Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Ateşli Silah Yaralanmalarında İlk Yardım
#1
Ateşli Silah Yaralanmalarında İlk Yardım


ATEŞLİ SİLAH YARALANMALARI

Mermi çekirdeğinin vücutta harabiyet oluşturması için sahip olduğu kinetik enerjinin bir kısmının veya tamamının ısı, ses ve mekanik enerji olarak doku tarafından absorbe edilmesi gerekir. Mermi yumuşak dokudan hızla geçtiğinde kinetik enerjisinin önemli bir kısmını dokuya aktaramadığından, direkt etkiyle oluşan delik dışında doku nisbeten intakt kalabilir. Hele bu yaralanma kasta olup da damarlarda da yaralanma olmazsa hiçbir ciddi etki görülmez. Ancak beyin, kalp veya akciğer gibi hayati önemi bulunan yumuşak dokularda sadece oluşan bu delik bile öldürücü vasıftadır. Enerjisinin tamamını dokulara aktarabilmesi için bazı mermiler vücut içinde yavaşlayan, duran veya parçalanan özellikte imal edilmektedir.

Ateşli silahlarla vücutta meydana gelen yaranın türü merminin hızına bağlıdır. Tabanca ve havalı tüfek gibi maksimum ses hızında mermi atabilen silahlarla meydana gelen yaralanmalarda; merminin dokuda meydana getirdiği laserasyon, damar ve diğer yapıların rüptürüyle oluşan sekonder harabiyet ve kemik, kıkırdak, tendon ve sert doku parçalarının sürüklenmesiyle oluşan primer ve tersiyer lezyonlar görülür. Mermiden açığa çıkan fragmanların etkisiyle de sekonder yaralanmalar oluşabilir. Düşük hızlı olan bu mermilerin etkisiyle dokularda laserasyon ve kontüzyon oluşur. Lokal kan damarlarının leze olduğu hallerde yaygın kanamalar izlenir. Sesten hızlı, yüksek kinetik enerjili mermiler ise (harp silahları mermileri) çapları ile orantısız bir şekilde oldukça ciddi yaralanmalar oluştururlar. Bu mermiler düşük hızlı mermilerin yukarıda belirtilen etkilerinin yanında, oluşturdukları şok dalgası ve kavitasyon etkileriyle de dokularda harabiyet yaparlar. Bu etkileriyle geçtiği yerlerden uzak mesafelerdeki damarlarda ve organlarda da harabiyet oluştururlar. Ayrıca merminin geçtiği dokularda meydana gelen yaralanma mermi çapından daha geniş olur. Kavitasyon etkisi özellikle beyin ve karaciğer gibi solid organlarda akciğer gibi spongioz organlara oranla daha çok görülür. Yüksek kinetik enerjili mermilerle meydana gelen doku yaralanmalarında esas sorumlu mekanizma, merminin geçtiği alanlardaki dokuların birkaç milisaniye süreyle ileri ve yanlara doğru kaviteleşmesi ve sonra tekrar kollabe olmasıdır.



Ateşli silah yaralanmalarında ölüm genellikle hızla gelişir. Ancak bazen geç ölümler de görülebilir. Bu geç ölümlerde doku infarktları, kas ve organların lokal nekrozu ve enfeksiyon gibi sekonder nedenler araştırılmalıdır. Yüksek enerjili mermilerin özellikle direkt travmadan uzak yerlerde damar harabiyeti, gerilme ve trombozis yaparak infarkt gibi iskemik lezonlara neden olabileceği unutulmamalıdır.

Ateşli silah mermi çekirdeği vücuda isabet ettiğinde ciltte bir giriş deliği oluşturarak vücuda girer. Vücut içinde traje ismi verilen bir yol izledikten sonra ya vücut içinde kalır ya da ciltte bir çıkış deliği oluşturarak vücudu terk eder. Bitişik atış mesafesinden kafaya isabet eden yüksek enerjili harp silahları mermileri kafatasında infilak gibi bir patlamaya neden olurlar. Bu tür yaralanmalarda giriş ve çıkış deliği ayırımı pek mümkün değildir. Gerek giriş deliğinin, gerek trajenin, gerekse çıkış deliğinin dikkatli incelemeleri ile olayla ilgili önemli bilgiler edinmek mümkündür. Örneğin; kafatasındaki giriş deliklerinin etrafında genellikle ışınsal tarzda etrafa yayılan lineer fraktürler görülür. Kafaya birden fazla merminin isabet ettiği vakalarda bu kırıklardan yararlanarak hangi merminin daha önce kafatasına girdiğini tespit etmek mümkündür. Sonra giren merminin oluşturduğu radiyal kırık hatları bir önceki merminin oluşturduğu kırık hatlarında veya delikte sonlanır.

Ateşli silah yaralanmaları ister kaza, ister intihar, isterse cinayet orijinli olsun adli olgulardır. Ölümle sonuçlanan ateşli silah yaralanmalarında asla ölü muayenesi ile yetinmemek, mutlaka OTOPSİ yapmak gerekir.

GİRİŞ DELİĞİ : Ateşli silah mermi çekirdeği vücuda isabet ettiğinde büyük bir sıklıkla tek bir giriş deliği oluşturur. Ancak bazı bölgelerden, örneğin koldan giriş-çıkış yapıp vücuda ikinci bir giriş de yapabilir. Olay yerinde tek bir mermi kovanının bulunduğu, ancak vücutta iki adet giriş deliği bulunan vakalarda özellikle şahsın yaralanma anındaki pozisyonu da önem kazanır. Duvarın önünde duran bir kişide mermi önden girip arkadan çıktıktan sonra duvardan sekerek sırta ikinci bir giriş yapabilir. Eğilmiş, oturmuş veya büzüşmüş durumda bulunan bir kişide veya yukarıda belirtilen bölgelere olan isabetlerde bir ateşli silah mermi çekirdeğinin vücutta iki giriş deliği oluşturabileceği hatırlanmalıdır. Bazen mermi çekirdekleri vücuda girmeden sadece teğet bir temas ile ciltte lineer sıyrıklar veya laserasyonlar oluşturabilir.



Vücuda dik açı ile isabet eden mermi çekirdekleri yuvarlak şekilli giriş deliği oluşturur. Ancak hemen altında kemik doku bulunan saçlı deri gibi bölgelerdeki bitişik atışlarda, oluşan giriş deliği yırtık şeklinde yıldızvari görünümdedir, Altında kemik doku bulunan alanlardan ciltaltına giren gazlar yumuşak dokuları etrafa itip genişleyeceği bir ortam olmadığından kemiğe çarparak geri döner. Bu etkiyle ciltaltında kubbe gibi bir oluşum meydana gelir ve giriş deliği cildi, dışa doğru yırtılarak yıldızvari bir görünüm alır.

Vücuda oblik olarak dar açıyla isabet eden mermi çekirdeğinin oluşturduğu giriş deliği ise oval şekilli olur. Merminin vücuda giriş açısı daraldıkça giriş deliğinin boyu da uzar. Bazen mermi havada yol alırken sağa sola sallanabilir, yalpa yapabilir veya takla atarak ilerleyebilir. İşte bu tür anstabil bir hareket halindeki mermi yan veya dip tarafıyla vücuda girebilir. Böyle hallerde giriş deliği de düzensiz olur. Bu tür giriş deliklerinin başka bir aletle meydana gelmiş laserasyonlardan ayırt edilmesinde güçlükler de olabilir. Uzak atış mesafelerinden yapılan atışlarda mermi cilde isabet ettiğinde cilt gerilir. Mermi geçtikten sonra ise cilt elastik olarak eski halini alma meylindedir. Bu nedenle giriş deliğinin çapı da genellikle mermi kalibresinden daha küçük olur. Çok uzak mesafelerden yapılan atışlarda mermi vücuda ulaştığında kinetik enerjisi çok azaldığından, özellikle vücudun esnek olan cilt bölgelerine isabet ettiğinde giriş deliği, delici veya kesici bir alet yarasını andırır tarzda çizgi şeklinde oluşabilir.

Ateşli silahın namlusundan mermi dışında alev, sıcak gazlar ve duman ile yanmış ve yanmamış barut artıkları da çıkar. Mermi vücuda girerken ısı ve sürtünmenin etkisiyle ciltte bir sıyrık oluşturur. Bu sıyrık bölgesi koyu kahverengi-esmer bir renk alır. İşte bu lezyona kontüzyon halkası veya vurma izi halkası denir. Kontüzyon halkası giriş deliğinin hemen etrafındadır. Pıhtılaşmış kan lekelerini kontüzyon halkasıyla karıştırmamak gerekir. Kontüzyon halkası silmekle kaybolmaz.

Kontüzyon halkası ile giriş deliği arasında milimetre ile ifade edilebilecek kadar dar bir alanda, mermi üzerindeki yağ, pas ve kirin bulaşmasıyla bir zon daha oluşur. Bu alana da silinti şeridi halkası ismi verilir. Silinti şeridinin giriş deliği etrafındaki şekli de aynı vurma halkasında olduğu gibi atış istikametine bağlı olarak oluşur.

Namlunun cilde sıkıca bastırıldığı bitişik atışlarda ciltaltına giren gazların dokularda yaptığı genişleme ile cilt, namlu ağzına doğru itilir. Böylece giriş deliğinin etrafında namlu ağzının şekline uyar tarzda bir iz oluşabilir. Buna stampa izi denilir.

Giriş deliğinin etrafındaki ve altındaki miyoglobin ve hemoglobinler tarafından karbonmonoksidin absorbe edilmesiyle, giriş deliği etrafında hiperemik bir areola görülebilir. Giriş deliği ile temas halindeki kan damarlarının harabiyeti neticesinde nadir de olsa giriş deliği etrafında ekimoz oluşabilir. Eğer varsa ekimoz genellikle asimetriktir.

Namlunun cilde sıkıca bastırıldığı bitişik atışlarda namludan çıkan sıcak gazlar, barut artıkları ve duman ciltaltına girer. Bu nedenle genellikle ciltte yanma, islenme ve tatuaj görülmez. Ancak namlunun cilde sıkı bastırılmadığı durumlarda ve namlu ile cilt arasında birkaç santimetre bulunan bitişiğe yakın atışlarda, namlunun geri tepmesi sırasında bu is ve gazların bir kısmı ciltten etrafa yayılıp hemen giriş deliği etrafında az miktarda da olsa yanık ve islenme yapabilirler.

Cilde bitişik olarak yapılan atışlarda ciltaltına giren sıcak gazların yumuşak dokuyu etrafa itmesiyle ciltaltında bir boşluk oluşur. Bu boşluğa "Maden Boşluğu" ismi verilir. Maden boşluğunda yanmış ve yanmamış barut artıkları bulunur. Ayrıca alevin meydana getirdiği yanık ve duman isinin boyamasıyla ciltaltındaki doku ve kaslar siyah, lime lime görünümdedir.

Birkaç santimetreye kadar olan mesafelerden yapılan atışlarda genellikle kıllarda kavrulma şeklinde yanık görülür. Eğer kıllarda böyle bir yanık olmazsa; keratinin alev etkisiyle eriyip tekrardan küçük bir damlacık şeklinde katılaşması sonucu kıllarda bir araya toplanma görülebilir.

Yakın mesafeden yapılan atışlarda, akkor halindeki yanmış barut taneciklerin yaptığı küçük yanıklar ile yanmamış barut artıkları giriş deliğinin etrafında ciltte dövme gibi bir iz oluştururlar. Buna tatuaj denir. Yakın atışlarda mermi veya namluya ait çelik ve kurşun gibi metal fragmanlar da cilde saplanabilir. Tatuaj barutun cinsine göre değişik renklerde ve parlak görünümde olabilir. Siyah barut kullanılan mermilerde tatuaj çıplak gözle rahatlıkla görülebilirken, dumansız barutun kullanıldığı mermi tatuajlarını görebilmek için büyüteç gerekebilir. Barut artıklarının namludan çıktıktan sonra ulaşabileceği mesafe namlu boyuna, merminin kalibresine ve barut yüküne bağlı olarak değişir. Genel olarak kalibre arttıkça barutun ulaşabileceği mesafe de artar.

Giriş deliği etrafındaki duman isi ıslak bezle silinebilir ancak tatuaj ve metal parçacıkları silinmekle kaybolmaz. Barut artıklarının kriminolojik incelenmesi çok önemlidir. İnceleme yara yıkanmadan yapılmalıdır. Eğer kriminolog yoksa otopsiyi yapan hekim bu bölgeden ıslak bir bezle sürüntü almalı daha da iyisi giriş deliği etrafındaki cildi keserek hiçbir fiksatöre koymadan incelemeye göndermelidir.

TRAJE : Merminin vücutta seyrettiği yoldur. Sadece yumuşak doku harabiyetinin oluştuğu yaralanmalarda giriş ve çıkış deliklerini birleştiren bir hat şeklindedir. Ancak vücut içinde kemik gibi sert yapılara çarparak yön değiştiren mermilerin trajesi düzensiz olur. Bitişik atış ve yakın atışın alt sınırındaki mesafelerden yapılan atışlarda trajenin başlangıç kısmında karbonmonoksit bulunur. Karbonmonoksit bulunan dokuya çinko klorür damlatıldığında kırmızı bir renk oluşur.

Trajede organ ve dokulardaki lezyoların etrafında ekimoz vardır. Bu ekimoz yaralanmanın canlı iken meydana geldiğini gösterir. Ölüde oluşturulan ateşli silah yaralanmalarında traje etrafında ekimoz oluşmaz.

ÇIKIŞ DELİĞİ : Vücuda isabet eden mermi çekirdekleri ya vücutta kalırlar ya da bir çıkış deliği oluşturarak vücudu terk ederler. Yüksek hızlı mermi çekirdekleri kemik bir yapıya çarpmadıkları sürece genellikle vücuttan çıkarlar. Kinetik enerjisinin tamamını çarptığı dokulara aktarması için vücuda çarptığında parçalanma özelliğinde imal edilmiş olan mermiler vücut içinde kalabilirler. Vücut içinde kalan mermi çekirdeklerinin lokalizasyonları radyografilerle, daha da iyisi skopi ile tespit edilmelidir.

Mermi çekirdekleri vücuda girdikten sonra bir süre ciltaltında seyredip esas giriş deliğinden daha uzak bir yerden derin dokulara girebilir. Ağız, burun ve kulak delikleri ile aksiller çukurlar gibi ilk bakışta gözden kaçabilecek bölgeler giriş ve çıkış delikleri yönünden özellikle incelenmelidir.

Çıkış deliğinin etrafında kontüzyon halkası, alev yanığı, duman isi ve tatuaj yoktur.

Çıkış deliği klasik olarak yara dudakları dışa doğru olan bir yırtık şeklindedir. Cildin arkasında bir destek dokusu bulunmadığından çıkış deliğinin yara dudakları dışa doğru olur. Bitişik atışlarda çıkış deliği genellikle giriş deliğinden daha küçük, yakın ve uzak mesafelerden yapılan atışlarda ise çıkış deliği giriş deliğine göre daha geniştir.

Merminin çarpması sonucu kemikte oluşan fragmanlar ciltte sekonder çıkış delikleri oluşturarak vücudu terk edebilirler. Bu delikler yanlışlıkla laserasyon veya kesici-delici bir alet yarası olarak değerlendirilmemelidir.

YARALANMANIN ORİJİNİ: Ateşli silah yaralanmaları kaza, cinayet veya intihar orijinli olabilirler. Bu saptama olay yeri incelemesi ve yara özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi ile yapılır.

Bitişik atışlarda deri parçaları, saç, kan ve yağ dokusu parçaları muhtemelen bir vakum etkisiyle silahın namlusunun içine girebilir. Ayrıca sıçrayan bu kan ve doku parçaları silahı ateşleyen kişinin elinde de görülebilir. Atışı yapan kişinin elinde saptanabilecek bir diğer bulgu da barut artıklarıdır. Bu yüzden intihar düşünülen bitişik atışlarda mağdurun özellikle dominant eli bu özellikler yönünden incelenmelidir.

ATIŞ YÖNÜNÜN (İSTİKAMETİNİN) TAYİNİ: Giriş deliğinin, giriş deliği etrafındaki kontüzyon halkasının ve eğer varsa tatuajın şekilleri değerlendirilerek merminin vücuda isabet ediş yönünü belirlemek mümkün olmakla birlikte bu verilerle atışın yönünü belirlemek sakıncalıdır.

Atış istikametini belirlemede kullanılabilecek bir diğer kriter de giriş ve çıkış deliklerini birleştiren hat, yani trajedir. Ancak bu özellik değerlendirilirken iki önemli husus hatırlanmalıdır. Birincisi; vücutta kemik veya sert dokulara çarpan mermi çekirdeği istikametini değiştirmiş olabilir. İkinci önemli nokta da şahsın yaralanma anındaki pozisyonudur. Sırtındaki çıkış deliğine göre daha yukarı hizada ve vücudunun ön tarafında bir giriş deliği bulunan şahsın, yukarıdan aşağı istikamette vurulduğundan başka öne doğru eğilmiş pozisyonda yaralanmış olabileceği de değerlendirilmelidir. Bitişik atışlarda istikamet ancak traje ile tayin edilebilir.

Giriş ve çıkışı kafatasında olan ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmalarında, harici muayene ile giriş ve çıkış deliklerinin ayırımı dolayısı ile atış istikametinin tayini tecrübeli adli tıp uzmanları için bile pek kolay değildir. Kesin ayırım ancak otopsi yaparak kafa kemiklerinin incelenmesi ile mümkündür. Kafatasına isabet eden mermi çekirdekleri kafatası kemiklerinin dış tabulasında kenarları düzenli bir delik oluşturarak kafa içine girerler. İç tabulada oluşan kırık ise dış tabuladakine göre daha geniş ve içe doğrudur. Böylece giriş deliği, geniş tarafı içte olan bir koni şeklinde oluşur. Kafatasındaki çıkış deliğinde ise iç tabulada küçük ve düzgün bir delik, dış tabulada da dışa doğru ve içtekine göre daha geniş bir kırık oluşur. Böylece çıkış deliğinin görünümü geniş tarafı dışta olan bir koni şeklinde olur.

ATIŞ MESAFESİ TAYİNİ : Ateşli silah atış mesafeleri bitişik, yakın ve uzak olmak üzere başlıca üç kategoride incelenir. Cilt ile namlu ağzı arasındaki mesafenin 0-3 cm. olduğu atışlar genel olarak bitişik atış olarak adlandırılır. Ancak namlu ağzının cilde tamamen dayalı olduğu atışları bitişik, cilt ile namlu ağzı arasında az da olsa 3 cm.'ye kadar bir mesafenin bulunduğu atışları bitişiğe yakın atış olarak sınıflamak daha doğrudur. Zira; bitişik atışlarda ciltaltında "Maden Boşluğu”nda görülen bulgular, bitişiğe yakın atışlarda hem ciltaltında hem de ciltte oluşabilmektedir. Yakın atış kısa namlulu silahlar için 3-(30-45) cm'den, uzun namlulu silahlar için ise 3-(75-100) cm. mesafeden yapılan atışlardır. Yakın atışın üst sınırından daha uzak, bir başka ifadeyle ciltte herhangi bir atış artığı bırakmayacak mesafeden yapılan atışlara da uzak atış denir.

Ateşli silah yaralanmalarında tespit edilmesi gereken önemli kriterlerden biri olan atış mesafesi, yara özelliklerine veya yaralanma giysili bölgede ise giysilerdeki değişimlere göre yapılan bir saptamadır. Yakın atışın alt sınırındaki mesafelerden yapılan atışlarda giriş deliği etrafında tatuaj ile birlikte yukarıda yakın atış için belirtilen diğer cilt özellikleri de bulunur. Yakın atışın üst sınırındaki mesafelerden yapılan atışlarda ise sadece tatuaj görülür. Barut artıkları ise kısa namlulu silah atışlarında 30-45 cm. ye kadar ulaşabilir. Bunlar yaklaşık mesafelerdir ve uzun namlulu silahlarda bu mesafeler kısa namlulu silah atışlarının yaklaşık iki katıdır. Barut artıklarının ulaşacağı mesafe namlu uzunluğuna bağlıdır. Kısa namlulu silahlar için genel bir kural olarak bu mesafe namlu uzunluğunun iki katı olarak kabul edilir. Atış mesafelerine göre tespit edilecek bulgular şu şekildedir:

Cilde silahı sıkıca bastırarak yapılan bitişik atışlarda giriş deliğinin etrafında kontüzyon halkasından başka sıklıkla stampa izi de görülür. Lezyon etrafında hiperemi ve ekimoz izlenebilir. Ciltte duman isi, alev yanığı ve tatuaj yoktur. Bazı vakalarda çok hafif olarak ciltte de görülebilen duman isi, alev yanığı ve tatuaj esasen ciltaltında izlenir (Maden Boşluğu). Dokularda karbonmonoksit bulunur.

15 cm. den daha az mesafeden yapılan yakın atışlarda giriş deliğinin etrafında kontüzyon halkası ile beraber duman isi (kullanılan mermiye bağlı olarak), ciltte alev yanığı, kıllarda yanma ve tatuaj görülür. Dokularda az miktarlarda karbonmonoksit bulunabilir.

15-30 cm. mesafeden yapılan yakın atışlarda giriş deliğinin etrafında kontüzyon halkasından başka tatuaj (silahın namlu uzunluğuna bağlı olarak) görülür. Ciltte duman isine de rastlanabilir. Ancak ciltte alev yanığı ve dokuda karbonmonoksit yoktur.

40-60 cm. nin üzerindeki uzak mesafelerden yapılan atışlarda ise giriş deliği etrafında kontüzyon halkasından başka duman isi, alev yanığı, kıllarda yanma, tatuaj ve dokularda karbonmonoksit varlığı gibi bulguların hiçbirisi yoktur. Uzak atışlar için mesafenin alt sınırından başka herhangi bir mesafe tahmini yapmak mümkün değildir.

İntihar orijinli bitişik atış olduğu düşünülen vakalarda mağdurun dominant elinin ve atışın yapıldığı silahın namlusunun yukarıda izah edilen özellikler açısından incelenmesi de önemlidir.

Yakın atış mesafesinde beklenen cilt bulgularının elbiseli bölgelere denk gelen giriş deliklerinde bulunamayacağı, bu bulguların elbiselerin kriminolojik tetkikiyle saptanabileceği unutulmamalıdır. Unutulmamalıdır ki gerçek mesafe tayini yapılmasının çok önemli olduğu vakalarda benzer silah ve donanım ile yapılacak deneme atışlarıyla mukayeseler neticesinde mesafe tayini yapmak gerekir. Aksi takdirde öngörülecek mesafe tahminden öteye gitmeyecektir.

Ateşli silah yaralanmalarının irdelenmesi bir ekip işidir. Sadece otopsi değil kriminologların yapacağı incelemeler de çok değerlidir. Vücut içinde kalan mermi çekirdeklerinin balistik inceleme yapılmak üzere mutlaka çıkartılması ve savcılığa teslimi gerekir. Ayrıca şahsın elbiselerinin, el sırtındaki ve giriş deliği etrafındaki cildin ve silahın namlusunun kriminolojik tetkikleri istenmelidir.

AV TÜFEĞİ YARALANMALARI

Av tüfeği fişeği namludan çıktıktan sonra içindeki saçmalar etrafa doğru yayılır. Bu yayılma atış mesafesine ve namlunun uç tarafındaki daralmaya bağlıdır. Av tüfeklerinin namlu uçları saçmaların yayılmasını en aza indirmek için gittikçe daralan özellikte imal edilirler.

GİRİŞ DELİĞİ : Giriş deliğinin şekli diğer ateşli silah yaralanmalarındaki gibi atış istikametine bağlı olarak yuvarlak veya ovaldir. Bitişik atışlarda boyutları aşağı yukarı namlu çapında olan tek bir giriş deliği bulunur. 15 cm.’ye dek olan atışlardaki cilt ve yara bulguları aynen diğer ateşli silah yaralarındaki gibidir. Av tüfeği ile yapılan atışlarda duman isinin ciltte yayıldığı alan barut artıklarınınkinden daha geniştir. Duman isi 50 cm.’ye kadar olan mesafedeki atışlarda bulunabilir. Ayrıca yara içinde fişeğe ait plastik parçalar ve mukavva gibi sıkı parçaları bulunur.

Yaklaşık bir metreye kadar olan atışlarda genellikle geniş ve tek bir merkezi giriş deliği bulunur. Bu deliğin kenarları düzensiz ve tırtıklı görünümdedir. Bir metrenin üzerindeki mesafelerden yapılan atışlarda ana giriş deliğinin etrafında ikincil giriş delikleri oluşmaya başlar. Saçma tanelerinin etkisiyle oluşan bu küçük girişlerin sayısı 2 m. üzerindeki atışlarda gittikçe fazlalaşır. 3-5 m.’den sonra merkezi giriş deliği kaybolur ve yerini saçma tanelerinin girişlerine bırakır.

Av tüfeği fişeğinin metal olmayan (sıkı) parçalarıyla oluşan yaralanmalar ekimozdan fatal lezyonlara dek değişik şiddette olabilir. Sıkı parçaları bitişik ve yakın atışta vücutta genellikle bulunur. Bu parçaların vücuda girişi 1-2 m.’ye dek olan atışlarda merkezi giriş deliğinden olur. Bunun üzerindeki mesafelerden yapılan atışlarda ise sıkı parçalarının vücuda girişi, merkezi giriş deliğinin altında ikinci bir delikten olabilir. Sıkı parçaları 5 m.’den sonra vücuda ulaşamaz. Otopsi sırasında vücuttan çıkartılan sıkı parçaları kriminolojik tetkikler için savcılığa teslim edilmelidir.

TRAJE : Bitişik ve yakın atışlarda fişeklerin vücuda girişleri toplu iken girişten sonra saçmalar vücut içinde dağılırlar. Traje de dağınık olur. Saçma tanelerinin vücut içinde çarparak parçaladığı solid dokular nedeniyle sekonder yaralanmalar görülebilir. Vücut içindeki saçma tanelerinin radyografi veya skopi ile tespiti trajenin, dolayısıyla da atış istikametinin belirlenmesinde kullanılabilir.

ÇIKIŞ DELİĞİ : Saçma tanelerinin enerjileri düşüktür. Bu nedenle özellikle batın ve torakstaki av tüfeği yaralanmalarında çıkış deliği görülmeyebilir. Atış mesafesi uzadıkça bu ihtimal daha da artar. Ancak son yıllarda yüksek kinetik enerjili fişekler atabilen av tüfekleri imal edilmektedir. Bu tür tüfeklerle bitişik ve yakın mesafelerden oluşan yaralanmalarda ise çıkış delikleri genellikle oluşur. Traje içinde oluşan kemik fragmanlarına bağlı olarak sekonder çıkış delikleri de görülebilir. Çıkış deliği olmayan yaralanmalarda cilt altında palpasyonla saçma taneleri aranmalıdır.

ATIŞ İSTİKAMETİNİN TAYİNİ : Aynı diğer ateşli silah yaralanmalarındaki gibi giriş deliği özelliklerinden ve yukarıda belirtildiği gibi trajeden yararlanarak vücuda isabet ettiği yönün değerlendirmesi yapılır.

ATIŞ MESAFESİ TAYİNİ : Namlunun cilde sıkıca bastırıldığı bitişik atışlarda yaklaşık namlu çapında tek bir giriş deliği oluşur. Giriş deliğinin kenarları düzgün ve siyahlaşmıştır. Çoğunlukla stampa izi bulunur. Duman isi ciltte genellikle yoktur. Deride ekimoz, dokularda karbonmonoksite bağlı pembeleşme ve yara içinde sıkı parçaları bulunur.

0-3 cm. mesafeden yapılan bitişiğe yakın atışlarda, kenarları düz veya kısmen tırtıklı tek bir giriş deliği vardır. Saçma tanelerine ait ikincil giriş delikleri bulunmaz. Ciltte duman isi, alev yanığı, tatuaj; kıllarda yanık, dokularda karbonmonoksite bağlı pembe renk ve yara içinde sıkı parçaları vardır.

30 cm.’ye dek mesafeden yapılan yakın atışlarda kenarları tırtıklı ve düzensiz görünümde tek bir giriş deliği oluşur. Saçma tanelerine ait ikincil giriş delikleri bulunmaz. Ciltte tatuaj ve duman isi, kıllarda yanma ve yara içinde sıkı parçaları görülür. Ciltte alev yanığı da görülebilir. Dokularda karbonmonoksit yoktur veya çok az miktardadır.

1-5 m. mesafeden yapılan atışlarda kenarları tırtıklı ve düzensiz bir ana giriş deliği ve bunun etrafında saçma tanelerine ait ikincil giriş delikleri oluşur. Ciltte alev yanığı ve duman isi yoktur. Dokularda karbonmonoksit bulunmaz. Bir metre mesafeden ciltte az miktarda tatuaj oluşur. Atış mesafesi 3-5 m.’ye yaklaştıkça artık yara içinde sıkı parçaları da kaybolmaya başlar.

3-5 m.’nin üzerindeki mesafelerden yapılan atışlarda ise sadece saçma tanelerine ait diffüz ve multipl giriş delikleri bulunur. Merkezi bir giriş deliği genellikle yoktur. Ciltte hiçbir bulgu oluşmaz. Yara içinde sıkı parçaları da görülmez.

Vücuda dik açıyla isabet eden atışlarda kaba bir kural olarak; saçmaların vücutta dağıldığı alanın santimetre cinsinden çapının 1/3’ü, metre cinsinden atış mesafesini verir. Ancak atış mesafesi ile ilgili olarak belirtilen bütün bu bulgular ve tahminler genel ifadelerdir. Silaha ve donanıma göre değişiklikler gösterir. Av tüfeği yaralanmalarında da esas olan; aynı veya benzer silah ve fişeklerle yapılacak deneme atışlarıyla mukayeseler neticesinde mesafe tayini yapmaktır.

YARA İYİLEŞMESİ VE YARA YAŞININ SAPTANMASI

Bir pratisyen hekimin, yaradaki çıplak gözle görülen görünümlere dayanarak yaranın oluşması ile muayene edilme zamanı arasında geçen süreyi tahmin etmesi gerekebilir. İlk olarak yaraya karşı vasküler ve hücresel bir reaksiyon olan enflamasyon gelişir. Yabancı mikroorganizma ve maddelerin yokedilmesine yönelik olan bu aşamada eritrosit, trombosit özellikle de lökositler aktif rol alırlar. Enflamasyonun sonlarına doğru fibroblastların gelmesiyle başlayan bağ dokusu sentezi yeterli miktarda kollajen yapımıyla sonlanır. Daha sonra da kollajen liflerin organize yapıya dönüştüğü ve yıllarca sürebilen nedbe olgunlaşması ve yeniden yapılanma meydana gelir. Bu gelişmelerin şiddeti değişiklik gösterdiğinden bu yolla yaranın yaşının kesin olarak belirlenmesi mümkün değildir. Ancak çalışmalardan elde edilen ortak sonuçlar göz önüne alındığında:

12 saatlik bir süre geçtikten sonra yaranın kenarları kırmızı ve şiştir. 24 saat kadar sonra küçük bir yara kabuk bağlayabilir. Eğer yara enfekte olursa yaklaşık 36 saatlik bir süreden sonra irin görülebilir. 24 saat sonra başlayan epitelizasyon küçük ve temiz bir yarada 4-5 günde tamamlanır. Yaranın çıplak gözle tespit edilebilen iyileşme sürecindeki değişiklikleri, büyük oranda ortamda enfeksiyon bulunup bulunmamasıyla ilgilidir. Ortamda enfeksiyon yoksa (Aseptik-primer yara iyileşmesi) yara yaşını tahmin etmek olasıdır. Enfeksiyon oluştuysa (Septik-sekonder yara iyileşmesi; yara tabandan granülasyon dokusu oluşumuyla iyileşir) iyileşme gecikir ve yaranın yaşını herhangi bir doğruluk derecesinde saptamak olanaksızlaşır.

Makroskopik bulgular yeterli olmuyorsa; yaranın yaşının saptanması için histolojik, histokimyasal ve biyokimyasal incelemelerle sonuca ulaşılabilir. Histolojik incelemede doku reaksiyonları değerlendirilerek (Örnek: 24-72 saat içinde yeni kapiller oluşumunun görülmesi, yaklaşık 48 saatte lökosit infiltrasyonunun pik yapması) yara yaşı değerlendirilebilmektedir. Ancak bir yarada oluşan doku reaksiyonunun derecesi uygulanan travmanın şiddetine, dokunun vaskülaritesine, enfeksiyon veya dokuda yabancı maddelerin varlığına, kişinin sağlık durumuna göre değişiklik gösterir. Bu faktörler göz önüne alındığında yaranın meydana geliş zamanını çok kesin sınırlar koyarak tahmin etmenin olanakdışı olduğu kabul edilmelidir. Ancak yaradaki mikroskopik reaktif değişiklikler deneysel olarak saptanan değişikliklerle kıyaslanarak yaklaşık yara yaşı tahmin edilebilir.

Yara yaşını tahmin etmek için elimizde bulunan alternatifler şunlardır:

Makroskopik inceleme

İleri incelemeler:

a-Biyokimyasal (Yaralanmadan birkaç dakika sonra oluşan değişiklikleri bile saptamak mümkün olabilmektedir- Fiksatifsiz tüpe materyel alınır.)

b-Histokimyasal (Bir saat geçtikten sonra ortaya çıkan değişiklikleri tanımlamak mümkündür-Frozen yöntemi kullanılır-Fiksatifsiz materyel alınır.)

c-Histolojik (İki hafta süre ile yara yaşının saptanmasına yardımcı olur ancak ilk sekiz saat yeterince bilgi vermeyebilir-Fiksatif olarak %10 formaldehit kullanılmalıdır.)

Pratisyen hekim yarayı önce makroskopik özellikleri dikkate alarak incelemelidir. Eğer yara yaşını bu yolla tahmin etmek olası değilse histolojik inceleme için materyel alma yoluna gitmelidir.

Tüm bu incelemeler için yara, kenarları boyunca eksize edilmeli ve kontrol için yaralanmamış komşu bölgeden de benzer şekilde materyel alınmalıdır.

Antemortem-Postmortem Yara Ayırımı

Ölümden önce ve sonra meydana gelen yaralar arasında ayırım yapılması adli tıbbın en önemli sorunlarından birisidir.

Canlı organizmada, yaranın meydana gelmesiyle birlikte “vital reaksiyonlar” olarak adlandırılan doku reaksiyonları görülmeye başlar. Bu reaksiyonlar vasküler, hemostatik ve hücresel olmak üzere 3 ana grupta toplanırlar. Vital reaksiyonlar postmortem yaralanmalarda negatiftir.

Cesedin su içindeki hareketleri sırasında veya cesedin taşınması esnasında ya da başka bir nedenle postmortem olarak ekimozlar ve artifisyel sıyrıklar meydana gelmiş olabilir. Özellikle karınca gibi hayvanların postmortem olarak meydana getirdikleri ısırık izleri sıyrık yarasını andırır.

Diğer zararlar otopsiyi takiben olabilir. Postmortem interval uzadıkça deri çok daha frajil hale gelir. Otopsi sonrası cesedin rekonstriksiyonu ve özellikle sıcak su ile yıkama gibi morgda normal olarak yapılan işlemler bile ciltte bazı zararlara yolaçabilir.

Boyuna basınç uygulanmasıyla meydana gelen ölüm hadisesinde olduğu gibi konjesyonla karekterize ölümlerde venöz sistem ölüm esnasında dolabilir ve çok sayıda artifisyel kanamalar oluşabilir. Bu bakımdan boyun bölgesi önemlidir. Özefagus ve servikal omurlar arasında biriken kan, elle boğmadaki ekimozları taklit edebilir. Bu durumda yanılgıyı önlemek için beynin ilk başta çıkarılması önerilmektedir.

Çıplak gözle incelendiği zaman yara kenarları a) kızarık ve şiş ise, b) kanamalı ise, c) kabuklanma var ise, d) iltihap mevcut ise, e) epitelizasyon var ise, f) yaranın etrafında ekimoz var ise o yaranın antemortem orijinli olduğunu söylemek mümkündür.

Antemortem ve postmortem yaralardan kanama: Yaradan fazla miktarda kanama olması genellikle bu yaranın ölümden önce meydana geldiğini gösterir. Kanamanın yokluğu, hatta nispeten büyük bir damar yaralanmış olsa bile, kesinlikle postmortem orijinli olduğunu göstermez. Bu durum, ölüme sebep olan major faktörün “şok” olması durumunda antemortem yaralarda da görülür. Dış kanama postmortem yaralardan da meydana gelebilir, fakat bu gibi bir kanama büyük damar veya vücudun sarkan bir bölümü yaralanmadıkça az miktarlardadır. Antemortem yara özellikle vücudun sarkan bir bölümünde ise ölümden sonra bile kanadığı müşahede edilebilir.Canlıdaki kanama genel olarak pıhtı oluşumu ve damarların kontraksiyonu ile tutuluncaya kadar devam edecektir. Fakat bunlar oluşamadan ölüm meydana gelebilir. Kanama miktarı 3-4 dakika gibi kısa bir sürede hatırı sayılır miktarlarda olabilir. Bu yaralanan damarın büyüklüğüne bağlıdır.

Antemortem ve postmortem ekimozun ayırımı: Antemortem ekimozları anımsatan küçük ekimozların ölümden sonraki birkaç saat içerisinde vücuda yeterli derecede kuvvet uygulanması durumunda meydana getirilebileceği genellikle kabul edilmektedir. Eğer ölümden sonra uygulanan kuvvet yeterince büyükse etkilenen bölgedeki kapillerler rüptüre olabilir ve kanın doku boşluklarına ekstravaze olabilmesiyle antemortem ekimozların yapısına benzer şekilde ekimozlar oluşur. Eğer travmadan sonra ölüm hızla gelişmişse antemortem ekimozların postmortem olanlardan ayırımı mümkün olmayabilir. Fakat, eğer ölüm gecikirse bu ekimozlar mikroskopik incelemede ayırt edilebilir.

Mikroskopik muayene:

Şüpheli olgularda, mikroskopik muayenede doku reaksiyonunun mevcudiyeti ile antemortem bir yarayla postmortem bir yaranın ayırımı yapılmalıdır. Yara iyileşmesinde görülen safhaların mikroskopik olarak tespit edilmesi yaranın antemortem orijinli olduğunu gösterir.

Somatik ölümden sonra travmaya cevap olarak dokularda lökositlerin marjinasyon ve sınırlı bir emigrasyonu oluşmasına rağmen, doku hücrelerinde hücresel eksüdasyon ve reaktif değişiklikler sadece antemortem yaralarda görülür.

Doku reaksiyonunun olmaması, yaranın kesinlikle postmortem orijinli olduğu anla..... gelmez. Doku reaksiyonunun gelişmesi için ölümden önceki zaman yeterli olmayabilir veya küçük bir yaranın olduğu olguda reaksiyon sona ermiş olabilir. Minimal bir kontüzyon gibi küçük yaralarda hücresel zararın derecesi kayda değer bir lökositik eksüdasyonu açığa çıkarmak için yetersiz olabilir, ya da dolaşım yetmezliğiyle birlikte olan ciddi yaralanmalarda normal reaksiyona engel olunabilir. Yaralanmaya karşı lokal reaksiyonun şiddeti (yoğunluğu) yaralanmanın ciddiyeti, yaralanan dokunun damar yapısı ve yabancı cisim ya da enfeksiyonun varlığı veya yokluğu gibi bazı faktörlere bağlıdır. Doku reaksiyonunun seyri bu yüzden çok çeşitli olabilir.

Doku reaksiyonunun bulunup bulunmadığı, histolojik, histokimyasal (pozitif ve negatif vital reaksiyon bölgelerinin gösterilmesi), biyokimyasal (histamin, serotonin tayini) yöntemlerle saptanabilir.

Ölümden sonraki 4-5. güne kadar vital reaksiyonların tanınabileceğini bilmek ve şüpheli bölgeden inceleme için materyel almak pratik olarak anlamlıdır.

Ateşli silah yaralanmaları, ayakta tedavi edilebilecek basit bir sıyrıktan, önemli sinir merkezlerinden birinin tahrip olması veya ana damarlardan birinin yırtılmasıyla başlayan, hızlı bir kanama olayının getirdiği ani veya kısa bir süre içinde ölü gibi ciddilik derecesi çok çeşitli olan sonuçlar doğurabilir

Ateşli silah yaralanmalarının tam teşekküllü bir ameliyathanede uzman bir cerrah tarafından ani müdahale gerektirecek derecede ağır olduğu düşünülerek, yapılacak hiçbir şey yok demek son derece yanlıştır. Yanındaki arkadaşı yaralanan kişi, hiçbir müdahale yapılmadığı takdirde zaten kısa zamanda öleceğini düşündüğü ağır yaralı arkadaşını, yapacağı paramedikal ilk yardım ve tedavinin belki kurtulabileceğini, hiç olmazsa birkaç günü bulabilecek bir süre sonra hastaneye sevk edilmesine kadar yaşatabileceğini düşünerek serinkanlılıkla müdahale etmelidir.

Hızlı bir merminin beyini parçalaması halinde yara genellikle ani ölümle sonuçlanır. Kalp veya ana damarlardan birinin doğrudan isabet alması halinde kanama o kadar hızlı gelişir ki yaralbikmen ölümü an meselesi haline gelir. İster baş ister vücut yaralanmalarında olsun, kişinin kısa bir süre içinde ölmemesi halinde önemli hayati merkezlerin veya damarların tahrip olmadığı, dolayısıyla yaralıyı yaşatma ihtimalinin var olduğu düşünülmelidir.

Yaralandıktan sonra yaşamı sürdürmekte olan yaralının hayatı tehdit eden unsurları kanama ve / veya vücut sıvılarının kaybı nedeniyle meydana gelen şok durumu ile yarada enfeksiyon oluşması halleridir. Yapılacak işlem şok durumunun derhal tedavi edilmesi ve yarada kan kaybı, acı ve enfeksiyonu durdurucu önlemler alınmasıdır. Yaralı kişinin bazen birkaç güne varabilecek bir süre sonra bir hastanenin ameliyathanesine kişinin bazen birkaç güne varabilecek bir süre sonra bir hastanenin ameliyathanesine alınmasına kadar durumu muhafaza edilebilmiş, diğer bir deyişle yaralanma stabilize edilmiş ise, paramedikal tedaviyi yapan kişi amacına erişmiş demektir.

Paramedikal tedavi esas itibariyle aşağıda sayılan üç kısımdan ibarettir:
1-yaranın tespit edilmesi
2-Şok durumunun tespiti ve tedavi edilmesi
3-Yaranın tedavi edilmesi


İLK YARDIM TEMEL KURALLARI

* Hasta ve kazazedenin emniyetini sağlayın.
* Yatırıp dinlendirin.
* Kaza yerini işaretleyin.
* Paniği önleyin, kalabalığı dağıtın.
* Temiz hava sağlayın, hastayı sıcak tutun, sıkı giysileri gevşetin.
* Hasta ve kazazedeyi iyice muayene edin.
* Müdahaleyi süratli, sakin ve gerektiği kadar yapın.
* Kanamayı durdurun.
* Düzenli solunumu sağlayın.
* Şoku önleyin.
* Şuursuz olanlara yiyecek ve içecek vermeyin.
* Gerekiyorsa tıbbi tedavi için doktor sağlayın.
* Bilmediğiniz durum varsa, ısrar etmeyin.

Yaranın Tespit Edilmesi Ateşli silah yaralanmaları

* Sıyırma
* Vücudun bir tarafından girip diğer tarafından çıkacak şekilde delip geçme
* Vücutta kalma olarak üç şekilde oluşur.

Merminin giriş deliği genellikle etrafı morarmış küçük bir çember şeklindedir. Merminin herhangi bir nedenle takla atarak yalpalaması halinde giriş yarası elips şeklinde olabilir. Vücuttan çıkış deliğinin görünümü ise merminin balistik özelliklerine göre merminin vücut içinde yaptığı tahribat ise yine balistik özelliklerine ve bir kemiği parçalayıp parça etkisi yaratmış olup olmadığına göre farklı olur. Yüksek hızlı mermiler aşırı enerjinin yara boyunca etrafa yayılması nedeniyle geniş bir hacimde tahribat yapar. Merminin bir kemiğe çarparak yön değiştirmesi, takla atması ve dağılan kemiğin parça etkisi de tahribat derecesini artırabilir. Kanama harici olduğu takdirde kan kaybı derecesi az çok tahmin edilebilir. İç kanama derecesinin ise tahmini güçtür.


KANAMALARDA İLK YARDIM
Çeşitli nedenlerle kanın damar dışına çıkmasına kanama denir. Yetişkin kimselerde 5-6 lt. kan vardır. 1-1.5 lt. kan kaybeden bir insanın hayatı tehlikeye girer. O HALDE KANAMALARIN HEMEN DURDURULMASI GEREKİR.

Genelde iç ve dış kanama olmak üzere kanamalar ikiye ayrılır:

İÇ KANAMALAR: İç organlardaki dokuları besleyen kan damarlarının durdurulması veya zedelenmesi sonucu kanın damarlardan vücut boşluğuna akmasına denir.

İç kanamalar iki şekilde olur:

* Gözle görülebilen
* Gözle görülemeyen

İç Kanama Belirtileri

* Baygınlık hali, baş dönmesi vardır.
* Huzursuzluk vardır.
* Yüzde, dudaklarda ve parmak uçlarında solukluk vardır.
* Deri nemli ve soğuktur.
* Susama hissi vardır.
* Nabız hızlı ve zayıftır.
* Solunum hızlıdır.
* Sanki hava almıyormuş gibi bir his olur.
* Şuur azalır ve en sonunda şuur kaybolur.

İç Kanamalarda Yapılacak İlk Yardım

* Yaralı sırt üstü yatırılır.
* Baş yana çevrilir.
* Şoka karşı tedbir alınır.
* Ağızdan içecek maddesi verilmez.
* Sarsmadan ambulans veya sedye ile hastaneye ötürülür.

DIŞ KANAMALAR
Kanın damardan vücut dışına çıkmasına denir. Genellikle yaralanmalar sonucu olur.
Atardamar, toplardamar, kılcal damar kanamaları şeklinde görülür.

Dış Kanamalarda Yapılacak İlk Yardım
DIŞ PARMAKLARI DURDURUCU YÖNTEMLER

* PARMAKLA BASINÇ YAPMA
Yara ufak ve kanama az ise; Yara üzerine temiz bir bez ya da pansumanla BASTIRIN
* BASINÇLI PANSUMAN
Yara içindeki yabancı cisimleri çıkarmadan kravat, eşarp veya varsa sargı bezini yara üzerine temiz bir pansuman koyduktan sonra sıkıca sarınız.


BİLGİNİZ YOK İSE KESİNLİKLE MUDAHALE ETMEYINIZ EN YAKIN ILK YARDIM KURUŞUNA MURACAT EDINIZ


kaynak: http://hedefdekiler.net46.net/smf/index.php?topic=20.0
 
Alıntı

#2
xlcod3r demiş ki:Beyler,

Her türlü silah kullanımını merak ediyoruz ama ateşli silah yaralanmaları konusunda ne biliyoruz.
Şehir ortamında işte ambulans gelir,112 gelir deniyor genellikle.
Gelir tabii de nasıl gelir o ayrı bir tartışma konusu.

Ava gittiniz veya açık arazidesiniz, yerleşim birimlerine uzak bir yerdesiniz. Olmaz da olursa diye:

Ateşli silah yaralanmaları diş kanamalar kadar iç kanamaların da meydana geldiği kanamalardır.
İlk olarak bilmemiz gereken şey, vücutta ana atar ve toplar damarların yerleri ve seyir traseleridir.

[Resim: tansiyon-kan-dolasimi-04-01.jpg]

Kanama: Damar bütünlüğünün bozulması sonucu kanın damar dışına (vücudun içine veya dışına doğru) doğru akmasıdır.

Normal erişkin bir insanda toplam 5-7 litre kan vardır.
Erişkinde %20'den fazla, Çocukta %10'dan fazla kan kaybı hayatı tehlikeye sokar.
Kanamanın ciddiyeti kanamanın hızına, vücutta kanın aktığı bölgeye, kanama miktarına, kişinin fiziksel durumu ve yaşına bağlıdır. Burada kanamanın miktarı kadar, kanamanın hızı da önemlidir.

Vücutta kanın aktığı bölgeye göre 3 çeşit kanama vardır :
Dış kanamalar: Kanama yaradan vücut dışına doğru olur.
İç kanamalar: Kanama vücut içine olduğu için gözle görülemez.
Doğal deliklerden olan kanamalar: Kulak, burun, ağız, anüs, üreme organlarından olan kanamalardır.

Kanama arter (atar damar), ven (toplar damar) yada kılcal damar kanaması olabilir.

Arter kanamaları, kalp atımları ile uyumlu olarak, kesik kesik fışkırarak akar ve parlak kırmızı renklidir.

Ven kanamaları ise, koyu renkli ve sızıntı şeklinde devamlı akar.

Kılcal damar kanamaları küçük kabarcıklar şeklindedir. Kendiliğinden durabilir.

Kanamanın değerlendirilmesinde, şok belirtilerinin izlenmesi çok önemlidir.

[Resim: kanamadamarlarvx2.jpg]

Dış Kanamalarda İlkyardım
• Tıbbi yardım istenir (112), imkan varsa
• Yara yada kanama değerlendirilir,
• Kanayan yer üzerine temiz bir bezle bastırılır,
• Kanama durmazsa ikinci bir bez koyarak basıncı arttırılır,
• Gerekirse bandaj ile sararak basınç uygulanır,
• Kanayan yere en yakın basınç noktasına baskı uygulanır,
• Kanayan bölge kalp seviyesinden yukarı kaldırılır,
• Çok sayıda yaralının bulunduğu bir ortamda tek ilkyardımcı varsa, yaralı güç koşullarda bir yere taşınacaksa, uzuv kopması varsa ve/veya baskı noktalarına baskı uygulamak yeterli olmuyorsa turnike uygulanır,
• Şok pozisyonu verilir,
• Sık aralıklarla (2-3 dakikada bir) yaşam bulguları değerlendirilir,
• Kanayan bölge dışarıda kalacak şekilde hasta/yaralının üstü örtülür,
• Yapılan uygulamalar ile ilgili bilgiler (turnike uygulaması gibi) hasta/yaralının üzerine yazılır,
• Hızla sevk edilmesi sağlanır.

Kanama durdurma yöntemleri:
1. Kanayan yeri kalp seviyesinin üzerine kaldırmak
2. Basınç noktalarına basmak
3. Direkt bası
4. Turnike
5. Bağlanabiliyorsa, kanayan arteri veya veni, bir alet yardımı ile yakalayıp boğmak veya bağlamak

Atardamar kanamalarında kan basınç ile fışkırır tarzda olur. Bu nedenle, kısa zamanda çok kan kaybedilir.
Bu tür kanamalarda asıl yapılması gereken, kanayan yer üzerine veya kanayan yere yakın olan bir üst atardamar bölgesine baskı uygulanmasıdır. Atar damarların yüzeyselleştiği yerlere başparmak, parmaklar veya elle bastırmak suretiyle kanama durdurulabilir.

Baskı noktaları:
[Resim: kanamadirektbasiyapilanmv5.jpg]

Kanayan bölgeye direkt baskı uygulama:
[Resim: direktbasits1.jpg]

Turnike uygulaması kanamanın durdurulamadığı durumlarda başvurulacak en son uygulamadır.
Ancak eskisi kadar sık uygulanmamaktadır. Çünkü, uzun süreli turnike uygulanması sonucu doku harabiyeti meydana gelebilir yada uzvun tamamen kaybına neden olunabilir.

Turnike hangi hallerde uygulanmalı?
• Çok sayıda yaralının bulunduğu bir ortamda tek ilkyardımcı varsa (kanamayı durdurmak ve daha sonra da diğer yaralılarla ilgilenebilmek için),
• Yaralı güç koşullarda bir yere taşınacaksa,
• Uzuv kopması varsa ve baskı noktalarına baskı uygulamak yeterli olmuyorsa
Turnike yaranın üzerine uygulanmadığı için kullanılan sargıların mikropsuz(steril) olması gerekmez.

[Resim: turnikegt1.jpg]

Turnikenin uygulanışı:
• Herhangi bir sargı, bez veya kumaş parçasını rulo haline getiriniz ve yaranın birkaç santimetre yukarısına yerleştiriniz.
• Kravat sargı veya herhangi bir bezi rulo bezin üzerine sararak bir kalem veya benzeri bir cismi sargının altından geçirip sargıyı döndürerek role bezle kemik arasında atar damarı sıkıştırınız.
• Sıkıştırmaya kanama duruncaya kadar devam ediniz. Kanama durunca sıkıştırma işlemine son verip kalem veya benzer cismi bağlıyarak tespit ediniz.
• Hastanın alnına veya uygun bir kayda turnikenin takılma saatini markör kalem ile yazınız. Yaralının alnına "T" işareti yapınız.
• Turnikeyi her 10 dakikada bir 10 saniye gevşeterek tekrar bağlayınız. Toplam 2 saatten fazla uygulamayınız.


Gövde yaralanmalarında ise gögüs ve abdominal olarak iki farklı yaralanma vardır.
Gögüs yaralanması varsa:
Göğsün içine giren cisim, akciğer zarı ve akciğeri yaralar.
Delici göğüs yaralanmalarında şu belirtiler görülebilir:
• Yoğun ağrı
• Solunum zorluğu
• Morarma
• Kan tükürme
• Açık pnömotoraks (Göğüsteki yarada nefes alıyor görüntüsü) Pembemsi köpükler fışkırır.

Delici göğüs yaralanmalarında ilkyardım:
• Yara üzerine plastik poşet naylon vb. sarılmış bir bezle kapatılır, plaster band ile yapıştırılır.
• Nefes alma sırasında yaraya hava girmesini engellemek, nefes verme sırasında havanın dışarı çıkmasını sağlamak için yara üzerine konan bezin bir ucu açık bırakılır,
• Hasta/yaralı bilinci açık ise yarı oturur pozisyonda oturtulur,
• Ağızdan hiçbir şey verilmez,
• Yaşam bulguları sık sık kontrol edilir,
• Açık pnömotoraksta şok ihtimali çok yüksektir. Bu nedenle şok önlemleri alınmalıdır,
• Tıbbi yardım istenir (112).

Gögüs üzerindeki mermi giriş çıkış deliklerini kapatma şekli
[Resim: yaralanmagoguskn5.jpg]
Delici Karın Yaralanmaları
Delici karın yaralanmalarında:
• Karın bölgesindeki organlar zarar görebilir,
• Karın tahta gibi sert ve çok ağrılı ise durum ciddidir,
• Bağırsaklar dışarı çıkabilir.
Delici karın yaralanmalarında ilkyardım:
• Dışarı çıkan organlar içeri sokulmaya çalışılmaz, üzerine geniş ve nemli temiz bir bez örtülür,
• Bilinç yerinde ise sırt üstü pozisyonda bacaklar bükülmüş olarak yatırılır, ısı kaybını önlemek için üzeri örtülür,
• Ağızdan yiyecek yada içecek bir şey verilmez,
• Yaşam bulguları sık sık izlenir,
• Tıbbi yardım istenir (112). İmkan varsa

[Resim: yaralanmakarin1ne3.jpg]

İLK YARDIM ESNASINDA SOĞUKKANLILIĞINIZI KAYBETMEYİNİZ.
BİLMEDİĞİNİZ HİÇ BİR UYGULAMAYI TATBİK ETMEYİNİZ.


Tabancatufek.com için hazırlanmıştır. Düzenleme yazıdır.
 
Alıntı

#3
ilksurfer demiş ki:Silah tasiyan herkezin cebinde bulundurmasi gereken kanamayi durdurucu toz:
QuickClot
[Resim: QuickClot2.jpg]

Bir de kendinden turnike iceren pantolonlar da lazim oldugunda hayat kurtarir valla:
[Resim: 87IT01_0BIG.JPG]
[Resim: 87IT01_1BIG.JPG]
 
Alıntı

#4
NorthWolf demiş ki:Sn.Ilksurfer'in belirttiği hemostatik ajanlar özellikle arter damar kanamalarında tampon ile birlikte kullanıldığında inanılmaz olduğu söyleniyor...

"Celox Kanama Durdurucu, vücut dışı yaralanmalar, travmatik kesikler, diş operasyonları, spontan ya da cerrahi girişimler sonrası oluşan minör ve majör kanamaların durdurulmasında kullanılan tıbbi bir üründür. FDA’ndan ruhsatlı ve 93/42/CE - Tam Kalite Belgesiyle vücut içinde kullanılır bir hemostatik ajan (kanama durdurucu) statüsündedir.

Kanama Durdurucu Celox'un bulunmasında etkin rol alan bilimadamı Edwim Lee Johnson'nun Washington eyaletinin değişik okyanus kıyılarında yaptığı şaşırtıcı gözlemleri sonucunda bulunmuştur. Sahilboyunca parçalanmış ve bacakları kopmuş yengeçlerin herhangi bir kanamaya maruz kalmadıklarını tespit ettikten sonra araştırmalarını bu yönde yoğunlaştıran Dr. Edwim Lee Johnson yengeçlerin kanamalarının olmadığını ve de yaraların hızlı, temiz ve sorunsuz iyileşmesinin nedeninin crustaceousların kabuklarındaki (en:exoskeleton) kitosan (en:chitosan) maddesinin olduğunu belirledikten sonra CELOX Kanama Durdurucu'nun geliştirilmesi için çalışmalara başlamış Haziran 2006 tarihinde de FDA'den onay alarak Acil Tıp için olmazsa olmaz olan kanama durdurucuyu bulmuştur. Celox markasının anlamı hücre kitlemedir.


Ticari Kitosan karides ve diğer deniz kabuklugillerden elde edilir.Pandalus borealisÜrünün ilk kullanıcılarının silahlı kuvvetler olması yapılan bir çok araştırmaların askeri kökenli hastaneler olması dikkat çekmektedir. Özellikle ABD donanmasının bağımsız çalışmasında 48 denek femoral arter tam kesisini p=0,001 olmak kaydıyla %100 durdurması, 180 dakika süresince tekrar kanama yapmaması ve ürünün anti bakteriyel, anti mikrobik ve fungisit olması ürünün ABD, NATO ve birçok ülkenin silahlı kuvvetlerinin envanterine girmesini sağlamıştır. (14)

Ülkemizde bu ürünle ilgili ilk çalışma DEÜTF Deney Hayvanı araştırmaları etik kurul izni alındıktan sonra 9 Eylül Üniversitesi, Alsancak Devlet Hastanesi ve Celal Bayar Üniversitesinden bilim adamlarının 2007 tarihinin en iyi ilk 6 bilimsel çalışma arasına giren çalışmasında 35 kg ağırlığındaki 14 denek üzerinde femoral arter tam kesinini %100 durdurduğu tespit edilmiştir. Ayrıca GATA Askeri Hastanesinin Acil Tıp Anabilim Dalında görevli olan bilim adamlarının bağımsız çalışmasında da kanama durdurucu olarak olumlu rapor almıştır.(15,16)

Ürünün granüler yapısı sıvı formunda bulunan birçok kanama durdurucunun sebep olabilecek emboli riski yoktur. Sıvı ve ıslak formdaki kanama durdurucular ABD, NATO ve birçok silahlı kuvvetler tarafından diskalifiye edilmiştir. (17)

Nemli havada ve ıslak zeminde etkinliğini kaybetmemektedir
"
Ankaferd BloodStopper, vücut dışı yaralanmalar, travmatik kesikler, diş operasyonları, spontan ya da cerrahi girişimler sonrası oluşan minör ve majör kanamaların durdurulmasında kullanılan tıbbi bir üründür. T.C. Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlı ilk Türk ürünüdür.[1][2]



Hüseyin Cahit Fırat'ın aile mirası bitkisel formülüyle bilimsel mercilere başvurmasının ardından, formülün dünyada ses getirecek ehemmiyette olduğu Hacettepe Üniversitesi Hemotoloji Bölümü tarafından kanıtlanmış ve kanamayı durduran bir ara ürün geliştirilmiştir. Kanama durdurucu Ankaferd BloodStopper isimli bu ara ürünün dünya üzerindeki pazarlama ve dağıtım hakları Ankaferd İlaç Kozmetik A.Ş.'ne aittir.
 
Alıntı

#5
xlcod3r demiş ki:Hocam güzel yazmışsın kanama durdurucu toz ile ilgili. Ancak belirmek isterim,bu toz elini kestin, mermi sıyırdı,bacaktan koldan yedin mermiyi yüzeysel yada dış kanamalarda fayda sağlar kanaatindeyim.

Allah muhafaza kazara gövdeden yedin mermiyi, dış kanamadan ziyade önemli olan iç kanamadır. 9 mm mermi vücüda girişte neck tabir edilen 2-3 cmlik düz hatlı bir yoldan sonra müthiş bir kavite yapıyor vücutta. Vücutta kaldı ise kanama yapan delik sayısı bir. Çıktı ise çıkış deliği biraz daha çaplı oluyorki dış kanama genelde bu bölgede oluşuyor.

Şimdi önemli olan bu toz, ilaç herneyse iç kanamaya çare oluyormu, olmuyormu?

Ateşli silahlarda yapılabilecek ilk yardım kısıtlı. Kol bacak tamam turnike toz filan kanamayı durdurursun, azaltırsın çare olabilir. Ancak gögüs yaralanmalarında eğer akciğer zarar gördü ise tek yapman gereken gögüsteki yarayı üstte anlatıldığı şekilde kapatıp, sedye benzeri bir şeyler yapıp acilen hastaneye yetiştirmek. Yetişti yetişti, yetişmedi Allah taksiratını affetsin..

Kafadan, boyundan isabet olursa onlar daha zor. Allah muhafaza ölüm olayında da hiç bir yere de kıpırdatamazsın. Avukat arkadaşlarımız daha iyi bilir, ayrıntılı yazarlar ama keşif filan durumu oluyor.
 
Alıntı

#6
NorthWolf demiş ki:Zaten sihirli bir toz olduğunu söylemedim... Big Grin Big Grin

Normal ilkyardım uygulamaz iseniz o tozunda işe yarayacağını kesinlikle düşünmüyorum. En basit örneği tampon...

İç kanamalarda işe yaraması ayrıca zaten mümkün görülmüyor... keza içerideki damara zaten bu tozu uygulamaya içeri girebilsek, o damara bir pens de atabiliriz...Big Grin

Bu tozun uygulandığı bir domuz deneği hatırlıyorum firma sayfasında, kasık üzerinde atar damarı kesilmiş bir domuzun kanı resmen fışkırıyordu. bu tozu yaraya uygulayıp kompress yaptılar. Kanama durmuştu...

Atardamarda bile işe yarayan bir toz olduğuna göre Özellikle acil durumlarda hastaneye yetiştirene kadar geçecek kan kaybunu en aza indirecektir.
 
Alıntı

#7
Değerli üyeler,
Hemostatik ajan, toz ürünlerin alım, satım ve kullanımının gerekli izinler dışında illegal olduğunu duydum.
Bu konuda sağlam bir bilgi var mı?
Nereden ne şekilde elde edebilirim?
Saygılar,
TT
 
Alıntı

#8
http://www.ankaferd.com/index.php

http://www.atlaskamp.com/index.php?page=...-hediyeli)

Sn. tt;
Bunlar işinizi görür mü?
 
Alıntı

#9
Sn. nutkey,

Linkleri verdiğinize göre illegal bir durum yok. Atlas kampta satılması çok iyi. Herkes ulaşabilir.

Ama küçük bir tavsiye. Bazen stokta olmayan ürünleri netten düşmüyorlar. Sonra uğraşmak zorunda kalıyorsunuz. Önce bir teyit alırsanız daha sağlıklı olur.


Saygılarımla,
 
Alıntı

#10
Silahla yaralanma da ilk müdale;

http://www.uzmantv.com/silahli-saldiriya...sil-olmali

Saygılar
 
Alıntı

  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi