Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 1 Oy - 5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
AMERİKA-KANSAS POLİSİNDEN BİR REFLEKS!
#11
(02-09-2014, 10:45 AM)hudutkartalı demiş ki: Muhtemelen fişek namluya sürülüydü...

Tabancanın varoluş amacı, yakın mesafelerdeki beklenmedik saldırıları, sadece tek el kullanılarak bertaraf edebilmektir...

Videodaki olay ve senaryo çok tipik bir tabanca kullanma senaryosudur...

Ve tabanca varoluş amacına en iyi nasıl hizmet edebilecekse, o şekilde taşınmalıdır.
 

#12
(11-02-2015, 11:06 AM)lupus demiş ki:
(02-09-2014, 10:45 AM)hudutkartalı demiş ki: Muhtemelen fişek namluya sürülüydü...

Tabancanın varoluş amacı, yakın mesafelerdeki beklenmedik saldırıları, sadece tek el kullanılarak bertaraf edebilmektir...

Videodaki olay ve senaryo çok tipik bir tabanca kullanma senaryosudur...

Ve tabanca varoluş amacına en iyi nasıl hizmet edebilecekse, o şekilde taşınmalıdır.

Bu konu başka daha iyi bir şekilde izah edilemezdi...
 

#13
Videodaki gibi taser ile müdahale (tekme kısmını geçersek) daha doğru olurdu diye düşünüyorum. Ayrıca bu müdahale Sn.hudutkartalı'nın paylaşımındaki köpeğe ne kadar etkili olurdu o yoruma açık.

Paylaşımı bir köpeğe ateş etmek olarak değilde güvenli silah kullanımı ve eğitimi ile ilgili yönünden alırsak Forumumuza daha uygun düşer sanırım yoksa avlanmanın gerekliliği konusundan başlayıp bitmez bir tartışmaya dönüşebilir konu. Köpekleri hepimiz çok seviyoruz. Saygılarımla

 

#14
Merhabalar,
Her şey iyi, güzel, hoş ama şehir içinde veya daha az meskun bir yerde böyle bir olayla karşılaşılırsa ve
köpeğe karşı silah kullanılırsa bunun sonrasında başımıza neler gelebilir acaba?
Ben bu tarafına da kafa yormak isterim. Köpeğin sahibi veya yakında bulunanlar başınızı ağrıtabilir. Şikayet edilebilirsiniz.
Böyle bir konu, köpek ölse de ölmese de bir soruşturmayla ve arkasından gelebilecek hukuki süreçle canınızı sıkabilir.
Elbette gaddarlık ve zalimlik olsun diye değil, sadece canımızı korumak için silaha başvurduğumuzu biliyorum.
Ancak sonunda taşıma ruhsatı bile elimizden alınır hale gelebilir mi?
değerli yorumlarınıza sunuyorum.
Hoşça kalın,
 

#15
Sabaha kadar uluyan,
Kaldırımları pisliğe basmadan yürümeyi imkansız hale getiren,
Kedileri parçalayan,
Bölgesine giren diğer köpekleri boğazlayan,
Evcil hayvanlarımıza saldıran,
Ailemizin kovalamadık ferdini bırakmayan,
Çocuklarımızı bahçeye bırakamamıza neden olan,
İnanılmaz hızla çoğalan,
Onca saldırılara rağmen tedbir alınmayan,
Silahımıza sarılmamıza neden olan,
Sokaklarımızın, parklarımızın eşkiyası haline gelen köpekleri sevmiyoruz.
Saldırgan dürtülerini kontrol edemeyen sahipli köpekleri de sevmiyoruz.

 

#16
(12-02-2015, 11:11 PM)cengiz demiş ki: Sabaha kadar uluyan,
Kaldırımları pisliğe basmadan yürümeyi imkansız hale getiren,
Kedileri parçalayan,
Bölgesine giren diğer köpekleri boğazlayan,
Evcil hayvanlarımıza saldıran,
Ailemizin kovalamadık ferdini bırakmayan,
Çocuklarımızı bahçeye bırakamamıza neden olan,
İnanılmaz hızla çoğalan,
Onca saldırılara rağmen tedbir alınmayan,
Silahımıza sarılmamıza neden olan,
Sokaklarımızın, parklarımızın eşkiyası haline gelen köpekleri sevmiyoruz.
Saldırgan dürtülerini kontrol edemeyen sahipli köpekleri de sevmiyoruz.

Sahipli veya sahipsiz köpekler sokaklara kendi istekleriyle mi geldi. Getirende bakamayıp sokağa salanda insan hayvanların bir suçu yok.
 

#17
"Hayatımda hiç bu kadar mahzun bakışlı ve kalbi kırık sokak köpekleri görmedim."
Mark Twain, İstanbul ziyareti, 1867 Ümit Sinan Topçuoğlu'nun kitabından.

Sokaklarımızda sahipsiz köpek görme olayı en fazla bundan 20 yıl öncesine dayanır. O zamanlar da tek tüktü bu gibi sahipsiz hayvanların şehirde dolaşması. Son on yıldır doruk noktasına ulaştığına tanık oluyoruz ve bu bir sosyal fenomendir.

1970'li yıllarda başıboş tek bir köpek dolaşmazdı sokaklarda.

Yüzüne öksüz ve yetim maskesini giymiş, hüzünlü, geleceğinden kuşkulu, kimlik bunalımına girmiş ve en az yıllardır sılayı görmemiş bir gurbetçi gibi mahzun bakışlı hayvanlarımız. Sadece tek bir şey eksik gözlerinde o da gözyaşı.

Nazım Hikmet, Abidin Dino'ya sormuştu. "Mutluluğun resmini yapabilir misin ressam" diye

Gerçekten yapmışlar. Yaşlı bir nene, 3 torun bir de köpek yer döşeğinde uyuyorlar. Hepsinin aydınlık yüzlerine sanki neşe kırıntıları serpelemiş ressam. Yani mutluluğun resmini yapmış. Eğer bendeniz naçizane bir ressam olsaydım ve mutsuzluğun resmini çizmeye çalışsaydım. Kentimizde dolaşan sahipsiz köpeklerden birisinin yüzünü çizerdim tabloma. Çünkü bu kentte mutlu bir görünüme sahip olan hiçbir sokak köpeği veya kedisine rastlamadım.

"Sokak köpekleri, zaman zaman insan ilgisine uğradıkça inlemiş; başına buyruk diye, bizim tarihimizde, İstanbul?da sürgünlere uğramış. İstanbul'un Sokak köpeklerinin de bir tarihi var. Osmanlı İmparatorluğu'nda dokunulmazlıkları olan sokak köpekleri kartpostalların değişmez figürleriydiler. 1865'te toplatılıp Hayırsız Ada'ya gönderilen köpekler, büyük bir İstanbul yangını çıkması üzerine geri getirildiler."
Topçuoğlu'nun bulgularına göre köpeklerin İstanbul'a Türklerle geldiği kabul ediliyor. Bizans'ta kedi hakimiyeti varmış. Eski çağlarda İstanbulluların kafasında şöyle bir inanış yer ediyor:"Köpekler bu şehirden giderse, Türkler de gider."

Köpek katliamları Batılılaşma hareketleriyle birlikte başlıyor;

İstanbul'da köpeklerin başı ilk kez bir İngiliz turist yüzünden belaya giriyor. Galata'da gece yarısı bastonuyla köpeklerden korunmak isteyen yabancı, köpeklerin hücumuna uğruyor. Kaçarken yüksek bir duvardan düşüp ölüyor. Majestelerinin hükümeti Osmanlı'ya ültimatom veriyor. Sultan 2.Mahmut da kararını açıklıyor.
"Sokak köpekleri tez elden toplan,, teknelere konula ve Hayırsız Ada'ya bırakıla?"

Operasyon başlıyor. Halk, köpekleri bırakın diye haykırıyor. Yeniçeri Ocağı'nı dağıtan 2.Mahmut kararını geri alıyor.

İkinci büyük köpek toplama harekatı Sultan Abdülaziz devrinde yaşanıyor. Köpekler toplanıyor, teknelere konulup Hayırsız Ada'ya bırakılıyor. Bu operasyonla eş zamanlı olarak 1865 Eylülünde büyük İstanbul yangınlarından biri başlamasın mı. Beyazıt'tan Gedikpaşa'ya kadar evler konaklar kömür oluyor. Halk anında bu felaketin gerekçesini buluyor:
Köpekleri topladınız, Allah da cezanızı verdi. Köpekler olsaydı önceden haber verirlerdi.
Tekneler yeniden Hayırsız Ada?ya gidiyor, köpekleri yükleyip İstanbul'a geri getiriyor.

Padişah 2.Abdülhamit döneminde İstanbul köpekleri en rahat dönemlerini yaşıyorlar. Köpeklerle uğraşmıyor, kuduzla uğraşıyor. Fransa'ya Pastör Enstitüsü'ne heyet göndererek, 10 bin altın bağışlıyor. Dünyadaki üçüncü Kuduz Enstitüsü'nü İstanbul'da kurulmasını sağlıyor.
Bu dönemde Mavroyani Paşa'nın araştırması "Sokak Köpekleri" ismiyle kitap haline geliyor. Paşa o tarihlerde kuduz vakası görülmemesini şöyle açıklıyor:
"Serbest çiftleşme, sokak köpeklerinde doğal aşı yerine geçiyor."

Talat Paşa'nın Dahiliye Nazırı, Suphi Bey'in İstanbul Şehremini olduğu 1910 yılında İstanbul köpekleri için kesin bir sürgün kararı alındı.
Bu kararda şehirleşmeyle beraber köpeklerin bir sorun olarak çıkması kadar İttihat ve Terakkinin "daha Avrupalı görünme kaygısı" da etkili oldu.
Yüzyıllardır İstanbulluların sevdiği, beslediği, mahallelerde sokaklarda sosyal hayatın içinde önemli bir figür olan köpekler birkaç gün içinde toplandı, kafeslerle tıkıldı, mavnalara yüklenerek Hayırsız Adaya götürüldüler.
Marmara denizinin İstanbul'a yakın tarafında bulunan Hayırsız Ada sadece bir kayaydı. Üzerinde dikili bir ağaç yoktu, hayvanların yiyecek bulabilecekleri büyük bir ada değildi. İstanbul'dan toplanan 80 bin köpek bu adaya bırakılarak ölüme terk edildi. Adaya bırakılan köpekler bir süre sonra açlıktan birbirlerini parçalamaya başladılar. O günlerde onların acı sesleri ve ulumaları İstanbul sahillerine kadar ulaşmaktaydı. Bir süre sonra ise sesler kesildi. Çünkü açlığa ve susuzluğa dayanamayarak öldüler. Köpek­lerin çığlıklarını duyan İstanbul halkının, bu sesleri ölene kadar unutmadıkları rivayet edilir.

Adadaki köpeklerin durumunu bizzat gözlemleyen Fransız bir gazeteci ise gördüğü manzarayı şöyle tasvir ediyordu:

"Dayanılmaz derece sıcak vardı. Etkisinden kurtulmak için kabinime çekildim. Vapur durmuştu. Biraz kestirmiştim. Hemen kalktım. Acele merdivenleri çıkarak güverteye kendimi attım: Küme küme köpek cesetleri ve etrafa yayılan çok fena bir koku..
Bir mil uzakta ağaçtan, bitkiden oluşmuş yalçın bir kayadan ibaret olan ada gözüküyordu..Yalçın kayanın üstünde köpekler karınca gibi kaynıyor? Köpeklerin en büyük kısmı sahili takip eden kayalık üzerinde toplanmıştı. Pek çokları güneş hararetinden kavrulmuş, serinlemek için var güçleriyle suda yüzüyorlar, son takatlarına kadar suda kalmak istiyorlar. Ötede beride görülen cesetlerin etrafında dolaşarak, çabalayarak bir parça et koparmaya çalışıyorlar... Karadaki diğer kısmı ufak bir gölge bulabilmek için taş kovuklarına sığınmak üzere delik, deşik arıyorlar... Diğer bir kısmı ise adeta delirmiş gibi oraya buraya koşuyorlar, sürekli kendi etraflarında dönüyorlar... Seslerini şimdi tam olarak duyuyorduk. İşittiğimiz bu feryatlar köpek havlaması değil adeta insan feryadı idi.

Kaptan geminin düdüğünü çaldırdı. Zavallı hayvanlar bir yardım sesi duymuş gibi heyecanlandılar. Bu sese hayvanların nasıl yalvarırcasına cevap verdiklerini size anlatamam. Bilmem göz önüne getirebiliyor musunuz? Feryat ve inilti saçan bir yalçın kaya. Bir yanardağ ki ateş yerine feryat, duman yerine cesetler saçıyor. Bu kızgın zemin üzerinde su, yiyecek için ağızları açık köpekler... Etrafında martıların uçuştuğu cesetler kısım kısım denizde lekeler oluşturuyor. Vapur hareket etti. zavallı köpekler yine bizleri son bir ümit ile takibe çalışarak çırpınıyorlar. Hiçbir şeyden habersiz geminin dalgaları onları büsbütün batırıyor, boğuyor, öldürüyordu. Ne karada ne denizde ölümden başka onlara el uzatan yoktu. Uzaktan bir romorkör'ün adaya doğru geldiğini gördük. Arkasında iki mavna köpek dolu kafeslerle aynı adaya gidiyor. Hayırsız Ada'nın aç sakinlerine İstanbul'dan taze köpek getiriyorlardı. Biz uzaklaştık. Marmara'nın yüzü üzerinde siyah bir nokta halinde kalan bu müthiş manzaralı adadan bakışlarımızı ayıramıyorduk..."

Sokak köpeklerinin hiçbiri kaldırıma pislemez, mutlaka bir ağaç, çalı dibi bulurlar ve sonradan kendi pisliklerini örterler.

Evcilleşen ilk hayvan türü köpektir. Evcil köpek, insanın en eski ve en sadık dostudur.



 

#18
Dünya bizim mülkümüz değil. Heryeri biz işgal edip hergün hayvanların yaşam alanını biraz daha yok ediyoruz. Sonrada çıkıp kendimizi haklıymış gibi gösteriyoruz. Hayır öyle bir hakkımız yok. Mesela örnek videoyu ele alalım herkes polisi haklı buldu, ama birde şöyle bakın , köpek sahibini koruyor. Pitbul yada fino bütün köpekler sahibini korur , benim 5 kiloluk terrier köpeğim bile sevgilimle tartışırken ona havlayıp ıssırmaya kalkıyor niye hayvanın doğası bu çünkü sahip bildiği kişiyi sevmek koruyup kollamak. Videoda köpekte bunu yapıyor , sizce köpeğin şöyle bir mantığı olabilir mi, sahibime kötü davranan bu insan bir polis aman ona saldırmayım... Ben hiç durduk yere birine saldıran bir köpek görmedim , kendisine sevgiyle uzanan eli ıssıran bir köpek görmedim.

[Resim: anne-karnina.jpg]

Hepimizin bu dünyada kiracı olduğunu unutmamak lazım , ve daha da önemlisi şu ki sadece biz sorguya çekileceğiz öbür tarafta çünkü günah birtek biz insanlar için var.
 

#19
Konu nereden, nereye geldi. ?
 

#20
Barınaktan defaatle "kurtarılıp" Moda'nın orta yerine salınan köpecik, arkadaşımın 3 yaşındaki oğlunun tüm kolunu ağzına alarak ısırdı.
"Aşısı var mıdır?" diye araştırdığımda kendisini barınaktan en son seferde çıkartıp aklısıra iyilik yaparak sokağa geri atan beyefendi telefona çıkmaktan korktuğu için sabiye 5 doz kuduz aşısı yapıldı.

2 gün sonra gezmeye gittiğim Van'da "müşterinin dikkatini çeksin" diye dükkana konulan Van kedisi görünümlü sokak kedisi oğlumu tırmaladı. 5 doz da biz aşı yaptırdık.

1970lerde İstanbul Göztepe'de köpek sürüleri gezerdi ve kuduz vakaları bildirilirdi. Geceleri köpek ulumaları uyku uyutmazdı.

Her işimiz tefrit-ifrat arasında gidip geliyor. Değişen de pek birşey yok sanki.
Videodaki durum oluştuğunda kaçımızın üzerinde ateşli silah olabilecek de aynı etkinlikle ateş edebilecek acaba, bence bunu tartışalım.
Sad
Saygılarımla
 

  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi