Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 1 Oy - 5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hayatta kalma -survival
#1
Daha once forumumuzda survival tufekleri, adaya dusek hangi silah gibi konular konusuldu, ama gorebildigim kadari ile bir deprem konusu disinda pek te 'hayatta kalma' konusunda paylasimimiz yok.
Bu konuyu, Amerika'da Katrina kasirgasi ve sonrasinda New Orleansta meydana gelen sel baskini sirasinda gorev yapmis (veya yapmaya calismis) olan bir saglik gorevlisi, doomers forumundan MEGADOOM isimli uyenin basindan gecenleri okudugumda , mutlaka paylasmak gerektigini farkettim...

Ingilizcesi olan uyelerimizin asagidaki baglantidan siddetle takip etmelerini tavsiye ettigim, bugun 1.5 saat basindan kalkamadigim bu gunluk, bazi kaniksadigimiz basi da bilmedigimiz konulara gozlerimi acti:

http://www.doomers.us/forum2/index.php/t...306.0.html

Ozeti, bolum bolum birlestirilmis olarak:
http://www.doomers.us/forum2/index.php/t...497.0.html

Yabanci dili olmayanlar icin yukaridaki 'katrina gunlugu'nde, acil durum saglik gorevlisi olarak calisan sahsin, firtina uyarisi ile evini kapatip, ailesini guvenli oldugunu dusundugu bir bolgeye gonderip, kendisinin 'ise' , yani new orleansa gitmesi ile baslayip, korkunc firtinayi saglam bir binada atlattiktan sonra, medeniyetin yokolmasini adim adim izlemesi, bu esnada kendisini ve meslektaslarini, yokolan merkezi yonetim ve kaos icinde, bireysel silahlari sayesinde nasil hayatta kalip koruduklari, yardim etmeye calistiklari insanlarin davranislari ve otorite yoklugunda hayatin ne kadar cabuk tasdevrine dondugunu, acil durumda birarada dayanisma icinde firtinayi atlatan kisilerin yokluk basladiginda ne kadar cabuk komsularini ve cevresini yagmalayabildigi, new orleansin cogunlugunu olusturan fakir ve 'renkli' populasyonun bir anda nasil magdur ve musteki haline gectigi, yardim etmesi gereken maasli guvenlik personelinin nasil kendi menfaatlerini one alabildigi, itfaiyecilerin organize ve ozverili calismasinin hayreti, ve illegal silahlanmanin karsisinda, silah karsitlarinin , ozellikle boyle kriz anlarinda nasil silahli ve yasaya saygili vatandasa sigindigi, cep telefonuna ne kadar bagimli oldugumuz, haberlesmenin onemi ve nice onemli ders iceriyor...

17 agustos depreminde daha ilk sabah yola cikan yardim ekiplerinin icinde bulunan ve iki tur halinde haftalarca arama-kurtarma-yardimda calismis biri olarak, bildigimiz hali ile medeniyetin, bir gecede yokolusuna, ve haftalar, aylar suresince ilkel caglara donup, sadece hayatta kalma gudusu ile hareket eden suruler haline gelinmesine, saglik sartlarinin cok hizli kotuye gitmesine, acligin ve acikta kalmanin psikolojisine, insanoglunun cig sut emmis tarafinin hizla aciga cikmasina sahit oldum.

Bu sebeple, olaya sadece outdoor aktivitesi veya fantazi olarak bakmayip, hem zihinsel, hem de fiziksel olarak bu tur gelmesi olasi degil kesin olan durumlar icin nasil hazirliklar yapilmali, ecnebilerin WTSHTF (af buyurun " mokun vantilatore carptigi an') dedikleri ve bazilarinin da soguk savas yillarindan beri dunyanin sonu, yani doomsday icin olmasa da, yiyecek, kalacak yer, su, isinma, hijyen, saglik, korunma gibi konularda ne hazirliklar yapilmali bence paylasmakta buyuk fayda var.

Konuyu da forum odaginda tutmak amacli, acil durum mermi ve fisek stogunuz, evden cikmak zorunda kalirsaniz alacaginiz malzeme ve silah, evde kalirsaniz elinizdeki su, yiyecek, tuvalet vs gibi imkanlar ile ne kadar yasayabileceginiz, kacarsaniz gideceginiz yere ulasim, orda ne kadar kalabileceginiz, telefon olmadan nasil haberleseceginiz gibi konulara deginebiliriz.

Cok yakin bir ornek, cogumuz, devletin valisi bile deprem bolgesine ulasamaz iken, ilk temasi kuran, ve daha sonra uzun sure de bolgenin haberlesmesini saglayanlarin, amator telsizciler oldugunu bilmez, hatta amator telsizci ne yapar onu bile bilmez. Bunda gecen sene amator telsizcilik sinavi bile yapmayan, devamli mevzuat degistiren bakanlik ve gorev geregi telsiz kullanan disinda hayatinda hic telsiz ile nasil konusulur merak etmeyen vatandasin ne kadar payi vardir size birakiyorum, ama cep telefonu ve internet altyapilarinin ne kadar hizli koptugunu yasadik, onlar olmadan nasil haberlesilecegini bilmeyen cok kisi var...

Megadoom'un katrina gunlugunu mutlaka okuyun, ingilizce bilenlere okutun. en medeni kabul edilen ulkelerde bile bildigimiz hali ile 'medeniyetin' ne kadar cabuk yokoldugunu, ve krizi atlatmak icin neler yapilabilecegini dusunmek icin harika bir calisma....
 
Alıntı

#2
Super bir konu acmissiniz Sn. Baris. Ben sahsen bahsedilen medeniyette yasayan biri olarak, agzi acik, olanlari hergun izledim. Kendini dunyanin en gelismis medeniyeti sanan bu ulkenin gorevlileri, gunlerce hatta haftalarca olan biteni uzaktan izledi. Insanlar devletin guvenli olarak sundugu siginaklarda oturduklari yerde acliktan susuzluktan olduler. Yagmalama basladi. Yagmacilar durumdan avantaj saglamak adina giden yardimlari sabote etmeye, askere polise ates etmeye basladilar. Devlet sikiyonetim ilan edip anayasa sartlarini ihlal edilerek, guvenligi saglamak adina, kendini korumaya calisan yasal insanlarin silahlarini toplamaya basladi. Kisacasi 2000 li yillarin ortalarinda 2005 yilinda bu medeniyette tam bir hayatta kalma mucadelesi yasandi ki dediginiz gibi herkeze ornek olmasi gerekir ve herkez hayatta kalabilmek icin gerekli onlemleri almali. Tabii herkezin sartlari farkli yasadigi yer degisik oldugu icin herkezin onlemi farkli olacaktir ama bu bolumde herkez tavsiyelerini yazarsa ogrenilecek cok sey olduguna inaniyorum... Tekrar konu basligi icin tesekkurler,
Saygilar,
 
Alıntı

#3
Efendim, gecmis aylarda deprem konusunda hangi forumdan aldığımı hatirlayamadim bir yazıyı ekleyeyim bende. Yazanın isminide hatırlamıyorum ama oldukça deneyimli ve bu konuda birçok ülkede dersler veren bir şahıs olduğunu hatırlıyorum. Sizlerde bir göz atın, tavsiyeleri mantıklı geldigi için not defterime kaydetmistim.

Saygılarımla...


1) 'Binalar çökerken basitçe 'çömelen ve korunan' kişiler istisnasız her defasında ezilerek ölüyorlar. Masa, araba gibi nesnelerin altına giren kişiler her zaman ezilirler. 
2) Kediler, köpekler ve bebekler'in hepsi doğal bir şekilde dizlerini ana rahmindeki gibi karınlarına doğru çekerek kıvrılırlar. Deprem anında sizde bu şekilde kıvrılmalısınız. Bu doğal bir güvenlik ve hayatta kalma içgüdüsüdür. Daha küçük bir boşlukta hayatta kalabilirsiniz. Hafifçe ezilecek ama yanında boşluk yaratacak bir kanepe, geniş büyük bir eşyanın yanında durun. 
3) Ahşap evler deprem anındaki en güvenli yapılardır. Sebebi basittir; ahşap esnektir ve depremin zorlamasıyla hareket eder. Eğer ahşap bina çökerse geniş yaşam boşlukları oluşur. Ayrıca, ahşap binalar daha az yoğunlukta yıkılış ağırlığına sahiptir. Tuğla binalar ayrı tuğla parçalarına ayrılacaklardı r. Tuğlalar bir çok yaralanmalara sebep olacaktır, ama (beton) bloklardan daha az ezilmiş vücutlar yaratırlar. 
4) Eğer gece yataktayken deprem olursa, basitçe yuvarlanarak yataktan düşün. Yatağın çevresinde güvenli bir boşluk oluşacaktır. Oteller müşterilerine deprem anında yatakların yanında yere uzanmalarını salık veren bir uyarı notunu odalarda her kapının arkasına asarlarsa depremlerde çok büyük hayatta kalma oranlarını sağlayabilirler. 
5) Televizyon izlerken deprem olursa ve kolayca kapıdan veya pencereden dışarı kaçmak mümkün değilse, kanepe veya büyük bir koltuğun/sandalyenin yanında cenin pozisyonunda kıvrılarak yere uzanın.. 
6) Bina çökerken Kapı kirişlerinin altına geçen herkes ölür...Nasıl mı? Eğer kapı kirişlerinin altına geçerseniz ve kapı kirişi öne veya arkaya doğru düşürse inen tavanın altında ezilirsiniz. Eğer kapı kirişi yana doğru yıkılırsa ikiye bölünürsünüz. Her iki durumda da ölürsünüz! 
7) Hiçbir zaman merdivenlere gitmeyin/yönelmeyin. Merdivenler (ana binadan) farklı bir 'frekans aralığına' sahiptir; ana binadan bağımsız/ayrı olarak sarsılırlar. Merdivenler ve binanın geri kalanı devamlı olarak birbirlerine çarparlar, ta ki merdivenlerin yıkılışı 
gerçekleşene kadar. Merdivenlere ulaşan insanlar basamaklar yüzünden yaralanırlar. Korkunç şekilde sakatlanırlar. Bina yıkılmasa dahi, merdivenlerden uzak durun. Merdivenler binanın hasar görmesi en muhtemel kısmıdır. Depremde yıkılmamış olsa dahi, merdivenler bağırarak kaçmaya çalışan insanların aşırı yüklenmesi ile çökebilir. Merdivenler binanın geri kalan kısmı zarar görmemiş olsa dahi her zaman güvenlik açısından kontrolden geçirilmelidir. 
8) Binanın dış duvarlarına yakın yerlerde durun, mümkünse dışına çıkın. Binanın iç kısımlarındansa dış kısımlarına yakın yerlerde olmak çok daha iyidir. Binanın dış çevresinden ne kadar içeride olursanız, çıkış yolunuzun kapanma ihtimali o kadar artacaktır. 
9) Aynen Nimitz yolundaki katlar arasındaki (yıkılan) blokların meydana getirdiği gibi, deprem anında üst yolun yıkılmasıyla ezilen araçların içinde bulunan insanlar ezilirler. San Francisco depreminin kurbanlarının hepsi araçlarının içindeydiler. Hepsi öldü. 
Araçlarının dışına çıkıp,aracın yanına uzanıp veya oturarak kolaylıkla hayatta kalabilirlerdi. Ölen herkes eğer araçlarından çıkıp, araçlarının yanına oturabilseler veya uzanabilselerdi yaşıyor olabilirdi. Ezilen bütün araçların yanında-kolonları n direkt olarak üzerine düştüğü araçlar hariç- 3 feet yükseklikte boşluklar oluşmuştu. 
10) Enkaz halindeki gazete ofislerini ve çok miktarda kağıdın olduğu ofisleri dolaşırken kağıdın sıkışmadığını/ezilmediğini keşfettim. Kağıt yığınlarının/kümelerinin etrafında geniş boşluklar bulunur/oluşur.
 
Alıntı

#4
ilksurfer demiş ki:Super bir konu acmissiniz Sn. Baris.

+1...
 
Alıntı

#5
Konu mükemmel.. Düşüncenize sağlık.

Susuzluk, evsizlik, savunmasızlık, açlık ... Düşünmek istemiyorum.
 
Alıntı

#6
Çok güzel bir konuya temas etmişsiniz. Felaket durumlarında ilkel benlik kendisinden başka kimseye hayat hakkı tanımaz. Önemli olan böyle durumlarda bilgili olmak ve kendi hayatıyla birlikte komşularının da hayati idamesine yardımcı olmaktır.
Amatör telsizcilik konusunda ise yerden göge haklısınız, devlet baba amatör ruhla telsizcilik yapmaya çalışanları desteklemeli ve yeni kişilere bu işi teşvik edici çalışmalarda bulunmalıdır.
Sevgiler...
 
Alıntı

#7
Linkteki günlüğü bir solukta okudum.

Amerika gibi koca bir medeniyetin(!) insanlarının (!!) bir felaket karşısında nasıl birbirlerini yediklerini görmek son derece ibret verici.

Türkiye'deki birkaç felakette insanların birbirlerine ateş açmadığını, tam tersine, inanılmaz bir yardımlaşma duygusu ile nasıl kucaklaştıklarını görmüş birisi olarak bu tür bir olayın benim memleketimde yaşanabileceğine inanmıyorum açıkcası.

Güncenin bir yerinde, bir grup sağlık personelinin şehirde bir yerden bir yere gitmek için nasıl ellerinde silahları korka korka yürüdüğünü anlatıyor. Bu kısa yolculuk esnasında iki kere yanlarına yaklaşanları silah tehdidi ile uzaklaştırdıklarından bahsediyor.

Bunu okurken düşünemeden edemedim... Allah göstermesin benzer birşer felaket Ankara'da olsa, bir yerden bir yere gitmeye korkar mıydım, yanıma silah almayı düşünür müydüm?

Açıkcası hiç zannetmiyorum. Gölcük depremini, Bolu depremini, İstanbul selini yaşayanlar daha iyi bilirler. Birkaç kendini bilmez yağmacı (ki onların da dersini gerek halk, gerek emniyet kuvvetleri bir güzel verdiler) vakası dışında, insanların birbirine ateş açtığı görülmüş-duyulmuş şey midir Türkiye'de???

Biz tuhaf bir milletiz, barış zamanı işler iyiyken, bir felaket yokken birbirimizi yeriz. Ama işler sıkıya gelince, dünyada emsali görülmemiş bir şekilde kenetlenir tek vücut oluveririz.

Bunun örneğini Kurtuluş savaşında da görmek mümkün, deprem, sel vs. gibi doğal felaketlerde de.
 
Alıntı

#8
Sn Redfin,

Gözünüzü seveyim, daha dün IST da insanların nasıl yan yatmış kamyonlardan mal yağmaladığını gazeteler boy boy verdi. Deprem de yaşanmış bir sürü olay da var. Yalnızca kişisel olarak tanıdığım, depremde bölgede çalışmış insanların anlattıkları var...
Kısacası evet, henüz US kadar materyalist olmayabiliriz, ama "tek vücut vs." vurgusuna kesinlikle katılmadığımı söyleyebilirim. En azından kendi adıma, bir felaket sonrası "milletin tek vücut olup-olmama ihtimaline" zerre kadar güvenmeyeceğimden emin olabilirsiniz...Smile

Sevgiler
 
Alıntı

#9
Aynen katiliyorum, ozellikle depremde bir yanda yardim kamyonuna yanasmayi gururuna yediremeyenler var iken, coluk cocuk ciglik cigliga kamyonu sarip, ellerine ne gelirse birbiri ile cekisip, parcalayarak, yardim paketlerini didik didik eden, kizilay cadirlarini daha teslim alirken yirtan, su siselerini patlatan, ve gozlerimle gordum; enkazlardaki merhum ve merhumelerin uzerlerindeki ziynet esyasini, agzindaki altin disi yagmalayanlar var idi. Yanibasimda bu mahlukat icin askere "vur emri" verildigine de sahidim.

Ayni sekilde Kurtulus savasimiz sirasinda, evladini cepheye kina yakarak gonderenler kadar, zorla toparlananlari, koylerin kasabalarin erkeklerinin yoklugunu firsat bilip eskiyalik yapanlari, dusmana bilgi ve malzeme satanlari, halkin zor durumda bulunmasini firsat bilerek somurenleri de yok saymak, naiflik olur. Evet destanlar yazan bir halk ve halktan gelen idare ile bu savas o zaman icin kazanilmistir, ama arka planda olan biteni de bilmek, unutmamak gereklidir.

Konu felaket durumunda dayanisma degil, ne yazik ki ozellikle buyuk sehirlerde, birbirini taniyan komsular ve akrabalar disinda bu artik kalmadi. Evinize, sehrinize birsey oldugunda siginacak akrabaniz, yedeginiz vs yok ise yandiniz. Cogumuzun evinde 3 gunluk su bile bulunmadigina iddiaya girerim. Birakin acil durum icin ilac, pansuman, temizlik malzemesini, temin etmeyi, sular kesildiginde tuvaletin ne kadar kisa surede dustugu durumlari cogu kisi aklina getirmez. Bir haftalik bir elektrik-su kesilmesi, deprem-sel-heyelan-teror-sizinti-salgin-serpinti-yangin-patlama vs vs gibi buyuk capli can kaybi olmadigi bir durumda bile cok vahim sonuclar getirebilir.

Bundandir ki, hem kendinizi hem de sevdiklerinizi koruyabilmek, hayatinizi idame ettirebilmek icin, once kendimizin hem zihinsel, hem de fiziksel hazirlik yapmamiz gerekir. Acil durumda esinize, cocugunuza nasil ulasacaksiniz, nereye gidilecek, daha once bahsettigim sekilde yola mi cikacaksiniz, evde mi kalacaksiniz, stogunuz ne kadar, size birileri siginirsa sotogunuz ne kadar dayanacak, hirsiza-yagmaciya karsi kendinizi nasil savunacaksiniz, kimin dost-kimin dusman oldugunu nasil ayiracaksiniz, cevap bekleyen yuzlerce soru var. sorun, bu sorularin cogu kisinin aklinda olmamasi.
Hazirlik yapmak, sadece soru sorarak ta olmaz, eger her gun ofiste oturup sonra evde koltuktan kalmayan biri iseniz, acil durumda (misal cocugunuzu kurtarmak icin) 2 km kosmaniz gerekirse, bir anda iman gucu ile kosabileceginizi farzetmeyin. Cuvut normal yasamda nasil alisti ise, o sekilde tepki verecektir. Gunluk rutin ne kadar yuruyebiliyorsaniz, acil durumda bunun sadece belirli bir katsayi ile carpimi kadar yuruyebilirsiniz, sonrasinda fiziksel arazlar cikmaya baslar. Stres altina girmeden, vucudunuzun ve zihninizin stres altinda nasil tepkime gosterdigini bilemezsiniz.
Bu ve bunun gibi cok konu var, biraz ustunu kasiyarak, en azindan "hazir olma" zihniyetini biraz yesertmek lazim. Sonrasinda teknik detaylara inerek, bazilari global, bazilari ulkemiz sartlarina mahsus paylasimlarda bulunabiliriz.
Saygilarimla...
 
Alıntı

#10
baris demiş ki:...
Konu felaket durumunda dayanisma degil....


Bu ve bunun gibi cok konu var, biraz ustunu kasiyarak, en azindan "hazir olma" zihniyetini biraz yesertmek lazim. Sonrasinda teknik detaylara inerek, bazilari global, bazilari ulkemiz sartlarina mahsus paylasimlarda bulunabiliriz...

Evet,

Benimkisi biraz duygusal davranılarak yazılmış bir yazıydı. İnsan ne de olsa kendisine (bu bağlamda, kendi memleketine) konduramıyor.

"Benim insanım böyle yapmaz" diye geçiriyor içinden.

Neyse, konunun özetini Sn. Barış son derece güzel vermiş yukarıdaki alıntıda. Biraz saptırdığım için özür dilerim.
 
Alıntı

  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi