Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Sevk barutlarının nem ve sıcaklığa tepkisi.
#11
Arkadaşlar, abartılı nemli ortamda veya su içinde uzun süre kalmadıktan sonra hiçbirşey olmaz, kutusunda evin bir kenarında veya kasa içinde saklayın en az 30 yıl sorunsuz kullanırsınız, 30 yıl dolmadan da değiştirin artık....Big Grin
 
Alıntı

#12
meftae demiş ki:Dünya rekoru olarak kabul edilen 2.400 mt atışın sahibi Kanadalı asker (yanılmıyorsam Afganistan'da, 3 taliban milisi hedefti) atış öncesi, mühimmatını güneşte bekletmenin neredeyse standart bir prosedür olduğunu anlattığı bir video izlemiştim. Bunun etkisinin küçük olacağını kabul ediyor ama bir çeşit alışkanlık olarak lanse ediyordu röportajında.

Saygılar.

Kovanın ısınması barutun gucunu artarabilir mi?
 
Alıntı

#13
NAVIGATOR demiş ki:
meftae demiş ki:Dünya rekoru olarak kabul edilen 2.400 mt atışın sahibi Kanadalı asker (yanılmıyorsam Afganistan'da, 3 taliban milisi hedefti) atış öncesi, mühimmatını güneşte bekletmenin neredeyse standart bir prosedür olduğunu anlattığı bir video izlemiştim. Bunun etkisinin küçük olacağını kabul ediyor ama bir çeşit alışkanlık olarak lanse ediyordu röportajında.

Saygılar.

Kovanın ısınması barutun gucunu artarabilir mi?

Sn Navigator kovanın ısınmasının herhangi bir etkisinin olacağını sanmıyorum, olsa bile bu kayda değer bir etki olmayacaktır, barutun bozulmadan kalabileceği ısı değerleri içinde herhangi bir fark olacağını sanmıyorum, çünkü barutun kimyasal yapısında herhangi bir değişiklik olmayacaktır.
 
Alıntı

#14
Ağam, bu Kanada'lının görüntülerini sanıyorum izledim. Tahminen en az 2000-2500 rakımda atış yapıyor. Son derece kuru ve nemsiz hava ortamında. 2400 metre atışlarında vurduklarının kolları bacakları havada uçuşuyor. Yüksek rakım, nemsiz ortam filan derken, mühimmatı güneşte bekletmede acaba denklemin bir parçası olabilir mi merak etmiştim..
 
Alıntı

#15
Büyük olasılıkla tüm malzemeyi aynı sıcaklığa getirip, mümkün olduğunca çevresel farklılıkları elimine edip daha homojen bir grup elde etmeye çalışmış olabilirler. Yoksa çantada duran veya güneşte bırakılan mühimmatta çok farklı hızlar oluşacağından değil. O kalibrede bir tüfek için, mermilerin birbirine yakın vurması, biraz daha uzun gitmesinden daha önemlidir...

Saygılarımla..
 
Alıntı

#16
Suyun içinde iki ay beklettiğim 9x19 fişeği sorunsuz bir şekilde, diğer fişeklerden farksız olarak ateşledim. Yani kafaya takmaya gerek yok bu nem meselesini...
 
Alıntı

#17
Sn. arkadaşlar,

Bazı İngiliz kaynaklarından okuduğuma göre fişeklerin ve/veya silâhın uzun süre güneşte bırakılması patlama gücünü etkilermiş ve fişek doldurulurken kullanılacağı iklimin göz önünde bulundurulması gerekir diye kelâm etmişler "The Gun and Its Development" adlı kitapta. Bu aslınd yivli çiftelerin iki namlusunun birbirne yakın vurması yönünden bahsedilirken geçen bir yorum. Kesin bir rakam veya hesaplama şekli verilmemiş.

Bunun yanı sıra gerek askeri, gerek sivil/ticari fişeklerin üretilmesinde hem kapsül eczası kapsül kaseciğinin dbine konduktan sonra üzerine bir parça yağlı kağıt veya kalay, aluminyum gibi folyo parçacığı yerleştirilip üzerine bir tecrit verniği sürülür, gerek bu tabakçık kovan dibindeki yuvasına oturtulurken ve çekirdek kovan boğzına sabitlenirken yine benzer (bazı ürünlerde bilhassa parlak renklerde) bir tecrit verniği sürülür. Su, nem, yağ gibi barutu ve kapsül eczsını etkileyebilecek nesnelerin sızmasından korumak için.
(Bkz.; aynı bölüm, mesaj #82 deki "Geco" marka 9x19 fişeklerin kapsül yuvası ve kovan boğazı/çekirdek birleşimi civarları. Bazı eski FN 9KB'lerde de yeşil bir vernik kullanılmıştır. Siyah bilhassa askeri fişeklerde çok rastlanan bir tecrit malzemesi rengidir.)
Yani aslında iyi ki üreticiler "bu nem meselesini" kafaya takıyorlar da bizim takmamıza fazla gerek kalmıyor. Wink

Saygılar,

alikozanoglu
 
Alıntı

#18
Sn. arkadaşlar,

Bir önceki mesajımdan barutların rütubet veya sudan bozulacağı anlamı da çıkabilir, fakat bu daha çok ateşleyici kapsül eczası için geçerlidir.
"Ball Powder" diye bilinen barut cinsinin "bilyacık" şeklindeki zerreleri su altında oluşur. Kurutularak kullanılacak hale getirilir.
1961-62 kışında Çanakkale'de bazı avcıların 1915'te Boğazı gçmek için zorlayan İngiliz gemilerinden denize atılan "atım fazlası" barutların av fişeği doldurmak için kullanıldığını görmüştüm. Takriben 25-30 santim boyunda ve parmak kalınlığında olan çubuk şeklindeki "kordit" barutlar denizden çıkartıldıktan sonra yıkanıp üzerlerinde kalan tuz temizleniyor, çok yavaş dönen bir tornada ve akan su altında, kalın bir pasoyla çıkartılan kaba talaş iki el arasında ufalanıp kurutuluyor ve sonra da av fişeklerine dolduruluyordu sevk barutu olarak. Ne ölçek kullandıklarını filân şaşkınlıktan sormamıştım.

Bunun yanı sıra, nemlenince pek iyi yanmayan karabarut ise, içeriğindeki üç kimyasal maddenin bir miktar su ile çamur yapılması, merdaneler arasında iyice ezilip karıldıktan sonra bu çamurun sert zeminlere belirli kalınlıklarda tabakalar halinde sürülüp kurutulması ve daha sonra da kırıklanması ile üretilir. İngiliz donanmasında (çok muhtemelki diğer askeri birliklerde de) ambarlarda fıçı içinde sarsıla sarsıla tozlaşan barutlar zaman zaman baruthaneye iade edilir, yeniden ıslatılıp kırıntılanmış (corned) barut haline getirilirmiş istendiği gibi kullanılabilmesi için.

Barut, şayet ateşlenebilirse, su altında olsun uzay boşluğunda olsun yanar. Çünkü bu yanma için ihtiyacı olan tüm oksijen kendi içinde mevcuttur.

Su ateşlemeyi zorlaştırabilir.

İngiliz gümrükçüleri ülkenin kıyılarına, rıhtımlarına gelen alkollü içeceklerden bir miktarını ufak bir çanağın içine (rivayete göre bazan da avuçlarına) koyup bunu fıçılardaki içkilerden alınan bir örnek ile iyice ıslatırlarmış. Şayet bir kıvılcım evvelâ içkideki alkolü, sonrada barutu ateşlerse bu içki "HUNDRED PROOF" kabul edilirmiş. Whisky gibi "Hundred Proof" (%100 ispatlı) bazı içkilerin bizim sistemimizde sadece 50 Derece (%50 Alkol) olması bu sebeptendir. Ateş almayan ve ateş alan barutlara göre içkinin gümrük vergisi/harcı tayin edilirmiş.

Buyrun buradan yakın.

Saygılar,

alikozanoglu

NOT: Aslında mühimmatta asıl önlenmesi gereken yağ sızıntılarıdır. İçine yağ giren bir kapsül bir daha kolay kolay ateşleme yapamaz. A.K.
 
Alıntı

#19
Sn Kozanoğlu;

Barutun nem ve sıcaklığa dayanıklığı konusunda, aklıma batık gemilerdeki mühimmatların patlama riski ile eski tip mayınların arada bir suyüzüne çıktıklarında patlamaları geliyor..30-40 yıl su altında kalan top mermilerindeki barutun hala ateş alabildiğini, Çanakkale'deki bazı eski mayınların suyüzüne çıkarak gemi kırımlarına neden olduğunu biliyoruz..demekki iyi dayanıyor..
 
Alıntı

#20
Sn. NAVIGATOR,

Sanıyorum, bilhassa patlayıcı maddelerin kendileri yönünden ıslaklık, kuruluk bir 1bozulma değil de bir "istikrar" vaziyeti.
40-45 sene önce bir çok yabancı firma plâstik av fişekleri yaparken, hatta o zamanlar ancak "boş kovan" yapmalarına müsaade edilen bazı yerli firmalar plâstik (PVC ???) kovan imal ederken MKE kağıt kovan ve bu kovanlara doldurulmuş fişek yapmaya devam ederdi. Bunlar genelde havadaki nemden pek etkilenmez, fakat ördek avında filân kazara suya düşürürsek (veya fişek torbamız, fişekliğimiz ıslanırsa) şişerek tüfeğe girmeme sorunları olurdu. İmkân bulursak hemen üzerlerini kurutup (daha şişmeden) bir an önce atmaya çalışırdık.
Bundan daha önce yapılmış "kağıt" WINCHESTER-WESTERN fişeklerde ise kovanın kağıdı parafin mumu veya parafinli bir karışımla yağlanmış olduğundan ıslanınca bile kolay kolay su emmez ve şişmezlerdi. Pek kapsül arızası hatırlamıyorum. Bir kaç defa denenmesine rağmen ıslanmamasına rağmen ateş almayan 2-3 kapsülü (arkadaş grubunca atılan binlerce fişek arasında) muayene ettiğimizde ise üretim sırasında içlerine kapsül eczası konulmamış olduğunu fark etmiştik. Bir ara İzmir'de üretim yapan bir özel kapsül fabrikasının ürünlerinde de bazen aynı sebepten bazen de kapsül metali kalınlığı veya sertliğinden "ateşlememe" hataları olmuştu diye hatırlıyorum.

Meselâ; o zamanlar fişek doldurmak için bulup da FIOCCHI marka kapsül alırsak kapsüllerin alev deliğinin beyaz bir lâk ile kapatılıp tecrit edildiğini görürdük. Bahsettiğiniz mayınlar filân da herhalde yıllarca denizde kalabileceklerine göre iyi bir şekilde "su geçirmez" hale getirilmiş olsalar gerek. Fakat yağın kapsülleri bozduğu hakkında bahsedildiği çok yazı hatırlıyorum, şu an elimi atıp bulamasam da.
Bilhassa askeri mühimmat ve cephane uzun süre depolanma ihtimalleri ve çeşitli şartlarda maruz kalacakları çok farklı hava şartları sebebiyle hem ambalajları hem de kendi üretimleri yönünden kabil olduğu kadar dış etkenlere dayanıklı yapılırlar.

Bunun yanı sıra yine 40-45 sene önce Sakarya nehri civarlarında kovanları neredeyse tamamen çürümüş 6.5x54 tüfek fişeklerine rast geldiğimiz gibi bazı bazı köylerde filân boğazları zamanla yarılmı, hatta kovanları kısmen delinmeye yüz tutmuş olduğu halde halâ ateşlenebilen aynı çapta fişeklere rastlardık.

Saygılar,

alikozanoglu
 
Alıntı

  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi