duruma düşürüleceğimiz gün gibi aşikardır. Bu cihetle her ne kalibre secersek secelim bunu uyum için yaparsak bu delilikten başka bişey olmaz sonuç olarak kendi mermimizi kendimiz üretmek zorundayız. o zaman istediğimiz mermiyi secmemiz en doğal hakkımızdır...
Saygılar...
 
Alıntı

  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 2 Ziyaretçi