Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 2 Oy - 5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
TTC-Pedia "Silah ve muhimmatlarla ilgili degerli bilgiler Ansiklopedisi"
#1
Arkadaslar,

Ozellikle Sn Lupus, konu aralarinda oyle degerli bilgiler paylasiyor ki, bunlarin arada kaybolacagindan korktugum icin ayri bir baslik acip bu bilgileri bir arada toplamak istedim. Lutfen bu baslik altinda, yorum yapmadan, begendiginiz dogru icerikli bilgileri gordukce kesip yapistirin. Bu sekilde bu degerli bilgiler toplu halde bulunur.

Kurallar:
1- Lutfen yorum yapmadan sadece bu tarz yazilari bu basliga kopyalayalim.
2- Mumkunse ilk ornekteki gibi ufak bir baslik ile icerigi tanimlayalim.
3- Kopyalamayi alinti seklinde yapalim ki orijinal yaziyi kimin yazdigi gorulsun.

Tesekkurler.


Ornek olarak: Bkz. Sn exorcist'in konu altindaki #7 numarali mesaji.
 
Alıntı

#2
Toplu tabancalarda tetik:

(17-02-2012, 04:41 PM)lupus demiş ki: Standard bir hizmet revolverinin tek hareketli tetiğini mekanik olarak standard hizmet tipi bir yarı otomatik tabancanın tek hareketli tetiğinden ayıran en önemli ayrıntı, tetik, tetik / horoz tulumbası / kurma parçası ( sear ) ve horoz ilişkileridir. Revolverlerin tek hareketli tetiklerinin güzelliğinin sırrı bu ilişkilerde yatmaktadır. Revolverde, yarı otomatik bir tabancadaki gibi tetik veya tetik kolu ile, horoz arasında ayrı bir kurma parçası ( sear ) yoktur. Revolverde tek hareketli tetik çekişi esnasında horoz direk tetik tarafından kurulur. Bu da, horoz kaçırmadan kurma yüzeylerini çok daha hassas bir şekilde temas ettirebilme kolaylığı verir. Bu özelliği nedeni ile kaliteli bir revolverin tek hareketli tetiği horoz kaçırma riski olmadan kolaylıkla tabiri caizse '' dokunmatik '' yapılabilir.

Yüksek basınçlı mühimmat kullanan, standard hizmet tipi bir yarı otomatik tabancada, tetik / tetik kolu ve horoz arasında mutlaka bir kurma parçası olması zarureti vardır. Bu tabanca P210 da olsa böyledir, bir 1911 olsa da böyledir. Atış esnasındaki sert sürgü hareketleri ve bunların tabancada oluşturduğu sarsıntı ve rezonanslar, kurma parçası ( sear ) olarak görev yapan tetik / horoz tulumbasının horozu kaçırmaması için, horozdaki kurma çentiklerini ideal zamanda, ideal derinlik ve sıkılıkta yakalamalıdır. Tüm bu ilişkiler ve parçalar, yüksek basınçlı mühimmat kullanan standard hizmet tipi bir yarı otomatik tabancada '' dokunmatik '' tek hareketli tetik çekişleri elde etmeyi çok zorlaştırmaktadır.

Hammerli, Walther gibi firmaların, ateşleme ve tetik sistemleri, özel kaldıraç sistemleri ile çok hassas hesaplanmış ara bağlantılarla çalışan, düşük basınçlı mühimmatla çalışan özel müsabaka tipi tabancalarında dokunmatik tetikler mevcuttur. Ancak iş yüksek basınçlı mühimmat kullanan hizmet tipi tabancalara geldi mi, bunu sağlıklı bir şekilde başarmak çok kolay olmamaktadır. Horoz yaylarından, irca yaylarına, horoz ve tulumbalara varana kadar pek çok özel tadilatla, oldukça tatminkar tek hareketli tetik çekişleri elde etmek mümkündür, ancak kullandığınız mühimmatın basınç özellikleri belli ise, Browning tipi veya benzeri kilit sistemlerine, hareketli namlu ve yüksek hacimli sürgülere muhtaç iseniz, yapabilecekleriniz sınırlı olmaktadır, çünkü bu gibi işlemler her zaman için horoz kaçırma, daha da kötüsü silahı tam otomatik bir hale çevirmeye aday çalışmalardır.

İşte revolverin güzelliği buradadır. Namlu kilitleri, hareketli sürgüler, ara bağlantı parçaları ve bu ayrıntıların neden olabileceği sorunlardan arındırılmış bir şekilde dokunmatik bir tek hareketli tetiği, envai çeşitte ve basınçta mühimmatı ateşleyebilecek bir şekilde sunabilmesidir. Evet, şu bir gerçek ki, halihazırda piyasadan alacağınız bir P210' un tetiği bile, asla bir S&W revolverinin tek hareketli tetiği kadar hassas, kısa, net ve temiz olmayacaktır. Dahası, SW PC 952 gibi dokunmatik tetikli bir yarı otomatik tabancanız olsa bile, bu tabanca tetik özellikleri nedeni ile hiç bir zaman savunma amaçlı olarak kullanılması doğru olmayan bir tabanca olacakken, revolverinizin horozunu indirip çift hareketli konuma getirdiğiniz anda, tabancanız dünyanın en güvenli tetik çekişlerinden birisine sahip olacaktır. Smile

Saygılar.

 
Alıntı

#3
RE: MKII / MKIII ve MKIII İncelemesi
Lupus Yazdı:  
Arkadaşlar, özetlersek, yoğun atış yapmayı planlıyan BHP hayranlarının tercih etmesi gereken model, mümkünse 1995-96 sonrası üretilmiş bir BHP olmalıdır. MKII'den itibaren, iç parça sertliklerinde de farklılıklar vardır. Özellikle horoz ve ayağında bu bariz bir şekilde gözlenmektedir. MKIII nişangahları da, refleks ve hızlı atışlara çok daha uyumlu nişangahlardır. Gerek namlu, gerekse de diğer aksam zamanla daha fazla tekamül ederek, daha dayanıklı ve yoğun kullanıma daha uygun bir hale getirilmiştir. 1996 üretimi, 245 NT' lerden itibaren yukarıda değindiğimiz revizyonlar mevcuttur.

Saygılar.

--------------------------------------------------------------------------------
"Democracy is two wolves and a lamb voting on what to have for lunch.Liberty is a well-armed lamb contesting the vote."
 
Alıntı

#4
Fişeklerin ebatları sizi yanıltmasın, , 9x19 mm .38 SPL ' den daha güçlü bir fişektir...
 
Alıntı

#5
'' Double Action '' yani ''Çift Hareketli Tetik '' , yani sağmalı tetik
Lupus Yazdı:  
Arkadaşlar,
Konu başlığı biraz da latifeli olsun diye böyle yazdım.
Aslında konu '' Double Action '' yani ''Çift Hareketli Tetik '' , yani sağmalı tetik , daha doğrusu dünyanın bu kavramla nasıl tanıştığıdır. 1929 yılında '' Polizei Pistole '', PP olarak piyasaya sunulan Walther marka tabanca, dünyanın ilk başarılı sağmalı tetikli tabancasıdır.

Bu yıllara kadar tabancalar genelde iğne vurmalı, nadiren de dışarıdan horozlu olarak üretilmekteydi.
Bunların hepsinde, silahı ateşleyebilmek için horoz veya iğne sisteminin kurulu halde olması gerekli idi.
Walther'in getirdiği yenilikle, fişek yatağı dolu olan bir tabancanın horoz veya iğnesi, güvenli bir şekilde kurulu halden istirahat haline indirilip, gerektiğinde de tetik çekişi ile kurulup, ateşlenebilir hale gelmiştir.
Bu şekilde aynı zamanda, kızağı manüpüle etmeden, sadece tetik kullanılarak, fişek yatağındaki aynı mühimmata ikinci bir vuruş yapma imkanı da sağlanmıştır ( Second Strike Capability ).

Bana göre Walther'i, Walther yapan şey ,bu son derece özgün ve kullanışlı icadıdır.

Aşağıdaki tabanca ilk üretilen modellerdendir.

[Resim: waltherppij7.jpg]

Aşağıdaki tabanca ise, İkinci Dünya Savaşı öncesinde üretilen, kabze tabanına yerleştirilmiş şarjör mandalı olan,
Kırıkkale tabancalarımızın da kendisinden kopya edildiği tabancadır.

[Resim: waltherppkirikkalezl9.jpg]

Silahın zamanla taşıma için daha uygun olan, kabze ve boydan kısaltılmış versiyonu olan,
Abimiz Bond'un, James Bond'un da popülerize ettiği PPK, Polizei Pistole Kurz piyasaya çıkarıldı.

[Resim: waltherppkni6.jpg]

Düz geri tepmeli olarak dizayn edilmiş olan bu tabanca, .22 LR, .25 ACP ( 6.35 mm ), .32 ACP ( 7.65 mm ), .380 ACP ( 9x17mm, kısa dokuz ) çaplarında, alüminyum ve çelik gövdeli olarak üretilmiştir.

Silahta, iğnenin hemen üstünde, fişek yatağının dolu olduğunu gösteren bir sistem, horozu iğnenin üstüne güvenle indirip, tetik tertibatı ve iğne ile ilişkisini kesen manüel bir emniyet mevcut olup, son derece güvenli olarak taşınabilecek bir tabancadır.

'' Dabıl Aşkın '' kavramı ise literatüre yerli bir uzman tarafından kazandırılmış olup, daha henüz dünyada yaygınlaşmamıştır. Sadece bazı tabancalarda mevcut olup, diğerlerine göre bariz üstün bir özelliktir. Bunu ancak silahları bilen bilir. Big Grin

Saygılar.

P 226 ve P 229 Farkliliklari
Aslında üretim amaç mantıkları farklı olamakla beraber, sık sık karşılaştırılan P226 ve P229'un aralarındaki farklar şöyledir;

P226 ile 229 arasındaki yükseklik farkı sadece 3 mm dir.
Taşıma konforunu asıl belirleyen unsur ise, namlu uzunluğundan ziyade kabze uzunluğudur. BHP nin uzun bir silah olmasına rağmen çıplak belde bile kaydırılmadan taşınabilmesinin temel sebebi budur.

Silahın boyu, yazın dış kılıf ile yapılacak taşımalarda önem kazanır. İç kılıf kullanıldığı müddetçe, boy probleminiz de yoksa, bu ikincil bir faktördür.

P229 blok çelik sürgü takımına sahip olduğundan, elinize aldığınızda, polimerler gibi tepesi daha ağır basar. P226 ve P228 denge açısından rakipsizdir.Ancak P229 sürgü takımı daha yüksek basınçlı, sert 40SW ve .357 SIG kalibrelere dayanıklı olması için, kaynaklı bükme karbon çelik yerine, blok çelikten mamul edilmiştir.Doğal olarak daha sağlam bir yapıdadır. Ancak gene yapısından dolayı, kızak raylarındaki gövde eloksolünü daha çok yemektedir.

P229 kızağında, daha az kırılan, dışarıda yerleşmiş, temizlenmesi ve değiştirilmesi daha kolay bir tırnak vardır. P226 veya 228 de ise, bu işlemler için iğne bloğu tamamen sökülmek zorundadır.
Ülkemizde herşeyi çok iyi bilen ustalarımızın, sanırım dalgınlıkla gözden kaçırdıkları ufak bir ayrıntı da,

P226 ve 228 modellerinde, ayrı bir parça olan iğne bloğunu taşıyan, iç içe geçmeli iki çelik kıvırma sıkıştırma pimin, bir kez söküldükten sonra, kesinlikle tekrar geri takılmamasıdır. Fabrika böyle diyor, ama bizim dahi usta ve kromcularımız konuyu daha iyi bildiklerinden, aynı parçaları geri takıyorlar.
P229 da ise iğne, tek parça, yeniden kullanılabilir, blok bir pimle sabitlenmiştir.

P229 un sürgü takm üzerindeki çekme kertiklerinin boyu daha kısa olduğundan panik durumlarda kavrama zor olmaktadır. Bir de bize gelen modeller stainless olunca daha kaygan ve kısa olan bu kertikler manüpülasyonu zorlaştırmaktadır. Bu parlak kızaklı modeller atış açısından da çok ideal değildirler.
İthalatçı da inadına, revizyonu daha zor olan aluminyum gövdeyi nikel, revizyonu daha kolay olan kızağı siyah two-tone sipariş vereceğine, milletin cahilliğinden beyazın albenisine kanmasından dolayı, bu versiyonda ısrar ediyor.

Atış performansına gelince, P226 namlusunun, 228 ve 229 dan tek farkı boyu değildir. P226 da kilit görevi gören fişek yatakları da daha uzun, namlunun altındaki sökme-takma mandalına dayanarak namluyu kilitleyen, tepme esnasında da, alt gövdedeki çelik bloğa dayanıp, namlunun kızaktan aşağıya doğru hareket ederek ayrılmasını sağlayan kilit bloğunun yerleşim mesafesi de daha uzundur. Bu sayede P226 da salınım alanı daha geniş, namlu-kızak kilidi atışta daha geç açılacak şekildedir ( imkanınız varsa 228/229 ve 226 kızak tepelerindeki kilitlerin mesafelerini karşılaştırın ). Bu da P226 yı bunların arasında, mermi toplama yeteneği konusunda rakipsiz yapmaktadır.
Bu aynı zamanda boş kovanın, P226'da çok daha geniş bir pencereden atılmasını sağlamaktadır.

Sonuç olarak illaki kompact bir model istiyorum, kılıfa sokup çıkardıkça kızak boyası gitmesin istiyorum, kızağın bakım ve onarımı daha kolay olsun istiyorum derseniz P229 derim.

Kabze boyu neredeyse aynı olduktan sonra farketmez, denge ve atış performası daha iyi olsun diyorsanız P226 tercih edin.

Saygılar.
 
Alıntı

#6
Sn.İlksurfer, aslında bu konuyu kişiye sınırlı yapmadan, forumdaki benzer lap bilgilerin toplanacağı bir konu yaparsak çok daha zengin ve dolu bir konu ortaya çıkacaktır. Pek konu başlığında, pek çok arkadaşın arayıp da kolay kolay bulamayacağımız katkıları var. Ben bu konu başlığını '' TTC-Pedia '' yapalım derim.
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
Antiterör
#7
RE: Yerli Hafif Piyade Hücum Tüfeği
(21-12-2008, 02:27 PM)lupus demiş ki: 7.62x51 mm NATO, AR serisinin atası M16' nın orijinal kaliibresidir.
Ancak bu mühimmat gereçekten çok ağır ve mükerrer isabetli atış yapmanın gerçekten zor olduğu bir mühimmattır. Ayrıca bu kalibre ile beraber silahın ağırlığının da artacağı ve AR sisteminin, bu tip bir fişek ile çok daha hızlı kirlendiği de ayrı bir realitedir. Eğer HK 33'ü bundan sonra 7.62x51 olarak üreteceklerse de, ne diyeyim, '' Dön dolaş G3'e gel '' olacak resmen. Peki HK 33 için harcanan kaynak, ama en önemlisi de zaman nasıl geri gelecek.

Piyade tüfeği seçimi konusunda açılan bu konuda, en baştan beri savunduğum şeyi tekrar edeceğim. Kendi şartlarımıza ve ihtiyaçlarımıza uygun bir kalibre, NATO'nun standard kalibresi olmasa da tercih edilmelidir. Konjonktür artık resmen her koyunun kendi bacağından asıldığı bir hale dönmüşken, ihtiyaçlarımızı karşılayamayacağı anlaşılan herhangi bir kalibre ya da platformun, körlemesine tercih edilmesi, kaynaklarımızı, ama en önemlisi de zamanımızı boşa harcamaktan başka bir şey olmayacaktır.


RE: 1000tl ye hangi tabanca
(30-06-2011, 11:37 AM)lupus demiş ki: Ruger P85 kaba saba olması, silahsever camiası arasında size pek prestij sağlamaması haricinde ciddi bir kusuru olmayan bir tabanca. Tetik yolları uzun olmasına rağmen, tetiği kolay ve nişan hattı bozulmadan sağılabilen, gövdenin üzerinde langır lungur sallanan sürgüsüne rağmen ehil ellerde oldukça iyi vuruş dağılımı sergileyebilen bir silah. Kısıtlı bütçesi olan ve bulundurma ruhsatlı olarak silah alacak herhangi bir silahseverin, herhangi bir yarı otomatik tabancadan bekleyebileceği mekanik çalışma güvenilirliği, dayanım ve vuruş hassasiyeti kriterlerini rahatlıkla karşılayabilecek bir tabanca...


RE: Canik 55 TP-9
(28-09-2011, 03:06 PM)lupus demiş ki:
(28-09-2011, 01:28 PM)exorcist demiş ki: Ithal silahlara bye bye mi??!!!
Canik 55 TP-9? Sarsilmaz st10? TİSAŞ yeni polymer 9mm (kesin onlarinda yakinda cikar)? Hangisi daha yuksek mekanik guvenirlilige sahip olacaktir acaba? Hangisini alsak?

2000 TL ' ye temiz bir 245 PZ Browning, 2500 TL ' ye CZ 75, 3000 TL ' ye Browning MKIII alır, polimer sevdasından vazgeçer, '' Koça boynuz yük olmaz...'' der, paşalar gibi demir silah kullanır, silah müsveddelerine de beş kuruş para vermem...Bu kadar basit...


RE: .357 Sig Mühimmat
(29-04-2011, 11:21 AM)lupus demiş ki: .357 SIG uzak mesafelerde de 9x19 mm parabellumdan çok daha stabil ve hızlıdır. .357 SIG ' i .357 SIG yapan şey, yarı otomatik bir tabancada .357 magnumun balistik özelliklerini çok daha yüksek kapasite ve daha önceki yarı otomatik magnum denemelerinden farklı olarak nihayet üst düzey mekanik güvenilirlikle sunmasıdır. ABD Gizli Servisi ' nin bu mühimmattaki ısrarı, tüm mesafelerde, özellikle bariyer arkaları ve araç içlerinde 9x19 ' dan daha delici, kaliteli mühimmatla hızından dolayı daha iyi açılan ve mantarlaşan bir çekirdeği olmasıdır...

Diğer yandan balistik jelatin testleri için alıntı yaptığınız şemalardaki bilgileri de doğru okuyup analiz etmiyorsunuz. Çekirdek yapıları veya hızları nedeni ile insan vücudunu taklit etmeye çalışan balistik jelatin içerisinde farklı davranışlar sergileyen çekirdeklerin, balistik jel içerisindeki penetrasyonlarını göz önünde bulundurarak, yanlış bir analoji ile bunun bariyerler, araçlar ve en önemlisi de balistik yelekler için de geçerli olabileceğini iddia ediyorsunuz ki bu baştan aşağı yanlış bir değerlendirmedir. Bunun anlamak için sadece balistik yelek tasniflerine bakmak yeterli olacaktır.

Balistik jel içerisinde takla atarak veya mantarlaşarak mevcut enerjisini kalıcı kaviteyi arttırmak lehine kaybeden çekirdekler, ilk temas anında delmek zorunda kaldıkları çelik yelek veya saç bir araç kaportası gibi bir ortamla karşılaştıklarında çok farklı davranırlar. İşte bu nedenle de 9x19 mm' nin çekirdeğinin, üzerinden sekip, kütle halinde yere düştüğü metal bir plaka veya saçı, 7.62x51 mm' nin çekirdeği zımba gibi deler geçer. Doğal olarak bu bariyerin arkasındaki etki ve davranışları da buna göre olur. 7.62x51 mm çekirdeğine dahi gelmeden, .357 magnumun 158 grain soft point çekirdeği bile araç içlerine, 9x19 mm ' nin 124 grain FMJ çekirdeğinden daha iyi ve stabil bir şekilde nüfuz etmektedir...Bu denge mesafe ile de hızla 9x19 mm aleyhine gelişmektedir...

Balistik testler sadece balistik jel testlerinden ibaret değildir. Bir çekirdeğin genel balistik özellikleri ve profili, farklı ortamlardaki davranış şekillerinin tamamı incelenerek ortaya konur. Eğer böyle yapılmazsa, oldukça yanıltıcı ve hatalı sonuçlara varılır...

 
Alıntı

#8
9mm CCI SHOTSHELL ( Plastik saçma dolu mermiler )
(27-02-2011, 04:25 PM)ORTAÇ demiş ki: [Resim: th_2011-01-31151507.jpg]

Ayrıca, piyasada satılan 9 mm pipet fişek tabir edilen tek kırmaların fişekleri de kovan dibindeki av tüfeği kapsülü iyi oturmuşsa .357 toplu tabanca ve .357 Marlin Lever Actionlarda atılabiliyor.
Enerjileri ise 10 metreden 2 1/2" namlu ile skeet plağını kırabilecek seviyede.

 
Alıntı

#9
RE: CZ ve BHP
Lupus Yazdı:
CZ 75 ve BHP arasında tercih yapmak zorunda kalan atıcılar, kendi kullanım ve kişisel özelliklerine uyumlu olanı gönül rahatlığı ile seçebilirler. Eğer özellikle çift hareketli ve mükerrer vuruş özelliği olan bir silah isteniyorsa, CZ 75 doğal olarak tek tercih oluyor. Eğer atıcı kısa parmaklı birisi ise ve silahı her halükarda, ama İsrail tekniğini benimseyerek, ama kurulu kilitli taşıyarak sadece tek hareketli olarak kullanmayı düşünüyorsa, hangi silah kendi eline daha uyumlu ise onu tercih edebilir. Silah sürekli olarak taşınacaksa da BHP daha kibar hatları ile daha çok tercih edilebilir bir konuma gelir.

Eğer tetik sistemi ile hiç uğraşmadan daha kullanışlı ve hafif bir tetik çekişi isteniyorsa, tercih CZ 75 den yana olmalıdır. Ama eğer BHP üzerinde, silahın orijinalliğini bozmadan bir kaç küçük işlemi yaptırabilecek güvenilir bir ustanız varsa ve sadece tek hareketli bir silah sizin için bir sorun teşkil etmiyorsa, o zaman istediğiniz silahı tercih edebilirsiniz.

Emniyet mandalının çift taraflı olması sizin için elzemse, yine BHP MKIII tek tercihiniz olacaktır.

CZ ve BHP şarjörlerinin her ikisi de, farklı mekanizmalarla da olsa boşken serbest olarak düşmemektedir. Yeni nesil BHP şarjörlerinde, şarjör yayının bir uzantısı, bir çeşit fırlatma işlevi görmekte ve boş şarjörü gövdeden fırlatmaktadır. Ancak piyasadan yan sanayi şarjör aldığınızda bu yay olmadığından, şarjörler serbest olarak düşmeyecektir. BHP şarjör emniyeti söküldüğünde ise her şarjör serbest olarak düşmektedir.

CZ 75 de şarjör yatağı gerisinde yerleşmiş bir maşa yay şarjör freni olarak görev yapmaktadır.
Bu yay ezilerek düzleştirilirse, CZ şarjörleri de serbest düşecektir.
Yurt dışında direk düz yay opsiyonları mevcuttur.

Ama eğer her iki silahta da şarjörlerin bir güvenlik unsuru olarak serbest düşmesini istemiyorsanız, o zaman bu mekanizmaları olduğu gibi bırakabilirsiniz. Ancak o zaman BHP de tabanında fırlatma yayı olmayan şarjörler kullanmanız gerekmektedir.

Her iki silahın şarjör mandalları sadece soldan tek taraflı olarak çalışmaktadır.
BHP şarjör mandalı sökümü ise çok daha pratik ve kolaydır.

Her iki silahın tırnak ve tırnak yayları özel bir ihtimam ister. Her iki silahın da nadir gözlenen tutukluklarının çoğunda sorun tırnak, tırnak yatağı veya tırnak yayındadır. Bu alan ve fişek tablasındaki uzantılarının temizliğine azami özen gösterilmeli, özelliğini kaybeden tırnak yayları zamanında değiştirilmelidir.

Gerek BHP, gerekse de CZ tırnaklarını en kolay şekilde kırmak istiyorsanız, direk fişek yatağından dolum yaparak, sürgüyü hızla fişek yatağındaki fişeğin üzerine bırakın. Eskiden bu silahların tırnakalrında bu tür hatalardan dolayı kırım çok daha sık gözleniyordu. Ancak yeni nesil silahlarda da bu tür davranışlardan kaçınmak iyi olacaktır.

Özellikle yüklü miktarda MP5 mermisi gibi yüksek basınçlı mühimmat kullanılması düşünülüyorsa, bu durumda tercih CZ 75 den yana olmalıdır. Ancak gerek CZ 75, gerekse de BHP de yüksek basınçlı mühimat kullanılırken, biraz daha ağır icra yayları kullanmak faydalı olacaktır. Şahsi tecrübeme dayanarak, CZ 75 16 lb, BHP de de 18.5 lb yayların MKEK mühimatı ile ve orijinal şarjör ve şarjör yayları ile sorunsuz bir şekilde çalıştığını söyleyebilirim. CZ 75 de elden geldiğince polimer tampon da kullanmaya çalışırken, BHP ise sert icra yayına ek olarak polimer tampon takmadan kesinlikle yüksek şarjlı mühimmat kullanmıyorum.

Bu iki silah arasından kişisel özelliklerime daha uyumlu olması nedeni ile benim ilk tercihim BHP'den yanadır. Eğer bir BHP edinemiyorsam da, pek çok silahtan çok daha önce, tereddüt etmeden bir CZ 75 ile yoluma devam edebilirim. Zamanında gerekli bakımları yapılmış ve hor kullanılarak elden çıkmamış herhangi bir CZ 75 veya BHP nin, savunma ve atıcılık konusundaki pek çok beklentimi rahatlıkla karşılayabileceğini söyleyebilirim.


Saygılarımla.

--------------------------------------------------------------------------------
"Democracy is two wolves and a lamb voting on what to have for lunch.Liberty is a well-armed lamb contesting the vote."

 
Alıntı

#10
Silah ithalatinda vergiler ve maliyet hesabi

(26-02-2012, 02:59 PM)harun demiş ki:
(26-02-2012, 10:37 AM)BekciHursit demiş ki: Misal olarak permi yoluyla Almanya'dan tabanca getirecek olan bir vatandaş gümrük vergisi ödemeden sadece %18 KDV ile %20 ÖTV ödeyerek mi ithal ediyor. Bir de aynı vatandaş diyelim Amerika'dan ithal ederse, ötv ve kdv ye ek olarak gümrük vergisini hangi orandan ödüyor?

Silahin CIF (Cost + Insurance + Freight / Mal bedeli + Sigorta + Nakliye) bedeli esas alinir.

Diyelim silah 800$ + sigortasi 10$ + hava nakliyesi 190$ = CIF bedeli 1,000$

Eğer bu silah ABD'den ithal edilecekse:
1,000$ +%2.7 gümrük vergisi = 1,027$
1,027$ +%20 ÖTV = 1,233$
1,233$ + %18 KDV = 1,455$

Avrupa ya da gümrük vergisi %0 olan ülkeler için %2.7'yi hesaplayamayacaksınız.

Tabii ki buna, ithalat başına ödeyeceğiniz yaklaşık 100-150$ ordino masrafı, (eğer kullanıyorsanız) gümrük komisyoncusuna ödeyeceğiniz 100-200$, ardiye vs masraflar için yaklaşık 30-40$ tahil değil.

Yani eğer ithal edebiliyorsanız, ABD fiyatı 800$ olan silah yaklaşık %80 net artışla 1,450$; nihai olarak ise %125 artışla 1,800$'a mal olur...

 
Alıntı

  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi