Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 2 Oy - 5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
CZ Sevgimin Nedeni
#21
Cool 
Nihayet beklediğim parçalar elime ulaştı. 10-15 gün içerisinde bir aksilik olmazsa Sn Göktuğ ile irtibata geçip bir CZ75 modifiye işlemine başlıyacam. Bu işlem sırasında Sn Lupus ve Sn Melihağa'da sürece dahil olurlar ve yapılanları forumda paylaşırlarsa kıvanç duyarım. Aşağıda gelen parçaları şimdilik paylaşıyorum.

[Resim: SNC00119.jpg]
[Resim: SNC00114.jpg]
[Resim: SNC00115.jpg]
[Resim: SNC00116.jpg]
[Resim: SNC00118.jpg]

Yaplması düşünülenler;
1. Otomatik iğne kilidi kaldırılacak, stabilite için "Pin Lifter Spacer" denilen parça takılacak.
2.Gez, fiber gez ile değiştirilecek ve tactical arpacık monte edilip 25mt sıfırlanacak.
3.Kabzeler ahşap kabze olarak değiştirilecek.
4.Tetik için Sn Lupus'un önerdiği CZ85 istettim, kıvrımı ve parmağa teması gerçekten çok iyi. Net ve kısa kuruluma sahip olacak şekilde montajı yapılacak.
5.Horoz değiştirilecek.
6.Silah sıfır acaba namluyu kromlatsam mı? CZ 'lerde ilerleyen zamanlarda namlunun karardığı söyleniyordu..

En önemlisi tüm bu işlemler bittiğinde Master Lupus (nam-ı diğer Dark Side efendisi Darth Glocker) Cool özüne dönerse, silah olmuş demektir ...Big Grin
 
Alıntı

#22
Sayın sem,
Kalfalarım olmadan yapmam mümkün degil. Kalfanın birisi bir iki gün çalıştı, '' Askere gidiyorum '' dedi, hala ortalarda yok.
Diğer kalfa da işe düzensiz gelir gider...
Sizin işinin çok zor.
 
Alıntı

#23
sem demiş ki:Nihayet beklediğim parçalar elime ulaştı. 10-15 gün içerisinde bir aksilik olmazsa Sn Göktuğ ile irtibata geçip bir CZ75 modifiye işlemine başlıyacam. Bu işlem sırasında Sn Lupus ve Sn Melihağa'da sürece dahil olurlar ve yapılanları forumda paylaşırlarsa kıvanç duyarım.
Sn.sem, siz Sn.Göktuğ ile irtibata geçin, asıl adamınız o...Cool. Eğer elimden geliyorsa, ben de yapabileceğim her türlü yardımı, her zaman zevkle yapmaya hazırım. Umarım sayenizde elimiz tekrar güzel bir '' Kastım SiiiZiii'' ye değer, çünkü güzel modifiye edilmiş bir CZ 75 ' in keyfine gerçekten diyecek yoktur....Cool
 
Alıntı

#24
Sn.sem,parçalarınız hayırlı olsun.Benim düşüncem namluyu kromlatmayın,kararınca keçe ile beyazlatması çok basittir.Kromlatacaksanız beyaz tetiği siyah krom veya siyah fırın lak boya ile boyanması daha güzel olur bence.Bence bir silah ya komple siyah olmalı ya da komple beyaz.
 
Alıntı

#25
Sayın Lupus CZ 75 buffer almak istiyorum yardımcı olur musunuz? Teşekkürler.
 
Alıntı

#26
Hayatta iki Çek'i çok severim.Biri Çek 16lısı Cz-75 diğeri ise Galatasaraylı futbolcu Milan Barosh.
 
Alıntı

#27
sayın lupus 94 yapımı bir cz 75 im var.cz lerde yeniler ve eskiler arasında bir fark varmıdır? zannımca cz lerin kalite ve çalışma anlamında pekte şikayetçisi yok saygılarla.
 
Alıntı

#28
Sn. Lupus

5-6 model hariç silah incelemelerim ülkemiz şartları sebebiyle mağlesef sadece teorik bazda kalıyor. Bu sebeple CZ 75 in tasarımıyla ilgili aklıma takılan (gene teorik) bir soruyu size sormak isterim. (Zira neredeyse her tabancaya erişiminiz olduğu gibi bir izlenime kapıldımSmile )

Dinamik prensipleri gereği namlu ekseni ile ön kol ekseni arasındaki mesafe daraldıkça tabancanın şahlanmasında azalma (kısalan mesafeye bağlı olarak azalan moment sebebiyle) ve dolayısıyla isabet oranında bir artış beklenmelidir diye düşünüyorum. Ancak burada garip bir çelişki ile karşılaşmaktayım. Keskin nişancılıklarıyla meşhur cz75 ve p226 gibi tabancalarda bu mesafenin örneğin "glock" lardan daha çok olduğunu gözlemliyorum.(Gözlemliyorum diyorum çünkü bu silahları -cz ve sig- yakından inceleme fırsatı bulamadım, teknik çizimleride elimde yok ve sadece resimlerine bakarak böyle bir kanaate vardım.)

Şimdi sorum şu:

1-Gözlemim doğrumu? Doğruysa Sig ve CZ tasarımcıları neden namluyu daha alta yerleştirecek bir tasarım yerine bunu tercih etmiş olabilirler? (Atış hassasiyetine etki eden diğer faktörlerin farkındayım tasarımın sadece bu yönüyle ilgili soruyorum.)

2-Tam zıt bir örnek olan "H&K P7" ile bu silahlar arasında pratik bir karşılaştırma yapma fırsatınız oldumu? Olduysa sonuç ne oldu? (H&K P7 nin hem namlunun sabit olması hemde namlu eksenin kasayla arasındaki mesafesinin çok kısa olması sebebiyle -teorik olarak- tüm zamanların en nişancı "genel hizmet" tasarımlarından biri olduğunu düşünüyorum. Bu silahı sahada cz75 ve p226 ile karşılaştırabilmeyi çok isterdim.)

Saygılar.

Not: Sahibi olduğum tabancalar: Mauser model 1910, Walther P38 AC.41, Glock 19
Not2: Erişimim olan tabancalar: Colt Python, Smith & Wesson mod. 659 (ss), Browning FN 1910, Kırıkkale
 
Alıntı

#29
faust demiş ki:5-6 model hariç silah incelemelerim ülkemiz şartları sebebiyle mağlesef sadece teorik bazda kalıyor. Bu sebeple CZ 75 in tasarımıyla ilgili aklıma takılan (gene teorik) bir soruyu size sormak isterim. (Zira neredeyse her tabancaya erişiminiz olduğu gibi bir izlenime kapıldımSmile )


Yok, o kadar değil, keşke öyle olsaydı...Big Grin
Ancak bu konuda her yeri pek çok kazıkla döşeli, oldukça uzun ve dolambaçlı bir yol kat ettiğimi söyleyebilirim.....Big Grin


lupus demiş ki:İlk CZ 75 ' imi bu silahı genel olarak çok sevmem ve hesaplı fiyatı nedeni ile alıp, tetik yollarına yeteri kadar zaman ve atış hakkı tanımadığımdan ve memnun olmadığım iç parça işçiliğinden, ama özellikle iç işçiliğini düzeltme amaçlı Tuğra Gravür ' de yaptırdığım kromlama işleminden sonra tamamen soğuyarak satmıştım...

SW 4506 ' mı güzel işçiliği, rahat tutuşu olan tek sıra şarjör yerleşen kabzası, bir nebze de olsa 1911 özlemimi giderir ümidi ile ve tabii ki o zamanlar içimdeki marka silah sahibi olma dürtüsü ile almıştım. Elde her zaman hissettirdiği ağırlığı, elin üzerinde çok yüksekte duran atış aksı, dik kabza açısı ve yüksek atış aksı nedeni ile çok sert ve yorucu olan atışı, çok fazla hareketli parça içermesi, her boş tetik düşürdüğümde tüm SW yarı otomatiklerinde olduğu gibi her yerinden gelen yay ses ve rezonansları, mühimmat ve bir yedek şarjör bulamamanın verdiği karın ağrısı nedeni ile satmıştım...

Beretta 92 Compact, 9x19 mm mühimmat ve aksesuar bulma rahatlığı olan, güvenilir ve yine marka olan bir silah sahibi olma ümidi ile aldığım bir tabanca idi. SW ' dan sonra bu tabanca da sürgü üzerindeki emniyet ve benzeri manevelaların bana göre olmadığını, bu tür kabza yapısı olan silahların ise hiç bana göre olmadığını öğretince, elden çıkardım...

1996 fabrika onaylı, karton kutu içerisindeki ve baklava desenli klasik kabza kapaklı SIG Sauer P226, sadece ve sadece SIG Sauer ve P226 olduğu için aldığım bir tabanca idi. Bu tabancayı kullandığım müddetçe her şeyi ile çok memnun kalmıştım. Harika tetik ve nişangah kullanımı nedeni ile atışta oldukça başarılı olduğum bu tabancanın bana uyumsuz bazı ergonomik kusurları bile gözüme batmıyordu...Ancak o dönemde yükselen '' laylon '' trendi nedeni ile bu silahımı bir Walther P99 alabilmek maksadı ile elden çıkardım...Sattığıma pişman olduğum silahlarımdan birisidir...

Walther P99 da kullanırken çok sevdiğim ve hoşlandığım bir silah olmasına rağmen, farklı bir '' laylonla '' gönül eğlendirebilmek için göz koyduğum bir HK USP F ' i satın alabilmek, biraz da silah yıprandığı için elden çıkardım...

HK USP F ' i son derece kaba ve rahatsız olan kabzası ve bir türlü net bir tetik çekişi sağlayıp, tatminkar hedef kağıtları elde edemediğim için elden çıkardım...

Bir sonraki silahım ise pek çok derdime derman alabilecek bir Ultimate Bright Stainless Colt Gold Cup Series 80 idi. Bu silahla .45 ACP ile atış yapmanın keyfine gerçekten vardım. Mükemmel gez-arpacık profili ve mükemmel tetik çekişi ile, tabanca mesafelerinde siz hata yapmadıkça çekirdeği istediğiniz yere değil, istediğiniz noktaya gönderen bir tabanca idi...Ancak o zamanlar bu silah için de şarjör ve mühimmat tedariki çok büyük sorundu, bu nedenle de tekrar tadı damağımda kalan P226 ' ya dönüş yapabilmek için, maddi imkanlarım da kısıtlı olduğundan bu silahı elden çıkarmak zorunda kaldım ki, eşşekliğime doymamayım, kesinlikle...

Neyse, MKEK ' ye uzun bir aradan sonra gelen P226 ' lardan bir tanesini 2200 küsür USD ' den aldım...Sürgü boyası kılıfa iki kere girince hemen rengi açılmaya başladı, ama en önemlisi, gövdedeki sürgü taşıyıcı kızakların elokseli 200 atım bile görmeden atmaya başladı. Horoz indirme manevelası bırakıldığında çatır çatır gövdeye vuruyordu..Otomatik iğne kilidi bloğu sağa-dışarıya doğru taştığından sağ arka gövde kızağının üzerini söküp takarken bile cayır cayır çiziyordu. Tetik kolunun arkası da gövdeye vuruntu yapmıştı. Bir önceki P226 ' ım ile karşılaştırıldığında tam bir hayal kırıklığı olan bu silahı derhal elden çıkardım ve MKEK ' ye avans yatırıp, bir sonraki partide gelecek olan P229 ' ları beklemeye başladım.

Nihayet P229 ' umu aldım ve poligonun yolunu tuttum, en azından bunun iğne kilidi bloğu yuvarlak olduğu için gövdeye sarkamayacak, sürgü boyası da keyfe keder vermeyecekti...Tamam bunlar umduğum gibiydi de, horoz indirme manevelası yine gövdeye vuruyor ve tetik kolu yine gövdeye vuruyor, ama daha önemlisi blok çelik sürgü gövde kızaklarını sanki tekrar işliyordu...Kısa olan çekme kertikleri ve kaygan sürgü nedeni ile panik sürgü manüpülasyonları zordu. P226 ' da hissetiğim o mükemmel denge hissini de bu silahda bir türlü alamıyordum. Sürgü içerisindeki bazı işçilik kusurları da tepemi attırdı ve mükemmel atış performansına rağmen bu silahı da elden çıkardım...

Tam o sırada MKEK vitrininde 1600 küsür USD fiyatla Tanfoglio Witness Custom 1911 belirdi...Bomar tipi gezi, beavertail kuyruğu, uzun kollu çift taraflı emniyet manevelaları, yine uzun sürgü yakalama manevelası, '' skelotonised '' horoz ve tetiği ile tam bir '' Fırsat 1911 '' i hissi uyandırdığından direk bir tane aldım. Silahı alıp söktüğümde otomatik iğne kilidi bloğu görmemek beni bir kat daha sevindirmişti. MKEK poligonunda atış esnasında dolu şarjörden, dolu bir fişeğin kovan tahliye penceresinden dışarı fırlaması ve silahın her iki şarjörle de bir türlü düzgün çalışmaması, hedef kağıdındaki yonca yaprağı görüntüsüne rağmen ağız kenarlarımı kulak hizasından aşağıya düşürmeye yetmişti...Yaydı, şarjördü derken silahı çalıştırmayı başardım, ama çamur gibi olan namlu içi ve özensiz yiv-seti nedeni ile ve her zaman kulağımda çınlaması kalan kar suyunun etkisi ile bunu da elden çıkardım...

Yine '' Her derde derman '' , kaliteli bir '' laylon '' a dönerek HK USP Compact edindim...Performansından her zaman memnun olduğum bu silahın tetik çekişi ve yollarına bir türlü adapte olamayıp, sürgü takımının kabalığı ve kayganlığı ile, kabzasının da şarjörün tabanı ile tamamlanmasına, en önemlisi de parça ve aksesuar konusunda HK distribitörü ile yaptığım konuşmaya kafayı takıp, bu silaha da güle güle dedim...

Bundan sonraki silahım '' Dön dolaş SIG Sauer ' e gel ! '' dercesine bir P228 oldu. Maalesef MKEK ' den sıfır alınan bu silah da bir önceki P226 ve P229 gibi fiyasko olunca, atış performansına rağmen elden çıkardım...

Bu esnada bir adet de 2.5 '' namlulu SW Model 66-3 edindim. Bu silah her şeyi ile gerçekten kullanmaya ve sahip olmaya değer bir silah, her şeyi ile. Ülkemizde hak ettikleri değerin verilmediğini düşündüğüm silahlardan birisi de 2.5 ve 3 '' namlulu K gövdeli SW revolverleridir, gerçi Allah ' tan öyle ki, meraklı silahseverler hesaplı bir şekilde edinebiliyorlar. Bu silahı sadece maddi sıkıntı hasıl olduğu için satmak zorunda kaldım ve elimden çıkarırken dahi en çok üzüldüğüm silahlarımdan birisi de budur. Colt Gold Cup ile birlikte bugün elimdeki '' sadece iki tabanca '' olarak kalmış olmalarını çok arzu ederdim...Sad

Bir süre sonra gönlümde her zaman ayrı bir yeri olan ve oldukça hesaplı bir şekilde denk gelen bir CZ 75 B Compact Inox ' a denk gelince, yola bu silahla devam etmeye karar verdim. Bu silahın vuruş dağılımı beni gerçekten çok şaşırtmıştır. Ancak kabza konturu benim gibi küçük elli bir kişi için bile bazen çok rahatsız olabildiği için elden çıkardım.

Müteakip silahım bir BHP MKIII idi, bu silahı da bazı handikaplarından arındırıp, oldukça keyifli bir hale getirmiştim ve çok memnundum. Ancak hem biraz yıprandığından, hem de yine maddi gerekçelerle elden çıkardım.

Elimiz biraz genişleyip, bitimiz kanlanınca ikinci el bir P 226 edindim, bu silahın atış ve vuruş performansı beni her zaman çok etkilemiştir. Bu silahı da severek kullanmama rağmen zaman içerisinde değişen tutuş şeklim nedeni sürgü yakalama manevelası sürekli olarak elime batar, sol kabza kapağındaki horoz indirme manevelası kabarıklığı da baş parmağımı rahatsız eder olmuştu...Tam o sıralar MKEK ' ye gelen HK P2000 ergonomik özellikleri ile çok tahrik edici olunca, P226 ' dan ayrılıp, HK P2000 ile nikahlandık...Big Grin

P2000, garip bir şekilde USP ' lerden daha temiz ve net tetik yolları ile, elinize dolanmayan horoz indirme manevelası, ele batmayan ön-arka kabza deseni, P99 gibi traşlanmış ve kibar sürgüsü, değiştirilebilir kabza sırtları ile gerçekten çok kullanışlı bir tabanca idi. Vuruş dağılımı da klasik HK özelliklerini gösteriyordu, yani mükemmel...Tek sevmediğim yanı yine USP Compact 'lar gibi kabzanın şarjör tabanı ile tamamlanması ve açık arazide bile kulağı tırmalayacak kadar gür olan sesi idi...

Bu esnada çok hesaplı bir şekilde denk gelen CZ 75 ile farklı bir proje deneme kararı verdim. HK ' yı elden çıkarıp, artan kaynak ile CZ 75 ' i modifiye edip, bu silahla hatırı sayılır miktarda mühimmat harcadım...Tadı damağımda kalan silahlarımdan birisidir. Ancak benden önceki sahibi maalesef namlu içerisini karıncalandırdığından, zaman içerisinde bu karıncalar benim gözüme ay yüzeyindeki kraterler gibi görünmeye başladığından bu silahı da elden çıkardım...Cool

Yoluma yine elden geçirilmiş bir BHP MKIII ile devam ettim. Bu silahın da atış performansı her zaman göz doldurmuştur...Ancak hem biraz yıprandığından, hem de kafamdaki farklı projelere kaynak sağlayabilmek için bunu da elden çıkardım...

Halihazırda bir G19 ve SW 686 ile yola devam ediyorum. G19 basit, pratik, kullanışlı, yüksek kapasiteli ve mühimmatı kolay bulunur bir genel maksat yarı otomatiği, 686 ise hem .357, hem de .38 Spl mühimmat kullanabilmesi, iyi balistik performans sağlayan ama buna rağmen istendiğinde taşınabilir 4 '' namlusu, hassas tetiği ile genel maksat revolveri olarak elimde bulunuyor, zamanla hangisine ne kulp takar, yollarımı ayırırım veya '' Bu kadar kusur kadı kızında da olur '' diyerek elimde tutarım bilemem, ancak bu iş tüm arkadaşlarımın bahsettiği gibi insanı biraz da maymun iştahlı yapıyor...Gönül ister ki, imkanlar ve mevzuat el verse de, hepimiz ortaya güzel bir karışık yapabilsek, ama şartlar hepinizin malumu...

Biraz uzunca olan yazıya sabır gösterdiğiniz için hepinize teşekkür eder, saygılarımı sunarım.


[Resim: dscn2830g.jpg]


Lupus
 
Alıntı

#30
faust demiş ki:Dinamik prensipleri gereği namlu ekseni ile ön kol ekseni arasındaki mesafe daraldıkça tabancanın şahlanmasında azalma (kısalan mesafeye bağlı olarak azalan moment sebebiyle) ve dolayısıyla isabet oranında bir artış beklenmelidir diye düşünüyorum.
Tabancanın şahlanmasında azalma, hissedilen tepmenin yukarıya doğru şahlanmadan ziyade, geriye doğru itme şeklinde hissedilmesi beklenmelidir ki, pratikte de böyle olmaktadır.
faust demiş ki:1-Gözlemim doğrumu? Doğruysa Sig ve CZ tasarımcıları neden namluyu daha alta yerleştirecek bir tasarım yerine bunu tercih etmiş olabilirler? (Atış hassasiyetine etki eden diğer faktörlerin farkındayım tasarımın sadece bu yönüyle ilgili soruyorum.)
Atış aksının düşük olmasının şahlanmayı azaltacağı konusundaki gözleminizin doğru olduğunu düşünüyorum, daha doğrusu olduğunu biliyorum. Bu ayrıntının mükerrer ve hızlı atışlarda özellikle arpacık takibini kolaylaştırdığını, hızlı atışlarda pratik vuruş kararlılığını da arttırdığını biliyorum.

Ancak mekanik ve içsel vuruş kararlılığına bunun herhangi bir etkisi yoktur. İç mekanik vuruş kararlılığını etkileyen temel faktörler namlu yiv-set-fem ağzı kalitesi, namlu-sürgü kilitlerinin, her sürgü hareketinden sonra aynı şekilde kilitlenmesidir. Bir miktar da sürgü-namlu bloğunun gövde ile her sürgü hareketinden sonra aynı şekilde kilitlenmesi etkilidir. Bu unsurlar layıkıyla bir arada olduğu sürece, atış aksının iç mekanik vuruş kararlılığına hiç bir etkisi yoktur ki, SIG Sauer P serisi bunun en çarpıcı kanıtıdır. Pek çok tabancada gözlenen, ilk fişeğin elle doldurulması, buna bağlı olarak kilitlerin normal ateşlemeden farklı kapanmasından mütevellit ilk vuruşun diğer gruplardan ayrıldığı '' first round flyer '' ın hemen hemen hiç görülmediği tabancalardan birisi SIG Sauer'lerdir...

SIG Sauer P serisi ve CZ 75 ' in atış aksının bu kadar yüksek olmasında tasarımdan kaynaklanan başlıca iki neden vardır, bunlardan birisi namlu kilit elemanlarının geometrisi ve besleme açıları, diğeri de tetik sistemeleri için gerekli olan alandır. Daha önce Steyr / Glock bahsinde de söylediğim gibi, bu tabancaları tasarlayan kişiler bu ayrıntıları göremediği için bu tabancalar bu şekilde tasarlanmamıştır. Sadece tasarım aşamasında belirlenen konsept çerçevesindeki önceliklerin gerekleri yerine getirilmiştir. Aslında İngilizcede bu durumu tanımlayan çok güzel bir kelime var, bir gün bunun tam Türkçe karşılığını bulabilirsem kullanmaya başlayacağım, ancak şimdilik orijinali kullanmak istiyorum; '' Compromise ''. Tasarımcılar konseptin bütünü çerçevesinde bazı şeylerden, kabul edilebilir tavizler verirler, CZ veya SIG Sauer atış aksı da böyle bir şeydir.

faust demiş ki:2-Tam zıt bir örnek olan "H&K P7" ile bu silahlar arasında pratik bir karşılaştırma yapma fırsatınız oldumu? Olduysa sonuç ne oldu? (H&K P7 nin hem namlunun sabit olması hemde namlu eksenin kasayla arasındaki mesafesinin çok kısa olması sebebiyle -teorik olarak- tüm zamanların en nişancı "genel hizmet" tasarımlarından biri olduğunu düşünüyorum. Bu silahı sahada cz75 ve p226 ile karşılaştırabilmeyi çok isterdim.)
Hayatımda sadece iki yarı otomatik tabanca ile 25 m mesafede yaptığım 5 vuruştan 4 ' nün arasına kağıt sokmadan atış yapabildim; HK P7 M13 ve SIG Sauer P220...Yorumu size bırakıyorum...Big Grin

Saygılar.
 
Alıntı

  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi