Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 4 Oy - 5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
MKII ve MKIII ve MKIII İncelemesi
#31
Üstadım;
Desenize, tam bir hint kumaşına rastlamışım.
Amca izin vermediki, söküp incelememe, böyle nadide bir parçanın iç aksamını
forum için, karelemek isterdim.
Üstadım; paylaşımınız ve pek değerli bilgilerinizi, zaman ayırıp
bizler ile paylaştığınız için, çok teşekkür edeim.
Saygı ve selamlarımla.
 
Alıntı

#32
Olur da bir yerlerde böyle bir MKII ile karşılaşırsak Allah'tan artık orjinal olduğunu biliyoruz, yoksa '' Bu el yapımı...'' diye uydurmak da vardı, paylaşım için teşekkürler..
 
Alıntı

#33
Yaklaşık bir aydır forumun sağını solunu hatmettim gibi?!
Ne bulduysam okudum, kendimce öğrendim.
Bu arada bulunduğum konumda taşıma ruhsatı alamayacağımı da maalesef anladım.
Bu gerçekten üzüntü verici.
Allah'tan umut kesilmez deyip, acaba alabilsem ne tercih ederdim demeyi de ihmal etmedim?
öncelikle single action olmalıydı. Nihayetinde ben kullanmaktan öte sevmek için alacaktım. Sevmek içinse aşık olmak ön şart. Yani neden aramadan bağlanmak.
Yine de içime sordum; neden bunu beğendim? Dahası kapıldım!
Belki seyrettiğim filmler, belki çocukken aklımda kalmış, çobanların gayri resmi taşıdığı silahlar, beni full çelik silahlara otomatik olarak itti.
Kuşkusuz ve itirazsız olarak BHP MKIII'e vuruldum.
Hickok Amca'nın o devasa ellerinde kaybolan, fakat benim gibi küçük-orta ellere de uyan full çelik bir şey olmalıydı.
MKIII tam da oydu.
Belki CZ 75 B de olurdu ama ıhh.
gerek yoktu DA'na. Ben sadece sevecektim. Gerektiğinde o sesle manipüle etmek yeterliydi. Hem de sesini duymuş olurdum.
Sonra CZ 75 D olsa mı dedim?
hani compact olsun. Ellerim büyük değil ya!
Sonra sanki boyu posu farklılaşmış gibi olacaktı. Olmazdı?
Sonra acaba Beretta FS 92 olur mu dedim?
ıhh. O da olmadı. Tavşan kulaklarını beğenmedim.
Ez cümle sanki alacakmışım gibi okuyup duruyorum.
Kim bilir? Belki nasip olur.
Önemli olan hedef belirlemek.
Ben hedefimi belirledim. MKIII.
Şimdi olması için bir şeyler yapma vakti.
Ne yapacağımı bilmiyorum ama döne-dolaşa bir yol bulacağım.
İnanırım böyle şeylere.
Yani istersen er-geç olur.
Selam ve dua ile.
 
Alıntı

#34
(27-05-2014, 08:14 PM)mfk321 demiş ki: Yaklaşık bir aydır forumun sağını solunu hatmettim gibi?!
Ne bulduysam okudum, kendimce öğrendim.
Bu arada bulunduğum konumda taşıma ruhsatı alamayacağımı da maalesef anladım.
Bu gerçekten üzüntü verici.
Allah'tan umut kesilmez deyip, acaba alabilsem ne tercih ederdim demeyi de ihmal etmedim?
öncelikle single action olmalıydı. Nihayetinde ben kullanmaktan öte sevmek için alacaktım. Sevmek içinse aşık olmak ön şart. Yani neden aramadan bağlanmak.
Yine de içime sordum; neden bunu beğendim? Dahası kapıldım!
Belki seyrettiğim filmler, belki çocukken aklımda kalmış, çobanların gayri resmi taşıdığı silahlar, beni full çelik silahlara otomatik olarak itti.
Kuşkusuz ve itirazsız olarak BHP MKIII'e vuruldum.
Hickok Amca'nın o devasa ellerinde kaybolan, fakat benim gibi küçük-orta ellere de uyan full çelik bir şey olmalıydı.
MKIII tam da oydu.
Belki CZ 75 B de olurdu ama ıhh.
gerek yoktu DA'na. Ben sadece sevecektim. Gerektiğinde o sesle manipüle etmek yeterliydi. Hem de sesini duymuş olurdum.
Sonra CZ 75 D olsa mı dedim?
hani compact olsun. Ellerim büyük değil ya!
Sonra sanki boyu posu farklılaşmış gibi olacaktı. Olmazdı?
Sonra acaba Beretta FS 92 olur mu dedim?
ıhh. O da olmadı. Tavşan kulaklarını beğenmedim.
Ez cümle sanki alacakmışım gibi okuyup duruyorum.
Kim bilir? Belki nasip olur.
Önemli olan hedef belirlemek.
Ben hedefimi belirledim. MKIII.
Şimdi olması için bir şeyler yapma vakti.
Ne yapacağımı bilmiyorum ama döne-dolaşa bir yol bulacağım.
İnanırım böyle şeylere.
Yani istersen er-geç olur.
Selam ve dua ile.

Ne tanıdık düşünceler... Smile Hayırlısı ise olsun.
 
Alıntı

#35
Aşağıda üç nesil BHP'yi yan yana görüyosunuz.Üstten alta 1997, 1993 MKIII ve 1981 MKII görüyorsunuz. MKII, kabaca abartısız 50.000 atıma yakın atış görmüş, pek çok yayı da bir kaç yıl önce ilk defa tarafımdan değiştirilmiş, 1981 fabrika çıkışlı PZ serisi, sonradan gravür ve siyah krom yapılmış bir silah. MKII de gördüğünüz farklı nişangahlar da, sadece adı değil, kendisi de gerçek bir usta olan birisi tarafından, dovetail yataklar açılarak takılmıştır. 1993 MKIII, en son yaptığımız atışlarla, sadece bizim elimizde 2500 atım görmüş bir silah olup, 1997 MKIII ile ise yaklaşık olarak 200 atım görmüş bir silahtır.

[Resim: MKIIveMKIIIveMKIII-1_zps8923670e.png]

Aşağıda üç nesil BHP'nin namlu yüksükleri  arasındaki farkları görüyorsunuz.
MKII'lerde, namlu taçlamasını korumak için oldukça çıkıntılı bir namlu yüksüğü varken,
MKIII'lerde aynı eski T serilerindeki gibi, daha yassı ve çıkıntısız bir namlu yüksüğüne geri dönülmüştür.

[Resim: MKIIveMKIIIveMKIII-2_zpsa88b8da5.png]

Aşağıda, arka gövde kızakları arasındaki farkları görüyorsunuz.
MKII ve 1993 MKIII'ün kızak geometrisi ve kalınlıkları aynıdır.1996 'dan itibaren üretilenlerde ise, kızaklara ayrı bir traş yapılmıştır. Bu yıldan sonra, ön ara boşluk kesimi daha açılı olarak yapılmıştır. Gövdede sökme takma mandalı arka kısmının oturduğu yerde de ek bir traş yapılmıştır. Işık şartları iyi olmadığından bunları görüntüleyemedim.

[Resim: MKIIveMKIIIveMKIII-3_zps37059877.png]

Aşağıda en sağda '' forged '', dövme ve tamamen talaş kaldırılarak üretilmiş olan bir MKII gövdesini görüyorsunuz. Ortadaki 1993 MKIII, en soldaki ise 1997'dir. Gördüğünüz çizgiler, '' Investment Cast '' , özel bir hassas döküm tekniği ile üretilmiş gövdelerdeki işlem izleridir. FNH, . 40 SW üretimine geçince yeni tip gövdelere geçmiştir. Eski gövdelerde bu izleri göremezsiniz.

[Resim: MKIIveMKIIIveMKIII-4_zps551d362d.png]

Bu çok çarpıcı pratik örnek, üretim işleminin ismi ve şeklinden ziyade, uygulama kalitesinin daha önemli olduğunun en güzel örneklerinden birisidir. Dövme çelik BHP gövdelerine uygulanabilen ısıl işlem özellikleri, bu gövdeyi .40 SW'nin basıncına 2500 - 3000 atım kadar dayandırabilirken, hassas döküm alaşıma uygulanabilen ısıl işlemler sayesinde, .40 SW dayanım sorunu aşılmıştır. Bu sayede sürgülere de daha iyi ısıl işlem uygulanma fırsatı doğmuştur. Yani piyasada dolanan bazı kaptırmasyon amaçlı şehir efsanelerine fazla kulak asmayın.

Aşağıda, en sağda MKII, daha sonra 93 ve 97 MKIII sürgülerini görüyorsunuz. MKIII sürgülerinde, en arkada gördüğünüz boşluğa, horoz tulumbası manevelasının sonuna eklenmiş, iğne kilidi tablası girmektedir. MKIII'lerde, bu manevelanın ön ucunun altında, ekstra bir yay vardır, ama çok sert değildir. Bu yapı sayesinde BHP MKIII'lerde otomatik iğne kilidi, tetik çekişine çok fazla ters etki yapmamaktadır.

[Resim: MKIIveMKIIIveMKIII-5_zpsf85bc7b2.png]

Aşağıda, üç silahın namluları arasındaki farkları görüyorsunuz.
Ensağda MKII, ortada 93 MKIII, solda 97 MKIII'ü görüyorsunuz.
96'dan itibaren namluların, alt kilit kamasının namlu hattıyla birleşim yeri, ayrı bir ekle daha da sağlam bir şekilde desteklenmiştir. Eski BHP namlularında bu bölgede çok yüksek atımlarda bazı kırımlar görüldüğü için, 95-96'dan itibaren buraya destek atılmıştır.

[Resim: MKIIveMKIIIveMKIII-6_zps86ff52dd.png]

[Resim: MKIIveMKIIIveMKIII-7_zps9831de0d.png]

[Resim: MKIIveMKIIIveMKIII-8_zps421ea5b4.png]

MKII namlusunun fişek besleme yatağının daha kambur olduğu görüyorsunuz. Ayrıca MKII ve 93 MKIII'ün namlu sırtlarında, küçük bir çıkıntı görüyorsunuz, bu çıkıntıların alttan gelen fişeği atım yatağına yönlendirmek için eklendiğini söyleyenler olduğu gibi, namlu-sürgü kilit stabilitesini arttırmak için eklendiğini söyleyenler de vardır. Ancak bu konuda kesin bir bilgi yoktur. 1995 sonrası MKIII'lerde bu çıkıntı olmamakla beraber, sürgü içine bunun yatağı açılmaya devam etmektedir. Bu nedenle MKII ve 96 öncesi MKIII namluları da, 96 sonrası sürgülere uyumludur.

MKIII namlularının fişek atım yatağı girişi, çok daha farklı tipte ve ağırlıkta çekirdeği olan mühimmatı da rahatlıkla besleyebilmek için daha derin traşlıdır ( throated ). Ayrıca, tırnak girişinin olduğu yerde, ayrı bir kare traş vardır. 96 sonrası MKIII namlularına yandan baktığınızda, atım yatağındaki fişeği görebilirsiniz.

MKIII namlularının, fişek yatağı arka kenar sınırlarının da, düzgün bir şekilde pahtlanarak kırıldığı görülüyor. Bu alanlarda kilitlemeyi bozmadan bırakılan boşluklar, pislik ve tortu toleransı bir miktar daha arttırdığı gibi, fişek sürme işlemi esnasındaki genel toleransları da arttırarak, bu kenarların sürgü içerisindeki yataklarına her şartta tam olarak oturmasını kolaylaştırmaktadır.



Aşağıda ise .40 SW kalibredeki BHP ' lerde kullanılan, üç kilit dişi olan namluları görüyorsunuz;



[Resim: Browning_HP_Conversion_01_zps9dd6d59a.jpg]


[Resim: Browning_HP_Conversion_02_zps28d925ee.jpg]




 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
Sedo
#36
Sökme takma mandalları arasında da bazı küçük farklar vardır.
96 yılından sonra, farklı ısıl işlem, kalınlık ve traşlarla üretilmeye başlanmıştır.

[Resim: MKIIveMKIIIveMKIII-9_zps591ed975.png]

[Resim: MKIIveMKIIIveMKIII-10_zps140b64e5.png]

Sürgüyü yakalayan kısımda da, ayrı bir derin traş yapılmıştır. Malzemenin, sürgüdeki çentiğin ön kısmına daha az temas etmesi amaçlanmıştır. Zamansız sürgü kilitlenmesi veya kilitlenmesi gereken zamanda kilitlenmemesinin oranını düşürmek amaçlanmıştır. Bu şekilde ayrıca, biraz daha kalın olan .40 SW sürgüsüne de daha iyi uyum sağlanmıştır. Sağdaki 97 MKIII'ün sökme takma mandalıdır.

[Resim: MKIIveMKIIIveMKIII-11_zpsfbdf09a3.png]


Arkadaşlar, özetlersek, yoğun atış yapmayı planlıyan BHP hayranlarının tercih etmesi gereken model, mümkünse 1995-96 sonrası üretilmiş bir BHP olmalıdır. MKII'den itibaren, iç parça sertliklerinde de farklılıklar vardır. Özellikle horoz ve ayağında bu bariz bir şekilde gözlenmektedir. MKIII nişangahları da, refleks ve hızlı atışlara çok daha uyumlu nişangahlardır. Gerek namlu, gerekse de diğer aksam zamanla daha fazla tekamül ederek, daha dayanıklı ve yoğun kullanıma daha uygun bir hale getirilmiştir. 1996 üretimi, 245 NT' lerden itibaren yukarıda değindiğimiz revizyonlar mevcuttur.

Saygılar.


 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
Sedo
#37
Sn. Lupus'un çalışmasının fotoğrafları güncellenmiş halidir.
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
Sedo
#38
Valla özellikle foruma yeni katılan arkadaşlarımız için şu dakika Sn.lupus mu Sn.ombra mı dense öyle sanıyorum ombra denilecektir Smile

Tüm esas konulara can verdiniz gerçekten büyük iş yaptınız elinize sağlık.
 
Alıntı

#39
BHP konusu oldum olası pek bilmediğim, pek te incelemediğim bir konu.
Sadece uzman görüşlerini okumak ve dinlemekle yetiniyorum.
Konsept olarak HP/GP 35 konsepti saygı duyduğum bir konsept. Dünyada da tutulmuş, saygı görmüş bir platform, bizde te tabiri amiyane 14 lüden başka makina tanımam abi' cilerin aşırı bir bolluğu var.
Benim anlamadığım, neredeyse 80 senedir durmadan revizyona uğramış ama bir türlü kırımlardan kurtulamamış bir tabanca nasıl da mükemmel olarak nitelendiriliyor.
Acaba yakışıklı fiziğine duyulan bir hayranlık mı bunun nedeni, bir türlü çözebilmiş değilim.
Forum ahalisinden adları bende mahfuz 14 lü üstadlarım beni bu konuda aydınlatırlarsa mutlu olurum.
Saygılar.
Osman
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
aerdogdu2
#40
Efendim Ondörtlü Üstadı veya Ondörtlü Operatörü sayılmam, ancak aklımızın erdiği kadarı ile bir kaç kelam etmek isterim...

Öncelikle tüm dünyadaki silahseverler gibi yurdum insanın tanıdığı bildiği ilk yüksek kapasiteli tabanca olması çok büyük bir neden. İkincisi gerçekten iyi çalışan bir tabanca olması. Üçüncüsü bele salındığında mükemmel bir denge ile oturması, yüksek kapasitesine rağmen kabzasının hiç iz vermeden saklanabilmesi. Dördüncüsü çok farklı el yapılarına çok iyi uyum sağlaması. Beşincisi ülkemizde kırılganlığını ortaya çıkarabilecek kadar atım yapabilecek fırsat ve mühimmat olmaması. Ve son olarak da gerçekten çok kibar, çok yakışıklı olması...Smile

Saygılar.
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
aerdogdu2
  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi