Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 2 Oy - 4.5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Silahlarda Görülen Pas Cinsleri
#11
Alıntıdır...


Kocaeli Üniversitesi'nde çalışan bilim adamları, metal yüzeylere lazerle işleyerek su tutmaz özellik kazandırmayı başardı. özellikle kara, deniz ve hava araçlarındaki motor kaporta, gövde ve kanatlarda kullanılan metal malzemelere bu özelliğin kazandırılmasıyla birlikte paslanma problemi ortadan kalkacak ve böylece pas tutmayan malzemeler çok daha uzun ömürlü olacak.


KOÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Arif Demir, yaptığı açıklamada, metal yüzeye hidrofobik özellik kazandırılabildiğini,araştırma merkezinde Tıp Fakültesi Kardiyoloji Bölümü için kalp pillerinin femtosaniye lazerle işlenmesi ve stent yapımı sırasında tesadüfen keşfettiklerini bildirdi.

Femtosaniye lazerin Türkiye'de sadece KOÜ Lazer Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Merkezinde bulunduğunu, söz konusu lazerle kalp pillerini ve stenti farklı parametrelerde işlediklerini, mikroskop altında inceledikleri stentlerden birinde çok küçük gözenekler oluştuğunu fark ettiklerini dile getiren Demir, şunları söyledi: “Stentin yüzeyine temas ettiğimizde parmaklarımızdaki nemin metalle etkileşmediğini, yüzeyde parmak izi kalmadığını keşfettik. Dolayısıyla bunun hidrofobik özellik olabileceğini düşündük. Merkezimizde hidrofobiklik derecesini belirlemek için cihaz geliştirip su damlacığı ile metal yüzey arasındaki temas açısını ölçtük. Literatürdeki çalışmalarla kıyasladığımızda elde ettiğimiz yüzeyin süper hidrofobik özellik kazandığını belirledik.”

Dünya'da hidrofobik yüzeylerin özellikle kaplama yöntemiyle yapıldığını, geliştirildiğini, ancak metal yüzeylere böyle bir özellik kazandırıldığına dair bilgiye sahip olmadıklarını ifade eden Demir, “Literatürde uzun süredir yürüttüğümüz taramada metal yüzeylere kaplama olmaksızın hidrofobik özellik kazandırılabildiğine dair bilgiye ulaşamadık. Literatür taraması sürüyor” dedi.

Yüzeyin her şekilde hidrofobik özellik kazanmadığını, bunun lazerin parametreleriyle alakalı olduğunu vurgulayan Demir, şöyle devam etti: “Lazerle çok özel parametrelerde işleyerek süper hidrofobik özellik kazandırdığımız metalin üzerinde su damlaları durmayıp akıyor. Diğer yüzeylerde ise durum tam tersi, damlalar yüzey üzerinde yayılıyor, bu da paslanmayı ve sürtünmeyi artırıyor, dolayısıyla malzemelerin ömrü kısalıyor. Ayrıca, metallere lazerle işleyerek hidrofobik özellik kazandırılması kaplamaya göre çok daha pratik bir yöntem.”

“ÇOK GENİŞ KULLANIM ALANI VAR”

Süper hidrofobik özelliğe sahip metallerin çok geniş kullanım alanı olduğunu da söyleyen Demir, şunları kaydetti: “Kara, deniz ve hava araçlarında motor, kaporta, gövde ve kanatlarda kullanılan metal malzemelere bu özelliğin kazandırılması mümkün. Böylece yüzeyler su tutmayacağı için paslanma, buzlanma ve donma da olmayacak, sürtünme azalacak, malzemenin ömrü uzayacak.

Söz konusu teknoloji araçların çürüme riski fazla olan aksamı üzerine rahatlıkla uygulanabilir. Müşterinin talebine göre kaportaya, motora ya da farklı aksamlara lazerle işlenerek hidrofobik özellik kazandırılabilir. Bu özelliğin kazandırıldığı kaporta boya gerektirmez. Bunun için otomotiv firmaları bir hat veya ünite oluşturabilir. Otomotiv firmaları böyle bir yatırıma girmeye karar verirse kendilerine yardımcı olabiliriz.”

HİJYEN DE SAĞLIYOR

Hidrofobik özellik kazandırılmış yüzeylerin hijyen de sağladığını ifade eden Demir, özellikle topluma açık yerlerde bu özelliğe sahip kapı kolları ve armatürlerin su tutmayacakları için çok daha hijyenik olacağını savundu.

Tıpta kullanılan çelik ya da titanyum malzemelere hidrofobik özellik kazandırmak için çalışma yürüttüklerini anlatan Demir, “Tıpta kullanılan bazı malzemelere hidrofobik özellik kazandırdığımızda teknolojiye ve ülkemize, çok daha farklı teknolojik ürünler geliştirilmesi konusunda önemli katkı sağlayacağımızı düşünüyoruz. Üniversite olarak lazer merkezimizde yeni ürünler geliştirmek için çalışıyoruz” diye konuştu.

Prof. Dr. Demir, bu tür yüzeylerin bir başka özelliğinin ise temas halinde üzerlerinde parmak izi kalmaması olduğunu açıkladı.

Çalışmanın patent aşamasına geldiğini, daha sonra da bilimin hizmetine sunmak için makale olarak yayımlayacaklarını anlatan Demir, “Ana misyonumuz bu teknolojiyi bölgedeki sanayicilere transfer edebilmek. Önümüzdeki süreçte sanayicimize özellikle nano ve mikro seviyede lazerle malzeme işlemeyi öğretmeyi hedefliyoruz” dedi.
 
Alıntı

#12
Değerli Üyeler,
Bu silahın bu durumu normal midir?
Yoksa bakımsızlık sonucu mudur?
Orjinalini bozmadan, hatırasına uygun göz alıcı bir biçimde, saklanması mümkün müdür? Yoksa değil midir?
Bilgilendiren olursa sevinirim.
Saygılarımla


[Resim: dscf2903r.jpg]
[Resim: dscf2904.jpg]

NOT : Fotoğraflar "YAKUZZ" isimli üyemiz tarafından "Ayın Fotoğrafı" bölümüne yapılan katkıdan alıntıdır.
 
Alıntı

#13
Bence silahın üzerindeki ince "patina", ve yıpranma izleri silaha karakterini veriyor. Fotolardan görüldüğü kadarı ile nüfuz etmiş bir pas-korozyon da olmadığına göre, yapılacak en iyi iş, en uygun ortam şartlanmasını sağlayarak, bu özel parçanın gelecek nesillere bozulmadan aktarılması olacaktır.
Saygılarımla..
 
Alıntı

#14
Sn.alpago,verdiğiniz değerli bilgiler için teşekkür ederim.
 
Alıntı

#15
Sn. arkadaşlar,

Klâsik meneviş olarak düşündüğümüz, bazı eski sarma namluların kahverengi parıltısı (browning), bazı Webley'lerin, Mauser'lerin mavi-grisi (bluing) veya Tokarev tabancalarda çok rastladığımız kara-gri (neredeyse İngilizlerin "blacking" tabirine İngiliz silâhlarından daha layık) menevişler silâhların hem parıltısını azaltmak hem de bilgiğimiz sıradan veya adi pasa karşı korumasını arttırmak için kullanılan "kontrollu paslandırma" şekilleridir. Bu bahsettiğim "kontrollu paslanma" demir/çelik malzemelerin yüzeylerinde yukarıda "sıradan veya adi pas" diye bahsettiğim oksidasyonun başlangıç safhalarında durdurulması ve yüzeyde sebep olduğu mikroskopic gözeneklerin de yağlar için bir tutucu zemin teşkil etmesinin sağlanmasıdır. Aşırı sıcakta (meselâ suyun kaynama hararetinde) kırmızı pas siyah pasa dönüşür. İnce kırmızı pas yüzeyleri yukarıda "browning" diye adı geçen menevişi sağlarken bunun kaynatılmış hali de, kullanıldığı zeminin kimyasal özelliğine ve/veya kaç defa tatbik edildiğine ve paslanmayı sağlayan aracı maddenin (meselâ soğan suyu ilâ cıva süblimesi arasında yemek tuzu da dahil onlarca madde) özelliklerine göre mavi-gri-siyah renkleri arasında değişebilen çeşitli tonlarını oluşturur. Ve de üzerine sürülen muhtelif yağlarla korunur.
Bu pas tabakası bazı Afganistan veya Afrika toplumlarında kumla temizlenerek yok edilir. Zamanla silâhım yüzeyinden bir miktar da bu kumla yok olur. Bu şekilde temizlenmeyip/beyazlatılmayıp üzeri yumuşak bir deri veya bezle silinip temizlenen ve yağlanan silâhlarda ise, bilhassa kılıf ve el sürünmesi ile aşınan meneviş renginin yerini grimsi bir "doğal" meneviş alır. Buna "patina" denilebilir. Bu da bir nevi "kontrollu paslanma"dır. Çok kullanılmış, taşınmış silâhlarda en iyi bakıma rağmen bu "patina" bazen silâhın tüm dış yüzeylerinde görülebilir.

Silâhlarını "yeni gibi görünüşlü" sevenler menevişi tekrar yaptırabilir, nikel, krom kaplamaları seçebilirler. Ne var ki bu gibi yeni meneviş ve/veya kaplama işlemleri tamamen oksidasyondan arınmış ve yağsız yüzeylere tatbik edilir. Bunun temini için yapılan ince zımpara ve/veya polisaj işlemleri aslında aşındırma işlemleridir ve silâh yüzeyindeki orijinal alet, takım izlerini, damgaları, keskin köşeleri kenarları yuvarlatıp silâha "yumuşak" ve "kemiksiz" bir görün tü verirler (laylon poşette bayatlamış lâhmacun gibi) ki bir çok meraklı böyle bir zemin üzerine altın dahi kaplansa istemez, orijinal, menevişsiz fakat aşınmamış görünüşü tercih ederler.

Saygılar,

alikozanoglu
 
Alıntı

#16
Sayın alpaco;
Konu eski bir konu, ama çok değerli bir
Paylaşım olmuş.
Saygılarımla.
 
Alıntı

#17
Arkadaşlar merhaba, taşıma ruhsatlı silahımın kabza vidalarında paslanma oluşuyor, kılıfta olmasına rağmen malum sıcaklardan dolayı derinin içine kadar ulaşan terin vidalar üzerinde oluşturduğu paslanmanın önlemi ne olabilir acaba?

Teşekkürler..
 
Alıntı

#18
Sn.Ali Kozanoğlu üstadım, bulabildiğim tüm yazılarınızı dikkatle okuyorum. Eminim diğer üyelerimizde okuyor ve takdir ediyorlar. Ve yine eminim ki kelimelerinizin üzerine, kelime yazmaktan imtina ediyorlar.

Ama yine de büyük bir teşekkürü, ziyadesiyle, hakediyorsunuz. Forumun en büyük nimeti sizsiniz.

Ellerinizden öper, saygılar sunarım.
 
Alıntı

#19
Sn. black code,

Demir/çelik içerikli (hatta bazı bakır/çinko/kalay içerikli) nesnelerde gerek ter, gerekse kılıfların veya benzer kimyasal işlem görmüş deri gibi kap, torba, kutu, vb içinde kalan kimyasal tuzlar sebebi ile paslanması/kararması/kızarması/yeşermesi gibi kimyasal etkiler göstermesi ne olursa olsun iyi bir şey değildir. Bu hem okside filân olan malzemelerin orijinal görünüşlerini bozar, hem bu oksidasyon sonuçlarının dökülmesi ile metalde yıpranmalara, eksilmelere (genelde korozyon dediğimiz) hem de bulaştıkları diğer yerlerin de bozulmalarına sebep olabilir.
Bu sebepten belki bu gibi yerlerde kullanılacak özelliklere sahip "paslanmaz çelik" vidalar bulmak ve kullanmak iyi bir seçim olabilir.
Silâh taşıma konusunda (kendim hiç taşımadığım halde) çok terlediğim için sık sık paslanmaz çelik silâhları tercih ettiğimi yazmam da aslında bu yüzdendir.

Piyasada o kadar çok değişik dişlerde ve formlarda paslanmaz çelik vidalar bulunmaktadır ki bunların bazıları ehil ustalarca tadil edilerek de gerekli maksatlar için kullanılabilirler ve bir çok durumda bu vidaların tamamen yeniden yapılmasından daha iyi neticeler verebilirler.

Saygılar,

alikozanoglu
Sn. yakuzz,

İltifatlarınıza çok teşekkür ederim. Fakat beni böyle taclandırıp yaldızlarken lütfen bir çok güncel konuda çok düzgün, faydalı, detaylı, doğru bilgiler veren ve bilhassa son 30-40 senenin silâhları hakkında benden çok daha iyi ve geçerli bilgiler veren, konulara benim gibi ağızdan dolma, teorik değil bilhassa ve bilfiil vakıf arkadaşlarımızı görmemezlikten gelmeyelim ne olur.

Saygılar,

alikozanoglu
 
Alıntı

#20
Arkadaşlar merhaba.Benim sorum ben tabancamı 2 haftada bir temizleyip yağlıyorum.Sonra ince bir beze sarıp kaldırıyorum.Kimileri diyorki silah açıkta kalsın kimi diyorki tabancayı yağladıktan sonra ince bir poşete sarın.Benim bulundurma ruhsatım var ve ancak 2 ayda bir gidebiliyorum poligona.uzun süre kullanılmayacak durumlarda oluyor.Birde koruyucu ve temizliyici yağlar hakkında bilgi verirmisiniz.Mesala 3-4 ay silahımı kullanmayacaksam nasıl bir bakım yapmalıyım.

tabancam stoegercougar8000ft

Teşekkürler
 
Alıntı

  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 2 Ziyaretçi