Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Mevzide EYP ve ilkyardım..
#11
Sn. Mavibere277,


Yazacaklarım belki tuhaf gelecek ama bunu muhakkak paylaşmalıyım. Bulunduğumuz üs bölgesinde aldığımız SEMAÇ mesajından sonra bir sonbahar gecesinde, yılın son baskınını yememek için elden gelen tüm çabayı gösterip, tedirgin ve bir yorgun halde beklerken ağır silah mevzisinde ki askerin uzun hattan gelen ürkek sesi beni, onun bulunduğu noktaya götürdü. Gittiğimde normal şartlarda kolay kolay korkuya kapılmayacak askerimizin duyduğunu iddia ettiği seslerden dolayı huzursuz olduğunu ve ikide bir arıza veren projektörlerden birinin yine yanmadığını gördüm. Dolunayın noksanlığı, yağmurun şiddeti ve zimmette ki tek hüzmeli gece görüş cihazına zarar gelmesinden korkarak her Türk Erkeği gibi bozuk olanı tamir etme cihetine gittim. Askerin boş verin, mevziden çıkmayın diretmelerine kulak asmadan, üs bölgesinin güneydoğusunda ki yaklaşık 800 metrekarelik mayın tarlasının takribi 20 metre gerisinde ki ahşap direğe tırmanıp, dandik bağlantısından ötürü mütemadiyen kabloların sarkarak, temassızlık sorunu yaşattığı cihazı çalıştırmayı başardım. Sırıksıklam bir halde o askerle gün doğana kadar orada bekleyip, nöbeti diğer arkadaşıma devrederek uyumaya gittim. Aradan henüz bir kaç saat geçmişti ki santralci asker karakol komutanın dışarı çıkacağını ve benimde yanında gitmemi istediğini belirtti. Uzun bir yürüyüşten sonra akşam üzeri yorgunluktan bitap bir halde üsse geri döndük. Askerler bizi yine aynı mevziye bir şey var diye çağırdıklarında; gördüğüm manzara karşısında şok oldum. Akşam şiddetli yağan yağmurdan dolayı eğimli araziden parça parça kayan toprağın arasında çürümüş, paslanmış bir antipersonel mayını görünüyordu. Direğe 1 metre kadar uzaklıkta ve rüzgarın yönünden dolayı yağmurun toprağı fazla ıslatamadığı bir noktada bulunan mayının toprak içinde kalan kısmının tam üzerinde bir bot izi vardı. İze dikkatli baktığımda "Yakupoğlu 46" yazısını okudum, birlikte benden başka 46 numara bot giyen yoktu ve tam o anda sağ bacağımın dizaltına inanılmaz bir ağrı saplandı. Smile O günden beri ne zaman bu olay aklıma gelse sağ bacağım sızlıyor. Verilmiş sadakamız varmış, Cenab-ı Allah beni esirgedi ve o mel'un nesne infilak etmedi. Karakol komutanımız o gün orada, el yordamıyla tam 3 tane daha mayın bulup, istikâmeti değiştirilmiş dere yatağının yumuşak kum zeminine doğru fırlattı. '87 yılında ki ilk baskından sonra tesis edilmiş mayın tarlasının haritası maalesef kayıptı. Bu sebeple zannediyorum bahsi geçen alan göz kararı jilet telle çevrilmişti. Gerçi bunun mantığını da anlayabilmiş değilim. Güvenlik maksadıyla mayınlı bölge oluştur, sonra da kimse girmesin diye etrafını çevir. Smile Mayın gerçekten çok sinsi bir tuzak. Doğru kullanılmazsa dosta zarar vermesi işten bile değil. Kendisine kesinlikle silah diyemiyorum, zira zihnimde beliren silah olgusuna hayınlık etmiş gibi hissediyorum. Umarım gereksiz uzatıp baş ağrıtmamışımdır. Bu vesile ile özellikle mayın kahpeliğinde gözünü, kulağını, kolunu veya bacağını yitirmiş Yiğit Gazi'lerimize Yüce Allah'tan sabır ve şifalar diliyorum. Rabb'im tüm şehid ve gazilerimize mağfiret etsin... (Amin)



Saygılarımla...
 
Alıntı

#12
Malesef savaşın kötü yüzü. Allah biz insanlara akıl fikir versin, açgözlülüğümüzden vazgeçmemizi ve birbirimize kıymadığımız bir dünya nasip etsin.Sn.yakuzz oldukça güzel özetlemiş, bende naçizane katkı yapmak istedim. Medik, arkadaşlarında belirttiği gibi oldukça soğukkanlı, zaten olması da gerekiyor.Yaralı tabiatıyla şokta. Kanama kontrolü sırasında, diğer arkadaşta, solunum arresti ihtimaline karşın elinde bistüri ve endotrakeal kanül ile ağır çene travmasından dolayı ağız bölgesinden entübasyon yapma zorluğundan dolayı trakeostomi açmak için bekliyor. Kafa bölgesinde patlamaya bağlı yanık ve tahribat görülüyor.Sağ tarafta iç kulak kanamasıda var gibi. Akciğerlerde ve trakeada da hem yanmaya hem de fiziksel travmaya bağlı hasarlanma gelişebilir. Ancak yine de soluk yolu açık görülüyor. Karın bölgesinde peritona nafiz bir yaralanma göremedim,ancak künt travmaya bağlı olarak karaciğer veya dalak gibi soliter organlarda hasarlanma gelişmiş olabilir. Sol bacağı kurtarmak oldukça zor görünüyor. Hastane koşullarında hızlıca dizüstü amputasyon yapmak gerekir. Beyin ve plastik- rekonstrüktif cerrahlarının da yapacağı işler mevcut. Allah travma cerrahı arkadaşlara da yardım etsin.
Sn.alpyesilay, genel durumu çokta kötü durmuyor. Yaşama ihtimali bence mevcut. Ancak yine de ölüm ile yaşam arasındaki çizgiyi belirleyen bir sürü faktör var.
 
Alıntı

#13
Sn.Kıraçata tek kelime ile Allah esirgemiş..

Sn.Alpyeşilay, Sn.Barret m82'de dediği gibi çok da kötü değil durumu. Göğüs ve baş bölgesinde ölümcül bir hasar yok gibi görünüyor. İyi cerrahların elinde yaşama şansı yüksek. Fakat ayağı için yapılabilecek fazla birşey yok.

Mayınla ilgili benimde tanıklık ettiğim bazı nahoş hadiseler oldu. Sırf o koku bile akılları baştan almaya yeter.
 
Alıntı

#14
Sn. Kıraçata
Baş ağrıtmak ne demek,
Beni çook uzaklara götürdünüz...
Saygılarımla...
 
Alıntı

#15
Video maalesef izleyemedim.Engelli sitelerdenmiş açmı internet kafedeki bilgisayar.Sn yakuz esasında ecnebi profosyonel ordularında pek de astsubay ibaresi yoktur.Genellikle NCO(non commanding officer) kelimesini kullanırlar.Türkçesi komuta yetkisi olmayan subay gibi birşey.İstisnası ABD donanması pettyoficer olarak isimlendiyor.Bir nevi küçük subay eskilerindiliyle küçük zabit yani astsubay.

Benim bildiğim medic ya da sıhhıye olabilmek için PFC olmak yeterli ki bu da ABD ordusunda usta er demek.Branşlaşma gennellikle bu rütbede başlar.Tabiri caizse ilk pırpırı takınca Nco olursunuz.Misal onbaşı veya uzman(specialist).Tam bir alaylı Osmanlı ordusu sitemi var.Siz sözleşmeyi yapınca o sürede ne olacağınız size kalmış.Bu nedenle bu tarz uzmanlık eğitimlerini almaya er iken başlıyorlar.Beş sene sonra teğmen rütbesinde bile olabilrsiniz.Askere alan kişi sizi er okuluna ya da yedek subay okuluna(reserve officer school) göndermekte serbest(Elbette kıstasları vardır.).Nadirde olsa bazı ünv. mezunları ya da ünv terkler er okullarına gönderiliyor.Bir nevi yedek subay adayı bir çavuş oluyor ilerde gel bakalım seni teğmen yapalım diyebiliyorlar.

Diğer pek çok orduda buna benzer.Yalnız NCO rütbeleri farklı olabiliyor.Mesela İngiliz ordusunda kıdemli çavuş rütbesi(ssgt) üzerinde bir çvş rütbesi yoktur.Üzerinde çok az kişiye verilen bir warrant officer rütbesi var ki memlekette karşılığı yokAyrıca genellikle private(er) yerine trooper demeyi severler.

Neyse ne diyecektim.Meşhur bravo two zeronun tek kurtulanı Chris Ryanda onbaşı rütbesinde bir sıhhıyeci idi.Eğer muharebe sıhhıyesi hakkında güzel bir şeyler izlemek isterseniz.Size SAS:Survival Secrets 2. bölümü öneririm.Maalesef İngilzce ve altyazı olanağı yok.


 
Alıntı

#16
Detaylı ve anlaşılır izahatiniz için çok teşekkürler Sn.madenci08. Videodaki kişide #5 numaralı mesajda resmi görülen patch vardı.

Çavuşu olduğum pusu timinin sıhhıyesi, sivilde sigorta acentesinde çalışan bir çocuktu. Sigortacılıkla, sağlıkçılık arasında nasıl bir iltisak gördüler de, bu çocuğu sıhhıye yaptılar halâ bilemiyorum.. Ne zaman acil bir durum olsa benden yardım alırdı. Dediğine göre Samsun sıhhıye sahra okulunda yastıkları varmış ve ona iğne yapmış. Bu.

Özel birliklerimizde durum bu kadar hazin değildir herhalde.
 
Alıntı

#17
Sn. Yakuzz,


Sizin durumuzun yine iyiymis. Bizim sihhiyeci baytardi... :-)


Saygilarimla...
Forumdaslarim, degerli gorusleriniz ve iyi temennileriniz icin cok tesekkur ederim.
 
Alıntı

#18
Evet benimde bir revircim 94-95 te askerliğini Hakkaride Komando olarak yapan.Sağlıkçı olduğu halde onu makineli tüfekçi yapmışlar.Neyse ben buldum 1. bölümdeymiş




...bizimde bir revircimiz var... olacakBlush

Bu bahaneyle söylüyeyim Sn Kıraç ata büyük geçmiş olsun
 
Alıntı

#19
(13-10-2011, 11:42 PM)Kıraç Ata demiş ki: Bizim sihhiyeci baytardi... :-)

Samsun Sahra Sıhhiye Sınıf Okulu' nda yaşını başını almış, bu nedenle de albay rütbesi taşımaya layık görülmüş bir büyüğümüz stajyerler ateşli bir nutuk atarken hızını alamaz ve '' Doktoruz diye geçiniyorsunuz, bir adamın nesi olduğunu anlamak için kırk tane ahiret sorusu soruyorsunuz, bakın bakalım, veterinerler bir sürü soru sorarak mı teşhis koyuyorlar?...'' ...Bunun üzerine sıradaki stayjer muvazzaf teğmenlerden birisi '' Tamam komutanım, bundan sonra biz de size bir şey sormayız o zaman...'' der ve konuyu kapatır...Smile
 
Alıntı

#20
Çivi çakarken çekici elimize vursak, acıdan yerimizde zıplıyoruz. Yaralı askerin bacağı diz altından kopmuş, çene kırık, göğüs travması, kol kemiği parçalanmış. Acaba diyorum belli bir eşiği geçtikten sonra insan beyni acı algılamasını kesiyor mu, beyin bir tür narkoz gibi birşeyler mi salgılıyor?
 
Alıntı

  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi