Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
YİVSİZ TÜFEKLERDE BAKIM
#1
Değerli forumdaşlarım,

Sn. Türkmenoğlu "Savunma amaçlı yivsiz tüfek seçimi" başlığında  3000 atımdan sıfır tutukluk ile ayrılıyorsanız yerli tüfeğinizden.. Önce tüfeği güzelce temizleyin, ateşleme iğnesini değiştirin, tüm yaylarını değiştirin sonra kenara kaldırın. o Sizin güvenilir bir savunma tüfeğiniz olarak kalsın lütfen.  diye yazmış.

Deneyimli üyelerimiz acaba herhangi bir tahliye veya ateşleme hatası olmadan belirili bir atım sonrası irca yayı ve iğne değişimi yapıyorlar mı? Pompalı yivsiz tüfeklerde hangi parçalar değişim gerektirir? Yabancı marka yivsiz tüfeklerde kaç atıma kadar ihtiyaç duyulmaz? Değerli görüşlerinizi almak istiyorum.

Saygılarıma
 
Alıntı
10 üye teşekkür etti:
Fruktoz23, browning 61, cnrabt, tsuba, DrgFly, Xlll, PersonalDefence, xlcod3r, taarruz, ismicey
#2
Bu konuda en son " iyi de, yeni yayların ve iğnenin güvenilir olduğunu nereden bileceğiz?" minvalli bir itiraz olmuştu diye hatırlıyorum sayın Sabri.
Saygılarımla.
 
Alıntı
3 üye teşekkür etti:
Sabri, cnrabt, Xlll
#3
Sayın Sabri, sayın türkmenoğlunun sözlerine genel olarak  katılmakla beraber tüm yaylar değiştikten sonra 250 atım kadar bir denemeyi en azından yeni yayların da güvenilir olduğunu denemek amacıyla yapar ondan sonra kenara koymayı uygun bulurdum. Bu arada kaldırdıktan sonra hiç mi belli pratikleri yapmayacağız silaha aşinalığımızı sıcak tutmayacağız  o da ayrı bir konu. Mutlaka uzun bir yazının arasında buna da değinilmiştir. Tek cümleyle yorumlamak doğru olmayabilir.

 Deneyimli bir üye olarak kendimi asla görmemekle beraber böylesine önemli bir konuyu sıcak tutup daha fazla görüş almak adına yazmak isterim. Şimdiye kadar tutmadıklarım hariç atım sayısı kaydını tuttuğum  710 ve 1039 atımlık kırma tüfeklerim haricinde iki adet yarı otomatiğim oldu. Birini 3500 atımda elden çıkardığım bir yarı otomatiğim, şu anda 3000 atıma yaklaşam bir ithal yarı otomatiğim var. Bunlar haricinde 3500 atım tabanca 450 atım civarında da yivli tüfek atınca bütçe anca bu kadar eskitebilmeye yetti.

Elde olan otomatiği, memleketteki ithalat sıkıntısı aşılmazsa  muhtemelen en az iki sene sonra 5000 atım yapar icra yayını değiştirirm diye düşünüyor ve arkadaşlarımla bu yönde istişaresini yapıyorum. Bu arada M2 nin dipçikteki yayını nasıl sökerim acaba diye kara kara düşünmekle beraber planlanan atımlar gelmeden irca yayı,horoz yayı,iğne yayı ve inertia yayını yedeklemiş olarak beklerim diye düşünüyorum. Ancak saydığım diğerlerini de 5000 atımda değişmek gerekir mi yoksa değişim ömrü daha mı uzundur emin değilim.

Tabii planlanan adetler yaklaşmadan Benelli'ye bir mail atıp ilgili parçaların kaç atımda bir değişimi gerektiğinin sorulması da ayrı bir planın parçası olabilir. Gerçi sayın evrenay'ın daha önce Benelli'nin bir başka konuda çok açıklayıcı ve geridönüşü pek hızlı olmayan bir diyaloğu olmuştu diye hatırlıyorum eğer hafızam beni yanıltmıyorsa.

 Saygılar.
 
Alıntı
7 üye teşekkür etti:
Sabri, tirendaz, Xlll, tsuba, S@riyerli, xlcod3r, heisenberg
#4
Sayın cnrabt;
M2 nin dipçikteki yayını söktükten sonra, takarken özen gösterin, benim gibi atış alanından boynu bükük, M2' si tutukluk yapıyor diye ayrılırsınız sonra Smile
Montajı çok önemli bu yayın.Küçük bir hata tüfeğin çalışmamasına neden oluyor.

Bir de Kinetik sisteme haiz tüfeklerde yayların daha kısa atım adetiernde değişmesi gerekiği gibi bir cümle sarfetmişti sayın Turkmenoğlu, yanlış hatırlamıyor isem.
Saygılarımla.
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
cnrabt
#5
Değerli Forumdaşlarım,

Sn.turkmenoğlu'nun belirttiği 3000 hatasız atış yapan tüfeğin "yivsiz savunma tüfeği" olarak ayrılması yaylar ve iğne değiştirildikten sonra 250 atım daha yapıp yayların alıştırılmasından sonra saklanması yerli tüfekler için ileri sürdüğü bir tez idi. Keşke Sn. turkmenoglu forumda olsa ve bu konuyu tartışabilseydik.

Sn. cnrabt'ın söylediği gibi "bu tüfeğimizi kenara ayırıp hiç mi kullanmayacağız?" yerinde bir soru.

Yabancı tüfeklerde bu atım adetlerinde ciddi bir bakım gerekeceğini ben sanmıyorum. Beretta-Benelli gurubu namlu için en az 15.000 atım garanti veriyor diye duymuştum. Çalışan irca yayı, iğne ve diğer hareketli aksamın da yabancı silahlarda gerek üretim teknolojisi ve gerekse kullanılan malzeme kalitesi dolayısıyla çok daha uzun süre sağlıklı çalışacağını düşünüyorum.

Sayın Kara45 ile bu konuyu tartıştığımda ayni vurguları yapmıştı. Ancak  iğne ve yayların (bulunamama veya ithal sorunları olabileceği varsayımı ile) yedekte bulundurulmasının iyi olacağı düşüncesini paylaşmıştık.

Yıllık olarak iyi bir bir yerli tüfek parası kadar mühimmata para harcadığımı düşünüyorum. Yabancı marka tüfeklerimin hareketli parçalarını yedeklemek için de bir fon ayırmam herhalde uygun olur. Ancak herhangi bir sorun olmadıkça belirli atımlarda, belirli parçaları değiştirmek gibi bir planım şu anda yok.

Saygılarımla
 
Alıntı
6 üye teşekkür etti:
cnrabt, Xlll, taarruz, Kara45, Fruktoz23, lenduha
#6
Merhabalar,

Öncelikle tam olarak anlayamadığım bir noktayı sorarak başlamak istiyorum:
3000 atım sayısının arkasındaki açıklama nedir?
Yani tüfeğin rodaj süresinin 3000 atım olduğunu mu söylüyoruz, ya da bir Wöhler eğrisi çizip, 3000 atımdan sonrası için sonsuz ömür mü tayin ediyoruz?
Eğer sonsuz ömür tayin etmiyorsak, 3000 atımı geçen tüfeğin 3100 ya da 3500 atımda kırıma uğramayacağını nasıl söyleyebiliyoruz?

Tüm yivsiz tüfekleri(yerli veya yabancı) aynı kefeye koyarak bir değerlendirme yapmanın doğru olmayacağını düşünüyorum. Çünkü kullanılan malzemeden, işleme proseslerine, fişek ve atım alışkanlıklarından, tüfeğin kullanıldığı ve saklandığı ortama kadar çok fazla faktörün bir arada olduğu bir yorulma mekanizmasını kesin sayılarla reçetelemeye çalışmak bizi hatalı sonuçlara götürebilir.

Bunun yanı sıra 1000 liraya alınan bir yivli tüfeğe 3000 liralık fişek yaktırıp, sonrasında 'Tamam' demek, '1000 liralık yerli tüfek değil, fişek parasını da üzerine ekleyip 4000 liralık ithal tüfek al demek' demenin tersten yazılmış hali gibi görünüyor. 

Biz son kullanıcıların yapabileceğini düşündüğüm şey; öncelikle standart malzeme tedarik ettiğine inandığımız firmadan ürün temin etmek; akabinde bu ürünün çalışma esnasında maruz kaldığı aşınmaları sık tekrarlı kontrollerle kayıt altına almak ve aşınmaların sabit hale geldiği yani diğer bir deyişle rodajın tamamlandığı andan itibaren tekrarlı mekanik güvenilirliği, size ikna edebileceğine inandığınız atım sayısında (100-250-500-1000) göstermiş tüfeğe 'Tamam' demek olabilir.

Ancak sözünü ettiğim bu durumda açıkta kalan nokta tüfeğin ömür tayininin nasıl yapılacağıdır ki; bu sorunun cevabını vermek ise bağımsız test kuruluşlarına, dergilere ya da meraklı son kullanıcılara düşmektedir. Bunun dışında hiç bilmediğimiz bir ürün hakkında '3000'i geçerse bir şey olmaz' demek ya da belirli bir atım sayısını set olarak kullanmak bizi yanıltabilir.

Yaylar konusuna geldiğimizde ise; yaylar bir gecede 18lb'den 10lb'ye düşen şeyler değildir. Gerilim kaybı belirli bir süre zarfında oluşan bir durumdur. Bu sebeple kullandığımız tüfeklerin yaylarını kendi belirlediğimiz aralıklarla kontrol etmek, yayların deformasyonu hakkında bize fikir verecektir.

Tüm bu anlatmaya çalıştıklarımı özetleyecek olursam:

- Piyasayı takip edin, standart üretim yaptığı bilinen firmaları tercih edin,
- Tüfekteki aşınmaları takip edin,
- Aşınmaların sabit kaldığı andan itibaren, mekanik güvenilirliği belirli bir süre boyunca, ikna olana kadar test edin,
- Elinizde aksi yönde bir veri yoksa tüfeğinizin bir sonraki atımda kırıma uğrayabileceğini bilerek hareket edin,
- Yayların gerilimini düzenli aralıklarla kontrol ederek, değişim gerekip gerekmediğini belirleyin,
- Doğayı koruyun, insanları sevin.

Selamlar.
 
Alıntı
15 üye teşekkür etti:
mhmty74, Sabri, kaan han, bilhan, husrev, Kara45, tirendaz, Xlll, lupus, Murata, herojd11, harun, 6patlar, lenduha, 1905sss
#7
(26-12-2016, 01:19 AM)Red Kit demiş ki: Merhabalar,

Öncelikle tam olarak anlayamadığım bir noktayı sorarak başlamak istiyorum:
3000 atım sayısının arkasındaki açıklama nedir?
Yani tüfeğin rodaj süresinin 3000 atım olduğunu mu söylüyoruz, ya da bir Wöhler eğrisi çizip, 3000 atımdan sonrası için sonsuz ömür mü tayin ediyoruz?
Eğer sonsuz ömür tayin etmiyorsak, 3000 atımı geçen tüfeğin 3100 ya da 3500 atımda kırıma uğramayacağını nasıl söyleyebiliyoruz?

......

Tüm bu anlatmaya çalıştıklarımı özetleyecek olursam:

- Piyasayı takip edin, standart üretim yaptığı bilinen firmaları tercih edin,
- Tüfekteki aşınmaları takip edin,
- Aşınmaların sabit kaldığı andan itibaren, mekanik güvenilirliği belirli bir süre boyunca, ikna olana kadar test edin,
- Elinizde aksi yönde bir veri yoksa tüfeğinizin bir sonraki atımda kırıma uğrayabileceğini bilerek hareket edin,
- Yayların gerilimini düzenli aralıklarla kontrol ederek, değişim gerekip gerekmediğini belirleyin,
- Doğayı koruyun, insanları sevin.

Selamlar.

Sn. Red Kit,

3000 rakamını ileri süren üyemiz, şu anda maalesef forumda bulunmadığı için sorularınızın cevabını veremeyecektir.

Benim sormak istediğim soruları zaten cevaplamışsınız, teşekkür ederim.

Saygılarımla
 
Alıntı
2 üye teşekkür etti:
Red Kit, 1905sss
#8
Merhabalar, konu başlığında yivsiz tüfeklerde bakım olması nedeni ile yazdım. Sanırım yorum yazan diğer üyeler, pompalı veya yarı otomatik yivsiz tüfeklerden bahsetmişler. 1993 yılında sıfır aldığım, Üzümlü marka süper poze yivsiz av tüfeğimin her avdan veya atıştan geldikten sonra, genel bakımını yaptım (kesinlikle aksatmadan-geciktirmeden-üşenmeden) Yaklaşık 10,000 atım veya fazlası da vardır, tüfeğimde bugüne kadar ne mekanik ne de fişekten kaynaklı bir tutukluğa hiç rastlamadım.
 
Alıntı
7 üye teşekkür etti:
lupus, herojd11, harun, Red Kit, demirci57, lenduha, sipsekasen
#9
3000 sorunsuz atımın bir standart olarak kabul edildiğini zannetmemekte beraber, bu konudaki standardı bilmiyorum.  Bugüne kadar edindiğim tecrübe ile bu konu için kendi bir bakış açım / yaklaşımım var (ki başta birçoğumuzun kelimenin tam manasıyla üstad olarak kabul ettiği Sn. lupus olmak üzere, diğer birçok üstada göre, benimkine tecrübe bile denemez). Kendi bakış açım da bu hususta belirli bir standart olmamakla beraber, yakın veya benzer yaklaşımlar veya bu husus ile alakalı çok farklı yaklaşımlar olabilir.  Yaklaşımım doğru dahi olmayabilir.  Doğruluğu ile ilgili bir iddiam olmamakla beraber, yaklaşımım araştırma ile bilgim, pratik ile deneyimim arttıkça değişedebilir.  Yukarıda da belirttiğim gibi, az sonra detaylandırmaya çalışacağım bakış açım tamamen mevcut tecrübem ve araştırma ve okuma ile oluşan bilgim neticesinde ortaya koyduğum kişisel görüşümdür.

Küffarın "reliability" dediği, çalışma istikrarı/sıhhati (besleme, ateşleme, tahliye ve tekrar geri besleme) olarak çevirebileceğimiz durum ile ilgili olumsuzlukları (tutukluk) ben iki başlık altında değerlendiriyorum:

1. Manevra ile silahın tekrar çalışabilir hale getirilebileceği türde tutukluklar.

2. Manevra ile silahın tekrar çalışabilir hale getirileMEYECEĞİ türde tutukluklar.

Bu, her iki başlık da kendi içerisinde şu şekilde iki alt başlığa ayrılıyor:

a. Parça kırımı sebebiyle parça değişimi veya komplike müdahale gerektiren, masada basit müdahale ile tamamen giderileMEYECEK türde bir sorunun neden olduğu tutukluklar.

b. Masada basit müdahale ile tamamen giderilebilecek türde bir sorunun neden olduğu tutukluklar.

Örneğin ateşleme iğnesinin kırılması benim sınıflandırmamda 2a türünde bir tutukluktur.  Kullandığım CZ platformunda tetik yayının kırılması 1a türündedir.  (Zira, her ne kadar bir parça kırımı söz konusu ise de, kırım, tetiğin çekilmesi sonrasında tetiğin otomatik olarak ileri gidemeyip, resetin olmasını engelleyecek ama tetiği manuel olarak ileri itip reset'in olmasını sağlamak ve atışa devam etmek mümkündür.  Lakin sorunun tamamen giderilmesi yine de parça değişimini gerektirmektedir.)  Örneğin irca yayı fazla sert ise ve tahliye sorunu yaşanıyorsa bu, 1b türünde bir tutukluktur.  Sürgü manipülasyonu ile silahı tekrar çalışabilir hale getirebilirim ve basit bir yay değişikliği ile sorunu tamamen giderebilirim.  Pompalı bir yivsizde bir kısmımız yaşamıştır; Herhangi bir kırım olmasa da, fişek veya kullanıcı hatası kaynaklı olarak mekanizma öyle bir sıkışmıştır ki, basit bir manevra ile sorunu gideremez, saf dışı kalırsınız. (2b)  Çözümü ise farklı bir fişek markası kullanmak veya kullanıcı hatasını gidermek için daha çok pratik yapmak gibi görece basit olabilir.  Tabi, benim sınıflandırmamda, kullanıcının etkisi de tutukluğa neden olan sorunun türünü değiştirebilir.  Örneğin yetersiz barut sebebiyle çekirdek namluda sıkışır ise (squib load), mevcut durum 2b türünde bir tutukluğa işaret ederken, tekrar fişek besleyip ateşlemek, durumu 2a'ya çevirecektir.

Sınıflandırmam veya değerlendirmem doğru bulunabilir veya bulunmayabilir.  Bu sınıflandırmamı özetleme sebebim, bir silaha "güvenmem" konusunda belirleyici olduğu içindir... Tahmin edebileceğiniz üzere en kötü olarak nitelendirebileceğim tutukluk türü 2a'dır.  Hem beni çatışma dışı bırakacak, hem de bir şekilde sağ kalır isem, sorunu gidermek zahmetli olacak.  2a'dan sonra en kötü tutukluk türünü 2b olarak görmekteyim.  Her ne kadar masada sorunun tamamen giderilmesi mümkün olsa da, bu tutukluk türü, en kritik anda manevra ile ortadan kaldırılamadığı için hayatıma mal olabilir...  1. türdeki tutukluklar ise, en kritik anda zaman kaybına neden olsa da, beni saf dışı bırakmayacağı için bana göre kötünün iyisidir.  Gönül ister ki her silah Glock gibi olsun; tasarımı ile üretim kalitesi ve standardı ile güven versin ve en azından 2. türden tutukluluklar ile ilgili kullanıcıya güven versin.  Lakin, yerli üretim tabanca ve tüfeklerimiz maalesef "en azından bana" bu güveni vermekten henüz uzaklar.  Atış grubumuzdan bir arkadaşım ile aynı yerli tüfeği alsak ve arkadaşımın sorunsuz 10,000 atımı geçtiğini görsem bile kendi tüfeğime yine de güvenemem, çünkü itiraf etmem gerekirse yerli sanayimizde üretim standardı ile ilgili olumsuz bir önyargım var...  Kullanılan silahın üreticisinin geçmişi ve bilgi birikimi, her türden tutukluk ihtimaline karşı kendimi daha güvende hissetmemi sağlar.  Ancak, kendini ispat etmiş "ithal" markaya hemen gözüm kapalı %100 güvenir miyim?  Kesinlikle hayır.

Zaten, hayatta hiçbirşeyin %100 olamayacağını idrak edebilecek bir yaştayım.  En güvenilir ithal markalarda bile Amerikalı silahseverlerin deyimiyle "limon" denilen üretim hatalı bir silah bize denk gelebilir (bahtsız Bedevi misali Smile ) Bu yüzden belirli bir atım yapmam silahıma güvenmem için zaruridir.  Daha da önemlisi, platforma yeterince aşina olarak bu atım süresinde veya sonrasında ortaya çıkabilecek olası problemlerin neden kaynaklanabileceği ve nasıl giderilebileceği ile ilgili de bilgi ve tecrübe kazanmak isterim.  Elbette herhangi bir sorunla karşılaşmamak, özellikle ülkemizde binbir zorlukla silah edinen silahseverlerin en büyük temennisi.  Lakin ben silaha alışma sürecimde fazla sayıda tutuklukla  karşılaşsam dahi silahımı hemen gözden çıkarmam.  Öncelikle tutukluğun nedenini net bir şekilde belirlemeye çalışırım.  Örneğin tahliye sorunu mu yaşıyorum: Tırnakta mı sorun var (var ise yayında mı, kendinde mi), irca yayında mı sorun var, yoksa ejektörde mi?  Sorun benim giderebileceğim bir türde mi, yoksa örneğin tasarımsal bir sorun mu var?  Birçok tutukluk yaşatan bir silah, sorunun doğru tespiti ve giderilmesi ile en güvenilir silah haline gelebilir.

Benim olaya bakış açım bu şekildedir...  Silahın sorunsuz olduğuna ben şahsen 3000 atımda değil de, 800-1000 atımda kanaat getiririm.  Lakin, silahın markası (sektörde ve sahada kendini ne kadar kanıtladığı) ve buna karşı benim şahsi olarak önyargım bu güvenimi her daim etkiler.  3000 atımda dahi sorun çıkarmayan bir yerlinin 30 atım sonra parça kırımı ile bir sorun yaratmayacağından emin olamam.  Kendini ispat etmiş bir markada ise kendimi daha fazla güvende hissederim ancak kul yapısı olan herşeyin sorun çıkarabilmesi mümkündür, dolayısıyla sadece olasılığı minimize ettiğimi düşünürüm.  Zaten hayatta birçok olumsuzluğa karşı aldığımız önlem, olumsuz olasılığı bertaraf etmekten ziyade minimize etmeye çalışmak oluyor.  Bu hususta da sadece rüştünü ispat etmiş marka kullanmak bile benim görüşüme göre bu yönde atılmış bir adımdır.  Olumsuzluk ihtimalini daha da asgariye indirmek için örneğin tabanca için bir de yedek silah bulunduranlar var...

Yerliye güvenir veya güvenmezsiniz.  Yukarıda bahsettiğim hususlar için farklı görüşleriniz de olabilir.  Ancak, sanıyorum ki belirli bir atım yapmadan silaha güvenmemek, (yukarıda da bahsettiğim gibi, benim için bu atım adedi 800-1000'dir), platforma aşina olup, sorun ortaya çıkmasa bile olası sorunlara baştan hazır olmanın faydalı olacağı konusunda çoğu forumdaşım ile hemfikir olduğumuzu düşünüyorum.
 
Alıntı
6 üye teşekkür etti:
heisenberg, PersonalDefence, tsuba, Kara45, Sabri, Oberon
#10
Sözü edilen ve dikkate alınan istatistiklerin ne kadar anlamlı olduğu çok su götürür. Zaten yukarıda forumdaşlar yeterince net açıklamışlar. 

Elimizdeki delikli demirler uzay teknolojisi ile steril ortamda üretilmiş malzemeler değiller. Öyle bile olsalar ilginçtir,  3024 uzaya roket fırlatma görevinin 176'sı başarısızlıkla sonuçlanmış (%5,8). Hadi bu örnek uç noktada ise üretim ve işletme disiplini bir tüfekten katbekat üstün uçakların bile kayde değer bir "mekanik" nedenli kaza istatistiği var: http://www.planecrashinfo.com/cause.htm

Şimdi kalkıp içinde şu kadar fişek patlatılan bir boruya "oldu" demenin bir anlamı var mıdır sizce? Ben elimdeki tüfeğin nerede üretilmişse başıma bela olmayacağını öngöreyim: Gardone Val Trompia mı, Üzümlü mü, Ümraniye mi... Ondan sonra gerektiği durumda çalışıyorsa benimdir, çalışmamışsa mukadderat işte.

Saygılarımla.
 
Alıntı

  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi