Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Zigana T
#51
Maalesef ülkemiz gündemi özellikle Suriye gündemini twitter'dan öğrenmek zorunda kalıyor. TSK'nın açıklamaları bile artık haber olmuyor. İnsanlar yine de öğrenmek istedikten sonra bir şekilde öğrenebiliyorlar. Bu cıvıtır dünyasına benim bile giresim var. Yeni bir fotoğraf düşmüş. Aslında böyle çok fotoğraf var sosyal medyada.

Elbette taktiksel anlamda ve istihbarat/karşı istihbarat anlamında bölgeden haber geçilmemesini mantıklı bulsam da bu olayın bununla ilişkili olduğunu düşünmüyorum tamamen politik.Neyse fotomuza gelelim.

[Resim: C4n_M0h_OWQAATBx_S.jpg]

how to upload photo

 

Resmin en ilgi çeken yanı sol tarafta ki SAT peçi. Bu konuda çok fazla şehir efsanesi vardır ve bu efsanelerin askerliğim sırasında bazı astsubaylardan dinlediğim kısımları bunları doğruluyordu. Bilmeyenler için bu efsaneden bahsetmek gerekir. SAT ve SAS birlikleri doksanlı yıllarda terörle mücadele de kullanılmak istendi ama çok zayiat vermeleri ve böyle bir savaşa alışkın olmamaları nedeniyle geri çekildiler. Bu hikayenin aslında gerçek bir payı da var.


Özel kuvvetler belirli savaş biçimlerinde özelleşirler. SAT komandoları amfibi operasyonlar için özelleşmişlerdi. Özellikle Vietnam dönemi sonrası eğitim vermeye gelen SEAL komandolarının üzerinde durduğu eğitim adacık ve kıyı ele geçirme eğitimleridir. Nehir -ismini  net hatırlamasam da mekong diyeceğim- sayısız adacıkla doludur. Vietkong askerleri bu adacıkları geçici/kalıcı üs olarak kullanmakta ve nehir üzerindeki tüm lojistiği baltalamaktadır özellikle botlarla yapılan transferlere baskınlar düzenlemektedirler. Bazı dönemlerde bu kıyı şeridinin kendisi olabilmektedir ama devamlı hareket ettikleri için büyük birliklerle ( yavaş)  yapılan  saldırılarla ele geçirilememektedir. SEAL komandoları özellikle gece baskınları ile küçük botlarla sızma yaparak bu adacıkları ve kara parçalarını ele geçirirler. Sızma bittiğinde bir bot timi kalarak devamlı ateş desteği sağlar. Çıkarma yapan tim orayı ele geçirir ve tahrip eder. Bu ateş desteğinin arkasında adacıktan çekilirler. Amaç zaten kalıcı üs kurmak değildir.

Bu eğitimin özellikle altmışlı yıllar ve yetmişli yıllarda SAT eğitiminin temel taşı olduğunu biliyoruz. Doksanlarda da en fazla bu görüntüleri izlerdik. Bu nedenle ( daha dün arkadaşla Kardak belgeselini izledik ) Kardak bir şans değildi devamlı eğitimini aldığı şeyleri görev olarak yapan askerlerin başarısıydı.

Günümüzde ABD'de SEAL komandoları her operasyon için görevlendiriyor. Bazen devamlı onların isimleri öne çıkıyor.3000 üzeri SEAL var. SEAL ve SAT benzetmesi hep yapılıyor. En son hendek operasyonlarında SAS timlerinin tuzaklanmış mühimmatları imha etmek maksatlı göreve çağrıldığını biliyoruz. Bu noktada sadece SAT keskin nişancı timlerinin göreve çağrıldıkları düşünülebilir. Keskin nişancının hava indirme , denizci , amfibi , jandarma olması aslında çok fark etmiyor. İstenilen görev profili benzeşiyor.

İkinci önemli nokta ise mühimmat. Elli kalibre zırh delici mühimmat. Bu iş için özel seçim bir nişancı mühimmatımıdır bilemem ama neyi anlatmak istediğini söyleyebilirim. En çok kaybı kaybedilen tankların mürettebatı ( çoğunlukla güdümlü tanksavar mühimmatı ile) ile bombalı araçlarla yaşadık. Malum örgüt artık bu noktada kendini çok geliştirmiş bu araçlar bildiğimiz bombalı minibüslerin çok ötesinde.Özellikle 16 şehit verdiğimiz saldırıda kullanılan araç bir BTR idi.Bu araçları makineli tüfek ateşi ile durdurmak mümkün değil.Hatta elli kalibre 12.7 uçak savarlar bile yetersiz kalıyor.Tonlarca çelik yığınından ibaret olan bu aracın içinde yine tonlarca patlayıcı var.Elbette tamamı askeri patlayıcılar değil ama örgüt kullanmadığı kendi silahı ile uyumsuz mühimmatları  tuzak ve patlayıcı kaynağı olarak kullanıyor.Böyle bir patlamanın etki çapı neredeyse yüzlerce metre oluyor.

Şimdi burada ki soru şu örgüt elinde yüzlerce BTR'mi var hayır.Elbette bu çok pahalı bir yöntem.Örgütün özellikle kullandığı araçlar ise sonradan zırhlandırılmış sivil araçlar.Bu araçların üzerinde etrafını tamamen kaplayacak şekilde kaynatılmış bir sac var.Bu sacın evsafını bilemiyorum belki st 37'dir belki hardokstur. Bir santim ve üzeri bu saclar şoför mahallini , aracın hassas bölgelerini ve tekerlerini koruyor.Kaplumbağa gibi tamamı bu şekilde zırhlı araçlarda var arkası zırhlı olmayanlarda.Bu araçlar bazen koruma ateşi altında bazen de tek olarak saldırıyor.Şoför önünü sadece bir karışlık küçük bir açıklıktan görüyor.

Bu mühimmat ile görev profilinin açıkça bombalı intihar saldırısı araçlarını önlemek olduğunu düşünebiliriz.Nispeten korunaklı ve manzarası güzel bir yere konuşlanan keskin nişancının bu şekilde zırhlandırılmış aracı vurmak için görevlendirildiğini düşünebiliriz.Elbette 5 cm X 20 cm ebadında (ortalama) bir deliğin içerisinde direk şoförü vurmak da istenilebilir.

Merak edenler için şunu da ekleyeyim daha düşük çaplı keskin nişancı silahlarının olduğu fotoğraflarda var sosyal medyada.Elbette Al-Bab savaşının keskin nişancılarının tek görevi bu değildir.

Bu yazının belki tam anlamıyla Zigana ile alakası yok ama onu bu hale getiren bombalı araçla ve o aracı önlemeye çalışanlarla alakası var ve bunları gazetelerden okuyamazsınız.O nedenle Sn blacksea'nın yazısına bir dip not bir derkenar olarak düşmek istedim.
 
Alıntı
20 üye teşekkür etti:
heisenberg, cnrabt, lupus, Gravis_Pro, Kimble, ErDiNi78, sem, Sakin, demasoni, blacksea, iso, orpeus, XXAHMETXX, Tonyukuk ÖTUKEN, PersonalDefence, wubıh, nutkey, batuhanvurall, şahin44, alone61
  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi