Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 1 Oy - 3 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Sn.Alev Alatlı'nın Bireysel Silahlanma ile İlgili Yazısı:
#31
Memluk demiş ki:Alev Hanım'a hayranlığım bir kat arttı. Alev Alatlı ayarında 10 aydınımız, 10 da devlet adamımız olsa Türkiye bugün bambaşka bir yerde olurdu.

Katılıyorum size sayın memluk.
 

#32
Çok dolu ve harika bir yazı. Keşke daha önce okusaymışım dedim kendi kendime. Bir aikido hocamın dediği gibi: "Tetiği çeken parmağın arkasında mutlaka bir beyin vardır."
Bir filozofun babası kendisine nasihat ederken demiş ki: "Oğlum Margo, insanlar koyunları sevmezler, insanlar onları yerler."
Saygılarımla...
 

#33
Yazi tek kelime ile mukemmel ve dogru..

Hazir konuya deginmisken, Cok merak ettigim bir soruyu sormak istiyorum.

Bireysel silahsizlanmayi acaba kimler ve neden destekliyorlar.

Masum insanlarin kendilerini koruma haklari neden ellerinden alinirken, suclular neden bu orgutler icin masum insanlardan cok daha onemli.

Department of correctional services yani Suclularin islah edilmesiyle ilgili olan devlet kurumuna her gittigimde artik duvarlardaki posterlere bakamaz oldum. Insanin sinirleri cok yipraniyor.

Bir piramit cizilmis ve 3'e bolunmus. Alt kisimda basit suclar isleyenler, hemen yaninda bir aciklama, yardima ihtiyaci olan grup. Hemen uzerindeki bolumde daha ciddi suclar isleyenler yani cinayet, organize suc orgutleri vs vs, daha fazla yardima ihtiyaci olanlar..

Piramidin en ustundeki bolumde ise, psikopat, cani, seri katiller, ve bu insanlar icin yapilan tanimlama ise, encok yardima ihtiyaci olan insanlar olarak tanimlanmis.

Biz masum insanlar olarak, gordugum kadariyla yardima muhtac zavallilarin piramitleri altinda kaliyoruz.

Ben acikcasi bu isi temiz bulmuyorum ve kesinlikle bu orgutlerin, ulkelerin kanunlarina hukmedecek kadar guclu ama elleri kanli kimselerin kontrolunde olduklarindan adim kadar eminim..
 

#34
Hayret ederek okudum. İlk defa bu kadar düzgün yazılmış bir yazıya denk geliyorum medyada. Çok güzel. Paylaşım için de teşekkür ederim
 

#35
Umut Vakıfı kurucularundan, Sn Nazire Dedeman'ın, Sarıyer ' deki malum villalarından oluşan sitedeki evine giriş yaparken, dikkatsiz olmakla suçladığı güvenlik görevlisine takındığı tavır ile (Bire bir şahit oldum '' pit bull '' kıvamındaydı ), Taksim Meydanı ' na " Sahipsiz Ayakkabı " bırakırken sergilemiş olduğu tavır arasındaki uçurumu inceleme şansınız olsaydı, eminim ki " Ya bu kadın şizofren, yada feci rol yeteneğine sahip " olduğunu düşünmeden edemezdiniz!
Duvarlar arkasında yaşadığı o izole hayatını renklendirmek ve acısını dindirmek, yada bir çeşit günah çıkartmak adına (!) kalkıştığı bu saçma işleri ve beslediği asalakları lanetliyorum ! Saklandığınız güvenli yaşam alanlarınızın duvarlarından dışarı bir çıkın bakalım ! Elbette koruma yada şöför almadan ! Bir de o zaman görelim kişisel savunma hakkı konusundaki görüşlerinizi. Bunlar yaşadıkları ülke gerçeklerini dahi analiz etmekten uzak ve kamera gördükleri anda ağlama yetisine sahip canlılardır! Elbette cahil basınımızla olan yakınlıkları apayrı bir konu başlığıdır.

Üslup sert oldu ise tüm forum üyelerinden özür dilerim.
Saygılar.
 

#36
Son derece güzel bir uslup sn meftae az bile olmuş.
 

#37
Sn Umut vakfı yöneticilerine sormak lazım kendisini tehdit eden eski nişanlısından kaçmak için , tehdit edildiği gerekçesiyle görev yerini değiştiren öğretmenin sokak ortasında öldürülmesinde kullanılan satır için meclise satırların sadece polis ve jandarmada olması için bir yasa teklifi çalışması varmı acaba ?
 

#38
corvette demiş ki:Sn Umut vakfı yöneticilerine sormak lazım kendisini tehdit eden eski nişanlısından kaçmak için , tehdit edildiği gerekçesiyle görev yerini değiştiren öğretmenin sokak ortasında öldürülmesinde kullanılan satır için meclise satırların sadece polis ve jandarmada olması için bir yasa teklifi çalışması varmı acaba ?

+1
 

#39
Değerli Arkadaşlar,

Bahsi geçen konu ile pek alakası yok ama alıntıladığım metnin içinde bir paragraf var ki; akıllara zarar... Bizim mevcut durumumuzu da çok iyi özetliyor. Şayet hoş görülmez ise tereddütsüz silebilirim. Saygılar...


Alıntı: GAZİ

İlkokulda kalan sorular vardır: bir odada en büyüğü 30lu yaşlarına henüz başlamış 4 erkek bulunuyor. O odada kaç bacak vardır? El cevap: bir! Kaç kol vardır: Dört…

Bu cevap tembel bir ilkokul çocuğunun cevabı değildir, TSK’nın rehabilitasyon merkezindeki herhangi bir odayı ziyaret eden herkesin verebileceği bir cevaptır.

Koca devletin elsiz kolsuz çocukları onlar… Onları yaşatmak için var olan devletin onların canı pahasına, kollarını bacaklarını yitirmeleri pahasına yaşadığını düşünmek felsefenin en giriftini şizofreniye salar.

Başka bir manzara: Hiç birinin kolu olmayan beş gazi birer sandalye arayla oturuyorlar. Sonra onlara yardım için belirlenmiş askerler yanlarına oturuyor ve yemeklerini yediriyorlar.

Mermi yiyenler bir şehit olmazsa genelde iyileşiyor ama kahpe mayınlara yakalananların durumu genelde böyle… Buna sadece devleti yaşatmanın bedeli olarak görmeyi vicdanım kaldırmıyor.

Şeytan giriyor kanıma… Soruyor, bu mayınlar sarp kayalıklarda, uçurumlarda olmuyor ki… Yürünebilecek yollarda… Eskiden –meşhurdur- mayın temizliği için yapılan yöntem belliydi. Bir merkep önden yürütülür, mayın varsa gelecek zarar hayvana gelirdi. Şimdi neden yapılmıyor? Yapıldığını gözümde canlandırıyorum da… Hayvan hakları dernekleri, bilumum sözde aydınlar feryat figan haykırır… “Bu çağda bu yapılır mı? Zavallı eşeğe yapılanları kınıyoruz” Ortalık karışır. Sadece bununla kalmaz, taksimde toplananlar bağırır: Hepimiz eşeğiz. Claduia Roth en başta birçok AB parlamenteri Türkiye’yi kınar: Bu çağda bu olur mu?
Hâsılı bu çağda öncekiler gibi Türk’ün öleceği çağdır.

Kollarını bacaklarını bu vatan için feda etmiş o çocuklara bunu anlatabilir misiniz?

Bu kadar iyi bakıldıklarını, imkânlarının iyi olduğunu bilmiyordum, görünce gurur duydum. Bir yandan onlara tanınan imkânlara bakıp “Allah devlete zeval vermesin” diyesim geliyor, sonra zaten bu kolların bacakların o devlete zeval gelmemesi için feda edildiğini düşünüyorum: Bu ne yaman çelişki… Elbette ya bu da olmasaydı düşüncesi, onlara bu kadar iyi bakılmasına, sahipsiz bırakılmamalarına şükran duymamıza yol açıyor.

Onların yanında aklıma en çok gelen şey, bir mankenin konuyu açması üzerine uzun uzun tartışılan bir konu: dağdaki çobanın oyu... Kendi oyunu dağdaki çobanın oyuyla bir tutulmasına itiraz ediyordu hanım abla… Onun oyuyla bir gazinin oyunun bir olmasına kim itiraz edecek… Demokrasi için bundan başka bir handikapa gerek yoktur: Demokrasi o ülke için iki kolunu ve bacağını verenle, o ülkede bacağı üzerinden para kazananın o ülkenin geleceği için eşit karar hakkına sahip olduğu rejimdir… Fazla söze gerek var mı?

Klışe bir finale mecburum: Vatan için canlarını, kollarını, bacaklarını veren bu aslan parçalarını ziyaret hem vicdan hem vatan borcudur. Bu onların değil, bizlerin ihtiyacıdır.

“Yüce Tengri dost oluban medet irsün, hanım hey”

A. Afşin EFKARLIOĞLU
 

#40
corvette demiş ki:Sn Umut vakfı yöneticilerine sormak lazım kendisini tehdit eden eski nişanlısından kaçmak için , tehdit edildiği gerekçesiyle görev yerini değiştiren öğretmenin sokak ortasında öldürülmesinde kullanılan satır için meclise satırların sadece polis ve jandarmada olması için bir yasa teklifi çalışması varmı acaba ?

Veya şöyle düşünelim o öğretmenin doğası gereği kendini savunma hakkını kullanabiliyor olsaydı; silah tu kaka olarak değilde hayat kurtaran araç olarak bilinseydi, silaha hakim olabilen, silahı tanıyan bir vatandaş olsaydı durum ve şartlar neyi gösterirdi?
 

  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi