Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 1 Oy - 5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
YİVSİZ TÜFEKLERDE PRATİK BİLGİLER
#21
ATIŞLARDA GÖZ KORUMASININ ÖNEMİ


[Resim: Shooting_Glasses.png]



Hiç şüphe yok ki silah atışları esnasında yaşamımızın en önemli hediyesi gözlerimizin, görmemizin korunması çok önemlidir. Atışlar esnasında gözlerimizin korunması, beklenmeyen kazaların ne zaman olacağının bilinmemesi ve geri dönüşü olmayan sonuçları nedeniyle olmazsa olmaz şartlardan biridir. Atış gözlükleri fırlayan metal parçacıkları, gazlar ve tozlardan gözlerimizi koruyacaktır. Atışa başlamadan önce mutlaka kulaklık ve gözlüklerimiz takılı olmalıdır.

Sadece bir atış gözlüğü alıp, kazalardan yeterli koruma sağlamasını beklemek  yanlış olur.  Üç şey atış gözlüğünü etkili kılar:

Balistik (Fiziksel darbe koruması)
Elementler (Çevresel faktörlerden koruması)
Duruş ve Konfor (Yeterli bir kapsama)

FİZİKSEL (BALİSTİK) KORUMA
Atış esnasında fırlayabilecek künt veya keskin,  sert veya parçalı ve yüksek hızlı cisimlerin çarpmasından koruyacak şekil ve dayanıklılıkta olması gereklidir. Etkili bir koruma gözlüğü yaralanmayı ortadan kaldıracak ya da en asgariye indirecek standartlarda olmalıdır. Aşağıda bu standartları okuyabilirsiniz

ÇEVRESEL KORUNMA
Atış gözlüğü sadece gözlerin balistik korumasından öte, gündüz aşırı güneş ışığı ve UV ışınlarından da korunma sağlamalıdır. Gözü olduğu kadar göz çevresini de kapsamalıdır. Hatta kapalı poligon gibi ortamlarda toz parçacıklarından, beklenmeyen barut artıklarından ve hatta göze fışkırabilecek sıvı atıklarından koruma sağlamalıdır. 

DURUŞ ve KONFOR
Atış gözlüğünün yeterli koruma sağlayacak kadar yüzü kapsaması, koşma, atlama, sürünme, dönme hareketlerinde yüzden çıkmaması gerekir. Aşırı sıkı olması da rahatsızlık ve cild tahrişlerine neden olabilir. Silahın çapına göre geri tepmesi esnasında, yüze iyi oturması ve çıkmaması gerekir.

GÖZ KORUMA STANDARTLARI
Balistik göz korunması şüphesiz ki koruyucu gözlük alırken en önemli konudur. Koruyuculuğu için belirlenmiş standartlar mevcuttur. Atış gözlüğü alırken bu standartlardan birine sahip olup olmadığını incelememiz gerekir:

. S. MİL-PRF-31013 (Askeri Balistik Standart)
. ANSI Z87.1-2010 (AMerikan Sivil Standartları)
. EN 166, 169, 170 ve 172 (Avrupa Standartları)

Bir çok kullanıcı ANZI ve EN standartlarına bakarken, en yüksek koruma standartları Askeri standartlardır.

Bu standartların nasıl test edildiğini aşağıdaki videoda izleyebilirsniz:





ANSI Z87.1 STANDARTLARI
Bu standarttaki gözlükler toz parçacıkları, buğulanma, optik radyasyon, sıvı sıçramalarına karşı test edilmiş olup çarpma testleri uygulanmamıştır. Yani atış gözlüğü olarak koruyucu değildir. Çarpma testleri uygulanmış ise Z87+ olarak gösterilmektedir. Satın alırken buna dikkat etmek gerekir

Amerikan Ordu Standartı MIL-PRF-31013
Amerikan askeri standartlarını minimum tutturabilmek için 5.8 grain, 0.15 kalibre T37 şekilli, 639 ve 661 fps hızdaki bir cismin gözlüğü delmemesi gerekir. Buna ilave olarak UV ışınları ve güneş ışınlarına karşı korunma da sağlamalıdır. Ayrıca yüze iyi oturması kimyasallara karşıda değişik ısı ve rutubet derecelerinde koruyucu olmalıdır.  Yani Amerikan malı bir gözlük alıyorsanız bakmanız gereken Ordu standartlarına uygun olup olmadığıdır.

EN166 STANDARTLARI
Avrupada üretilen gözlükler için belirlenmiş bir standarttır. EN166 standartı bi r atış gözlüğününü yeterli bir kapsama ve koruma sağladığını gösteren yüksek bir standarttır. EN166 standart testlerinde 0,86 gram , 6 mm çelik bilye, 190 m/s hızla çarptırıldığında delinme olmaması şekllnde test edilir.  Düşük, orta , yüksek enerji sevilerinde testlerde En yüksek koruma seviyesinde ayrıca "A" harfi eklenir. 

ATIŞ GÖZLÜĞÜ ALIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

. Yüzünüze rahatsız etmeyecek şekilde oturması
. Burun parçasının darbe koruyacak kalınlıkta ama yumuşak kaplaması olması
. Ani hareketlerde ve geri tepme ile yerinden oynamaması
. UV korumasının olması
. EN ÖNEMLİSİ MIL-PRF-31013 veya EN standartlarında darbe koruyucu özelliklerde olması gerekir.
 
Alıntı
27 üye teşekkür etti:
Xlll, hymer, xeorx, asuspc, cnrabt, rainman, Gravis_Pro, fuat_61, Gazanfer, ugurucar57, al-me, heisenberg, 6patlar, lenduha, browning 61, hilk1, hunter 12, PersonalDefence, alone61, blacksea, Antiterör, şekerlioğlu, tsuba, ErDiNi78, demirci57, TULPARR, Alphawolf
#22
YİVSİZ TÜFEĞİNİZ KİNETİK Mİ, GAZLI SİSTEM Mİ OLSUN?

Özellikle ilk defa yivsiz tüfek alacakların kafasını karıştıran bir konu. Hangi sistem? Aşağıdaki tabloda kaba bir karşılaştırma sonrası, aşağıda detayları var:


[Resim: Ekran_Resmi_2017_04_29_19_21_21.png]



Kinetik sistemler tüfeğin geri tepmesi ile Newton'un hareket yasaları ve eylemsizlik üzerinden çalışırlar. Döner başlık sistemi ile kilitlenen mekanizmanın, geri tepme ile mekanizma içindeki hassas ayarlı bir yay sistemini harekete geçirmesi sonucu, ateşlemeden çok kısa bir süre sonra kilidi açar, geri tepme ile mekanizma fişeği geri çekerek tahliye eder ve bir irca yayı ile mekanizmayı geri getirerek fişek yükleme işlemi gerçekleşir

Gazlı sistemlerde ise fişek ateşlendikten sonra  namlunun orta bölümlerindeki deliklerden kaçan gaz bir piston sistemini çalıştırarak kurma kolunu geri iter, mekanizma kilidi açılır, uzun veya kısa vurmalı pistonun geri ittirmesi sonucu mekanizma geri giderken fişek tahliye olur , önde veya arkada yer alan irca yayı ile mekanizma yerine gelirken yeni fişeği namlu yatağına sürer.

Haliyle gazlı sitemlerde piston, piston yatağı ve kurma kolu kinetik sistemlere göre fazla parçalardır. 

Kirlenme denince kinetik sistemlerde kirlenen sadece namludur. Oysa ki gazlı sistemlerde, piston yatağı, piston, üzerinde yer aldığı şarjör borusu, hatta mekanizma barut gazı ve kurşun artıkları ile kirlenir. Uzun süre atış yapılan kinetik sistem temizlemeden çalışmasını sürdürürken, gazlı sitemler belli atış sayısından sonra kirlenmenin derecesine bağlı olarak tutukluk yapmaya başlarlar. Mamafih günümüzdeki gazlı sistemlerde 400-600 atımdan sonra ancak; tutukluk, yükleme ve tahliye hataları başlar.

Bu durumda gazlı sistemler, kinetik sistemlere göre daha sık aralıkta temizlik gerektirir.

Gazlı siteme göre, kinetik sistemler piston sistemi olmaması nedeniyle çoklukla daha ince ve geri tepme ile çalıştığı için daha hafif tüfeklerdir. Hafifliği nedeniyle daha rahat çevirme, takip, önleme sağladığı için ördek, kaz gibi su kuşu avcılarının tercihidir.

Geri tepme çalışma mekanizmasının esasını oluşturduğu için, gazlı sistemlere göre fazladır. Sıkça atış yapan trap, skeet atıcılarının kinetik sistemlerde geri tepme nedeniyle yoruldukları, ilerleyen atışlarda isabetsizliğe başladığından söz edilmektedir. Ağır sıkılarda bu yorgunluk gazlı sistemlerden çok fazladır.

Herne kadar yeni nesil kinetik sistemler düşük gramajlı sıkıları çalıştırabilse de, genellikle 24 gm ve altında kinetik sistemlerde tahliye hatası gazlı sistemlere göre sıktır. 

Kinetik sistemlerde tüfeğin üzerine eklenen red-dot, dürbün, fener gibi aksesuarlar, tüfeğin ağırlaşmasına ve geri tepme ile çalışmasında aksaklıklara, besleme ve tahliye hatalarına neden olabilmektedir.

Her iki sistem de iyi üreticiler elinden çıktığında isabetli ve sorunsuz atış imkanı sağlarlar. Yukarıda belirttiklerim doğrultusunda tercih elbette kullanıcının. Benim kişisel tercihimin gazlı tüfeklerden yana olması da tamamen bir tercih meselesidir.
 
Alıntı
3 üye teşekkür etti:
Gravis_Pro, heisenberg, Yasin06
  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi