Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 2 Oy - 5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Tabancayı Kontrol Etmek - Şahlanmayı Dizginlemek
#1
Merhaba sevgili dostlar,

Tabanca ile atış yaptığım ilk andan itibaren kafayı taktığım namlu şahlanması ve tepme kontrolü ile alakalı tecrübe ettiklerimi paylaşmak için bir yazı yazmak istiyorum. Bu konu ile ilgili neredeyse tüm youtube videolarını izleyip, bilgili ve bilgisiz kişiler tarafından yazılmış, halka açık İngilizce makalelerin de neredeyse tamamını bu süre zarfında okudum. Değişik yaklaşım ve teknikleri sahada da yeterince deneyimledikten sonra, artık bu konu ile ilgili sadece teorik bilgi ile değil, deneyimle de fikir sahibi olduğuma inandığım için bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Elbette, bu hususta çok daha zengin teorik ve pratik bilgiye haiz üstadlarımız var. Amacım, küstahlık değil. Farklı görüşlerin ve yaklaşımların olduğu bu konu ile ilgili son noktayı koyma amacında da değilim. Sadece edindiğim bilgiyi ve tecrübeyi aktarmak maksadındayım. Bu yazı, detaylı bir teorik bilgi yazısı da olmayacak. İki farklı yaklaşımdan özet olarak bahsedeceğim. Farklı görüş / anlayış çıkarsa daha da iyi olur. Zaten, en etkin tutuş ile ilgili birden fazla yaklaşım mevcut. Kişinin el yapısına, tabanca özelliklerine (manivelaların konumları vs..) ve en çok da kişinin alışkanlıklarına göre bu yaklaşımlardan herhangi biri, kişinin tabancayı iyi kontrol etmesini sağlar kanaatindeyim. Yoğun katılımla forum kullanıcıları bu konuyu detaylı irdelerse daha da faydalı olur diye düşünüyorum. Şahlanma kontrolü, yalnızca tek bir metod ile yapılabilir iddiasında olmayacağım. Geçtiğimiz yıllar içerisinde denediğim bu farklı metodların çoğu ile etkin bir kontrol sağlayabildim. Arayışım, hem anatomiyi, hem fizik kurallarını, hem de vücut/el yapıma özel durumları göz önünde bulundurarak "en etkili" olan metodu bulmak üzerine oldu. Yüksek seviyede müsabık olan yurtdışındaki atıcılar da, belki de iki vuruş arasındaki süreyi saniyenin örneğin yirmide biri kadar azaltacak farklı yaklaşımlar üzerinde sürekli arayıştalar. Çok üst seviyeyi hedeflemeyen, tabancası ile çok daha sınırlı antrenman yapan bir kullanıcı için, belki de bir metodun diğer metoda sağladığı saniyenin yirmide birlik avantajı çok bir anlam ifade etmeyecektir. Lakin, üst düzey müsabıklık amacında olmayan (zira ülkemizdeki olanaklar hepimizin malumu...) ancak tabiri yerindeyse sineğin suyunu sıkarak, mümkün olduğu kadar kendini geliştirmeye hevesli kullanıcıların, bu farklı metodları idrak ve tecrübe etmelerinin ve değişik yaklaşımların nasıl bir fark oluşturduğunu anlamalarının kendileri için faydalı olacağı kanaatindeyim. Tabancayı ve atıcıyı yoran +P ~ +P+ gibi değerlere denk gelen MKE mühimmatına mahkum olduğumuz gerçeği, bana göre bizler için bu konuyu Amerika'daki tabanca kullanıcısından daha önemli kılıyor. Amerika'da atıcı "fazla tepiyor" deyip, farklı bir mühimmatla mutlu olabilirken, bizler için maalesef böyle bir imkan bulunmamakta...

Farklı olan yaklaşımların ortak noktası, hem atış eli, hem de destek eli ile mümkün olduğu kadar yüksek bir tutuştur.

[Resim: ripple-flesh.jpg]

Elin başparmak ve işaret parmağı arasında kalan kısmı ortalanarak, eğer kunduz kuyruğu (beaver tail) varsa bu bölüme baskı yapmalı ve bu bölümdeki deri yukarıdaki resimdeki gibi gerilmeli. Kunduz kuyruğu yok ise, sürgünün atış esnasında geri geldiğinde elimize temas etmeyeceği en üst noktaya atış eli konumlandırılmalı... Bu, belki de tutuşun en kolay anlaşılabilir, üzerinde bana göre fazla durmaya gerek olmayan kısmı. Atış eli ile ilgili kısmı geçmeden önce, Bob Vogel'in, sürgünün bir miktar temasını hedeflediği, ufak tefek "sürgü ısırıklarının" kendisi için tutuşun doğru ve etkin olduğunun göstergesi olduğunu vurguladığını da son olarak belirtmek istiyorum.

Destek eli ilgili de mümkün olduğu kadar sürgüye yakın, yüksek tutuş, farklı metodların ortak noktası... Ancak elin nerede konumlandırıldığı, bileğin açısı vs. gibi etkenler işi biraz daha karmaşık hale getiriyor. Bununla ilgili iki farklı yöntemden bahsedeceğim. Bahsedeceğim yöntemlere yakın, ufak farkların olduğu farklı yaklaşımlar da olabilir ancak, sol elin konumu ile ilgili farklılık bana göre bu iki temel yaklaşımda bariz bir şekilde ortaya konabiliyor, dolayısıyla ben bu iki farklı yaklaşımdan bahsedeceğim.


İlk yöntem, dünyaca meşhur Brian Enos ve Rob Leatham'la özdeşleşen modern "thumbs forward" (başparmaklar ileri) tutuşu...

[Resim: hgcombatg_100206d.jpg]

[Resim: hgcombatg_100206e.jpg]


Aslında, bahsedeceğim ikinci yöntemde de atış başparmağı destek başparmağının üstünde konumlanıyor ancak el ve bileğin açısı bariz şekilde farklı. Aşağıda bir miktar daha detaylandıracağım... Enos ve Leatham'la özdeşleşen birinci yönteme dönelim. İlk ortaya çıktığında belki de bazı atıcılar bu yöntemi reddetmişti ancak artık neredeyse bir standart haline geldi. Enos'un konuyla ile ilgili, belki de her tabanca kullanıcısının okuması gereken detaylı bir kitabı var. Temel olarak, atış eli ile yukarıda da bahsettiğim gibi mümkün olduğu kadar yüksek bir kavrama yaptıktan sonra, başparmak havaya kaldırılıyor ve ortaya çıkan boşluğa sol el yerleştiriliyor:

[Resim: Picture1.jpg]

Özünde sadece bu basit ve temel unsurları gösteren dakikalarca uzunlukta youtube videoları var. Lakin, tabanca üzerinde hangi noktalara baskı yapıp, hangi kas gruplarının kullanılması gerektiği ile ilgili detay bir çoğunda yok. Şahsi kanaatime göre, bu konuda en iyi detay veren ve püf noktalara değinen Mike Seeklander'ın videoları. İngilizceniz varsa, izlemenizi tavsiye ederim:











Mike Seeklander, teknikten bahsederken, destek elinin işinin sadece boşluk doldurmaktan ibaret olmadığını, mümkün olduğu kadar yüksek tutuş ile beraber, sol el ile mümkün olduğu kadar kabza panelinin gerisinde baskı uygulamanın, avuç içinde ceviz kırar gibi avucun alt kısmının arkada birleşmesinin, göğüs ve deltoid kaslarının da sanki "dumbell fly" hareketi yapar gibi işin içine girmesinin önemine değiniyor... Her iki el ile de mümkün olduğu kadar çok sıkma gücü uygulanmasından, tetik parmağına etki etmeye başlayana kadar sağ el ile sıkı bir kavrayıştan ama sol el ile "daha sıkı bir kavrayıştan" söz ediyor. Bu yöntem, sol eli geride konumlandırığı için birçok farklı platformda kullanılabilir. Aşağıda bahsedeceğim Bob Vogel yöntemi ise, sol eli çok daha ileride konumlandırdığı için, Glock harici platformlarda, manivelalar arada olduğu için uygulanması daha zor...

Bob Vogel, Seeklander'dan farklı olarak, destek eli ile baskının kabzanın arka kısmından ziyade yukarıya doğru hareketin daha fazla olduğu namlu ucuna doğru yapılması gerektiğini anlatıyor. Tetik korkuluğu altında destek eli işaret parmağını konumlandırdığı nokta daha ileride ve bilek bükülebildiği kadar ileriye bükülüyor:

[Resim: Vogelweakhand_zpsbc9528c9.jpg]

Her tabancada uygulanması zor olan bu yöntem, bilek ekleminde sorun yaşayanların veya bu bölgede yeterince esnek olmayan atıcıların uygulamakta oldukça zorlanacağı bir yöntem... Aşağıda, Vogel'in kendi anlatımıyla bu tekniğin detaylarını görebilirsiniz:





Atış eli ile de nasıl daha üste çıkabildiğini ve her iki elle de nasıl içe doğru bükme gücü ile izometrik baskı uyguladığını kendisi anlatıyor. Aslında, görüntü olarak, sol el başparmağını daha da aşağıya bükmesi dışında Seeklander'ın videosunda anlatılan teknikten en önemli farklarından biri de bileğin neredeyse sonuna kadar bükülmesi... Bu noktada bileği kilitlemek, mükerrer atışlar için iyi de bir referans noktası oluşturuyor. Bir yabancı forumda, bileğin daha ileri bükülmesinin, standart tutuşa göre avantajlarını vurgulayan aşağıdaki görseller kullanılmış:

[Resim: 10181519876_e52b23e444_b.jpg]

[Resim: 10181353474_2be489d6b7_b.jpg]

[Resim: 10181460135_db89252b62_b.jpg]

[Resim: 10181352714_0243a8fc0c_b.jpg]

Son dönemde, ben de daha etkin olduğuna inandığım bu daha agresif tutuşa geçtim. Herkes geçmeli diye bir iddiam olur mu? Hayır. Bu modern tutuş popüler olmadan önce Weaver duruşuyla ve hatta destek başparmağı atış başparmağının üstünde kullanılırken iyi atıcılar yok muydu? Elbette vardı. Günümüzde bile, belki Amerika'daki eğitmenlerin %99'unun önermeyeceği şekilde sol el işaret parmağını tetik korkuluğu önüne konumlandırarak büyük ölçekte başarı sağlayan atıcılar var:

[Resim: 5125709_orig.jpg]

[Resim: DSCN5018.jpg]

Hangi yöntem seçilirse seçilsin, tabancayı kontrol etmede gelişmek, ciddi çalışma ve tekrar gerektiriyor. Aynı zamanda fiziksel güç ile de birebir ilintili... Sıkma gücü ne kadar fazla ise ve üst gövde ne kadar güçlü ise, bu tabanca kontrolüne olumlu olarak yansıyor. Son olarak, geçtiğimiz haftasonu, bahsetmiş olduğum ikinci yöntemle yapmış olduğum, namlu şahlanmasını daha net gözlemlemek için ağır çekimde çekilen videomu paylaşmak istiyorum. Mühimmat standart MKE mühimmatıdır. Barut hakkıyla vs. hiçbir şekilde oynanmamıştır:





Konu ile ilgili kafa yoran, değişik tutuş biçimleri ile sahada tecrübe edinen kullanıcılar da fikirlerini burada paylaşırsa memnuniyet duyarım.
 
Alıntı
29 üye teşekkür etti:
omrtsn6169, Sharp.Shooter, defender45acp, heisenberg, Sabri, Dr.Vatan, ilksurfer, scarface4086, Alphawolf, Gazanfer, underrated, al-me, Simurg, Antiterör, TheNightHawk, Porsuk, FRD, Saka, Triggernazi, ismicey, ibrahim.ataklar, cigit, Vectra, alperzab26, foottwo, Kara45, karaca, jeronimo, usame
#2
Çok faydalı bir yazı olmuş, elinize sağlık.
 
Alıntı

#3
Sn.Kanuni,

Ders niteliğinde bir konu... İyi çalışılmış dersin sonucunda tabancaya mükemmel hakimiyet...Thumbs Up Elinize emeğinize sağlık.

Bu teknikte iki temel unsur var;

1. Tabancaya mümkün olan en geniş yüzey ile temas etmek,
2. Tabanca ateşlendiğinde oluşan kaldıraçların mesnet noktalarının karşı kollarına temas ve destek sağlamak.

Şekillerde ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere atış esnasında tabanca;

1. Geriye tepme,
2. Yukarıya şahlanma,
3. Sağa/sola dönme eğilimindedir.

Geriye tepme eğilimi genel kütle halindedir, çekirdek namluyu terk edip, mekanik kilitler açıldıktan sonra şahlanma eğilimine dönüşür.

Yukarıya şahlama hareketi genel olarak tetik korkuluğu etrafından mesnet alır.

Sağa/sola dönme hareketi genel olarak kabza etrafından mesnet alır.

Bunları tespit ettikten sonra yapılması gereken şey, bu mesnet noktaları/alanlarının karşısına destek koymak ve kuvvet uygulamaktır.

Yukarı şahlanma eğilimine neden olan kaldıracın tabancayı yukarı iten kolu, tetik korkuluğu civarını mesnet alır. Bunu dengeleyebilmek için tetik korkuluğu alanının gerisine bir taş koymak gerekir. Bunun için en uygun yerlerden birincisi tabancanın arka kuyruğudur. Tabancanın avuç içerisine mümkün olduğunca derine, arada hiç boşluk kalmadan yerleştirilmesinin nedeni budur. Bu şekilde tetik korkuluğu alanının önünden yukarı yönlendirilen tabancanın arkasına bu hareketi engelleyen bir takoz konulmuş olur. İkinci uygun yer kabzanın ön/alt kısmıdır. Atış ve destek eli parmakları bu alanı boşluk bırakmadan kavradığında, yukarı şahlanma hareketinin önüne oldukça iri ve sağlam ikinci bir takoz konulmuş olur.

Sağa/sola savrulma hareketini engellemek için yapılması gereken şey aynı şekilde tabancanın sağına ve soluna takozlar koymaktır. Kabza yanlardan boşluk kalmayacak şekilde kavrandığında avuç içerisinde sağa/sola hareketi kısıtlanır. Destek elinin işaret parmağı, tetik korkuluğunun sağına ve soluna kabaca bir '' V '' harfi yapacak şekilde yerleştirildiğinde, aslında geçici bir atış sehpası oluşturulur, özellikle tetik çekilirken tabancanın sağa/sola salınımını önemli ölçüde engeller. Son olarak her iki elin başparmakları, mümkün olan en uzun karşı kaldıraç kolunu sağlayacak şekilde, namluya paralel bir şekilde öne uzanarak gövdeye yerleştirildiğinde, tabancanın sağa/sola salınımını engelleyecek takozları koyma işi tamamlanmış olur.

Baş parmakları namluya paralel bir şekilde mümkün olduğunca öne yerleştirmenin bir başka avantajı da, kılıfından doğru bir şekilde kavranıp, usulüne uygun bir şekilde göğüsten hedefe yönlendirilen tabancayı direk gözlerinizin baktığı yere yönlendirmesidir.

Hissedilen geri tepmeyi sönümleyerek azaltmak için kollar, dirsekler, el bilekleri bir amortisör görevi yapacak şekilde kilitlendiğinde, yukarıda bahsi geçen şahlanma ve salınımı arttırıcı kuvvetlere karşı yerleştirdiğimiz takozların etkisi bir kat daha artacak ve sonuç Sn.Kanuni' nin videosunda izlediğimiz gibi olacaktır.


Buraya kadar anlatılan herşey atıcı ile ilgili faktörlerdir. Bir de tabancaya bağlı faktörler vardır. Bunlar;

1. Namlu/Sürgü grubunun ebatları, kütlesi, elden yüksekliği,
2. Namlu/Sürgü/Gövde ilişkisi, ağırlık oranları,
3. Kabza açısı ve şekli.

Namlu/Sürgü grubu kütlesi küçük, avuç içerisine yakın ve derin yerleşen, namlu/sürgü grubu gövde üzerine değil, içerisine yerleşen, gövde ağırlığı namlu/sürgü grubu ağırlığına yakın olan, kabza açısı geniş, yan yüzeyleri daha düz olan tabancaların kontrol edilmesi görece daha kolaydır.

Namlu/Sürgü grubu kütlesi büyük, avuç içerisinden yükseğe yerleşen, namlu sürgü grubu gövdenin üzerindeki yüksek raylarda çalışan, gövde ağırlığı namlu/sürgü grubundan çok daha az olan, kabza açısı dik, yan yüzeyleri daha yuvarlak tabancaların kontrol edilmesi görece daha zordur.



Tepme ve şahlanmayı etkileyen en son faktörler kalibre ve fişeğe bağlı faktörlerdir. Fişeğin enerjisi ve atılan çekirdeğin ağırlığı arttıkça, hissedilen tepme ve şahlanma da o oranda artacaktır.


Bu teknik, daha doğrusu her türlü kavrama tekniği uygulanırken, atıcının parmaklarının tabancanın kontrol manivela ve düğmelerine, tabancanın mekanik fonksiyonlarını etkileyecek şekilde temas etmemesine dikkat edilmelidir.


Saygılarımla.

 
Alıntı
12 üye teşekkür etti:
Sharp.Shooter, Sabri, Dr.Vatan, ilksurfer, scarface4086, Alphawolf, Simurg, Antiterör, fbalun, Vectra, foottwo, usame
#4
Geri tepme ve şahlanma, bunların kontrolü söz konusu olduğunda ülkemizde yanlış bilinen, daha önce başka konu başlıklarında ilgili video ile birlikte paylaşılmış olan bir başka konuyu tekrar gündeme getirmek istiyorum; İrca Yayları ve Şahlanma!









Videoda görüldüğü üzere, aynı fişekle, aynı tabancaya, sadece daha sert / ağır bir irca yayı takarak tabancanın tepme ve şahlanmasını azaltamaz, fişekleri daha sağlıklı beslemesini sağlayamazsınız. Tepme ve şahlanmayı azaltamadığınız gibi, üstüne bir de namlunun her atış sonrası nişan hattından daha aşağıya dalmasına neden olursunuz.

Videodaki müsabık atıcı mekanik güvenilirlik ve müsabaka standartlarını gözeterek fişek basıncını azalttıktan sonra irca yayı ağırlığı/sertliğini azaltarak aynı tabancanın atış esnasındaki salınımlarını azaltıyor.

Kıssadan hisse... Fişek basıncını değiştirmeden, irca yayı ağırlığını/sertliğini arttırarak tepme ve şahlanmayı azaltamazsınız. Eğer ters mantıkla fişek basıncını değiştirmeden irca yayı sertliği/ağırlığını azaltırsanız, şahlanmayı belli belirsiz bir oranda azaltır, ancak tabancanızın kırım riskini arttırırsınız. Tepme ve şahlanmayı azalttığı iddia edilen yan sanayi yay ve yay setleri kullanırsanız, tabancanızın mekanik güvenilirliğini riske atarsınız. Özetle icat çıkarmayınız, tabancanızı fabrika ayarları neyse öyle kullanınız, konu boyunca anlatılan teknikleri öğrenmeye ve uygulamaya çalışınız.


Saygılar.
 
Alıntı
9 üye teşekkür etti:
Sharp.Shooter, Kanuni, Sabri, Dr.Vatan, Alphawolf, underrated, Simurg, Antiterör, fbalun
#5
Sn. Kanuni,

Benim önemli gördüğüm lakin çok az olan tecrübemle nedenleri ve çözümleri üzerine aklıma geldikçe düşündüğüm bir konuyu bu denli inceleme, araştırma ve uygulama neticesinde bizimle paylaşmanız beni çok memnun etti. Konuyu okuyup videoları seyredince kafamdaki tanımsız parçalar yerli yerine oturdu desem mübalağa etmiş olmam.

Sn. Üstad 'ın ilave açıklamaları da şahsım adına anlayabilmeme bir kat daha katkı sağladı.

Ben konu öncesinde beyin fırtınası aşamasında şahlanma için namlu altındaki picatinny raya uygun kibar bir çelik parça bağlamayı düşünmüştüm Cool

Bugün poligona atış için gidecektim sabah konuyu da ayak üstü okuyabildim. Kabaca anladığım kadarıyla ben bilmeden Bob Vogel yöntemi ile atış yapıyormuşum. Rolleyes

Kısmen ve eksik Bob Vogel yöntemi ile tetik korkuluğu önüne konumlandırılmış destek eli işaret parmağı uygulamam da benim için çözüm olmadı. Üstad 'ın yukarıda vurguladığı 3. maddedeki Sağa/sola dönme eğilimini daha çok yaşadım.


Diğer husus Brian Enos ve Rob Leatham yöntemi ile Mike Seeklander' in videoda uyguladığı yöntem bana teoride daha pratik ve şahlanma da sanki daha az gibi geldi.

Ben kendime atışlarda grupman yapmadan ziyade hedefe emniyetli ve kısa yoldan kabaca hedeflediğim alana etkili vuruşlar yapmayı önemsiyorum. Bu sebeple şahlanma konusu çok çalışmam gereken bir husus olduğunu düşünüyorum. Bilmiyorum yanılıyor muyum?

Bu yöntemleri önümüzdeki günlerde notlar alarak tekrar daha ayrıntılı tecrübe edeceğim. Ustalarımızın da bu hususlarla ilgili tecrübelerini sabırsızlıkla bekliyorum.

Emeğiniz ve paylaşımınız için tekrar teşekkür ederim.

Saygılarımla

 
Alıntı
3 üye teşekkür etti:
Alphawolf, Antiterör, fbalun
#6
Peki, atıcının fiziksel durumu ne olmalıdır? Belli bir seviyede fiziksel güce de sahip olmak gerekir mi? Tabanca atışında hangi kaslarımız daha fazla çalışır, ne tip egzersizlerle ilgili kaslarımızı güçlendirebiliriz? Yoksa sadece bu teknikleri doğru uygulamak kafi midir?

Kendi adıma gözlemlediğim ve tabanca ve tüfek atışlarımı etkileyen konuların başında kas gücü konusu geliyor. Bu vesile ile rica etsem, forumdaşlar katkıda bulunurlar mı acaba?

Saygılarımla.
 
Alıntı

#7
Sayın tirendaz teknik ve bilimsel olarak açıklayamam ama spor yapmasa da günlük hayatta birçok işini kendi yapan en azından bir kaç yüz metre alışveriş poşedini taşıyan, toplu taşımada savrulmamak için kol gücünü kullanan ortalama bir erkek (bknz:ben) kabzeyi düzgün avuçluyor, dirseklerini kırmadan dümdüz ileri uzatıyor ve namlu şahlanmasının nişangahları geri pozisyona getireceğini bilerek tetiği eziyorsa şahlanmayı kontrol etmemesi için hiçbir sebep yok. Bunun için özel bir kas grubunu çalıştıracak egzersize gerek olduğunu düşünmüyorum. Varsa ve yapılırsa da sakıncası olacağını sanmam. Tabancayı ateşlemek dışında ihtiyacınız olan birçok başka şeye yardımcı olacağı kesindir.

Geçtiğimiz bahar aylarında dirseklerimdeki illetten dolayı pozisyonu net alamama neticesi tabanca atışlarımda çok sıkıntı çekmiştim. Atıştan önce 33 kiloluk metali kaldırabilirken kolları düz ileri uzatamadığımdan kız çocuğu atışı gibi bir görüntü ortaya çıkıyordu.

Poligonda sadece kısıtlı miktarda mermiyle hedef atışı yapan arkadaşlarımızın atışı müteakip bir diğer atış yapmak gibi bir beklentisi olmadığından. Her atıştan sonra merminin nereye gittiğine bakmak için tutuş ve duruşlarını bozdukları için. Dahası şanslı olup birkaç yüz mermiyi sırf bu iş için ayıramadıklarından dolayı şahlanmayı kontrol etmek,başa çıkılmaz bir durum gibi gözükebilir. Bunu bir eşik gibi düşünebiliriz. Sürekli 50 km ile seyreden bir şoförün 100 ün üzerine çıktıktan sonra 50 ile gidişinin aslında ne kadar stressiz gelmesi gibi.

Bir insanın sadece hayatını atıcılığa vermesi gibi bir şey ütopik olacağı işin hem memleket şartları, hayat şartlarına eklenince bu disiplini oturtmak uzun zaman alıyor. Eşik bir kaç kere geçilince paslanılsa bile birkaç atış sonra tekrar yakın bir seviyeye hızla geri geliniyor.

Saygılar.
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
Dr.Vatan
#8
Fiziksel gücün hiç etkisi yoktur demek bana göre doğru değildir. Evet, doğru teknik esastır ancak daha çok güç daha iyi kontrol demektir. Tekniği, tutuş biçimi, baskı uyguladığı noktalar birebir aynı olan iki kişiden fiziksel gücü daha fazla olan, şahlanmayı daha fazla kontrol eder. Sıkma kuvveti, bilek gücü, kol kasları ve genel olarak üst gövde bu konuda oldukça fark yaratıyor.

(25-10-2016, 10:21 AM)lupus demiş ki: Sn.Kanuni,

Ders niteliğinde bir konu... İyi çalışılmış dersin sonucunda tabancaya mükemmel hakimiyet...Thumbs Up Elinize emeğinize sağlık.

Bu teknikte iki temel unsur var;

1. Tabancaya mümkün olan en geniş yüzey ile temas etmek,
2. Tabanca ateşlendiğinde oluşan kaldıraçların mesnet noktalarının karşı kollarına temas ve destek sağlamak.

Şekillerde ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere atış esnasında tabanca;

1. Geriye tepme,
2. Yukarıya şahlanma,
3. Sağa/sola dönme eğilimindedir.

Geriye tepme eğilimi genel kütle halindedir, çekirdek namluyu terk edip, mekanik kilitler açıldıktan sonra şahlanma eğilimine dönüşür.

Yukarıya şahlama hareketi genel olarak tetik korkuluğu etrafından mesnet alır.

Sağa/sola dönme hareketi genel olarak kabza etrafından mesnet alır.

Bunları tespit ettikten sonra yapılması gereken şey, bu mesnet noktaları/alanlarının karşısına destek koymak ve kuvvet uygulamaktır.

Yukarı şahlanma eğilimine neden olan kaldıracın tabancayı yukarı iten kolu, tetik korkuluğu civarını mesnet alır. Bunu dengeleyebilmek için tetik korkuluğu alanının gerisine bir taş koymak gerekir. Bunun için en uygun yerlerden birincisi tabancanın arka kuyruğudur. Tabancanın avuç içerisine mümkün olduğunca derine, arada hiç boşluk kalmadan yerleştirilmesinin nedeni budur. Bu şekilde tetik korkuluğu alanının önünden yukarı yönlendirilen tabancanın arkasına bu hareketi engelleyen bir takoz konulmuş olur. İkinci uygun yer kabzanın ön/alt kısmıdır. Atış ve destek eli parmakları bu alanı boşluk bırakmadan kavradığında, yukarı şahlanma hareketinin önüne oldukça iri ve sağlam ikinci bir takoz konulmuş olur.

Sağa/sola savrulma hareketini engellemek için yapılması gereken şey aynı şekilde tabancanın sağına ve soluna takozlar koymaktır. Kabza yanlardan boşluk kalmayacak şekilde kavrandığında avuç içerisinde sağa/sola hareketi kısıtlanır. Destek elinin işaret parmağı, tetik korkuluğunun sağına ve soluna kabaca bir '' V '' harfi yapacak şekilde yerleştirildiğinde, aslında geçici bir atış sehpası oluşturulur, özellikle tetik çekilirken tabancanın sağa/sola salınımını önemli ölçüde engeller. Son olarak her iki elin başparmakları, mümkün olan en uzun karşı kaldıraç kolunu sağlayacak şekilde, namluya paralel bir şekilde öne uzanarak gövdeye yerleştirildiğinde, tabancanın sağa/sola salınımını engelleyecek takozları koyma işi tamamlanmış olur.

Baş parmakları namluya paralel bir şekilde mümkün olduğunca öne yerleştirmenin bir başka avantajı da, kılıfından doğru bir şekilde kavranıp, usulüne uygun bir şekilde göğüsten hedefe yönlendirilen tabancayı direk gözlerinizin baktığı yere yönlendirmesidir.

Hissedilen geri tepmeyi sönümleyerek azaltmak için kollar, dirsekler, el bilekleri bir amortisör görevi yapacak şekilde kilitlendiğinde, yukarıda bahsi geçen şahlanma ve salınımı arttırıcı kuvvetlere karşı yerleştirdiğimiz takozların etkisi bir kat daha artacak ve sonuç Sn.Kanuni' nin videosunda izlediğimiz gibi olacaktır.


Buraya kadar anlatılan herşey atıcı ile ilgili faktörlerdir. Bir de tabancaya bağlı faktörler vardır. Bunlar;

1. Namlu/Sürgü grubunun ebatları, kütlesi, elden yüksekliği,
2. Namlu/Sürgü/Gövde ilişkisi, ağırlık oranları,
3. Kabza açısı ve şekli.

Namlu/Sürgü grubu kütlesi küçük, avuç içerisine yakın ve derin yerleşen, namlu/sürgü grubu gövde üzerine değil, içerisine yerleşen, gövde ağırlığı namlu/sürgü grubu ağırlığına yakın olan, kabza açısı geniş, yan yüzeyleri daha düz olan tabancaların kontrol edilmesi görece daha kolaydır.

Namlu/Sürgü grubu kütlesi büyük, avuç içerisinden yükseğe yerleşen, namlu sürgü grubu gövdenin üzerindeki yüksek raylarda çalışan, gövde ağırlığı namlu/sürgü grubundan çok daha az olan, kabza açısı dik, yan yüzeyleri daha yuvarlak tabancaların kontrol edilmesi görece daha zordur.



Tepme ve şahlanmayı etkileyen en son faktörler kalibre ve fişeğe bağlı faktörlerdir. Fişeğin enerjisi ve atılan çekirdeğin ağırlığı arttıkça, hissedilen tepme ve şahlanma da o oranda artacaktır.


Bu teknik, daha doğrusu her türlü kavrama tekniği uygulanırken, atıcının parmaklarının tabancanın kontrol manivela ve düğmelerine, tabancanın mekanik fonksiyonlarını etkileyecek şekilde temas etmemesine dikkat edilmelidir.


Saygılarımla.

(25-10-2016, 12:35 PM)lupus demiş ki: Geri tepme ve şahlanma, bunların kontrolü söz konusu olduğunda ülkemizde yanlış bilinen, daha önce başka konu başlıklarında ilgili video ile birlikte paylaşılmış olan bir başka konuyu tekrar gündeme getirmek istiyorum; İrca Yayları ve Şahlanma!









Videoda görüldüğü üzere, aynı fişekle, aynı tabancaya, sadece daha sert / ağır bir irca yayı takarak tabancanın tepme ve şahlanmasını azaltamaz, fişekleri daha sağlıklı beslemesini sağlayamazsınız. Tepme ve şahlanmayı azaltamadığınız gibi, üstüne bir de namlunun her atış sonrası nişan hattından daha aşağıya dalmasına neden olursunuz.

Videodaki müsabık atıcı mekanik güvenilirlik ve müsabaka standartlarını gözeterek fişek basıncını azalttıktan sonra irca yayı ağırlığı/sertliğini azaltarak aynı tabancanın atış esnasındaki salınımlarını azaltıyor.

Kıssadan hisse... Fişek basıncını değiştirmeden, irca yayı ağırlığını/sertliğini arttırarak tepme ve şahlanmayı azaltamazsınız. Eğer ters mantıkla fişek basıncını değiştirmeden irca yayı sertliği/ağırlığını azaltırsanız, şahlanmayı belli belirsiz bir oranda azaltır, ancak tabancanızın kırım riskini arttırırsınız. Tepme ve şahlanmayı azalttığı iddia edilen yan sanayi yay ve yay setleri kullanırsanız, tabancanızın mekanik güvenilirliğini riske atarsınız. Özetle icat çıkarmayınız, tabancanızı fabrika ayarları neyse öyle kullanınız, konu boyunca anlatılan teknikleri öğrenmeye ve uygulamaya çalışınız.


Saygılar.

Üstad, aslında bu konuyu ders niteliğinde yapan şey, sizin bu son derece detaylı, olayın özünü çok iyi vurgulayan mesajlarınız olmuş.

İrca yayı sertliğinin tepme/şahlanma ile ilişkisindeki hatalı varsayıma ilk başta ben de düşmüştüm. Hem tecrübe ederek, hem de yine İzmir / Manisa ekibimizden bir forumdaşımızın çektiği ağır çekim videolarımda özellikle sürgünün geri dönüşü sırasında namlunun daha aşağıya inme eğilimini, kilitli olan bilek sayesinde tekrar yukarıya yönlenerek durması gereken düzlemin bir miktar üstüne çıkmasını yaylanma etkisi şeklinde net bir biçimde gözlemleyerek sert yay kullanımından vazgeçtim. Vogel tarzı tutuşta bileğin ileriye doğru neredeyse esneme kabiliyetinin sonuna kadar esnetilmesi, bu yaylanma etkisinde de bir miktar yardımcı oluyor, ancak artık ben de mümkün olduğu kadar fabrika değerinde yay kullanmayı tercih ediyorum. Alüminyum gövde Canik tabancalarımda, gövdeye zararı asgariye indirmek için tampon kullanıyorum.

(26-10-2016, 12:40 AM)Gravis_Pro demiş ki: Sn. Kanuni,

Benim önemli gördüğüm lakin çok az olan tecrübemle nedenleri ve çözümleri üzerine aklıma geldikçe düşündüğüm bir konuyu bu denli inceleme, araştırma ve uygulama neticesinde bizimle paylaşmanız beni çok memnun etti. Konuyu okuyup videoları seyredince kafamdaki tanımsız parçalar yerli yerine oturdu desem mübalağa etmiş olmam.

Sn. Üstad 'ın ilave açıklamaları da şahsım adına anlayabilmeme bir kat daha katkı sağladı.

Ben konu öncesinde beyin fırtınası aşamasında şahlanma için namlu altındaki picatinny raya uygun kibar bir çelik parça bağlamayı düşünmüştüm Cool

Bugün poligona atış için gidecektim sabah konuyu da ayak üstü okuyabildim. Kabaca anladığım kadarıyla ben bilmeden Bob Vogel yöntemi ile atış yapıyormuşum. Rolleyes

Kısmen ve eksik Bob Vogel yöntemi ile tetik korkuluğu önüne konumlandırılmış destek eli işaret parmağı uygulamam da benim için çözüm olmadı. Üstad 'ın yukarıda vurguladığı 3. maddedeki Sağa/sola dönme eğilimini daha çok yaşadım.


Diğer husus Brian Enos ve Rob Leatham yöntemi ile Mike Seeklander' in videoda uyguladığı yöntem bana teoride daha pratik ve şahlanma da sanki daha az gibi geldi.

Ben kendime atışlarda grupman yapmadan ziyade hedefe emniyetli ve kısa yoldan kabaca hedeflediğim alana etkili vuruşlar yapmayı önemsiyorum. Bu sebeple şahlanma konusu çok çalışmam gereken bir husus olduğunu düşünüyorum. Bilmiyorum yanılıyor muyum?

Bu yöntemleri önümüzdeki günlerde notlar alarak tekrar daha ayrıntılı tecrübe edeceğim. Ustalarımızın da bu hususlarla ilgili tecrübelerini sabırsızlıkla bekliyorum.

Emeğiniz ve paylaşımınız için tekrar teşekkür ederim.

Saygılarımla

Sn. Gravis_Pro,

Sağa-sola dönme eğiliminde, hangi yöne doğru eğilim varsa o taraftaki üstadın bahsettiği takozların baskısını arttırmakla fayda görebilirsiniz. Arpacık ortaya değil de sola doğru iniyorsa sol taraftaki takozun uyguladığı gücü, sağa doğru iniyorsa sağ taraftaki takozun gücünü arttırmayı deneyiniz. Tetik korkuluğu altındaki V şeklindeki sehpanın da sıkı bir şekilde temas etmesi gerekiyor...

Mike Seeklander yöntemi de oldukça etkili. Ben de yakın zamana kadar bu yöntemi benimsemiştim. Bir miktar daha fazla şahlanma ile beraber, kabzanın etrafında sıkı bir 360 derecelik kavrama sağlıyor. Zaten profesyonellerin tavsiyesi hep "şahlanma miktarının değil, arpacığın ne kadar hızlı bir şekilde eski yerine geldiğinin önemli olduğu" yönünde... Başarılı bir mükerrer atışta önemli olan da bu zaten.
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
Sabri
#9
(26-10-2016, 01:22 PM)tirendaz demiş ki: Peki, atıcının fiziksel durumu ne olmalıdır? Belli bir seviyede fiziksel güce de sahip olmak gerekir mi? Tabanca atışında hangi kaslarımız daha fazla çalışır, ne tip egzersizlerle ilgili kaslarımızı güçlendirebiliriz? Yoksa sadece bu teknikleri doğru uygulamak kafi midir?

Kendi adıma gözlemlediğim ve tabanca ve tüfek atışlarımı etkileyen konuların başında kas gücü konusu geliyor. Bu vesile ile rica etsem, forumdaşlar katkıda bulunurlar mı acaba?

Saygılarımla.

Sn tirendaz, ben fiziksel güç ve kondisyonun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Hatta ondan daha da önemlisi zeka seviyesi ve ruhsal durum.

Bu forumu takip edenlerin hayatta kalmaya önem veren şahıslar olduğunu düşünürsek, silah seçimi ve atış kabiliyetini geliştirmeden önce kendilerini fiziksel, ruhsal ve entellektüel olarak geliştirmeleri öncelik konusu olması gerekir.

Sonuçta parayı verince silahı alıyorsunuz ama para vererek kondüsyon ve sağlık kazanılamıyor maalesef.

Saygılar,
 
Alıntı
4 üye teşekkür etti:
KaraKartal1903, usame, Antiterör, fbalun
#10
Sn.Kanuni, okurken gerçekten çok zevk aldım.
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
Kanuni
  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi