Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 2 Oy - 5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
TTC-Pedia "Silah ve muhimmatlarla ilgili degerli bilgiler Ansiklopedisi"
#31
Re: Her silah her zaman doludur.

(29-08-2012, 02:31 PM)Yavuzhan demiş ki: O gün bir arkadaşım benim tüfeğe bakıyor.
-Dolu mu dedi?

-Dolu tabi dedim.

Tüfeği manupule etti hani boş dedi.

-Aklımda öyle kalmış demek boşmuş dedim ve gülümsedim. TabancaTufek.com u okuduğumuda bilir.

-Hee size göre her silah doluydu demi dedi.

-Doğru dedim. Allah'tan akıl edip sordun dolumu diye dedim. Kızdı. Smile

(29-08-2012, 12:56 PM)lupus demiş ki: Herhangi bir şekilde hatırlatılması veya vurgulanması ise çileden çıkartır...Smile

Dediğiniz gibi bizden sonra birde bu tipler türedi üstad. Safi magandaya can kurban.
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
Antiterör
#32
İthal Silaharda Yedek Parça Temini
(05-08-2012, 06:06 PM)lupus demiş ki: "... Hasılı kelam, kullanılan her silah öyle veya böyle bir gün parça tadilatına ihtiyaç duyabilir, bunun istisnası yoktur. Eğer ülkemizde parça tedarik sorunu yaşamadan ithal silah kullanmak istiyorsanız tercih edilecek marka ve modeller bellidir; Browning, CZ, nisbeten Beretta, Glock...
Saygılar."

Hangi İthal Silah?
(23-05-2008, 12:31 PM)lupus demiş ki: "Arkadaşlar, listedeki silahlar içerisinde, standard üretim olarak güvenlik güçlerinin beline giden en mükemmel tabanca şüphesiz ki, SIG P210.

Yıllara meydan okuyarak, tüm dünyada çok yaygın olarak kullanılmayı başarmış, ikinci dünya savaşında her iki tarafın da kılıflarında yer bulabilmiş, yüksek kapasiteli yarı otomatik kavranımı silahseverlerin hizmetine sunmuş, bugün ilk halinden çok fazla bir değişikliğe uğramadan, hala ilk günki kadar popüler olan, yurt dışında bazı otörler tarafından, savunma amaçlı 9 mm lerin kralı, '' King of the Nine '' olarak adlandırılan, bizim gibi dinazorların has  silahı BHP' nin de ayrı bir yeri olduğunu düşünüyorum. 

CZ 75 Albay Jeff Cooper tarafından, en iyi hizmet tipi 9 mm yarı otomatik hizmet tabancası olarak adlandırılmayı hak ettiğine göre, yabana atılmaması gereken silahlardan birisi.

Modern anlamda güvenilirlik ve isabetlilik konusunun  nasıl olması gerektiğini, tanımlayan tabancalar ise, klasik SIG P22X serisi ayrı otomatiklerdir. 

Az ve ucuz parça içermesi, her şartta kullanılabilmesi ve çalışması, modern silah üretim mantığında köklü değişikliklere çığır açması, tüm atıcı profillerine kendisini sevdiremese de, hepsinde saygı uyandırmayı başarabilmesi ile, yeni yüzyılın BHP'si olmaya aday olan Glock da rahatlıkla dereceye girebilecek bir silah.

Aslında en güzeli elimizde hepsinden birer tane olacak, hepsini bir babanın her evladını farklı bir yönü ile sevdiği gibi sevip, okşayacağız."

Hangi Kalibre?
(10-10-2009, 09:18 AM)lupus demiş ki: [Resim: 10mm.jpg]

(18-04-2008, 10:15 PM)ceycey demiş ki: "... Türkiye şartlarında şarjörlü silahlarda tercih edilecek 2 kalibre mermi var.
1)Namlu çıkış hızı ve delici özelliği yüksek olan 9 mm.Türkiye'de en kolay bulunan mermi olması ve 9 mm tabancaların şarjör kapasitelerinin fazla olması avantajları. Dezavantajı ise durduruculuk özelliğinin fazla olmaması.
2)Yüksek durduruculuk özelliğiyle 45 acp mermi.Namlu çıkış hızının düşük olması ve 45 kalibre tabancaların genelde düşük mermi kapasiteli olmaları dezavantajı.
Bu 2 kalibre mermi arasında tercih yapmak kişiden kişiye,kullanım amacına göre,zevke göre değişir.Bence eğer şahsın tek tabancası olacaksa 9 mm olmalı.Ama 2.tabanca mutlaka 45 kalibre olmalı.
10 mm ve 40 SW ülkemizde fazla tanınmayan ve kolay kolay bulunmayan mermiler.Hem durdurucu hem delici olma özellikleri ve namlu çıkış hızları yukarıda arkadaşlarımızca ayrıntılı olarak anlatıldı. Ancak MKE tarafından mermileri bol getirilmediği veya yaptırılmadığı takdirde TR'de tanınacaklarını ve yaygınlaşacaklarını tahmin etmiyorum.
Toplu tabancada en iyisi 3.57 Magnum görüşü bence doğru. Sn.Lupus'un dediği gibi 2.5 veya 3 inçlik 3.57'lik bir SW ideal bir toplu tabancadır..."
 
Alıntı

#33
(05-08-2009, 05:24 AM)baris demiş ki: Sanayide sürtünme azaltıcı PFTE(teflon)-Moly gibi kaplamalar, plazma-ion sprey uygulamaları gibi bir çok teknik geliştirilir iken, birilerinin motor yağına dökeceğiniz bir şişe bor sütü ile %80 sürtünme azalmasına inanmamızı beklemesi çok garip buluyor, bir yandan da agresif reklam kampanyaları ile bu ürünleri satmaya devam etmelerine şaşırıyorum.

Ciddi test kuruluşları, açıkladıkları deneyler ile bu yağ katkılarının hiçbir olumlu etkisinin bulunmadığını belirtir, ve hatta bazı katkıların yağ filtrelerini tıkamak gibi olumsuz sonuçlarını yayınlar iken, gerçekten stratejik öneme sahip bor madenimizin asıl sanayideki kullanım alanlarını gözardı edip, sadece mucize "yılan yağı" şeklinde satış yapılması beni rahatsız ediyor.

Reklamında "Elmas'ın % 85'i sertliğinde bir yüzey oluşturur" diye geçen kısım boron nitrid maddesi.. Boron nitrid, grafit gibi yağlayıcı-kaydırıcı özelliğe sahip , heksagonal formda yapısı zaten periodik tabloda Karbon'un komşusu olan bir sentetik materyaldir. Kübik formunda ise insanoğlu tarafından Elmastan sonra bilinen en sert materyal olduğu için konumuzda uygulaması yoktur, Ama boron nitrid kristallerini, nano boya indirgenmiş bile olsa herhangi bir yüzeye uygulamak, yağa incecik elmas tozu karıştırmanın nasıl bir abrasif etki yapacağını zaten tahayyül edersiniz.

Heksagonal boron nitrid, sanayide bir çok alanda, özellikle yüksek sıcaklık ve elektrik izolasyonu için konduktivitesi çok düşük, dielektrik bozunum direnci yüksek, kimyasal olarak tepkimesiz olduğundan dolayı tercih edilen bir madde. Aynı şekilde kurşunkalem içi olarak yaygın bilinen grafit te çok yaygın şekilde yağlayıcı-kaydırıcı olarak mineral yağ bazlı bir taşıyıcı matriks içinde ucuz ve bol miktarda kullanılmakta.

Sn. Erdemir'in borik asit ve ince film şeklinde yüzey kaplamaları üzerine çalışmaları devam ediyor. Sürtünme azaltıcı kaplamalar biz farketmesek te, artık her yerde kullanılıyor, kullandığım Subaru STi'ın yeni pistonlarının kenarlarında örneğin molybdenum kaplamalar var, silindir çeperi ve piston yüzeyi arasında oluşan parazitik drag'ın azaltılmasına ve güçten çalmanın azalmasına yarıyor. Ama bu kaplamalar, daha önce bahsettiğim gibi bir şişe sıvıyı döküp motor yağında çevirerek olmuyor, "chemical vapor deposition, Ion beam deposition, Plasma Enhanced CVD, pulsed laser deposition, reactive sputtering" gibi farklı buhar fazında yüksek ısı (1500 °C nasıl?) ve basınç (4-7 GPa, yani Yarım milyon Psi ) Smile altında üretilmiş boron nitrid kaplamaları gibi uygulamalar kullanılıyor.

Benim itiraz ettiğim, genellenip basite indirgenip insanların parasını alıp, daha sonra da bor türevlerine daha farklı gözle bakmalarına sebep olacak bu tür fırsatçılıklar...

Her ne madde olursa olsun, argümanım, daha önce TV'lerde reklamları bolca görülen PFTE (teflon) içerikli katkılar gibi, yağ kapağından motora konularak motor yüzeylerini kaplayamayacağıdır. Kendileri bu kadar ayrıntısına girmese de, bahsettiğiniz ürünün bağlı olduğu prensip, mikron ölçüsünde yüzey bozukluklarına sahip yüzeylerin bu kristaller ile doldurulup mikro-pürüzsüz hale geleceği, sürtünmenin azalacağı, yakıt ve enerji tasarrufu sağlacağı üzerinedir, bence maksadını aşar şekilde abartılı ve bilerek agresif ve araya bilimsel olduğu zannedilecek terimlerle 3D grafiklerle gittikçe daha göze batan bir reklam pazarlaması ile insanların yanlış yöneltilmesine sebep olmaktadır. Yağ filminin altına nüfuz ederek metalik yüzeyde sırf kutudan dökerek kaplanacak bir maddenin motorda ana yatak ve krank arasındaki boşlukta ne kadar kalabileceğini düşünürseniz daha canlı bir örnek vermiş olabiliriz.
Bu ürünün tehlikesi, gerçekten işe yarayabilecek bir maddenin, kötü uygulama ve ucuz-agresif bir pazarlama anlayışı ile boğulmasıdır. Yeni yeni ortaya çıkan nano boydaki etkileşimleri, nanoteknolojiyi ve bor maddesini de daha anlaşılmadan kendisi ile özdeşleştirmek istemesidir...

Eğer sözkonusu şirketler, bor bileşimleri veya molibdenum yüzey kaplamaları ile mesela piston eteklerini, ana yatakları, motorda sürtünme ve parazitik drag yaratan tüm yüzeyleri veya silah parçalarını kaplayabilen bir proses geliştirip, motorumuzu-silahımızı teslim ettiğimizde yağ boşlukları orjinaline sadık kalabilecek ve toplam sürtünen yüzeylerin çaldığı enerjiyi %15 azaltan bir proses ile çıkmış olsaydı, daha hevesli ve destekler durumda olabilirdim. Ama malesef böyle bir kaplama sözkonusu değil, ama varmış gibi pazarlanıyor...
Sözkonusu firma ile veya benzerleri rakipleri vs ile hiçbir bağım yoktur, sadece ülkemizde hala yağ kutusunun üzerindeki rakamları anlayamayan %99 çoğunluk var iken (bu bir hakaret değildir, ne yazık ki gerçektir) yağlama gibi önemli ve çoğu zaman tam anlaşılmayan, kafa yorulmayan bir konuda bu tür uyanıklıklar benim en azından neyden bahsettiğimizi anlayacak, kendi çıkarımlarını yapabilecek olan bu nezih grup ile fikirlerimi böylesine nafile olsa da ayrıntılı paylaşma isteğimi uyandırmıştır, yazıyı biraz detaylı yazdım, zaman ayırıp okuyacak kişilere de teşekkür ediyorum.
Saygılarımla..
 
Alıntı

#34
(18-07-2012, 04:51 PM)baris demiş ki: Dandik metalurji bilgim ile konuya dahil olayım,

Açık havada elementlere maruz kalan metaller, halk tabiri ile "işler" yani bir nevi normalizasyon ve içsel stres azaltma prosesüne tabi olurlar.
Üst yüzeylerinde bir oksit tabakası oluşsa da, bu tabaka alltaki reaktif metalin oksijen ile temasını engelleyerek paslanmayı yavaşlatır, bu sırada da metalin kristal yapısı iyice oturur.

Nasıl en iyi ceviz, uzun yıllar bekletilip çürümeden korunmuş halde yerleşmiş ceviz ise, metallerde de uzun süre çok korozyona uğramadan beklemiş metal en düzgün yapıyı verir.
En yüksek kalite silahlarda uygulanan cryo-işlemler, yani -200 dereceye kadar soğutup sonra yavaşça ısınmasını sağlamak, metalin yapısındaki irregulariteyi hızlı şekilde düzeltir, doğa ana da bunu yıllar içinde yavaş bir prosesle yapar.

Başka ve az bilinen bir örnek vereyim, formula 1 tarihinde 1.5litre ve turbo motorların izin verildiği dönemde, uygun yakıt ile 1500cc'de yaklaşık 1000 beygir güç alınıyordu. Tabii bu kadar küçük bir hacimden 4 slindir ile bu güçleri (1 yarışlık ta olsa) almak için, tamamen çalışmış ve kristal yapısı yerleşmiş motor blokları gerekmekteydi. Büyük üreticilerden birisi (reno), döküm bloklarını fabrika bahçesinde birkaç yıl yağmurun çamurun güneşin altında bekletir iken, bir diğeri de (BMW) yaklaşık 500.000 km yapmış taksilerden, yerine sıfırblok vererek takasa aldıkları yine binlerce kez ısıl döngüye girmiş çıkma blokları kullandılar.
1000 beygirlik turbo motorlar çok tehlikeli bulunduğundan dolayı, birkaç sezon sonra yasaklandılar, ve Formula 1 bir daha hiç o güç seviyelerini göremedi, ama döküm bloklar üzerine o zaman öğrenilen bilgiler ile WRC ralli şampiyonası ve sonra caddelerde çok farklı motorlar kullanılmaya başlandı.

Bu yağmura-güneşe bırakma veya 500.000deki çıkma blokları alma hikayesi çok bilinmez, ama özellikle döküm malzeme metalurjisi üzerine harika bir derstir, bizim konumuzda da ecdadımızın binlerce yıl önce bildiği ve uyguladığı bu metalurji-yada eski ismi ile demircilik yöntemlerini, şimdi ecnebilerden duyup şaşırmakta olmamız son derece üzücüdür...

Saygılarımla.
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
PersonalDefence
#35
TTC-Pedia'nın geliştirilmesi için forumumuzda bulunan bir çok önemli konuya link verilmesinin yararlı olacağı düşüncesindeyim. Bu bilgilerin ansiklopediye girecek çok çok değerli bilgiler olduğu tüm forum üyelerince de aşikardır zannedersem.

Saygılarımla.

NAMLUDA BAKIR ARTIĞI TEMİZLİĞİ; http://www.tabancatufek.com/forum2/showt...p?tid=1198
Hangi silahin(modelinin) hangi parcasi o silahin en zayif halkasidir?; http://www.tabancatufek.com/forum2/showt...p?tid=7863
Şarjör Bakımı ve Kullanımı; http://www.tabancatufek.com/forum2/showt...p?tid=3259
'' Inox '' nedir, ne değildir ?; http://www.tabancatufek.com/forum2/showt...p?tid=5266
Silahlarda Görülen Pas Cinsleri; http://www.tabancatufek.com/forum2/showt...p?tid=2070
Bugünlerde daha çok "Bakım Onarım" kısmını incelediğim için linkleri o kısımdan verdim. Aslında TTC-Pedia hakkındaki düşüncelerimi sorarsanız; zaten "tabancatüfek.com" başlı başına bir ansiklopedi! TTC-Pedia; Ansiklopedi içinde ansiklopedi!

Emeği geçenlerin ellerine sağlık, zihinlerine kuvvet.

Saygılarımla.
 
Alıntı

#36
(01-05-2013, 12:57 PM)lupus demiş ki: Değerli arkadaşlar,

Bu tür atış disiplinlerinde zamanla olaya alışkanlık kesbettikçe, poligon amirinin komutları formalite halini almamalıdır. Poligon ve atış amiri, komutlarını tek tek vermelidir. Verdiği her komutun olması gerektiği gibi yerine getirilip getirilmediğini, atıcı ile birlikte bizzat kendisi de kontrol etmeden bir sonraki komutu vermemelidir. Eğer komutlar formalite halini alırsa, güvenlik zaafiyeti başlamış demektir...



IPSC kural kitapcığının sekizinci bölümü tamamen bu komutlara ayrılmış olup, her birisi ayrı ayrı tanımlanmıştır.



İlgili bölümün birinci başlığı silahların mekanik özelliklerine göre atışa hangi mekanik konumda hazır olması gerektiğini tanımlar. Örneğin söz konusu parkura atım yatağı dolu olarak başlanacaksa, çift hareketli bir Beretta 92 veya CZ 75, atım yatağı dolu, horoz indirilmiş, tetik çift hareketli pozisyonda olacak şekilde hazır olmalıdır, emniyet kapalı veya açık olabilir, bu atıcının tercihine bırakılmıştır. Eğer silahta Beretta 92 gibi horoz indirme sistemi varsa, horoz kesinlikle tetiğe temas edilmeden, manevela yardımı ile düşürülmelidir.

Tek hareketli bir 1911, atım yatağı doldurulmuş, horoz kurulu, manuel emniyet devrede olacak şekilde hazır olmalıdır.

Eğer söz konusu parkura atım yatağı boş olarak başlanacaksa, atım yatağı komutla doldurulacaksa, sürgü tamamen ileride olmalı, ateşleme ve tetik sistemi ne olursa olsun horoz tamamen aşağıda olmalıdır.



Sekizinci bölümün ikinci başlığı atıcının nasıl hazır olacağını tanımlar. Silah ait olduğu segmente uygun bir şekilde hazırlandıktan sonra, atıcı koşacağı parkurun gerektiği şekilde, topluca yapılan parkur brifinginde konuşulduğu üzere, ayakta, oturur vs şekilde hazır olur.

Atıcı '' Hazır? '' sorusu ve komutuna olumlu karşılık verdikten, '' Atış! '' komutu gelene kadar silah, mühimmat ve teçhizatına kesinlikle dokunamaz.



Sekizinci bölümün üçüncü başlığı komutları ve atış hattında iletişimin nasıl yapılacağını tanımlar.

1. '' Load and make ready '' / Doldur ve hazırlan komutu ile poligon / atış amirinin nezaretinde silah doldurulur, olması gerektiği mekanik konuma getirilerek kılıfa konur, gözlük, kulaklık, kılıf gibi teçhizat düzeltilir.

2. '' Are you ready? '' / '' Hazır mısın? '' komutu aynı zamanda bir sorudur, eğer atıcıdan '' Hazır değilim..'' şeklinde menfi bir cevap veya bu manaya gelir bir reaksiyon gelmezse, atıcının hazır olduğu kabul edilir. Atıcı söz konusu parkurun başlangıç pozisyonunu alarak ve koruyarak poligon / atış amirine hazır olduğunu gösterir.

3. '' Stand By '' / '' Dikkat komutunu müteakiben 1 ila 4 saniye içerisinde başlama komutu verilir.

4. '' Start Signal '' / '' Başlama Komutu '' normalde zaman sayacından gelen elektronik bir işaretle başlanır. Ancak ülkemizde bu tür cihazların kullanımı henüz yaygınlaşmadığı için '' Atış! '' gibi sözlü bir komutla parkura başlanır.

5. '' Stop '' / '' Dur '' / '' Ateşkes '' , parkur bitiminde veya herhangi bir nedenle herhangi bir poligon ve atış amirinin vereceği bir komuttur. Bu komutla birlikte atışı keser.

6. "If You Are Finished, Unload And Show Clear" / '' Silahı boşalt ve temiz olduğunu göster '' komutundaki incelik ise, güvenliği alınan silahın atım yatağının sadece atıcı tarafından görülüp kontrol edilmesini değil, güvenliği alınmış ve atım yatağı boşaltılmış silahın poligon / atış amirine gösterilmesini talep etmesidir. Yani sadece atıcıya '' Şarjör çıkar, atım yatağı kontrol '' komutunu verip, atıcıyı kendi haline bırakmak yeterli değildir. Burada amaç, silahın güvenliğinin olması gerektiği gibi alındığının iki ayrı kişi ve göz tarafından kontrol edilmesini sağlamaktır. Lütfen bu ayrıntıyı göz ardı etmeyelim...

7. "If Clear, Hammer Down, Holster" / '' Eğer temizse horoz indir / tetik düşür, silah kılıfa '' komutu ile silah hedef hattında tutularak tetik düşürülür, horoz aşağı konuma getirilir, müteakiben de silah kılıfa konur.

8. Poligon / Atış amiri '' Range is clear '' / '' Atış hattı temiz / Güvenli '' komutunu vermeden hiç kimse atış hattına girmez, hedef hattına gitmez.



Saygılar.
 
Alıntı

#37
WD 40:

(07-12-2013, 02:44 PM)lupus demiş ki: WD 40 ve bu kimyasalı üretenlerin hiç bir zaman her türlü uygulamada alternatif oldukları gibi bir iddiası olmadı...İlerleyen zamanlarda bu kimyasalı pazarlayanların ve bu işe derinliğine vakıf olmadan bu ürünü kullananların bu tür iddiaları oldu...Bu kimyasal ülkemize ilk geldiğinde ateşli silahlarda dahi kullanılabileceğini gösterir ikonlar taşıyan kutularla pazarlandı...Zaman içerisinde mahsurları sahada denenerek gözlenince, kutuların üzerindeki ateşli silah ikonu kaldırıldı...

WD 40 mükemmel pas, korozyon direnci ve yağlama sağlayabilecek adhezyon özellikleri olmayan, mükemmel temizleme yapabilecek çözücülük ve evaporasyon özellikleri olmayan, yoklukta, işe ve maksada özel bir kimyasalın bulunamadığı durumlarda kullanılabilecek güzel bir genel maksat kimyasalıdır. Mükemmel bir nem ve su arındırıcıdır, ki asıl üretim amacı da budur...Ancak bıraktığı tortular nedeni ile, uygulama sonrasında ayrı bir kimyasalla tortuları temizlenmesi gereken bir kimyasaldır. Bu nedenle kapalı ve derin yüzeyler, bu tür yüzeyleri olan mekanik aksamda çok dikkatli kullanılması gereken bir kimyasaldır. Kapsül eczasını bozup, kapsülleri sertleştirdiği için, mühimmat bulunan yüzeylerde kesinlikle kullanılmaması gereken bir kimyasaldır.

Hasılı kelam, konu kimyasallar ve metalürji olduğunda, '' Ne iş olsa yaparım Abi..'' diyen türden herşeye, temkinli bir şekilde yaklaşılması gereklidir...
 
Alıntı

#38
Sayın yöneticiler,

Forumun en eğitici sayfalarından biri. Ellerinize sağlık. Devam ettirilmesini istirham ederiz

Saygılar
 
Alıntı

#39
Askeri yivli tüfeklerde Ergonomik özellikler ve Tahrik sistemleri karşılaştırması:
(18-10-2016, 04:44 PM)lupus demiş ki:
(16-10-2016, 08:16 PM)Mergen demiş ki: 2-)Her ikisi de kendini kanıtlamış silahlar ve üreticiler olmakla birlikte sizce H&K 416 nın FN Scar L ye göre artı ve eksi yanları nelerdir?

Bu soruya en sağlıklı cevap teknik ve ergonomik ayrıntılar irdelenerek verilebilir, ama öncelikle şunları tespit etmek lazım;

1. AR platformu envantere girdiğinden bu yana rehabilite edilmeye çalışılan bir platform.

2. AK gibi bir tüfek üretebilmek NATO ülkelerinin vazgeçilmez hayalidir.

Direk gaz tahrik sistemine bağlı çabuk ısınma ve kirlenme, bunların neden olduğu tutukluk ve kırımlar AR' nin en bilindik handikaplarıdır. Bunu aşabilmek için farklı konfigürasyonlarda pistonlu tahrik çözümleri geliştirilmiştir. Ancak bunların neden olduğu vuruntu, çalışma ekseninde kayma, buna bağlı tutukluk ve kırımlar direk gas tahrikli sisteme rahmet okutur cinstendir. Bugün hala '' Ölümüne AR! '' diyen fanatiklerin hepsi AR platformunda en sağlıklı sistemin direk gaz tahrikli sistem olduğunda mutabıktır. Bunun tek istisnasının HK416 olduğu konusunda da yine hepsi mutabıktır. HK416A5 tam çift yönlü kontrol manivelaları, aksesuarlarla kullanırken kullanıcıyı zorlamayan kurma kolu özel operasyon birimlerinin gözdesi AR' lerden birisidir.

Özetle, eğer gaz pistonlu bir AR istiyorsanız, başvuracağınız adres HK' dır. Ancak bu noktada 416 ve 417' yi ayrı ayrı değerlendirmenin şart olduğunu da belirtmek isterim.

Buraya kadar herşey yolunda... Ama ya Murhy denen cenabet herif haklı çıkar da, sahada bir terslik olursa? O zaman aksesuarlarla sağlı sollu kullanımı son derece rahat olan, silah çalışırken hareket etmeyen o kurma kolunu Eugene Stoner' a monte edesiniz gelir. Çünkü kurma kolu mekanizma grubunu sadece çekmek üzere tasarlanmıştır. Ve kullanıcı tutukluk giderme manevrası senkronizasyonunda bir hata yaparsa, başka bir tüfekte görmenin neredeyse imkansız olduğu üçlü besleme hatası ile boğuşmak zorunda kalması işten bile değildir. Ki, AR denk getirdiğinde kullanıcısını gök görmedik tutukluklarla ve bunları gidermek için icat edilmiş manevralarla, örneğin mekanizma grubunu parmağınızla tutmak gibi, müşerref etme yeteneğine sahip yegane tüfektir. Aşağıdaki videolarda anlatmaya çalıştığım durumların ayrıntılarını görebilirsiniz;











Bu bağlamda şahsen, gerektiğinde tüfeği omuzumdan ayırmadan, doğal ön kol erişim mesafesinde, mekanizma grubu ile direk, mümkünse sabit bağlantısı olan, dolayısı ile mekanizmayı hem çeken, hem iten, olmadı üzerine postalla abanabileceğim bir kurma kolu olan FN SCAR' ı tercih ederim. Mümkünse FN SCAR gibi sökülüp takılabilen değil, AK gibi sabit bir kurma kolunu tercih ederim. Yine aşağıdaki video kast ettiğim durumu daha açık anlatacaktır;







Elemanın 2:45' den itibaren dediği gibi, ben de bebek gibi kollanacak bir silah değil, icabı halinde şaplaklanabilecek bir silah tercih ederim... Smile

FN SCAR' ın kurma kolu ise özellikle düşük montajlı aksesuar kullanımında atıcıyı zorlayabilmektedir. Aşağıdaki videoda bunu ayrıntılı bir şekilde izleyebilirsiniz;







Özetle, özellikle kurma kolu benim şahsen AR' de hiç mi hiç hazzettmediğim bir yapıdadır. Tekrar belirteyim, bu benim şahsi görüşüm ve tercihimdir. Şahsen öncelikle AK47/AKM tarzı bir kurma kolu, olmadı varsın tüfeğe monte edilen aksesuarlarla kullanımı biraz zor olsun, FN SCAR tarzı bir kurma kolunu tercih ederim.

AR' lerde, özellikle de ayarlanabilir teleskopik dipçikli AR'lerde hazzetmediğim bir diğer ayrıntı, dipçik borusu içerisine yerleştirilmiş olan irca yayı ve tamponudur. Bir silahın bu kadar hayati bir parçasının alt gövdeye vidalanmış alüminyum bir boru uzantısı içerisinde olması beni her zaman tedirgin edegelmiştir. Ha, dipçik borusu kaç kere kırılıp kullanıcısını yarı yolda bırakmıştır? Çok nadir... Ama bugün ciddi AR kullanıcıları MilSpec dipçik borularından daha kalın Commercial dipçik boruları tercih ediyor, SOCOM gibi birimler kendilerine has Double Star gibi daha sağlam dipçikler tercihler ediyorsa, bunun bir esbabı mücibesi olsa gerek diye düşünüyorum.

Bu bağlamda da benim tercihim irca yayı ve tepme tamponu adam gibi gövde içerisine yerleştirilmiş FN SCAR' dan yana olurdu. Ayrıca FN SCAR' ın teknik açıdan da, piston ekseni ve mekanizma başı ekseninindeki kuvvetleri dengeli bir şekilde karşılayan irca yayını daha güvenilir buluyorum. Pistonlu AR' lerdeki en büyük sıkıntılardan birisi, piston sisteminin uyguladığı kuvvetlerin, mekanizma başı/ mekanizma taşıyıcısı/irca yayı/tampondan farklı bir eksende olması, özellikle toleransları sıkıntılı veya yıpranmış AR' lerde piston sisteminden gelen kuvvetlerin mekanizma grubunu aşağı yukarı eksende kasmasına bağlı tutukluklardır. Eğer illa bir AR kullanmak zorunda kalsaydım ya bir HK416, ya da kesinlikle direk gaz tahrikli bir AR tercih ederdim. Anlatmaya çalıştığım şeyi aşağıdaki görselde inceleyebilirsiniz;



[Resim: k8tJPk.jpg]



NATO ülkelerinden bu güne kadar AK gibi iki tüfek çıktı; SIG SG 550 ve FN FNC... FN SCAR, FNC genleri üzerine teknik olarak tadil edilmiş, hafifletilmiş, ergonomik iyileştirmeler yapılmış oldukça başarılı bir türev. Tüm bunların üzerine, daha dayanıklı mekanizma taşıyıcısı, daha sade ve dayanıklı piston sistemi, dur/devam mastarları ( go/no go gauge ) olmadan sökülüp takılabilen / değiştirilebilen namlu gibi kolaylıklarını da eklerseniz, alternatif AR platformu HK 416 bile olsa, benim tercihim her zaman FN SCAR' dan yana olur.




(16-10-2016, 08:16 PM)Mergen demiş ki: 3-)Konu dışı olacak ancak yukarıda belirttiğim gibi FN Browning ana siteden kaldırılmış bunun anlamı biz artık Belçika yapımı Browning' leri MKEK da göremeyecek miyiz?

Bundan sonra MKEK' de Browning tabanca görmek biraz zor gibi görünüyor. Şimdiye kadar menşe çıkışları ve ihraç izinleri Portekiz' den çıktığı için BHP tabanca sorunsuz bir şekilde ithal edilebiliyordu, ancak asli üretici olan Belçika, montajcı Portekiz' den de ihraç lisansı çıkışını engellediği için uzunca bir süre BHP tabanca ithalatı yapılamayabilir. Belçika ihraç izinleri başka ülkelerden çıkacak Browning ve Winchester yivli av tüfeklerinin de ihracatını engellemişti. Ama ne hikmetse aynı Belçika uluslararası yaptırımlar uygulanmakta olan Libya' ya binlerce harp silahı ihraç etmekte hiç bir mahsur görmüyor...


Saygılar.

 
Alıntı
4 üye teşekkür etti:
PersonalDefence, alpago, Antiterör, Simurg
#40
(30-12-2016, 03:50 PM)lupus demiş ki:
(30-12-2016, 05:56 AM)Antiterör demiş ki: Sayın lupus, çekirdeğin namlu içinde kalması ve atıcının da bu sorunun farkına varamaması, ve atışa devam etme arzusunda olması durumunda karşılaşacağı olası  durum ve senaryo ne olur, ve bu sorunu çözmesi için izleyeceği en sağlıklı yol nedir?

Namluda çekirdek kalması ( squibb load ), fark edilmeyip üzerine ikinci bir atış yapılması durumunda yaşanacak hadise ; 

1 . Çekirdeğin namlunun neresinde kaldığı, 

2. Kullanılan mühimmattın tipi ve basıncı ile ilgilidir. 

Yarı otomatik tabancalarda genelde iki çekirdek birden sıyrılıp çıkar gider, ancak namlu, basıncın tepe yaptığı alan ve yerde, genelde ön ucuna yakın bir yerde şişer, sürgü bu şişen alan ve bombenin üzerinde sıkışır. Her ne kadar bazı üreticiler bu durumları fabrika şartlarında test ederek, bu olayın hasarsız atlatılacağı iddialarını pazarlasa da, genelde olan olay budur. Nadiren Ka-Boom hadiselerinde olduğu gibi namlu yarılabilir, ancak istisnai bir durumdur.    

Düşük basınçlı elde mükerrer dolum yapılan fişeklerle atış yapılan bir revolver namlusunda ise birden fazla çekirdeğin namlu içerisinde ard arda sıkıştığı, atışın sıkışan çekirdekler silindirin dönmesine engel olacak kadar birikince durdurulduğu bir örnek olmakla birlikte bu istisnai bir hadisedir.

Kollu mekanizmalı yivli tüfeklerde olayın sadece mekanizma başı kilit kırımları ile, yarı otomatik / otomatik tüfeklerde yine mekanizma kilit aksamı ve yüzeyleri hasarı ile atlatılan örnekler olmakla birlikte, namlunun yarıldığı örnekler mevcuttur. 



Namluda çekirdek kaldığı nasıl fark edilir? Fark edildiğinde ne yapılmalıdır?

Öncelikle şunu temel kural olarak benimsemek lazımdır;

Atış esnasında fark edilen herhangi bir anormal olayda atış derhal sonlandırılmalıdır.

Sıcak çatışma ortamlarında bunu yapmak çok ama çok zor, hatta çoğunlukla mümkün bile değildir, bu gibi durumlarda imkan varsa gerekli mekanik kontrollerin yapılabileceği örtü/gizleme sağlayabilecek bir sütre arkası buluna kadar ikincil silah kullanılmalıdır. 

Aslında bu konu o kadar önemli ki, sadece '' squibb load '' , yani namluda çekirdek kalması durumlarında değil, şarjördeki fişeklerin bitmesini müteakiben yapılacak şarjör değiştirme ve yeni fişek yükleme durumlarında bile silahın mekanik durumu kontrol ve analiz edilmeden şarjör değiştirilmesi ve fişek yükleme manevrası yapılmaması önerilmektedir, çünkü şarjörün sonlarına doğru da kapsülü ateşlenmeyen hatalı bir fişek, tahliye edilmemiş bir boş kovan namlu fişek yatağında sıkışmış olabilir veya daha kötüsü asıl konumuz olan namluda çekirdek kalma hadisesi vuku bulmuş olabilir.   

Aşağıdaki videoda asıl konu biraz farklı olsa da genel yaklaşım tarzı oldukça ayrıntılı olarak anlatılıyor, poligon şartlarında silahın mekanizmasının hareketlerini ve o andaki konumunu bakmadan hissedebilecek düzeyde tecrübeli atıcıların bile sahada ve stres altında bu melekelerini yitireceğini, bu nedenle tüfek herhangi bir nedenle çalışmadığında ( fişek bitebilir, silah fişek sürme veya boş kovan tahliye hatası yapabilir, hatalı fişek ateşlenmemiş olabilir, fark etmez ), kesin analiz yapmadan silaha müdahale edilmemesini, atıcı ateş altında ise ikincil silahla durumu idare etmeyi, ilk fırsatta mekanik kontrol yapmayı, atıcı ateş altında değilse mekanik kontrol yaparak duruma müdahale edilmesi gerektiğini anlatıyor.  Aksi halde basit bir ateşlenmemiş fişek veya tahliye edilmemiş kovan sorununun giderilmesi çok daha zor çift besleme, AR serisi tüfeklerde çift besleme sorunun, giderilmesi çok daha zor ( Videoda değinilmemekle birlikte AR' lerin kurma kolu yapısından dolayı meydana gelen, tecrübesiz ve eğitimsiz ellerde ancak sahra sökümü yapılarak giderilebilen bolt over-ride gibi tutukluklar ) tutukluk türlerine dönüşeceğinden bahsediyor. 









Videonun sorunuzla ilgili kısmına, yani namluda çekirdek kalması durumuna gelecek olursak, tetiği çektik, '' klik '' sesini duyduk ( normal şartlarda '' squibb load '' olayında '' klik '' sesine '' pilop '' sesi eşlik eder, ama stres altında sadece ''klik '' sesi hissedilip fark edilebilir ), silah ateşlenmedi, tepmedi, şahlanmadı, bu durumda; 

1. Ateşlenmiş olan bir önceki fişeğin boş kovanı tahliye edilmemiştir,

2. Namlu fişek yatağına şarjörden yeni bir fişek sürülmemiştir, 

3. Sürülen yeni fişek tamamen hatalıdır,

4. Horoz/iğne aksamı kaynaklı bir sorun nedeni ile kapsül dahi ateşlenmemiş, bir tam fişek namlu fişek yatağında kalmıştır,  

5. Kapsül ateşlenmiş, ancak barut hiç ateşlenmemiş, çekirdek namluda kalmıştır.

Bu durumda atıcı sahada değilse atışı derhal durdurmalıdır! 

Silah emniyete alınıp, şarjör çıkarılmalıdır. 

Müteakiben sürgü/mekanizma geride kilitlenerek, namlu fişek yatağı, namlu fişek yatağından tahliye edilen fişek/boş kovan değerlendirilmelidir. 

Eğer şarjör çıkarıldığında en üstteki fişek hafifçe ileri sürülmüş, sürgü/mekanizma geride kilitlenmek üzere geri çekildiğinde namlu fişek yatağından bir tam fişek veya boş kovan tahliye edilmezse, namlu fişek yatağı da tamamen boş ise, silah şarjörden bir fişek alarak namlu fişek yatağına sürememiş demektir.

Eğer şarjör çıkarıldığında sürgü/mekanizma geride kilitlenmek üzere geri çekildiğinde, namlu fişek yatağından bir tam fişek tahliye edilirse;

1. Kapsülde iğne izi varsa, sürülmüş yeni fişek hatalıdır. 

2. Kapsülde iğne izi yoksa silahın ateşleme sisteminde bir sorun var demektir.

Eğer şarjör çıkarıldığında, sürgü/mekanizma geride kilitlenmek üzere geri çekildiğinde namlu fişek yatağından bir boş kovan tahliye edilirse;

1. Kovan alışageldiğimiz düzeyde kirli ise, büyük ihtimalle bir önceki ateşlenen fişeğin boş kovanı namlu fişek yatağında kalmıştır,

2. Kovan anormal bir siyah is ile kaplı ise, kapsül ateşlenmiş, ancak barut ateşlenmediği veya fişekte hiç barut olmadığı için namluda çekirdek kalmıştır!


Aşağıdaki videolarda namluda çekirdek kalma hadiselerine örnekler izleyebilirsiniz;













Aşağıdaki videodaki atıcı ise çok şanslı... Gerçekten çok şanslı, çünkü ısrarla şansını zorlamasına rağmen sıkışan çekirdek ikinci bir fişeğin namlu fişek yatağına sürülmesi engelleyecek bir mesafede sıkıştığı için ikinci bir fişeği silaha sürüp ateşleyemiyor. 









Bu videoyu paylaşma nedenim ise son zamanlarda türeyen '' Überr '' hızlı '' Taktikul '' manevra meraklılarını uyarmaktır.  '' Attığımız fişekler MKEK üretimi, zaten kapsüller sıkıntılı, kesin kapsül hatasıdır...'' deyip geçmenin pahalıya mal olabileceğini her fırsatta hatırlatmama rağmen, artistik puanlar düşmesin diye, mekanik durum analizi ve kontrolü yapmadan '' vur/çek '' manerası yapmaya devam ediyorlar. Umarım bu videodaki atıcı güzel bir örnek olur.  Aksi halde bir gün '' ÇEK/BIRAK/BAM/DEVAM '' yerine, '' ÇEK/BIRAK/GÜM!/ANNAHHHH! '' olabilir.    
 



Poligonda işler kolay... Sonuçta karşınızda size ateş etmeyen hedefler var. Sahada başınıza bu tür bir şey geldiğinde, yine de şartların el verdiği ölçüde mekanik durum kontrolü yapılmalıdır. Fişek / kovan tahliye penceresine bakıldığında, eğer mekanizma grubunun tam olarak ileriye gidip yataklarına kilitlendiği görülüyorsa, şarjör çıkarılmalıdır, çıkan şarjörün ağzındaki fişeğin konumu çift besleme ve öncesi durumların ip ucudur. Özellikle mekanizma grubunun geride kilitlenemediği G3/HK33/AK47 gibi tüfeklerde, eski nesil bazı tabancalarda tecrübesiz ellerde, o esnada olmayan bir çift besleme sorununa yol açmak isten bile değildir. Müteakiben sürgü/kurma kolu çekilerek namlu fişek yatağından boş bir kovan mı, yoksa bir tam fişeğin mi tahliye edildiği kontrol edilmelidir. 

Eğer bir tam fişek tahliye edildiyse, şarjörü takmadan önce bir kaç kez kovan tahliye penceresini gözleyerek çek/bırak manevrası yapıp, çalışma alanının tamamen boş ve sorunsuz olduğundan emin olunmasını müteakiben şarjör geri takılır, çek/bırak manevrası ile namlu fişek yatağına yeni bir fişek sürülerek silah tekrar atışa hazır hale getirilir.  

Eğer boş bir kovan tahliye edildiyse;

1. Tahliye edilen boş kovan alışageldiğimiz ve bildiğimiz oranda kirli/isli bir boş kovan ise, büyük ihtimalle silah sadece boş kovanı tahliye edememiştir... 

2. Eğer tahliye edilen boş kovan alışageldiğimiz ve bildiğimizden çok daha kirli/isli ise büyük ihtimalle sadece kapsül ateşlenmiş ve çekirdek namluda kalmış demektir.

'' Büyük ihtimalle '' diyorum, çünkü tüm bu ayrıntılar, özellikle stres hiçbir anlam ifade etmeyeceği gibi, yanıltıcı da olabilir. 





Özetle, asıl olan, her zaman tam bir kontrol yapmaktır. Poligon şartlarında mutlaka sahra sökümü yapılmalı, silah ayrıntılı bir şekilde kontrol edilmelidir. Asla ama asla namluya önünden, hele hele monte bir silahın namlusuna önünden bakmamak, namluyu fişek yatağından bakarak kontrol etmek alışkanlık haline getirilmelidir. Poligon şartlarında bu emniyet tedbirleri harfiyen uygulanmalıdır. Örnek mi? Buyrunuz;









Saha ve farklı ışık şartlarında, namlu ucundan namlu içerisine ışık yansıtma teknikleri öğrenilmeli, zor şartlarda namlu fişek yatağından bakarak namlunun içerisinden ışık geçip geçmediğinin kontrolünün nasıl yapılması gerektiği öğrenilmelidir. Sahada görev yapan kişilerin mutlaka ama mutlaka ikincil bir silahı olmalıdır.


Namluda kalan çekirdek ahşap, pirinç, polimer kaplı çelik veya etrafına plastik bant sarılmış bir takozla vurularak çıkarılmalı, müteakiben namlu ve diğer aksam kontrol edilmelidir. 


Namluda kalan çekirdeğin üzerine ikinci bir atış yapıldığında marka ve modeli ne olursa olsun, .50 AE veya .500 SW Magnum da görmedim ama tabancalarda meydana gelen en ağır hasar namluda halkavi tarzda bir şişmedir. Yurdumun yokluk zamanlarında, menşe belgelerini dedelerin düzenlediği onlarca FN 1910/1922 Yüzüklü Belçika, On Dörtlü Browning HP, Beretta Mod 34/51/70 namluları barutu unutulan elde dolma fişeklerle yapılan kazalarda şişirilmiş, yurdum ustalarının bir kısmı soğuk, bir kısmı pürmüz ile hafifçe ısıtırak bu namlulardaki bombeleri düzeltmiş, bu tabancalar herhangi tutukluk veya dağılım sorunu yaşamadan yurdum insanına hizmet etmeye devam etmiştir. Smile Şahsen şahit olduğum olaylarda veya olay sonrasında görme şansım olan olan tüm tabancalarda gördüğüm hasar budur. Yivli ve yivsiz tüfeklerde fişek basıncı ve tüfek kalitesine bağlı olarak Ka-Boom' a kadar uzanan muhtelif hasar ve yaralanmalar meydana gelebilir.



Saygılar.
 
Alıntı
12 üye teşekkür etti:
Antiterör, S@riyerli, fbalun, demirci57, serdar75, PersonalDefence, husrev, cnrabt, al-me, alpago, xeorx, Simurg
  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi