Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 7 Oy - 4.29 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Silahların Tarihsel Gelişimi
#1
Günümüzden iki milyon yıl önce vahşi hayvanlardan korunmak ve karnını doyurmak için silahı bulan ilk insan (Homohobilis) diğer canlılardan farklı olduğunu kanıtlamıştır. Keskin kenarlı taş parçaları, sivriltilmiş kemikler yada uzun sopalar ilk silahlar olarak karşımıza çıkarlar. O silahlar yontma taş, cilalı taş ve maden devri gibi evrelerden geçerek bugünkü konumuna gelmiştir. Daha sonraları ucuna yağ batırılmış paçavraları yakarak okları uzaktaki düşmana atmak ateşli silahların atası olmuştur. İnsanoğluna bu yeterli gelmeyince daha büyük zayiatlar verdirecek silahları aramaya ve yapmaya başlamışlardır. Bu arayışın ilk neticesi mancınıktır. Büyük taşları bir tarafına koyup fırlatmaya yarayan aletler topun ataları olmuştur.

Tüm bu gelişmeler 13 ncü yüzyılda barutun Araplar- Çinliler (O zamanlar kimya bilgisi Avrupa dan daha ileri seviyede idi) tarafından icat edilmesi ve Araplar tarafından itici bir güç olarak kullanılması öğrenildikten sonra Avrupa'ya gelmesi ile top bir Alman filozofu SCHWARTZ (Barutun keşfini yaptığı da söylenir) tarafından yapılmıştır. Tarihte barut ilk kez GRESSİP harbinde ve 1247 İspanya Sevilla taarruzunda kullanıldığı söylenir. Topların ilk mermileri büyük taş parçaları idi. Daha sonra dökme demirden gülleler yapılmıştır.

Osmanlı döneminde ilk topun kullanılması 1389 yılında KOSOVA savaşında (Osmanlı-Haçlı) 1.Murat tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha sonra Fatih Sultan Mehmet İstanbul'un fethinde topları kullanmıştır. İstanbul' un fethinden sonra Galata ile Samanpazarı arasında bulunan ve bugün adı Tophane olarak bilinen semtte Fatih Sultan Mehmet modern tophaneyi kurmuştur. Tophane zamanla Osmanlı imparatorluğunun harp sanayi merkezi haline gelmiştir
 
Alıntı

#2
İlk omuzdan kullanılan silah , topun icadından sonra 16 yy'da yapıldı. İlk tüfekler şimdikilerden çok ağır ve büyüktü. Ateşlendiğinde geri tepmesi çok güçlü olduğundan sehpalar üzerine konularak kullanılabiliyordu. Ateşlemesi fitille yapılıyordu. Bu tüfeklere fitilli metris adı verilmişti. 17 yy'da çakmak tertibatlı silahlar ortaya çıktı. Bunlar tek atımlı ağızdan dolma silahlardı. 19 yy'a kadar kullanıldı. Bu silahlar fitilli tüfeklere nazaran daha hafif ve namlu çapları 17,5 mm'ye kadar indirilmişti ve nişangah sistemi bu silahlarda kullanılmaya başlandı.

Omuzdan ateşlenen silahların ilki olan Arkebüz yerini Alay Bozan tüfeğine bıraktı. Yine bu yüzyılda İtalya'da balistik biliminin temellerinin atılması ve konu ile ilgili ilk çalışmaların yürütülmesi, parmak hareketi ile ateşlenebilen tabanca ve tüfeğin geliştirilmesi sağlandı. Ağızdan dolmalı ve çakmaklı ateşleme sistemine sahip ilk tüfekler piyadeler tarafından yaygın olarak kullanıldı. 18 yy başlarına doğru süngü ile donatılan tüfekler vazgeçilmez bir piyade silahı oldu. Daha sonra kuyruktan dolma yivli silahlar devrinde (1850-1914) özellikle toplarda önemli gelişmeler sağlandı. En önemlisi namlularda yiv ve setlerin açılması ve yuvalı mermilerin kullanılması idi. Yivli silahlar devrinde hafif silahlarda ve özellikle el ve omuz silahlarında son derece önemli gelişmeler oldu.

Tabanca ismi Farsça da el ayası, avuç içi anlamına gelen Tabance kelimesinden gelmektedir. İtalyanca da Pistola, İngilizce de Pistol, Rusça da Pistalet, Osmanlıca da Piştov olarak kullanılmıştır. İlk tabancayı 15 yy'da John KİEFFUS (1517) icat etmiştir. Tabancalar tarihte ilk olarak tek atımlı, ağızdan dolma ve çakmaklı olarak yapılmıştır. Çapları, ağırlıkları, boyları oldukça büyük kullanımı oldukça zordu. Patent almış ilk toplu tabanca Elisa Heldon COLLİER'in 1809'da yapıp 1818'de İngiltere de tescil edilmiş tabancasıdır. Bu tarihten 20 yıl sonra Samuel COLT 1835'te İngiltere de bugünkü toplu tabancaların esasını teşkil eden tabancaya patent almıştır.

Daha sonra Avrupa da Emile ve Leon NAGANT kardeşler 1895'te toplu tabancaların aksaklıklarını gidermiş ve NAGANT marka tabancayı icat etmişlerdir. Ruslar 1898 den 1940'a kadar NAGANT lisansı ile bu tabancaları üretmiş kullanmış ve dünyaya satmıştır.
 
Alıntı

#3
1812 yılında İsveçli Jean Samuel PAULY mukavva gövdeli pirinç tablalı av fişeğini imal edince yeni bir çığır açılmış oldu. 1857 yılında SW firması metal fişekleri üzerinde bulundurabilen REVOLVER silindirine patent alarak küçük çaplı fişekler üretti Bu gelişmenin dünyada silah fişeklerinin ve silahların gelişimine çok büyük katkısı olmuştur.

Amerikalı mucit Hiram MAXİM kendisinin geliştirdiği WİNCHESTER tüfek üzerinde bir takım değişiklikler yaparak 1883'te makinalı tüfeği üretti. Maxim'in bu silahı kara barutla çalışarak düz kurşun çekirdek atıyordu. 1890'larda dumansız barutun ve sert metal çekirdeklerin yapılması silah sanayine hareketlilik getirdi. Makinalı tüfeğin icadı tabancaların yarı otomatik çalışma sistemine sahip olmasına yaramıştır. Ticari başarı kazanan ilk otomatik tabanca 1893'te Alman kökenli ABD vatandaşı Hugo BORCARAT tarafından yapıldı. Bu silahın çalışması elle doldurulan ilk mermi ateşlendiğinde sürgü ve durdurucu geri itiliyor ve geride mandal tarafından kilitleniyordu. Elle mandal aşağıya düşürüldükten sonra tekrar yeni fişeği alıyordu. Bu silah çok hantal ve büyük olduğundan tek elle ateş etmek çok zordu.

Bu gelişmelerden sonra Alman Peter Paul MAUSER kısa namlu sistemine dayanan silah ile ortaya çıktı. 1896'da patent alarak 1898'de piyasaya sürdü. II Dünya savaşında Almanlar mauserleri düz uzun 9 mm'lik parabellum fişek kullanır hale getirdiler. Mauser'in yarı otomatik versiyonu II Dünya savaşı ortalarında İspanya da üretildi. Otomatik ve yarı otomatik silahlar Avrupa kıtasına özgüydü. Almanya bunun öncülüğünü yaparak bu alanda rakipsiz kaldı. Almanya'nın Fransa-Prusya savaşında zafer kazanması sonrasında büyük bir imparatorluk olma isteği onu silah teknolojisine yöneltti. Silah tarihinin en ünlü kişilerinden biri olan John BROWNİNG otomatik tabancalar üzerinde uzun müddet çalışarak geri tepmeyi icat eden MAXİM'den farklı olarak patlamadan çıkan gaz basıncının bir kısmını hareketli parçaların çalışması için kullanmıştır. John BROWNİNG'in yaptığı silahın geliştirilmesi 1935 yılında 14'lü BROWNİNG HP ile olmuştur.

Bugünkü tabancaların gelişmesi genel olarak 1930'lu yıllarda BROWNİNG HP'nin Belçika da yapılması ile başlar daha sonra Kanada da standart askeri silah seçilmesi ile ün kazanır. Aynı zaman dilimi içerisinde İtalyan BERETTA, Fransız MAP, İspanyol STAR, Rus TOKAREV, Alman WALTER yapılmıştır. Türkiye'de de 1940'larda Nuri KILLIGİL tarafından NURİ tabancaları yapılmıştır. Daha sonra bu silahın üretimi durdurulmuş ve Kırıkkale'de MKE tarafından 1945 yılında Kırıkkale tabanca üretimine başlanmıştır.
 
Alıntı

#4
I nci ve II Dünya savaşlarında ateşli silahların dışında değişik silahlar icat edilmiştir. Almanlar'ın 1915'te İngiliz ve Fransız birliklerinin üzerine havadan, içlerinde klor gazı bulunan tüpleri atması kimyasal silahların başlangıcını oluşturmuştur. Daha sonra hava silahlarının önemi ortaya çıkınca uçaklardan atılabilen bomba ve uçaklara yerleştirilebilen makinalı tüfekler ile uçaksavar silahları gelişmiştir. Bunların gelişiminden sonra kısa ve orta menzilli tel yada elektronik sistem güdümlü roketler, füzeler ortaya çıkmıştır. Ağustos 1945'te HİROŞİMA'ya atılan ilk atom bombası nükleer silah dönemini başlatmıştır.
Saygılar.
 
Alıntı

#5
Sn alpago,

Silâhlara olan merakınız aşikâr. Fakat, ateşli silâhların tarihçesi bilhassa ilk 100-200 yılı için oldukça flû. Çoğu Avrupa kökenli yayınlarda barutun Çin'de fakat top, tüfek, tabanca gibi silâhların Avrupa'da icat edildiği öngörülürken 2008'de İş Bankası Yayınları tarafından basılan Kenneth Chase'in "Ateşli Silâhların Tarihçesi - 1700'e Kadar" adlı kitapta bu silâhlarında Çin'de icat edildikleri ve kullanıldıkları, sonradan Hindistan, Orta Doğu, Kuzey Afrika İspanya veya Küçük Asya, Balkanlar yolları ile Avrupa'ya geçtiği yazmakta. http://www.arpacik.net sitesinde "silahlar" menu seçeneğinden girebileceğiniz ve esası 1970'lerde yazılmış olan 3 bölümlük bir tarihçeyi bulabilirsiniz.
Bu konuda her türlü yoruma, yardıma ve öneriye açığım. Meselâ; yurdumuzda yazılan tarihlerden Osmanlı Ordusunda birlik olarak ilk silâh kullanımı hakkında tarih yönünden hemen hiç bilgi yoktur. Bu halen üzerinde ancak yabancı kaynaklardan araştırma yapabildiğim bir konu.
Elimizde maalesef olduğu zamanda yazılmış bir tarih 1600'lere kadar pek yok.
Son sene içerisinde "Osmanlı Devletinin" kurulma yeri ve tarihi hakkında dahi aynı sebeplerden dolayı ortalık toz duman.
Saygılar,

alikozanoglu
 
Alıntı

#6
İstanbul'un fethi esnasında tüfek kullanılıp, kullanılmadığı mual olmakla birlikde, o dönemde tüfekli birliklerin bulunduğu biliniyor. Ancak burada bahsedilen "tüfek", daha çok taşınabilir bir top. Ancak yinede tüfek olarak kabul ediliyor. Tartışmanın başkaca boyutu ise, fetih esnasında tüfeklerin savunmada mı, yoksa saldırıda mı kullanıldığı hususunda. Bu denli hantal bir nesnenin, saldırı maksatlı kullanılması zor.

Yine 1514 yılının 16 ağustosunda, Ağrı Eleşkirt civarında Yavuz Sultan Selim'in idaresinden memnun olmayan yeniçerilerin, sultanın çadırına tüfekle kurşun attıkları, hatta yürümekten eskiyip yırtılan çarıklarını tüfeklerinin üstüne asıp, daha fazla gitmeyeceklerini söylemeleri, isyana kalkıştıkları, yazılı kaynaklarda da belirtiliyor. Ki bu seferlere tanıklık eden Giovanni Maria Angiolello, seferlere tanıklık edemesede Şah Tahmasbın sarayında bulunup, ilk elden bilgi aktarma fırsatına eren Vincenzo D'Aleeaandri gibi dönem seyyahlarıda, orduların kullandığı silahlar arasında tüfeğide sayarlar.

Yine, İlber Ortyalı'nın ve hocası Halil İnalcık hocanında sık sık zikrettiği, 1514'de Çaldıran'da, 1517'de Mercidabık'da kazanılan zaferlerin esas sebebi, top ve tüfekleri gayet iyi kullanabilen, rönesans tipi bir Osmanlı Ordusunun bulunmasıdır. Ancak silahların modeli, üretimi, nasıl çalıştıkları gibi konular hakkında tefferruatlı bilgiler yok.
 
Alıntı

#7
Teşekkürler ederim Sn Yakuzz.

Zaten dava da bu tip karışıklıklarda. Bizanslı ve diğer yabancı tarihçilerin yazdıklarına göre İstanbul'un fethi sırasında her iki taraf da tüfek kullanmış. Bunlar sopalara takılan culverin veya hackenbüsche benzeri küçük çaplı toplar mıydı, yoksa namlulara kundak bağlanmaya başlanmış mıydı. Serpantin tipi fitil çakmakları mı kullanılıyordu yoksa halâ falyalara kor veya kızgin tel filân mı değdiriliyordu? Bun ları bilemiyoruz maalesef. Topkapı Müzesi Hazine Kütüphanesindeki bir kitapta Yıldırım'ın Niğbolu'ya yardıma gittiğini gösteren birminyatür vardır. Osmanlı kuvvetlerinin içinde bulunduğu ve Haçlıların kuşattığı kalenin mazgallarından namlu altındaki "kanca" veya destek parçaları bariz şekilde görülen ve culverin tipi bir şeyler olması gereken ateşli silâhlar vardır, daha büyük çaplı topların yanı sıra. Fakat bu minyatür de Niğbolu Savaşının olduğu 1396 yılında değil takriben 150 sene sonra yapılmıştır. Yani o tüfekler sahiden orada mıydı yoksa minyatür ressamı kendi kanaatine göre mi bunları ekledi. 1421'de “Düzmece Mustafa” olayında, 1430'da Selanik’in zaptında, 1442'de Sivrihisar’ın kuşatmasında tüfeklerin kullanıldığı bazı belgelerde yer alır. 1526'da Mohaç Savaşında ise cephede 12,000 Yeniçeri Tüfengendazı yer alıyordu.

Gerek böyle eski gerekse 1700'lerin ortalarındaki bazı durumlar hakkında erişilebilen belgeler pek azdır. Bulunan bir belgeyi de tarafsız başka bir belgeyle kıyaslayarak değerlendirmek maalesef mümkün değildir.

Tekrar ilginize teşekkürler eder, saygılar sunarım.

alikozanoglu
 
Alıntı

#8
Wikipedia'ya gore: "Osmanlilarin unlu Yeniceri birlikleri ilk olarak 1440 li senelerde fitilli misket tufeklerini kullanmaya baslamislar ve bahsettiginiz gibi Istanbul'un kazanilmasinda ilk olarak bir savasta bu tufeklerin kullanildigi soyleniyor..."

"The famous Janissary corps of the Ottoman army were using matchlock muskets as early as the 1440s.[6] The Ottoman Empire, centered around Turkey, used muskets to conquer Constantinople (modern Istanbul) and were one of the earliest users of muskets in a major war."

[Resim: 450px-Grand_Turk%2836%29.jpg]
Muskets and bayonets aboard the frigate Grand Turk.
Buyuk Turk firkateynindeki fitilli misket tufekleri...

Nereden, nereye...Sad
 
Alıntı

#9
[Resim: 800px-Great_Turkish_Bombard_at_Fort_Nelson.JPG]

Bu da, Istanbul'u aldiktan sonra, 1464 de Munir Ali tarafindan insa edilen ve "Great Turkish Bombard" diye adlandirilan bronze dokum top. 5.2 metre ve 16.8 ton. 300 kilogramlik bir tas topu 1600 metre oteye atma gucune sahip. Cok agir olduklari icin gunde ancak 15 defa atis yapabiliyormus... Su an Ingiltere'de kraliyet silahane muzesinde sergileniyor.
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
pasa_7676
#10
Sn ilksurfer,

"Matchlock" olarak bahsedilen tüfekler fitilli veya kavlı çakmaklı denilen basit serpantin veya biraz daha gelişmişi olsn üç,dört mekanik aksamlı tüfeklerdir. Kolay kullanımları sebebi ile 1600'lerin sonlarına doğru miquelet çakmaklılar artana kadar yeniçeriler tarafından kullanılmışlardır. Firkateynde bulunan çakmaklılar ise 1700'lerde ve 1800'lerin ilk yarısında popüler olan İngiliz Brown Bess tüfeklerini andırıyor.
Great Turkish Bombard ise 1868 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Kraliçe Victoria'ya armağan edilmişti. 1963 yılında Tower of London içinde bir yeşillikteydi. Daha sonra Fareham'da Fort Nelson içinde bulunan Royal Armouries Museum'a nakledilmişti.

İlginize teşekkür ederim.
 
Alıntı

  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi