Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 2 Oy - 4.5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Askerliği vatan görevi olarak yapan bir sivilin gözünden G3
(01-12-2016, 11:12 PM)topraxxx demiş ki: Sayın Ertunga, ben paylaşımlarınıza baktım lakin hiçbirşey anlamadım.Her konuya kısaca,ayrıntısız ve sonra paylaşırım,sonra yazarım diyerek noktaları koymuşsunuz.Gerçekten bir şeyler paylaşsanız da bizde birşeyler öğrensek fena mı olur?

Saygılar.

Sn.Topraxxx forum da henüz İngilizce hazırlık okuduğum için konu açamıyorum forum kuralları gereği bu yüzden protest bir tavırla uzun uzadıya mevzulara girmemeye kıyıdan uzaklaşmadan kulaçlama ya devam ediyorum....
 
Alıntı

Platformuna sadık kalınarak yazılımı  (0.09 dan 0.01'e doğru -misal-) güncellenmiş bir G 3, kırsal şartlarında halihazırda kullanılan HK 33'ten daha verimli olurdu şahsi düşüncem.

El kundağı ve dipçikte yapılacak bazı  modifiyeler ve çatalayak opsiyonu ile birlikte  tadından yenmezdi herhalde. Hatta Kannas ihtiyacını bile ortadan kaldırabilir, ideal bir dürbünle 700 metreye kadar mükemmel atışlar yapılabilirdi.

Saygılar..
 
Alıntı
3 üye teşekkür etti:
ERTUNGA, lupus, alpago
(30-12-2016, 10:57 PM)Antiterör demiş ki: Platformuna sadık kalınarak yazılımı  (0.09 dan 0.01'e doğru -misal-) güncellenmiş bir G 3, kırsal şartlarında halihazırda kullanılan HK 33'ten daha verimli olurdu şahsi düşüncem.

Değerli Arkadaşlar,

G3 söz konusu olduğunda karıştırılan kavramlardan birisi tüfeğin menzil ve terminal balistik etkisidir. G3' ün bilinen menzil ve terminal balistik etkisi tüfeğe değil, attığı fişeğe bağlı bir durumdur. 7.62X51 mm fişeğin 5.56X45 mm fişeğe bu konudaki üstünlüğü ve avantajları tartışılmaz. G3' ün teknik olarak menzildeki kendine özel asıl avantajı vuruş hassasiyetine olumlu yönde etkisi olan gaz tahrik sistemsiz bilyalı kinetik mekanizma kilit sistemidir.   

Ülkemizde bu konularda pek bilimsel çalışma yapılmaz, bu işlere kafa yoranların bilgi ve tecrübelerine itibar edilmez. Aşağıdaki makale angajman mesafeleri, mühimmat ağırlığı, lojistik ve intikal gibi konularda, yüzeyel olmakla birlikte kısa, öz, derli toplu bir makale mevcut. 

http://www.sadefensejournal.com/wp/?p=2941

Sn.Antiterör' ün bahsettiği kırsal şartları ile ilgili çok güzel bir grafik paylaşılmış;




[Resim: mar03.jpg]




Bu grafik G3' ün, daha doğrusu 7,62X51 mm fişeğin kırsal alan angajmanlarında neden vazgeçilemez bir kalibre olduğunu açıklıyor. Makalenin tamamında görüldüğü üzere herkes her derde deva bir orta yol bulma derdinde... 6.8 SPC, 6.5 Grendel fişekler kendilerine has avantaj ve dezavantajları ile maalesef bu yolu açamadılar. LSAT programının da kısa vadede bir çözüm üretmesi mümkün değil. 

Menzil, tüfek, fişek, operasyonel çeşitlilik sorunsalı şimdilik lojistik sorunları sineye çekilerek, görev ve angajman mesafelerine uygun optik/elektro-optik nişangahlarla mücehhez .338 Lapua magnum kollu mekanizmalı keskin nişancı tüfeği, 7.62X51 mm makinalı tüfek, yarı otomatik nişancı tüfeği, 5.56X45 mm makinalı tüfek ve hücum tüfeklerni kapsayan '' Golf Torbası '' konsepti ile çözülmeye çalışılıyor. Tabii bunun için de arkanızda Amerikan ordonatı gibi bir lojistik destek lazım. 

Tüm konseptimizi, envanterimizi ve lojistiğimizi ekonomik ve organizasyon zorunlulukları nedeni ile sadece son otuz yılımıza damgasını vuran kırsal alan mücadelesine göre düzenledik, MPT76 bile bu konsept çerçevesinde şekillendi, ancak bir anda meskun mahal tehditleri ile yüz yüze kaldık. Suriye topraklarında ise tam olarak yukarıdaki grafikte tanımlanan angajman mesafelerindeki çeşitliliğin sorunlarını yaşamaya başladık. 

Mart 2008' de bir konuya yazdığımız bir mesaj;

http://www.tabancatufek.com/forum2/showt...ade+tüfeği


Alıntı: Arkadaşlar, bu adamlarla kağıt üzerinde müttefik olmakla beraber, her ne kadar Afganistan veya Balkanlarda müşterek operasyonlarda yer alıyor gibi gözüksek de, gelecekte vuku bulacak gerçek manada top yekün bir çatışmada, hala bu adamlarla aynı saflarda olacağımıza inanıyor musunuz? Ben kesinlikle inanmıyorum.

Daha önceki gün eski CIA başkanı, Türkiye ve ABD'nin çıkarlarının artık tamamen zıt yönlerde olup, birbiriyle çatıştığını, bu nedenle aradaki müttefiklik ve stratejik ortaklık ilişkisinin, resmiyette olmasa da, pratikte bittiğini söyledi. Gerçi hemen akabinde ABD Ankara Büyükelçisi güzel bir kıvırma konuşma yaptı ama, artık güneş balçıkla sıvanmıyor.

Acilen kendi coğrafyamıza ve ihtiyaçlarımıza uygun bir silah sanayisi tesis etme zamanımız gelmiş, hatta geçmektedir. Sıra hızla Türkiye'ye gelmektedir, ama her nedense hiç kimse bu gerçeği bir türlü kabul etmeye yanaşmamaktadır. Şimdiye kadar dünyadaki konjonktür, adamların Sevr heves ve planlarını gizleyerek, en azından işlerine yaradığımız müddetçe, nezaketen gizleyerek yürütmelerini gerektirirken, artık bunu saklama gereği bile duymadan, bunu memleketimizdeki maşaları ile, meclis çatısı altında dahi gündeme getirebilmektedirler. Batının rönesans ve sanayi devriminden sonra halletmek zorunda olduğu en büyük derdi ve tasası, '' Şark Meselesi '' dir. Bu meselenin kilit noktası da Anadolu coğrafyasıdır. Bu coğrafyada nihayi amaçlara ulaşılmadıkça, Şark Meselesi nihai çözüme ulaşamayacaktır.    

Kendimiz için planlayacağımız silah sistemleri içerisinde, hafif piyade hücum tüfeği de bir istisna olmayıp, tamamen gelecekte karşı karşıya kalmamız muhtemel, hatta artık aşikar olan tehdit ve muharebe usullerine göre tasarlanmalıdır. Kalibresinden, çalışma sistemine kadar, mühimmat stoklanması ve tedarikinden, bakım ve idame konularına kadar tüm konular ayrıntılı olarak tartışılarak, net bir konsensus sağlanarak, acilen revizyona gidilmelidir.
Neyse, kendimiz konuşur, kendimiz dinleriz, en iyisi biz baççavuşa su çekmeye devam edelim...


Çözüm? Bu kafa ve kadrolarla zor. Hatta imkansız.


Saygılar.
 
Alıntı
19 üye teşekkür etti:
sem, GullyFoyle, alpago, ERTUNGA, al-me, Sakin, tirendaz, Xlll, blueokkes, Antiterör, heisenberg, blacksea, fuat_61, hunter 12, madenci08, xeorx, Dr.Vatan, PersonalDefence, serdar75
  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi