Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN YİVSİZ TÜFEK SEÇİMİ
#21
Hocam kelimesi başta ODTÜ olmak üzere, üniversite çevrelerinde de sıkça kullanılan saygı içeren bir hitap sözcüğüdür.Forumda kullanımı ayrı konu ama ,ilkokulda örtmenim, örtmenim denir genelde...
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
shooter25
#22
Yivsiz tüfek seçimi ile ilgili olarak yukarıda verilen bilgiler haricinde bir konuya da değinmek isterim.Avrupa tüfek alamıyor ve yerli tüfek alacaksanız merdiven altı imalatı olarak nitelendirilen bir silahı ucuz diye satın almayın.Böyle bir tüfeğin ne tür kazalara yol açacağı belli olmaz.Uzak durun satın almayın.
Kaliteli güvenilir bir firmanın ürünlerini tercih edin.Namlu basınç testi yapıp yapmadıklarını 1400 bar ve üstü sürşarjlı fişeklerle namlu atış testi yapıp yapmadıklarını araştırın.(Satıcının beyanı ile yetinmeyin bizzat üretici firmadan teyit alın) Kalite testi tamam ise o zaman dipçik ölçüleri,gravür vs. diğer keyfe keder konulara girin.
Kalite kontrol testlerini geçmiş yalın bir tüfek kalite kontrol testine tabi tutulmamış işlemeli allı pullu bir tüfekten daha değerlidir.
Saygılar.
 
Alıntı
2 üye teşekkür etti:
Antiterör, Şahinbey
#23
Yivsiz Tüfek seçiminde, ülkemizde birçok sade vatandaş için en önemli kriter fiyat oluyor. Öncelikle ayrılan bütçeyi belirterek tavsiye istemek daha doğru olur sanırım. Eğer hatasız bir tüfek isteniyorsa bu durumda fiyat bir kriter olmaktan çıkar ve alınabilecek alternatifler bellidir. Belirlenmiş bir bütçe dahilinde alınmış bir tüfeğin performansı fiyatıyla orantılı olacaktır, bunu bilerek almak ilerde mutsuzluk ve hayal kırıklığına engel olur. 
Bütçeyi belirledikten sonra, fonksiyonu tanımlamak gerek, yani bu tüfek ile ne yapılacak? Bilindiği gibi tanımlanmış, dolayısıyla belli kural ve etiği olan 2 temel uygulama var. Avcılık ve Atıcılık. Avcılık ve Atıcılık camiasındaki kişilerin Yeni başlayacak bile olsa, kendilerini yönlendirecek rehberleri, kulüpleri vardır. Bir de tanımlanmamış, benim de dahil olduğum, Hobi olarak Atış şeklinde bir uygulama var. Sayı az olduğu için bu gurup için henüz oturmuş kurallar (Ateşli Silahlarla ilgili kurallar değil, kanun yapıcı tarafından konulan yönetmelikler) ve eğitim, poligon gibi hizmetler yok veya yetersiz.
Bu gruptaki insanlar için, Yivsiz Tüfek seçiminde, başlangıçta etkin kriterler, zamanla bilgi arttıkça değişebiliyor. Başlarda önemli olan görsellik, önemini kaybediyor. İşlevsellik önem kazanıyor.
Yeni başlayacak birisinin, eğer varsa arkadaşlarının tüfeklerini deneyerek tecrübe etmesi, nasıl uyum sağladığını görmesi açısından çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Diğer taraftan sakin bir zamanda şapkayı önüne koyarak tüfeğin işlevini, ne amaçla alındığını belirlemelidir. Aklıma gelenler, Ev (İş yeri) savunması, Hedeflere Atış Nişancılık, Orman'da Doğa'da Kamp savunması, veya mesela; 'Arada Domuza, Tavşana atarım' gibi, biraz ondan biraz bundan.
Bütçe ve amaç tanımlanırsa, kendi tecrübesine göre tavsiye verecek çıkar mutlaka. Veya tekrar Sayın Sabri'nin verdiği bilgilere dönüp daha doğru bir karar verilebilir.
Saygılar
 
Alıntı
8 üye teşekkür etti:
Sabri, Gravis_Pro, Gazanfer, Fruktoz23, heisenberg, Alphawolf, Antiterör, Şahinbey
#24
Sn. Şahinbey,

Hoşgeldiniz. Yeni üyeler daha çok okusun, bilmeyenler öğrensin, imla kurallarına, üyelerin birbirlerine karşı hitap şekillerine riayet etsin, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmasınlar, soracakları klasik sorulara hali hazırda yazılmış cevaplardan faydalanabilsinler diye bir süre üyelikleri kısıtlı oluyor.

Sorunuza gelirsek forumda farklı amaçlara yönelik yivsiz tüfek seçimi ile ilgili forum büyüklerimizin yüzlerce cevabı mevcut. Yivsiz tüfek üretebilecek kadar bilgi sahibi olabilirsiniz.

Bu forumda hemen hemen hiç kimse kolay kolay size veya bir başkasına özellikle de savunma amaçlı bir tüfek önermez.

Belli başlı bir kaç marka model tüfek değişik koşullarda bir çok atım yapılarak test edilmiş ve dünyada da kabul görmüşse bahse konu olabilir. Ama bu kritere sahip tüfekler 800 TL. olamıyor maalesef. Eğer ki vazgeçtim savunmadan pat pat pat  keyfi kullanıcıyım diyorsanız o zaman yer gök yivsiz tüfek dolu Smile

Saygılarımla
 
Alıntı
5 üye teşekkür etti:
heisenberg, Antiterör, Şahinbey, lupus, bilhan
#25
(16-04-2017, 06:44 AM)Şahinbey demiş ki:  Yaklaşık 1 aydır bu işle ilgileniyorum ama tüfeklerin çalışma prensipleriyle ilgili bir tavsiyeye denk gelmedim.  

Peki yerli tüfeklerde fiyat aralığım ne olmalıdır.

Düşündüğüm bütçeyi geçiyor ama sizin tavsiyeniz hangisi olurdu. Teşekkürler.

Sn. Şahinbey,

Foruma hoşgeldiniz. Her yeni gelen üyenin düştüğü hataya düşüyorsunuz, bu forumda emekle yazılanları okumuyorsunuz. Bu konunun ilk yazısında mavi renk ile yazılmış bağlantıları zahmet edip açıp okusaydınız, veya forum sayfasının en üstünde sağda yer alan büyüteç işaretine basıp aradığınız kelimeleri yazsaydınız, sorularınızın cevapları bu forumda zaten vardı. 


Alınıp, kullanılabilecek yerli tüfek fiyatları genelde sizin ayırdığınız bütçenin iki katıdır. Ayırdığınız bütçe ile ancak 2. el tüfek veya (kesinlikle önermem) merdiven altı imalat bulabilirsiniz.

Saygılar
 
Alıntı
5 üye teşekkür etti:
fbalun, Gravis_Pro, Fruktoz23, heisenberg, Alphawolf
#26
(16-04-2017, 12:39 PM)Şahinbey demiş ki:  Sadece merak ettiğim av yapmayacak, ara sıra sabit hedefe atış yapacak birisi hangi sistemi tercih etse daha uygun olur. 

Sayın Şahinbey,

Ben size ancak kendi kişisel tercihimi söyleyebilirim. Tercih kişilere ve kullanım amaçlarına göre değişiklik gösterir.

Daha çok teptiği ve düşük gramajlı fişeklerde sorun yaşatabildiği için ben kinetik sistem tercih etmiyorum. Atış ve savunma amaçlı ilk defa tüfek alacak olsam; yarı otomatik gazlı sistem,  47-52 cm namlu uzunluğu olan, kaval (slug) namlu şoksuz bir tüfek tercih ederim. 

Zira, Gazlı sistem kinetiğe göre daha çok parça içermesine, daha çok kirlenmesine rağmen ben tüfek söküp takmak ve temizlemekten hoşlanıyorum. Manevra ve hareket kolaylığı açısından ve saçma atmadığım için kısa namlu tercih ediyorum. Genellikle tek kurşun attığım, ince saçma kullanmadığım için düz ve şoksuz namlu tercih ediyorum.

Saygılar
 
Alıntı
5 üye teşekkür etti:
Şahinbey, PersonalDefence, Gravis_Pro, Antiterör, Alphawolf
#27
Sn. Şahinbey,

Sn. Sabri sağ olsun gerekli açıklamaları yapmış. İstanbul'da ikamet ediyorsanız Yakacık Poligon'a arada bir forumdan arkadaşlarla gidiyoruz. Bu gidişlerde de bir çok marka/model tüfek oluyor. Sizin böyle bir imkanınız varsa bizzat test edebilirsiniz ve kullanıcısından da birebir bilgi alabilirsiniz.

Şimdiden seçiminiz hayırlı uğurlu olsun.

Saygılarımla
 
Alıntı

#28
Konusu geçmişken sayın Lupus'un Savunma Amaçlı Yivsiz başlığında 9. sayfadaki mesajını buraya eklemek istiyorum. 

Alıntı: Kinetik mi, gaz tahrikli mi?
FABARM SAT8 mi, Benelli M3 mü?
Yerli kinetik mi, yerli gaz tahrikli mi?

Kendi adıma cevabını verebileceğim tek soru sonuncusu...Yerli tüfek alınacaksa kinetik sistemden uzak durulmalı. Bunu anlayabilmek için yerli üretim kinetik sistemli bir tüfeğin sadece namlu kepi ve kinetik yaylarına bakıp, Benelli' nin kinetik tüfekleri ile karşılaştırmak yeterli olacaktır. Kinetik sistem kullanıcı için basittir, üretici için ise ilk bakışta basit görünebilir, ama kesinlikle değildir. 


Bu mesajın ne kadar değerli bir bilgi içerdiğini iki sistemi de tecrübe ettiğim için rahatlıkla söyleyebilirim. Kaşığa çift fişek düşüren yerli bir kinetik yivsiz için fabrikayı aradığımda aldığım cevap şuydu: ''Şimdi oradaki yayın ayarını tutturmak çok zor biraz sıkı olsa hiç fişek gelmez, biraz gevşek olsa çift besleme olur o yüzden arada oluyor böyle şeyler.'' denilmişti. Bilmeyenler için açıklamak istiyorum, kaşığa şarjör tüpünden çift fişek gelmesi, başınıza gelebilecek en kompleks tutukluklardan biridir. (El maharetiniz, parmağınızın ince olup mekanizmanın içine kaşığın ucuna girebilmesi gibi etmenler de göz önünde bulundurulduğunda yaklaşık 30-40 saniyede ancak çözebilirsiniz o da eğer eğitimli iseniz ve baskı altında değilseniz.) Dolayısıyla savunma amaçlı kullanılacak bir tüfekte böyle bir problemin olmasını gayet doğal gören, daha bu kadar temel, basit bir şeyi üretim standardına oturtamayan bir zihniyetten kinetik sistem sağlıklı çalışan bir tüfek üretmesini beklemek ne kadar gerçekçi olur?  


Kinetik tüfekte tüm mekanizma aksiyonu birbirine çok uyumlu olması gereken toleranslar ve tansiyonlarla bağlı yay hareketiyle oluşmaktadır. Siz şimdi aynı zihniyetteki üreticinin bu dışarıdan görünmeyen görünse de kalitesi bakarak anlaşılamayacak parçaların uyumuna, malzeme evsafına, ısıl işlemine ne ölçüde dikkat edeceğini değerlendirin.

Kinetik tüfeğin az parça içerdiği bilgisi çoğu zaman az parça az sıkıntı şeklinde bir algıya insanları yöneltiyor. Halbuki sahra sökümünde az parça olsa da, o parçaların üretiminde gösterilmesi gereken özen ve titizlik çok daha yüksek olmak zorunda. Oysa gazlı sistemin çalışma mantığı çok daha basit ve nispeten ''kaba'' üretime daha elverişli. İsviçre saati gibi üretilmese dahi sağlıklı çalışabilir bir yapısı var. Üretimde yapılacak kusurların işçilik hatalarının da gözle görülmesi nispeten daha kolay. 

Bu yüzden ben de oyumu yerli üretimde gazlı sistemden yana kullanıyorum. Eğer savunma amaçlı kullanılacaksa da 47-51 cm slug namlulu tanınmış, üretim standardı oturmuş bir firmanın yarı-otomatiği tercih edilebilir. Elbette ithale ayrılacak bütçe ''gerçekten'' yok ise. 

Kirlenme mevzusu hakkında da şöyle düşünüyorum. Elimizdeki bir yivsizden Ak47 performansı göstermesini, binlerce atıma rağmen temizlenmeden çalışmasını beklemenin çok bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Temizlenmeden 200-300 atımı görebilen yivsizin çok geniş bir ihtiyaç yelpazesini kapsayacağını düşünüyorum. Sonuçta üzerinizde bulundurabileceğiniz fişek sayısının 50'yi, çantanızda bulunabilecek fişek sayısının da 200'ü geçmesi çok zor. Yivsiz ile yivlinin karşılaştırılamayacağı, uzun süreli çatışılamayacağı da mesafe yönünden olmakla birlikte mühimmatın büyüklüğü, ağırlığı ve fişek kapasitesi de göz ününde bulundurulduğunda kolayca anlaşılabilecektir. Öyleyse temizlenmeden 200-300 atımı görebilen bir yivsiz ile temizlenmeden 1000 atımı görebilen bir yivsizin pratikte bizi hayatta tutmakta ne ölçüde fark yaratacağı tartışmaya açıktır. 

Bilinçli silahsever olmanın en önemli kriterlerinden birinin silahın temizlik ve bakımına gösterilen özen olduğunu çevremde gördüğüm örneklerle müşahede ettim. Ateşli silahlar hakkında bilgisi, deneyimi, bilinç düzeyi nispeten az olan insanlar bu konuya çok daha az dikkat ediyorlar. Dolayısıyla her atış sonrası yapılacak namlu temizliğinin en büyük eforu harcattığı göz önünde bulundurunca kinetik ile gazlı arasında çok fazla bir temizlik avantajı olduğunu düşünmüyorum.

Saygılarımla.
 
Alıntı
17 üye teşekkür etti:
Ahmet Özalp, Gravis_Pro, bahadr, heisenberg, Sabri, Alphawolf, lupus, tirendaz, aseyhan, Antiterör, Xlll, emre76, fuat_61, blueokkes, ThePulchra, xeorx, ducak
#29
Ben yerli kinetik tüfek sahibi olunmasına sıcak bakmıyordum, ta ki karşıma Stoeger M3K çıkana kadar.
3-Gun yarışması için geliştirilen bu tüfek ne kadar yerli sayılır bilmiyorum ama; çok sıhhatli, fişek seçmeyen, mükerrer dolum fişekleri atabilen, iyi bir grupmana sahip olan M3K ile, memnun mesut yaşıyorum.
 
Alıntı
7 üye teşekkür etti:
blueokkes, Alphawolf, lupus, PersonalDefence, tirendaz, Xlll, ThePulchra
#30
Sayın Şahinbey, yerli yivsiz y. otomatik tüfekler de başı çeken 3 firma var. Stoeger, Armsan, Ata Arms. Fiyat aralığı bu firmalar da 1500 ila 2300 arasında.
 
Alıntı

  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi