Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol





Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
TAKTİK TUFEK VARMIDIR?
#11
Sanıyorum sıkıntı "shotgun" teriminin doğrudürüst bir Türkçe karşılığının olmaması. Mevcut durumda,

Shotgun: Yivsiz av tüfeği
Rifle: Yivli tüfek

Biz hepsine "tüfek" deyip geçiyoruz. (Aslında benzer bir sıkıntı "sword" ve "sabre" arasında da var. Onlara da kılıç deyip geçiyoruz - Yazar burada Sn madenci08'e orta yapıyor).

Önerinize istinaden muharebe teriminin de ağır kaçtığı düşüncesindeyim. Bir grupla harbe girmeden (muharip olmadan) savunma amaçlı kullandığımda, bu iş için talim yaptığımda da aslında tam olarak ........... şeklinde kullanmış oluyorum.

Bu boşluğu Kuzey Amerikalı satıcılar "tactical" şeklinde doldurmuş. Teknik şartnamedeki "combat shotgun" şeklinde adlandırılması ise "cuk" oturmuş. Bizde ise combat'a "cenk" deyiverirdik ama yine kulağa hoş gelen bir karşılık bulmak güç.

Zaten bu türde bir adlandırma da mevzuata aykırı. Çünkü ülkemizde siviller için yivli-yivsiz tüm tüfekler "av tüfeği" kabul ediliyor ve bu şekilde ruhsat veriliyor.

Sonuç olarak bizdeki av tüfekleri ya da Kuzey Amerika'da da shotgun'lar pikatini ray, ayarlı dipçik, tabanca kabze ve illa metal nişangah ile yakışıklı hale geldiğinde adı değişse de özü değişmiyor. Dileyen tactical desin, dileyen taktikal desin, dileyen av tüfeği desin... "Komondo" tüfeği diyen üreticiyi bile gördüm.

Saygılarımla
 
Alıntı
10 üye teşekkür etti:
marlinspike, red, Sabri, harun, mimaslan, SSSalih, Alphawolf, ERDAL, madenci08, tirendaz
#12
(12-07-2019, 07:16 PM)lenduha demiş ki: Zaten bu türde bir adlandırma da mevzuata aykırı. Çünkü ülkemizde siviller için yivli-yivsiz tüm tüfekler "av tüfeği" kabul ediliyor ve bu şekilde ruhsat veriliyor.

Sayın Lenduha,

Terminoloji tartışması yaparken ya da hangi tüfek hangi sınıfa girer tartışırken tabi olduğumuz mevzuatı yapan ve uygulayan kimselerin yersiz yere dikkatini çekip hatalı uygulamalara sebep olmak istemem.

Ruhsatımın kapağında "yivsiz tüfek ruhsatnamesi" ibaresi mevcut ancak içerisinde tüfeklerim "av tüfeği" olarak kayıt edilmiş. Bu tüfekleri avda kullanmıyoruz dersek bunlara sahip oluşumuz sorgulanır hale gelir mi? Ateşli silahlar söz konusu olduğunda tuhaflaşan yurdum bürokrasisine karşı mevcut haklarımızı da elde tutmak için mücadele etmek zorunda kalmaktan korkarım.

En iyisi tüm yivsiz tüfekler av tüfeğidir diyelim de müsademe-i efkardan, musibet doğmasın.


Saygılarımla.
 
Alıntı
12 üye teşekkür etti:
red, Xlll, SSSalih, lenduha, alpago, Murata, harun, mimaslan, stgrz, Alphawolf, Dost, nsyuksel
#13
Silahlar  öldürmek icat edilmiş aletlerdir. Yeri geldiğinde .177 çapında bir havalı  tüfek bile insanı öldürebilir. Ozaman şöyle demek daha mantıklı olmaz mı bütün silahlar taktiktir. Silah kavramının icat olduğu zamandan bu zamana teknoloji ve zamanın gereksinimleri değişse de değişmeyen tek şey silahın amacıdır. Bu neden can almak için yapılmış bir alete  çeşitli süslü adlar taksalar da silah silahtır. Kaldı ki yivsiz av tüfeği ve tabancadan öteye gidemeyen bir silah yokluğundayken  mevcut ekipmanlardan nasıl maksimum verim alabileceğimizi  tartışsak zamanımızı daha verimli geçiririz. Kavram kargaşası yaratmaya gerek yok sanki.
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
Dost
#14
(13-07-2019, 10:41 AM)JoTuN demiş ki: Silahlar  öldürmek icat edilmiş aletlerdir. 

Sn. JoTuN,

Bütün silahlar öldürücüdür. Ama, silahın ortaya çıkışı Almanya ve Senegal'de bulunan arkeolojik verilere göre M.Ö. 400.000 de mızrak ile olmuş, ilkel insanın avlanma ve kendini savunma aracı olarak ortaya çıkmıştır. Ok M.Ö 40-25 bin önce, Boomerang 23 bin yıl önce yine savunma ve av amacıyla icat edilmiştir. İnsanoğlunun saldırı amaçlı silah kullanmaya başlaması M.Ö. 8-6 bin de başlamış.  Yivsiz tüfekler günümüzde de hala büyük oranda av ve savunma amaçlı kullanılmaktadır ( saldırı amaçlı münferit kullanımlar olsa da)

Yukarıda yazdım, bir daha yazayım "Taktik" savaşı yönetme sanatına verilen isimdir, silah ise bu amaca yönelik kullanılan araçtır. Silah taktik olmaz, taktik amaçlı kullanılabilir. Amacı ve yeteneği belli "Yivsiz tüfeklere "Taktik" veya "Taktik amaçlı" yakıştırması silah üreticilerinin pazarlama  ve Film yapımcılarının cilalama aracıdır" diye yazdım yine ilk mesajda.


(13-07-2019, 10:41 AM)JoTuN demiş ki:  silah yokluğundayken  mevcut ekipmanlardan nasıl maksimum verim alabileceğimizi  tartışsak zamanımızı daha verimli geçiririz. Kavram kargaşası yaratmaya gerek yok sanki.

Sanki lüzumsuz bir iş yapmışım gibi bir ifade kullanmışsınız. "Mevcut ekipmandan nasıl maksimum verim alırız" sizce önemliyse, açarsınız bir konu başlığı tartışılır, zamanınızı verimli geçirirsiniz. Kavram kargaşası yaratmadım, bilgi aktardım. İlgilenenlere sundum.

Saygılar
 
Alıntı
2 üye teşekkür etti:
Alphawolf, Kimble
#15
Genelde beni kaleci yapmalarından muzdarib durumdayım ama forvet olarak ayağıma top geldiğinde çok iyi şut çekerim. Smile

Bu konuda şöyle bir giriş yapayım.Son zamanlarda yazmaya başladığım uzun soluklu bir projem var.Bu nedenle hatta başka şeyler dahi yazmıyorum , blog yazılarım bile azaldı .Kitap gibi bir şey.Her neyse .Az sonra yazacaklarım bunun yansımaları olacak.Bu noktada "sword" veya "saber" ayrımına girer miyim bilemiyorum.

Özel silahlar , bu silahları kullanmak geliştirilen özel taktikler ve özel silahlar ile özel taktiklerin harmanlandığı özel bir eğitim.İşte bunun için birinci dünya savaşına gitmemiz gerek.Neden daha öncesi değil veya sonrası değil burası tartışılabilir.Olabildiğince kısa ve özet yazmaya çalışıyorum.Netice de kitap değil bu.Avrupa'da piyade savaşı veya piyade doktirini Roma zamanına lejyonların kuruluşuna kadar gidiyordu.Hat piyadesi dediğimiz şey esasında eski Yunan'a kadar gitmektedir ama Roma hat piyadesinin başardığı şey lejyonerlerin kurumsal yapısında yatıyordu.

Roma ilk defa fakir vatandaşlara orduda Hastati (ağır piyade) seviyesinde savaşabilme şansı tanıyordu.Bu döneme kadar fakir vatandaşlar bütçesi ölçeğinde  kendi silahlarını getiriyordu.Bu nedenle askerlerin epey bir savaştan hayatta kalması ve bu sayede zenginleşene kadar beklemesi yahut Mısır da ki dedelerinden çiftlik kalması gerekiyordu.Romalı general Gaius'un önerdiği şey devletin askerlik yapmaya istekli olanlara silaha ve zırh sağlamasıydı.Elbette bu hizmet devamlı olmalı ve karşılığında ücret ödenmeliydi.Bu sayede Roma kesin bir şekilde silahlar hakkında son söz söyleyen oluyordu.Bu şekilde silahlarda kesin bir standardizasyon yada tek tipleşme sağlanmış oluyordu.

Tek tipleşme Roma lejyonlarının her yerindeydi.Eğitimler en aptal asker anlayana tekrar tekrar yaptırılıyordu.Dolayısı ile herhangi bir lejyoner ile yanındakinin hiç bir farkı yoktu.Bütün mesele ağır zırhlı piyadeyi bir tank gibi düşman piyade hattına çarptırmaktan ibaretti.Lejyon dediğimiz şey bir makine idi. Önüne gelen her şeyi yıkmak için tasarlanmıştı.Bu nedenle disiplin her şeydi.Cezalar çok ağırdı.En ufak bir itaatsizlik veya söz dinlememe yada kafasına göre hareket etmenin cezası sopadan başlar ölüme kadar giderdi.

Silahlarda yapılacak herhangi bir özelleştirme açık itaatsizlik idi.Sadece generaller ve konsüller kabza ve kılıfları  ince işçilikler bezenmiş Gladius taşırlardı.Bu ayrıcalık iş silahın uzunluğu , ağırlığı veya ağrılık merkezi gibi konulara geldiğinde sona ererdi.Bir general herhangi bir lejyonerin kılıcını aldığında nasıl yabancılık çekmiyorsa tam tersi de söz konusuydu.Silahlarda özelleştirme ancak barbar kavimlerde  görebileceğiniz bir özellik idi.Disipline sahip olmayan bu birliklerde silah birliği de yoktu. Germenik kavimlerde savaşçılar silahlarının ruhu olduğuna inanırdı.Silahları ile aralarında ruhsal bağ kurmalarını sağlayacak pek çok özelliği silahlarında bulabilirdiniz.Boyları , ağırlık merkezleri gibi teknik şeyler zaten savaşçıya özeldi.Eğer özel değilse baba yadigarıydı ve savaşçının annesine çekmemiş olması onun açısından daha iyi olabilirdi.Elbette tüm bunların yanı sıra farklı şeyler ile de savaşçı silahı ile bağ kurabilirdi.Silahı nasıl taşıdığı üzerine neyi nasıl girdiği gibi pek şey ile silah özelleşmiş olabilirdi.

Modern Avrupa orduları Lejyonların yapısındaki pek çok özelliği korudular.Ateşli silahların çıkması ile  hat piyadesi olmak ortadan kalkmadı. Yalnızca ateş hattı dediğimiz bir kavram oluşturuldu.Tıpkı bir falanksı koruyan lejyonerler gibi askerler aynı sırada yürüyordu.Bütün bu askerler nişan alıp ateş ettiğinde ateş hattı oluşuyordu.Ağızdan dolma tüfeklerin çağında arkadaki hat tüfeklerini dolduran askerleri koruyordu.Böylece sıra şeklinde ateş ederek hat ilerler ya da hat geri çekilirdi.Bu şekilde harekat kesinlikle emre tabi idi.Hattı bozacak şekilde öne çıkmak yada geri çekilmek ve bunu emirsiz yapmak çoğu orduda en büyük disiplinsizlik ve idam cezası idi.İşte burada hattı tutmak yada hattı korumak tabiri öne çıkıyordu.Bir askerin en büyük görevi hattı sonuna kadar yada ölene  korumaktı.Asker bitme noktasına geldiğinde arkadaki hat öne çıkar ve savaşırdı.Bu şekilde askerin dinlenmesi sağlanılırdı. İki bin yıldır bu iş en azından böyle yapılıyordu.

İşte Rahmetli M.Kemal'in hattı müdaafa yoktur değil hat bu idi.Pek iyi iki ordu tüfek atış menzilinin altında bir mesafeye geldiğinde ne olurdu.Genelde tüfeklere takılı bulunan süngüler silah olarak kullanılır ve göğüs göğüse mücadele başlardı.On sekizinci yüzyılda ise mükerrer ateşli silahların mitralyöz ve makineli tüfeklerin ortaya çıkması durumu değiştirdi.Silahlar çok hızlıydı askerler ise çok yavaş.Menzil sorunun aştıkları zaman o zamana kadar kimsenin eğitilmemiş olduğu bir şeyle yüzleşmeleri gerekecekti.Yakın mesafeli , göğüs göğüse savaş.

Birinci dünya savaşı başladığında tepedeki komutanların pek çoğunun tevellüdü 1850-1860 yıllarına gidiyordu.Okullarda öğrendikleri şeyler ile yüzleştikleri şeyler çok farklı olacaklardı ama ben durumun anlaşılması adına farklı bir örnek vereyim.Kraliçe Viktoria zamanında ilk defa Victoria haçının ortaya çıkması önerildiğinde ilk karşı çıkan generaller olmuştu.Kırım savaşında üstün cesaret gösteren ve kendisinden istenmeyen harekatın gerektirmediği şeyleri yapan  sıradan askerlere ülkenin en yüksek nişanının verilmesi fikrine o zamanki prens de sıcak baktığından annesini ikna etmişti.Generallere göre cesaret veya bireysel inisiyatif demek disiplinsizlik demekti.Hattı terk eden askerinin niyetinin iyi olması onun yaptığı şeyi değiştirmeyecekti.Disiplinsizlik bir orduda en hızlı yayılacak şeydi.Bu askere bir de üstüne üstlük madalya verilecekti.Savaşmanın bir takım eforu olarak görüldüğü zamanlarda generallerin mantığı belki en doğrusu idi.İngiltere Kırım savaşında kullanılmış bir bronz gülleden Victoria nişanını yaptı.

Birinci dünya savaşında askerler makineli tüfeklere karşı bir hat olarak düzgün bir şekilde ve yürüyerek hücum ediyorlardı.Bu yaklaşımın sonucunda her ülkeden milyonlarca asker öldü.

Bu arada çok fazla miktarda ayrıntı ve teferruat var.Dileyen araştırsın olabildiğince kısa tutmak gibi bir niyetim var. Big Grin  

Buna soruna çözüm olarak her ordu bu soruna farklı yaklaşıyordu ama bu yaklaşımın nedeni tamamen bireyseldi.Askerler kendi yöntemleri ile sorunu çözüyorlardı.Av tüfeklerinin kullanıma girmesi ilk İngiliz yada Anzac birlikleri sayesinde oldu.Çanakkale savaşında kullanıldılar.Muhtemelen çifte olan bu tüfeklerin dışında gerçekten muharebe tüfeği veya combat shotgun olarak Amerikalılar M1897 getirdiler.Amerikalıların getirdiği modelin farklı özellikleri vardı.

1)Süngü takılabiliyordu.
2)Namlunun ısınmasını engelleyen ısı kalkanı vardı.
3)Parmak tetiğe basılı vaziyette tutulduğunda sadece pompa mekanizmasının ileri geri hareket ettirilmesi ile otomatik şekilde ateş yapabiliyordu.
4)Yaşanabilecek fişek kaynaklı tutukluklar nedeniyle kağıt fişekler yerine bakır gövdeli fişekler kullanılıyordu.


Av tüfeğini geçelim belki silah özelleştirilmiş bir silahtı ama kullanan  Amerikalı askerlerin özel eğitimli askerler olmadığı gerçeği değişmiyor.Ben özel silahlar , özel taktikler ve özel eğitimden bahsettim.Almanlar tarihin ilk özel birlikleri kurdular.Bu birlikler özellikle göğüs göğüse harp için eğitilmişlerdi.Hücum piyadeleri denilen birlikler kurdular.Bu birlikler av tüfeği kullanmıyorlardı.Göğüs göğüse harp için kullandıkları silah el bombası idi ama aldıkları tek eğitim bu değildi.Bu birliklere giden askerler eski usul süvari çizmelerini giymeyi bıraktılar.Bot ve tozluk daha iyi bir bilek desteği sağlıyordu.Mızraklı başlığı bıraktılar ve çelik başlık kullanmaya başladılar.Müttefiklerin sızma taktikleri dediği taktikleri geliştirdiler.Sürünme bu eğitimin en önemli parçası idi.Bu nedenle dirsek ve bileklerine sağlam deri kumaştan yamalar yaptılar.Bu yaptıkları şeylerle giysi birliğini bozmuşlardı hatta eski birliğine dönen bir astsubay tekmil verdiğinde komutanı üniformasını görerek giysi birliğini neden bozduğunu sorguluyordu.Bunlar pek çok şeyin ilki idi.Yüksek kapasiteli sarjörler , makineli tabancalar hücum birlikleri için geliştirildi.

Özel kuvvetlerin ilk örneği idi bu birlikler. Yıldırım orduları onları örnek alarak kuruldu.Hücum birliklerindeki askerler genel olarak siperlerin prensi olarak bilinirlerdi.Bu askerlerden en çok etkilenen Adolf Hitlerdi.



İkinci dünya savaşına geçtiğimizde özel görevlere uygun özelleştirilmiş silahları görmeye başladık. Hitler olmasaydı yine özel birlikleri göremezdik.Birinci dünya savaşının ikinci özel birliğini kurmuş olan İtalyanlar dahi bu askerleri tehlikeli olduğu için terhis etti ve sadece iyi eğitimli piyade olarak tanımladı.İkinci dünya savaşında Alman özel kuvvetlerinin 1/6 nispetinde düşman kuvvetlerini yenebiliyor olması kilise tepesinin ilgisini çekti. Hönk efekti  Undecided Undecided Churchill'den bahsediyorum. Big Grin

Winston Churchill'in hasisliği sonucu İngiliz generallerin karşı çıkmasına rağmen özel kuvvetler kurulmaya başlandı.İngiliz ordusunda inisiyatif en son oran şeydi. Jutland savaşı bu nedenle kaybedilmişti.İngiliz donanmasındaki en klasik yaklaşım kimse sana bir şey sormuyorsa sus , soru sorarsa sadece soruya cevap ver idi.Sırf bu nedenle komando birliklerine borsacı , eczacı gibi farklı düşünen insanları aldılar.

Buradan silahlara gelelim.Özel göreve  uygun silahlar taktik silahlar olarak ortaya çıktılar.Bir silaha göreve uygun olarak istenen ekipmanın takılabilmesi - özelleştirilebilmesinin- tarihi süreci böyle işliyor.Amerikalıların ikinci dünya savaşı sonrasında ne kadar eski Alman  SS ve paraşütçüye vatandaşlık verip ordusunda danışma olarak kullandığını duysanız şaşırırsınız.

Şimdi shotgun dediğimiz silahın tarihi belirli.Bu silahların özelleştirilebilir olması onları ne kadar taktik yapar bu ayrı bir konu , onu kullananın hangi görevde kullanacağı ayrı bir konu , hangi taktik eğitimle hangi taktikle kullanacağı apayrı bir konu.Bunların hepsini ayrı ayrı düşünmek lazım.

Burada keseyim.
 
Alıntı
18 üye teşekkür etti:
Colt1903, harun, Sabri, marlinspike, seceton, Kimble, LAMRETOEJ, rainman, ThePulchra, snejniybar, Xlll, nsyuksel, lenduha, yyildiz, xf7er, blacksea, ducak, alone61
  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi