Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
9mm Nurikilligil Prototipi
#11
Hiç bir zaman üretilmemiş bir protipmiş bu silah. İlk gördüğümde direkt sig p210'u anımsatmıştı bana. Ve o havaya uçan-uçurulan fabrika ile kimbilir daha nelere de veda ettiğimizi anlamıştım. Yani, şu tabancanın sadece kabze kapağındaki inceliğe bakınız, şarjör tünelinin altındaki detaya bakınız, üst kapağın zerafetine ve detaylarına bakınız.. Günümüzdeki yerlilerde bile bunlara dikkat edilmiyor, bunlara önem ve özen gösterilmiyor. General Nuri Killıgil gerçekten titiz ve işini şansa bırakmayan bir yaradılıştaymış. Silahlarıda bunu gösteriyor. Ayrıca sürekli bir gelişme ve yenilik arayışında olduğunuda, kısa süre içerisinde pek çok tabanca modeli üzerinde çalışmasından ve başlığın nedeni olan prototipten anlıyoruz.

Ruhu şad olsun.
 
Alıntı

#12
Yıllar boyu Türk yapımı silahlar savaş meydanlarından yüzünün akı ile çıkmıştı,en iyi Kılıçlar en keskin hançerler vs.vs. fakat ateşli silahlarla ilgili malesef bir gelişme elde edemedi. Ateşli silahlarla birlikte Osmanlı İmparatorluğununda geriye gidişi başlamış oldu.Cumhuriyet döneminde Nuri KİLLiGİL paşamız çok güzel bir Tabanca yapmış o dönemin yoklukları ile güzel bir iş çıkarmış fakat gerisi gelmemiş. Cumhuriyet Tarihimize baktığımızda da malesef hep böyle olmuş Uçak fabrikası kurulumu ile olan olaylar,Devrim arabaları, nedense Metal sanayimiz yani ağır sanayi bir türlü ilerleyememiş.

İşin en can alıcı tarafı ise (Antika yönü hariç) hala eski yaptıklarımızla övünüyoruz yeni ve tamamen yerli olarak düzgün yapılan hiçbir şeyimiz yok.

Tarihimizde Bizi ileri düzeylere götüren ve Rahmete erişen tüm İnsanlarımızın Ruhu Şad olsun.
 
Alıntı

#13
Sn. Lupus,

Benim de bir arkadaşımın Mamak Muhabere Okulunda Nöbetçi Subayı iken taşıdığı Nuri Killigil tabanca Walther PP'yi andıran ve 9KB çaplı bir tabancadır. Tetiği çift hareketli miydi bilemiyorum. Askeri Müze'de bulunduğunu söylediğim prototip tabanca ise 9x19 ve çift sıra şarjörlü olduğuna göre muhtemelen 13-14 fişek alan bir silâh. Bu da bildiğimiz tabancaların çoğuna benzemeyen bir tipte. Mekanizma/kilitleme gibi özelliklerini bu sebepten merak ediyorum.

Saygılar,

alikozanoglu
 
Alıntı

#14
İyi haftasonları değerli forumdaşlarım,

Öncelikle Sayın alikozanoglu üstadımız nur içinde yatsın, mekanı Cennet olsun. Sonrasında rahmetli Nuri Killigil Paşamızı da yine hayırla yâd edelim, onun da yattığı yer Nur gölü olsun. Konuyu hortlatmış gibi olacağım ama, "Geçmişini bilmeyen milletler geleceğini tayin edemez." Bundan sebep, konuyu bilmeyen forumdaşlarımız için Enver Paşa'nın erkek kardeşi Nuri Killigil Paşa ile ilgili Soner Yalçın'ın bugünkü yazısını sizlerle paylaşmak istedim: Nuri Killigil Paşa

Nuri Paşanın Askeri Müzede yer alan Prototip silahının resmi:

[Resim: images?q=tbn:ANd9GcRVg09Sw46GtY04qk6JpX6...UR4Lj-QzfQ]
Yukarıdaki silah maalesef seri imalat edilememiş ve Sn. alikozanoglu hocamız çift sıra şarjörlü 9x19 Parabellum olabileceğini yazmış. Bana göre, zamanına göre oldukça "futuristik" ve bir o kadar da yakışıklı görünüyor. İmkan olsa, bir tanesine sahip olmak isteyeceğim bir silah...

Fakat bundan evvel, Nuri Paşa tarafından 1946 yılında seri imalatı yapılan, 9x17mm (kısa dokuz) mühimmatlı, tek sıra şarjörlü ve FN Tuğralı Polis modelini andıran aşağıdaki modellerden internette satışta olanlar dahi mevcut. 2.500 ile 3.500TL aralığında rakamlar talep ediliyor:

[Resim: images?q=tbn:ANd9GcQjH_Ad9eVw8c63wJYLXC6...87_-KfHdsJ]

Allah ruhlarını şad etsin.

Saygılarımla
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
Fikoluger
#15
Sn Demirci57 ;

Forumumun milli tabanca konu başlığında altında bu konuyu biraz tartışmıştık.Her ne kadar bazı linkler ölmüş olsa da bu mesajların rahmetli Ali Kozanoğlu'nun anısına onun konusunun altında olmasının önemli olduğunu düşünüyorum.

(21-01-2015, 02:53 PM)tugrul demiş ki:
(21-01-2015, 11:55 AM)madenci08 demiş ki: Hali hazırda bir milli tabanca var zaten.Her ne kadar tasarımı hakkında etkilenme iddiaları olsa da Killigil tabancası prototip olarak mevcut.Hani çıksa bir yerli üretici seri üretime geçse hallice bir satış yapılır.

Hatta ihaleye girse ihaleyi de kazanır!!! Modern gereksinimleri karşılayabilir mi?İşte o sorunun cevabının evet olmayacağını tahmin edebiliyorum.Bir tasarımın mükemmelliği amaca uygunluktur.Amacın ve isterlerin doğru belirlenmediği bir dünyada eğer tek kıstas millilik ise pek tabii ihaleyi Nuri Killigil tabancası kazanır.

Fakat bu BHP'nin Belçika için yapılan tabanca ihalesini kazanması 1911'in yeniden birleşik devletler ordusunun kullanımına girmesi gibi bir şey olur.

İşin şakası bir yana nostaljik ve romantik saiklerle Nuri Killigil tabancasının üretilebileceğini düşünüyorum.Sig P 210 gibi koleksiyon maksadı ile üretilebilir mesela.

Sayın Madenci08,

Nuri Killigil ve Vecihi Hürkuş gibi 'Hızlı, Kolay ama Pahalı Muhasırlaşmak' bunu yaparkende Batıya yüzümüzü değil başka cenahlarımızı dönmek anlayışına kimi zaman canıyla kimi zaman Tüm emek ve hayatıyla kurban verdiğimiz değerlerimiz olabildiğini hatırlattığınız için teşekkür ederim.

En azından Kimdi bu Nuri Killigil ? ne yapmıştı ? deyip 'Google' lanabiliyor.

Benim gibi yazınızı okuduktan sonra merak edip bakanlar zahmete girmesinler diye buyurun Killigil Tabancası, teknik özelliklerine inemedik ;

[Resim: r8uhdd.jpg]

Saygılar

(21-01-2015, 03:50 PM)madenci08 demiş ki: Nuri Kiiligil'in üretmiş olduğu iki tabanca var.Biri sizin ve benim bahsettiğimiz yalnızca prototipi olan ve Polonya patent idaresince patentli olan tabanca.Diğeri ise 9X17 çap mermi atan seri üretime geçmiş olan tabanca.

http://silahsever.com/forum/viewtopic.php?f=31&t=43

Konu hakkında Sn strongarmın bir yazısı var.

http://www.trmilitary.com/viewtopic.php?f=11&t=1470

Bahse konu tabancanın Lehçe patent belgesi.Silahın teknik resimleri bulunmaktadır.

http://pubserv.uprp.pl/PublicationServer...1813B1.pdf

Sn strongarmın yazısının silahın patent belgesine göre teknik değerlendirmesini yaptığı kısım:

Alıntı: Patentin tetkikinde, 1930 yılları için, gerçekten şaşırtıcı olan hayli özellik müşahede edilmektedir;

- Tabanca "Alçalan Namlu" kilit sisteminde çalışmaktadır. Ancak bu alışılmış Browning "Tilted Barrel" sistemi değildir. İlle
de Amerikanca bir tabir gerekiyorsa, yapılanmaya "Elevated Barrel" tanımı yakıştırılabilir. Zira, sürgüye üstten kilitli olan
namlu, ön ve arkada her iki tarafta, toplam dört kılavuz ve bunların çok kısa bir geri hareket sonrası temasla aşağı
yönlendirildiği, gövde üstündeki karşı dört yuva ile kilitten kurtulmakta, sırası geldiğinde, tersi işlemle kilitlenmektedir.

- Namlu/Sürgü Kilitlenmesi için, bugün çok revaçta olan ve 220 serisi SIG/Sauerlerde görülmeğe başlandığında, sanki
bir ilkmiş tezahürleriyle karşılanan, esasında, İngiliz Whiting tarafından 1911 Webley-Scott Modellerinde ortaya konmuş
ve Fransız M35 S tabancalarında uygulaması geliştirilerek devam etmiş görünen, "Kovan atma açıklığı ve Namlu yatağı
dışı üstü ön yüzü çakışması kullanılmıştır. Tabanca patentinin 1927 müracaat tarihi göz önüne alındığı ve Fransız M 35
Modellerinin başlangıcının 1935 yılı olduğu düşünülürse, o zaman için ne ölçüde önemli bir yeniliğin konu edildiği daha
iyi anlaşılacaktır.

- Tabancanın ateşleme düzeni için, "İğne Vuruşu", tetikle bağlantısı için "Tek Hareketli" bir sistem düşünülmüştür. Her
atış sonrası otomatik çalışmayı önleyecek yapılanmada, "Vurkaç" bir bağlantı kesici düzeni konulmuştur. Yani, tetik, atış
sonrası, sürgü yerine kapanmadan yeniden çekilebilecek olsa, iğne vuruşu gerçekleşebilecektir. Ancak, hiç bir insan elinin
bu sürate erişemiyeceği gerçeğinden hareketle, sistemin çalışma hatası vermeyeceğini söylemek mümkündür.

Ateşleme İğnesi ve Tetik Kolu için, populer hiç bir örneği olmayan, adeta, bir kerpeten veya pens gibi, geri giden iğne
ayağını yükselerek rapteden ve tetik çekişi ile açılarak serbest bırakan bir yapılanma düşünülmüştür. Sistemin çok müsbet
tarafı, bağlantının, darbe etkilerine karşı, takılma dişi serbest bırakma yönünde tetik çekilmedikçe bloke edilmiş oluşudur.
Buna göre, Günümüz Glock, Steyr, Walther P 99 tabancalarında görülen, bu güvenlik düzeni, çok önceden, 1927 yılında
bu tabancada tatbikat bulmuştur.

- Tabanca çift sıralı şarjör kullanmaktadır. Gerçi, Browning'in M35 HP Prototip patenti, 1927de, yani, bu tabancanın ilk
tescil müracaatı senesinde yayınlanmış, ondan çok daha önceleri, 1906 Modeli Savage tabancaları bu tür şarjörleri uzun
yıllar üretmişlerse de, 9mm Parabellum çapta ilklerden olduğu inkar götürmez bir gerçektir.

- Tabanca, tırnağı, aynı zamanda, "Namlu Dolu Göstergesi" olarak da kullanılmaktadır. Mamafih, uygulama, bugünkü ile
tam tersi yönde, yani, tırnak dıştan çıkıntı vermez durumda atım yatağının yüklü olduğunu işaret eder durumdadır.

- Sahra sökümü olarak, aynen Steyr M1911 yaklaşımı seçilmiştir. Sürgünün sökülmesi için, irca yayının ön kılavuzunu
gövdeye bağlayan ince çelik bir lamanın tesbit yayına basılarak dışarı alınması gerekmektedir. Ancak, sürgünün, gövde
üzerinden dışarı çekilmesi, bu konsepti ilk kullanan Colt 1905 gibi arka taraftan değil, arka kılavuzun önce geri çekilip
yuvasından dışarı alınması, sonradan, sürgü arkasının yukarı kaldırılarak, Walther Modellerinde olduğu gibi önden dışarı
alınmasıyla, tehlikesiz biçimde gerçeleştirilmektedir.

- Tabancanın Ateşleme İğnesi giriş kapağı, iğne anayayından aldığı güçle konumunu koruyan ve dikey hareketle kademeli
olarak ayarlanabilen bir "Gez" olarak da görev yapmaktadır. Bu yapılanma da son derece dikkat çekici bir ilktir.

- Silahın şarjörü, patent çizimlerinden yeteri kadar anlaşılamamasına rağmen, muhtemelen, son atışı takiben, kendiliğinden
dışarı atılmaktadır.

- Hareketli aksam sayısı, bugünün övünç metaı plastik tabancalarla rahatça kıyaslanabilecek kedar azdır.


Nuri Paşa, 1930'lu yılların başında elinde tuttuğu bu tasarımı, neden kurduğu silah fabrikalarında imalata almamış, yerine
düşük güçlü, basit bir tabancayı tercih etmiştir, bu konuda çok fikir ileri sürülebilir. Ancak inkar edilemiyecek olan husus,
patentini Polonya'da aldığı bu tabancanın, o günün şartlarında, yani, Luger'in pahalı yapılanmasının, hala onu imallattan
alamadığı zamanlarda, üretilmiş olması halinde, bugünün bilinen, populer tabancalarından biri olabileceğidir.

Milli değerlerimize sahip olmak, onları anlayıp iyi değerlendirmekle mümkündür. Kendimiz üretemiyorsak, müsbet yönlerini
gördüğümüz üretilmişleri, ondan feyzalarak daha ileri götüreceklere faydalı olması için araştırıp ortaya çıkarmalı, bizim için
çalışan, kendilerinden çok başkalarının iyiliği için çabalayan bu aziz insanlara bir vefa borcu olarak anlaşılır hale getirmeliyiz.
Müzeye bağışlandığından bu yana geçen üç çeyrek asırlık süredir etrafında dolaşıp seyretmekten başka bir şey yapılmayan
bu eseri ve benzer diğerlerini bizlere kazandıran büyük insanlara en azından yapabileceğimiz bunlar olmalıdır.

Saygılar.


Nuri paşanın geri planda kalmış olsa da önemli bir askeri geçmişi vardır.Hakkında yazılmış ve benim satın alıp daha okuyamadığım Nuri paşa isimli Ötüken yayınevi basımlı bir kitap bulunmaktadır.Hatta dün dolaptan çıkardım resimlere bakarken bu tabanca aklıma geldi.

 
Alıntı

#16
Muteşem görünüyor. Şarjörü bana BHP nin şarjörünü hatırlattı.

Bu tasarımın kesitini veya çalışma mekanizmasını gösteren bir çizim var mıdır?

Çok yıllar önce sayın strogarm'ın, bana Nuri Killigil'in tabanca tasarımlarından birisinde namlu kilitleme mekanizmasının "elevating-alçalıp yükselen" olduğunu söylediğini hatırlıyorum.

Sanki bu silah o tabancaymış hissiyatına kapıldım. Kalibresi 9mm Parabellum ise zaten sabit namlulu olarak üretilmesi pek de mümkün değil.

Not: Yazı yazmadan önce diğer yazıları okumazsan böyle olur işte. Sayın madenci08 gerekli açıklamaları, bağlantılarıyla beraber zaten konuya eklemiş. Kendisine emekleri için teşekkür ederim.

Sahip olmamızın mümkün olacağını düşünmüyorum ama bir şekilde teknik çizimleri bulunursa veya mevcut prototipten tersine mühendislikle ölçüleri çıkartılırsa, hatırasına binayen ateşli silah olarak kullanılamayacak replikaları üretilebilir.

Milli tabancanı atası diyerekten de MKE'de sergilenir.
 
Alıntı

#17
Selamlar sayın forumdaşlar,

Dün internet sitelerinde denk geldiğim ve daha sonrada Yalçın Bayer'in 28/09/2016 tarihli köşe yazısında da okuduğum bir güzel haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Tarihimizin efsane isimlerinden Nuri Killigil paşa hakkında çok kapsamlı bir kitap yayınlanmış. Atilla Oral tarafından hazırlanan kitap tüm silahseverlerin arşivinde olması gerekir diye düşünüyorum. Kitap tam olarak 960 sayfa ve kuşe kağıda baskılı. Tabii kitabın fiyatı da biraz tuzlu haliyle (120TL). Ama bence verilen parayı hak eden bir çalışma ve kitap. Kitabın yayıncısının sitesinde kitap hakkında bir özet var ( http://www.demkaryayinevi.com/assets/nuri-killigil.pdf ). Bu kitap vesilesiyle Nuri Paşanın kabrinin bulunduğu ve tadilat geçirdiğide güzel bir haber. Zira patlama hadisesinden sonra paşanın kabrinin nerede olduğu bilinmiyormuş. Tarihin bir karanlık tarafı daha aydınlandığı için mutluyum. Darısı diğer karanlıkta kalmış olaylara diyelim. İyi günler, iyi çalışmalar.
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
Gazanfer
#18
Rahmetli Nuri KİLLİGİL ile ilgili kısa bir belgesel.



 
Alıntı
11 üye teşekkür etti:
Gazanfer, bilhan, ilksurfer, asuspc, ismicey, Pistov, Simurg, 6patlar, mtaner55, xeorx, Dr.Oz
  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi