Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 4 Oy - 4.5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Yerli Piyade / Hücum Tüfeği...
#1
Arkadaşlar, farklı konu başlıklarında, gerek kalibresi, gerekse de çalışma sistemi ile sık sık gündeme gelen bir konu olduğu için, bunu tartışmak için ayrı bir konu başlığı açtım. Bu konudaki bilgi, görüş ve tespitlerinizi bu konu başlığında paylaşabilirsiniz.
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
Antiterör
#2
Öncelikle bu konuda uzun süreli çatışma tecrübesi olan subay ast subay ve erlerin tecrübe aktarımlarından bir havuz oluşturulması gerektiği kanısındayım. Bunun yanında şu an yaşadığımız vede gelecekte yaşamamız muhtemel olan çatışma durumlarını; mahal, mesafe yoğunluk gibi çok değişik parametrelerde istatiksel incelemelerinin çıkarılması ve bu meyanda bir kalibre, çalışma mekanizması, ergonomi, kapasite gibi kavramsal tasarıma gidilmesi gerektigini düşünüyorum.
 
Alıntı

#3
Yada işin kolayına kaçıp dünyada birçok otoritenin begendiği bir tüfeğin çakmasını yapıp ordumuzu modernize ettik diyebilirler. Tabi hk-33 ü bile dogru düzgün üretemeyen bir kurum bunu nasıl becerecek o da ayrı bir konu...
Saygılar...
 
Alıntı

#4
olurmu arkadaşlar üstünde birsürü gerek(li/siz) zımbırtı var isterse tek mermi atmasin, bakanlar vavvv diyorlar ya onu kullanan askerler ölsede sorun değil....
 
Alıntı

#5
Bence Amerika'yı yeniden keşfe gerek yok. Bugün dünya üzerinde kullanılan silahların tamamına yakını aslında öyle ya da böyle aynı platformları kullanmaktadır. Örneğin, Galil, AK-5, L81 gibi piyade tüfekleri tamamen AK47 silahının klon ya da varyasyonlarıdır. Cz, Norinco, Sako, Beril de AK-47 felsefesinin devamlarıdır. Ya da kendini ispat etmiş bir platform üzerinde ciddi modifikasyonlarla eski görünümlü yeni bir silah elde edilebilir. Örneğin HK-416. M-16/M-4'ten tamamen farklı bir silah olmasına rağmen, görüntü olarak son derece benzer bir silah yapılmıştır. Örneğin, Meksika ordusunun yeni silahı FX-1 bir G-36 klonudur ve son derece de başarılıdır. Bu yüzden MKEK'nın yaptığı şeyi yadırgamamak lazım. Sorun, MKEK'ya güvensizlik. Bu kadar kısa sürede bu kadar prototipi ortaya çıkartıp bunlardan üstün performans alacağını iddia etmesi ve bunun ne kadar ciddi bir tavır olduğunun su götürmediği...
 
Alıntı

#6
Ben kabül görmüş konseptlerin kullanılmasına karşı değilim aksine bunun yararına inanıorum lakin bu rastgele bir seçim yapılmasını kabul etmek manasına gelmiyor. Öncelikle daha önce zikrettiğim meseleler ve tabi bu konuda önemli diğer faktörler değerlendirildikten sonra böyle bir yola girilmesi taraftarıyım.
Bu işe baştan itibaren muhalefet olmamın sebebi böyle bir çalışmanın yapılmadığı konusundaki kuvvetli kanaatimdir.
Açıkcası silahlı kuvvetlerimizi gerek tabanca, gerek keskin nişancı gerekse de piyade silahı konusunda tam bir ihtiyaç tanımlaması yapmaması bu durumu ortaya çıkarmakta ve bu konulardaki gelişimin önünü kesmektedir.
Malesef herşeyi günü gelince yaparız anlayışı bizi akim bırakmaktadır.
Saygılar...
 
Alıntı

#7
Silahlı kuvvetler bu ihtiyaç çalışmalarını çok önce yapmış ve ilgili yerlere ulaştırmıştır. TSK kuvvetlerinin özellikle sınıf okullarının tamamı MUHLAB'A (MUHAREBE LABORATUVARI) sahiptir. Bu laboratuvarlarda bu tip geliştirme çalışmaları, ihtiyaç belirleme çalışmaları yapılmakta, daha sonra bunlar EDOK'ta bulunan MUGEDOY başkanlığına ulaşmakta ve değerlendirildikten sonra G.Kurmay'a gitmektedir. Buradan da müsteşarlığa ulaştırılmakta ve sonrası bürokrasinin insafına kalmaktadır. Basitçe prosedür budur. Bunun yanında TSK içinde ALDER/KALDER (alınan karşılaşılan dersler) adı altında tecrübeleri paylaşmaktadır. Bu konuda daha ne yapılabilir bilmiyorum.
 
Alıntı

#8
Alıntı: Silahlı kuvvetler bu ihtiyaç çalışmalarını çok önce yapmış ve ilgili yerlere ulaştırmıştır.
Sn.mg42, TSK'nın belirlediği, Hafif Piyade Hücum Tüfeği standardları ve beklentileri konusunda her hangi bir bilginiz var mı acaba? Örneğin istedikleri tüfeğin ağırlığı veya namlu boyu nedir? İstedikleri kalibre nedir? Ne tip bir mekanizma istemektedirler? Gaz pistonlu bir mekanizma istiyorlasa, gaz pistonunun ve bunun çalıştıracağı boltun özellikleri nelerdir? Boltu yakalama ve bırakma mandalları, bunların yerleşimi ve ulaşım mesafeleri ile ilgili bir talepleri var mıdır? Aynı şekilde emniyet mandalı çalışma şekli ve yerleşimi ile ilgili bir tanımları var mıdır? Nişangah tipleri ayrıntılı olarak tanımlanmış mıdır? vs. vs.

Hepsinden önemlisi de, bu ayrıntılarla ilgili tanımlar, NATO'nun yazılı standardları baz alınarak mı hazırlanmıştır, yoksa tamamen bizim insanımızın anatomik özellikleri, silah kullanma alışkanlıkları, yaşadığımız arazi ve karşı karşıya olduğumuz tehditler göz önüne alınarak mı hazırlanmıştır?
 
Alıntı

#9
Silahın teknik spesifikasyonları konusunda bilgi vermem mümkün değil, fakat değerlendirmenin nasıl yapıldığı konusunda bilgi verebilirim. İşte olduğum için evdeki bilgilere ulaşamıyorum. Fakat, prosedürün işleyişi hakkında bilgi verebilirim. ALDER ve KALDER'den bu amaçla konuyu açtım. Burası aslında tüm TSK birliklerinden gelen feedbacklerin (sadece silah, mühimmat değil taktik olarak da bilgi toplanıyor) oluşturduğu bir havuz gibi düşünülebilir. Buradan gelen bilgiler ilgili birimler tarafından izlenir ve değerlendirilir. Böylelikle örneğin silahın veya postalın TSK'nın ihtiyaçlarına uygun olması hedeflenir. TSK, G-3'ten memnun değildir demek G-3e haksızlık olur. G-3ün öldürücülüğü aslında takdir bile görmektedir. Şikayet edilen nokta ağırlık ve ergonomi ile ilgilidir. Bunun yanında modern aksesuarlara uyumsuzluğu da (gerçi Norveçliler bu silaha her türlü optic ve taktik edevatı ekleyebiliyorlar o yüzden ben bu eleştiriyi pek gerçekçi bulmuyorum) ordudan olmasa bile bazı kaynaklardan duyulan bir eleştiri. Bu yüzden TSK HK'dan şikayetçi değil, hatta G-3 veliahtının HK yaoısı bir silah olması hiç süpriz değil. Şu an çıkmak zorundayım, sonra devam edeceğim. Saygılar.
 
Alıntı

#10
Alıntı: Şikayet edilen nokta ağırlık ve ergonomi ile ilgilidir.
Alıntı: TSK HK'dan şikayetçi değil, hatta G-3 veliahtının HK yapısı bir silah olması hiç süpriz değil.

Ağırlığın ciddi kısmı, silahın kalibresi, bilyalı kilit sisteminin bir parçası olan bolttan kaynaklanmaktadır. Öldürücülüğü de silahın direk kendisi ile değil, kalibresi ile ilgilidir. Kurma kolu konusuna ise hiç girmek istemiyorum.

HK yetkiliklerine neden ısrarla boltu geride kilitlemeyen sistemler üretiklerini sorduğunuzda aldığınız cevap traji komiktir ; Neymiş efendim, düşmanınız silahınızın boşaldığını görmemeliymiş... Artık hangi mesafeden benim silahımın kovan firlatma boşluğunun içini görecekse düşman...Aynı HK, her nedense şeffaf şarjör yapmakta herhangi bir mahsur görmemektedir.

Be adam, karşımdakinden önce ben silahımın boşaldığının farkında olmak istiyorum ve silahımın da bunu bana haber verecek bir mekanizmaya sahip olmasını istiyorum. Şarjörümü değiştirdiğimde de, fırına ekmek atan fırıncı gibi ileri uzanmadan boltu salıp, fişek yatağını doldurmak istiyorum. İşin ilginç yanı, G36 bile bu ucubeliklerden muaf değildir. HK416 ise tamamen M4'ün ergonomik rahatlığının sefasını sürmektedir.

Uzun lafın kısası, üzerinde çok ama çok fazla çalışılması gereken, hatta Amerika'nın bile aslında keşfedildiği sanılan yer olmadığını ortaya koymaya yetecek kadar çok üzerinde çalışılması gereken bir konu, umarım aceleye getirilip, gene bir çuval incir berbat edilmez.
 
Alıntı

  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi