Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol





Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Meçhul Asker Anıtı Nöbetçilerinin M17 Tabancaları
#1
Tarihleri, Türklerin şanlı tarihinin küçük bir parçası dahi olamayacak ulusların, ülkeleri adına savaşırken ölen askerlerine verdikleri önem ve onları onurlandırma şekillerine kıskanarak bakıyorum. Amerikalılar, gerçekten önemli tarih ve temellere dahi dayanamayan olgu ve ölçütleri tarihi bir forma sokmak için çaba gösterirken biz, ansiklopedilere sığmayan tarihimizi ve değerlerimizi umursamıyoruz.  

Şehit ve gazilerimize, devlet tarafından bence akıl almayacak derecede saygısızca davranıldığı bu günlerde, özetleyerek kaleme aldığım alttaki yazının ibretlik olmasını diliyorum. Tüm şehitlerimizin ve gazilerimizin hak ettikleri şekilde onurlandırılması dileğiyle...





Meçhul Asker Anıtı Nöbetçilerinin M17 Tabancaları

Meçhul Asker Anıtı, hava koşulları ne olursa olsun, 365 gün 24 saat boyunca Old Guard / Eski Muhafız birliği tarafından korunur. Eski Muhafız birliği en eski ABD birliği olup, Arlington 3ncü Piyade Alayı'na bağlıdır. Muhafızlar, bu birlikten gönüllülük esasına göre seçilir. 


[Resim: Tomb-of-the-Unknown-Soldier-6.jpg]

Beretta'nın patronu Guiseppe Beretta, Meçhul Asker anıtını ziyareti sonrasında, Anıt muhafızlarının taşıdığı standart hizmet tipi M9 tabancaların daha özel olması gerektiğini söyleyerek, tören tipi M9 tabancalar yaptırtmış ve 1988-2018 arasında, yirmi yıllık süre boyunca tören M9'ları bu muhafızlar tarafından taşınmıştır. Amerikan askeri servis tabancası olarak M17 seçildikten sonra, bu tören tabancalarının da M17 olması gerektiğinden, Anıt nöbetçilerinin tören tabancalarını hazırlama görevi Sig Sauer'e verilmiştir. 

11 Ekim 2018'de muhafızların tabancaları Sig Sauer tarafından tören M17'leri ile değiştirilmiş. Törene Sig Sauer bünyesindeki dört gazi asker katılmıştır. (Her nedense CEO'su Ron Cohen de bu ekipte yer almış, kendisi İsrail Silahlı Kuvvetleri'nde topçu subayı olarak askerlik yapmış???) 


[Resim: Tomb-of-the-Unknown-Soldier-770.jpg]


Dört Tören Silahı

Muhafızlar için dört adet M17 tören tabancası hazırlanmıştır. Bunların ikisi çok parlatılmış kaplamalı, ahşap kabzalı gündüz silahları, diğer ikisi ise gece ve kötü hava koşullarında kullanılmak üzere hazırlanmış mat kaplamalı ve polimer kabzalıdır. Bu dört silahtan "Silence / Sükunet" ve "Respect / Saygı" isimli tabancalar parlak, "Dignity / Onur" ve "Perseverance / Azim" isimli tabancalar ise mat kaplamalıdır. Tabancaların isimleri namlu altındaki aksesuar rayının yerine yazılıdır.


[Resim: Tomb-of-the-Unknown-Soldier-5.jpg]



En yüksek saygı seviyesi olan 21-pare atış, Anıtta 21 basamak şeklinde kullanılmış ve saygı sayısı olarak kabul edilmiş. Muhafızların saygı nöbeti boyuncaki tüm hareketleri 21 saniyelik periyotlada yapması gibi, bu sayı da silahların çeşitli yerlerinde işaretlidir: 

Sürgünün arkasında Roma rakamlıyla "XXI" / 21 rakamı işlenmiştir. Bu rakamların yazı derinlikleri, anıttaki yazılarda kullanılan yazı derinlikleri ile orantılıdır. Tabancalar 21 mermilik şarjörlere sahiptir. Ve tabancalar nöbet sırasında dolu olarak taşınır. Seri numaraları, tümü 21 rakamı ile bitecek şekilde, LS02JUL37A21, LS02JUL37B21, LS02JUL37C21 ve LS02JUL37D21 olarak belirlenmiş. Buradaki "LS" muhafızların andının altınca satırı (Line Six) olan "standardım mükemmelliktir" sözüne, 02JUL37 ise Anıtta 24 saatlik nöbetin başladığı 2 Temmuz 1938 yılına atfen konulmuştur. 


[Resim: Tomb-of-the-Unknown-Soldier-4.jpg]


Tabancaların gece nişangahlarına minik cam tüpler içinde Anıtın mermer tozu konulmuştur. Anıtın mermeri üzerine "Kayıp Askerlerin Anısı ve Onuruna, 1958-1975" ifadesi yazılırken toplanmış olan mermer tozunun bir kısmı, cama 1.500 derece C sıcaklıkta ısıtılarak katılmış ve minik cam tüpler nişangahlara yerleştirilmiştir. 

Tabancaların optik nişangah için ayrılmış plakasına ise eski Yunan figürlerinden esinlenilmiş Barış, Zafer, Cesaret simgeli üç boyutlu rölyef yapılmıştır. Barış elinde bir kuğu, Zafer bir palmiye dalı, Cesaret ise kılıç tutmaktadır. Bu rölyefin görseli ABD Parklar İdaresi tarafından Anıt'tan dijtalize edilerek alınmış, hazırlanmış ve Laser ile plakalara işlemiştir. Ek olarak, 21 kapasite şarjörlerin kabza dışına sarkan Aluminyum kısımlarında "Barış", "Zafer" ve "Cesaret" (Peace, Victory, Valor) yazılıdır. Ayrıca şarjör alt tablasına, nöbeti devir alan her muhafızın künyesini yazılı olduğu bir plaket konulur. 


[Resim: Tomb-of-the-Unknown-Soldier-2.jpg]


Silahların Aluminyum gövdeleri biri değerli dört farklı metal ile kaplanmıştır. İki silah yüksek seviyede parlatılmıştır, iki silah ise mat kaplamadır. Kaplamaların üzerine, korunması için son kat olarak DLC (Diamond Like Carbon / Elmas Gibi Karbon) kaplama atılmıştır. Tüm bu kaplamalar silahlara derin siyah renk vermektedir. 

Gece ve kötü hava koşullarında kullanılacak mat silahlarda kabza siyah polimerdir. Gündüz için hazırlanmış olan iki tabancanın kabzasında ise USS Olympia gemisinden alınmış ceviz paneller konulmuştur. USS Olympia gemisi, 1nci Dünya Savaşı sonrası Fransa'dan son "meçhul askeri" taşıyan gemidir. Yüzen en eski Amerikan metal gövdeli gemisi olan USS Olympia, şimdi Philadelphia Bağımsızlık Deniz Müzesi'nde sergilenmektedir. Ayrıca kabzalara, bugüne kadar 360 tane kadar yapılmış olan Anıt madalyonlarından birer tane eklenmiştir.


[Resim: Tomb-of-the-Unknown-Soldier-3.jpg]




Sig Sauer'e silahların maliyeti sorulduğunda "Bu askerleri onurlandırmanın parasal bir değeri olamaz" şeklinde açıklama yaparak maliyet bilgi vermemişler. (Zaten söyleselerdi, yaptıkları işin beş paralık değeri kalmazdı.)



Sig Sauer M17 Anıt Muhafızı Modeli

Tipi: İğne ateşlemeli, geri tepme ile çalışan yarı-otomatik.
Fişek: 9x19 mm
Kapasite: 21+1
Ağırlık: 910 gram
Namlu: 12 cm paslanmaz çelik
Toplam uzunluk: 20,3 cm
Genişlik: 3,55 cm
Tetik mesafesi: 6,9 cm
Tetik ağırlığı: 2,7 kg
Kabza: Polimer veya ahşap
Kaplama: DLC, mat veya parlak
Nişangahlar: SIGLite Trityum, değişebilir arka plaka
Emniyet, Mandal tipi, sağ-sol değiştirilebilir ve iğne emniyeti.
Fiyatı: Bilinmiyor
Üretici: SIG Sauer
 
Alıntı
55 üye teşekkür etti:
Triggernazi, AsilCan, Ruhsuz, mimaslan, Carbon12, m16a2, madenci08, karabasan, Kimble, ertdr, kara615, hunter 12, wubıh, obiwan, smhyksl, drmehmet, Cem1964, selcuk_01, Yasin06, wildeagle, sparus, iso, xeorx, Mr.Wayne, ylmaz94, maho07, Undercover, lenduha, LAMRETOEJ, ombra, demasoni, whistle, kuzeybuzulu, al-me, kut4, jfmrk, yagız kagan, Kıraç Ata, tirendaz, rainman, Koca, Oberon, Red Kit, Glockcu.Baba, alone61, alpago, 1905sss, shelby, Ahmet Özalp, Murata, husrev, demirci57, taarruz, Sakin, EmirArdogan
#2
(12-03-2019, 01:17 AM)harun demiş ki: Tarihleri, Türklerin şanlı tarihinin küçük bir parçası dahi olamayacak ulusların, ülkeleri adına savaşırken ölen askerlerine verdikleri önem ve onları onurlandırma şekillerine kıskanarak bakıyorum. Amerikalılar, gerçekten önemli tarih ve temellere dahi dayanamayan olgu ve ölçütleri tarihi bir forma sokmak için çaba gösterirken biz, ansiklopedilere sığmayan tarihimizi ve değerlerimizi umursamıyoruz.  

Şehit ve gazilerimize, devlet tarafından bence akıl almayacak derecede saygısızca davranıldığı bu günlerde, özetleyerek kaleme aldığım alttaki yazının ibretlik olmasını diliyorum. Tüm şehitlerimizin ve gazilerimizin hak ettikleri şekilde onurlandırılması dileğiyle...

+1

Ağzınıza sağlık Sn. Harun Bey.

Saygılarımla
 
Alıntı
3 üye teşekkür etti:
toprako, harun, taarruz
#3
Meçhul Asker nöbet değişimi...



 
Alıntı
3 üye teşekkür etti:
selcuk_01, harun, Undercover
#4
Sn Harun elinize sağlık ;

Güzel bir metin hazırlamışsınız ama işin açıkçası ülkemizin yaratıcı yazarların malum ilan sayfalarında bu silah yazacakları kaptırmasyon cümlelerini okumak isterdim.Gerçekten ilginç bir silahı daha ilginç hale getirirlerdi.

Nette bu nöbetçilerin silahını dolu mu boş taşıdığı dahi tartışılıyor.Ben yine de Arlington ulusal mezarlığı hakkında bilgi vereyim.

Arlington ulusal /askeri  mezarlığı kelimenin bizdeki anlamıyla bir şehitlik (meraklısı için bu dini referanslı bir söylem değil küffar taifesine de rahmet okunmaz bunu da biliriz.)Belgesellerde çok gördüğüm bu şehitliği biraz araştırayım istedim.Kısaca ortaya şöyle bir şeyler çıktı.İki yüz elli üç hektarlık alana kurulmuş bulunan bu mezarlık meşhur general Robert E. Lee'nin hanımına ait şahsi bir mülk imiş.Bu mülk satılamaz ve parsellenemez ibaresi ile sadece kullanım hakkı olan Marry Anna geçiyor.

İç savaş sırasında evini ve arazisini terk etmek zorunda kalan Marry Anna bir rivayete göre taşıyamayacağı pek çok mülkünü araziye gömerek kaçar.Arazisi işgal edilir.İç savaşta iki taraf da büyük kayıplar verince Birleşik devletler askeri mezarlığı dolar taşar.Yeni bir askeri mezarlık ihtiyacı dolar.Askeri mezarlık alanı su basmayacak şekilde yüksek kotlu ama yine de ulaşımı rahat ve geniş olmalıymış.Bu tarife uygun bulunan ve o tarihlerde yapılan wilderness savaşına yakın konumda bulunan Arlington mülkü satın alınmak istenir.1864 yılında asker buraya defnedilir. Satış işlemi biraz ihtilaflı olur.En sonunda oğul Curtiss Lee  olayı mahkemeye verir ve mahkemeyi kazanır ve arazi tekrar ona verilir. Bu sefer Curtis Lee günümüzün 3.5 milyon doları gibi bir rakama hükumete satar.Yıl 1883'tür.

O günden bugüne askeri çatışmalarda ölen Amerikan askerleri bu alana gömülmeye başlanır.

İşin açıkçası 19. yy kadar askerleri herhangi bir askeri mezarlığa gömme geleneği tam anlamıyla yoktur.Savaş koşulları gereği genellikle askerler savaş alanına gelişigüzel gömülürler ve o savaş alanı (genelde meydan savaşı yapılmışsa) çiftilk/tarım arazisi olarak kullanılmaya devam eder.

İlk nöbetlerin bu alanda 1930'lu yıllarda tutulmaya başlandığı söylenilir.Havadar ve manzaralı olan bu alan piknikçilerin ve mangalcıların uğrak alanı olmaya başlar.Biraz daha zorlarsan abartı ekzozlu beyaz şahini ağacın altına park edip arabesk müzik eşliğinde piizlenenleri ve türlü türlü işler yapanları (çok ayıp söyleyemem)  görebilirmişiz.O tarihlerde alanın büyük kısmı boştur ve Amerikan ordusu nöbet tutmaya başlar.Bir iddiaya göre nöbetler silahlı ve mühimmatlıdır. Sessizlik ve sukunet muhtemelen bu tarihlerde mottolaşır.

İkinci dünya savaşından sonra büyük kayıplar nedeniyle mezarlık neredeyse dolar taşar.Biraz askeri tarih bilen için bu ifade Alman ve Rus kayıpları ile dalga geçmektir ama olsun.Meçhul asker anıtı 1. dünya savaşı ile ortaya çıksa da 2. dünya savaşı sırasında kimliği belirlenmeyen asker  sayısı fazlalığı nedeniyle anıta kaçak kat çıkarlar.Anıta espiri bir yana fazladan bir anıt mezar  eklenir.Mezarlığın meçhul asker kısmı ise epey bir dolar.Sonrasında Kore ve Vietnam derken epey bir mezar eklenir.

Kimliği belirli ve belirsiz mezarların artması ile bu devasa alan günümüzde sınırlarına ulaşmış vaziyetteymiş.Bu nedenle hep tartışmalara neden olurmuş.Mücavirindeki alanların eklenmesi ve genişletilmesi gündeme gelmiş.

Ayrıca mezarlığa belirli seviyede emekli askerlerin gömülmesi yaygın bir uygulama iken günümüzde bu uygulamadan yaralanabilecek insan sayısı epeyce sınırlandırılmış.Temiz bir askeri sicile artı üzerine bir kaç madalyaya sahip olmak yahut ta ikinci dünya savaşı gazisi olmak gerekliymiş.Yaygın bir uygulama olarak naaşları çok sonradan bulunan askeri personelin en azından kalıntılarının törenle uygun bir yere defnedilmesi gelenek halinde.

3. piyade alayı sadece meçhul asker anıtı önünde nöbet tutan askerlerden ibaret değilmiş.Hususi görevi mezarlığın tarih boyunca emniyeti sağalmak olduğundan hem sivil askeri kıyafetli askeri bir polis birliği bünyesinde bulunurmuş.Bu nedenle nöbet değişimi yapan askerlerin mühimmat taşıyıp taşımadığı uzun bir tartışma konusu.Kimileri M-14 p. tf. boş , tabancaların dolu olduğunu iddia ediyor.Kimileri nöbetçi değiştirme çavuşunun dolu silahla gezdiğini söylüyor.Bazı kaynaklara göre yakında bulunan (gidip görmedim) çadırda dolu silah  olduğunu dile getiriyor.

Mezarlık toplamda 28 büyük 142 küçük anıta ve simgeye ev sahipliği yapıyormuş.Bizde anıt deyince en azından bende her yere put dikme düşüncesi hasıl oluyor.İşin aslı öyle değil.Anıtlar kimi zaman batıktan çıkan kimi zaman enkazdan çıkan bir parçalarla oluşturulan yanında bir anı plaketi taşıyan ve şurada şurada ölenleri unutmayalım isimler şunlar şunlar şeklinde yazan bir şey.Öyle her yere insan heykeli dikmek anlamına gelen bir şey değilmiş esasında ama anıt deyince bizim aklımıza hep bir bronz heykel geliyor.
 
Alıntı
10 üye teşekkür etti:
iso, yyildiz, Undercover, harun, ombra, mimaslan, rainman, alpago, shelby, Sakin
#5
Sayın Carbon12'nin paylaştığı klipte, tüfeklerin boş olduğu görülüyor. Ancak kaynak yazı çok açık şekilde M17 tabancaların dolu olarak taşındığını yazıyor. Bu tabancalar da zaten muhafız birliğinin nöbet tutan tüfekli askerleri tarafından değil, nöbet değişimine komuta eden nöbetçi astsubaylar tarafından taşınmakta.

Bizde kısmen benzer uygulama sadece Anıtkabir'de var. Keşke diğer şehitlerimiz de, bu kadar gösterişli olmasa da, onurlandırılsa. Bırakın saygı nöbetini, bazı şehitliklerimizi durumu içler acısı.
 
Alıntı
9 üye teşekkür etti:
iso, madenci08, Sabri, m16a2, alone61, alpago, lenduha, shelby, şahin44
  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi