Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol





Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
YASAK BIÇAKLAR- 6136 sk 15/4 inceleme
#1
Madde 15 - (Değişik madde: 12/06/1979 - 2249/10 md.)
Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak 4 üncü maddede yazılı olan bıçak veya diğer aletleri veya benzerlerini satanlar, satmaya aracılık edenler, satın alanlar, taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis ve üçbin liradan onbin liraya kadar adli para cezası hükmolunur. (DEĞİŞTİ)

Bu madde kapsamına giren bıçak veya diğer aletlerin veya benzerlerinin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde yukarıdaki fıkraya göre hükmolunacak cezalar yarıdan bir katına kadar artırılır.

Bu Kanunun 4 üncü maddesine göre yapımına izin verilen bıçakları veya diğer aletleri veya benzerlerini kullanma amacı dışında satanlar, satmaya aracılık edenler, satın alanlar, taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında birinci fıkradaki; o bıçak veya diğer aletlerin veya benzerlerinin sayı ve nitelik bakımından vahim olması halinde de ikinci fıkradaki cezalar hükmolunur.

5728 sayılı yasanın MADDE 158- 6136 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak 4 üncü maddede yazılı olan bıçak veya diğer aletleri veya benzerlerini satanlar, satmaya aracılık edenler, satın alanlar, taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis ve yirmibeş günden az olmamak üzere adlî para cezasına hükmolunur.

Bu Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yazılı olan yivli ve yivsiz silahlarla bıçak ve diğer aletleri, hal ve şartlara göre sırf saldırıda kullanmak amacıyla taşıyanlar, üç aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

I- SUÇUN HUKUİ NİTELİĞİ;

6136 sayılı yasanın 15. maddesinde aynı yasanın 4. maddesinde belirtilen ve ithalatı, yapımı, taşınması, yollanması ve bu konulara aracılık edilmesi yasaklanan bıçak, diğer alet benzerlerinin, satışı, satışına aracılık edilmesi, taşınması ve bulundurulmasının suç olduğunu belirterek bu eylemlerin yaptırımını düzenlenmiştir. Suçun ön koşulu, suça konu olan bıçak veya diğer aletler ile benzerlerinin 4. maddede sayılan nitelikte olmasıdır.

Madde 4 - (Değişik madde: 12/06/1979 - 2249/5. md.)
Ülke içinde kama, hançer, saldırma, şişli baston, sustalı çakı, pala, kılıç, kasatura, süngü, sivri uçlu ve oluklu bıçaklar, topuz, topuzlu kamçı, boğma teli veya zinciri, muşta ile salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel nitelikteki benzeri aletlerin yapımı yasaktır.

Bunlardan bir sanat veya mesleğin icrası için kullanılması zorunlu bulunanların yapımına İçişleri Bakanlığınca yapılacak bir yönetmelikte belirlenen kurallara göre izin verilir.

(Değişik fıkra: 23/06/1981 - 2478/2 md.) Yalnız sporda kullanılan yivli ateşsiz silahlar ve mermileri ile yivsiz tüfekler ve mermilerinin, ev gereçlerinden olan veya tababet, sanayi, tarım, spor için kullanılan aletlerle bir meslek veya sanatın icrası için gerekli bıçak, şiş, raspa ve benzerlerinin kullanılması bu Kanun hükümlerine tabi değildir.

(Değişik fıkra: 23/06/1981 - 2478/2 md.) Avda veya sporda kullanılan her nevi ateşli yivli silahlar bu Kanunun 7 nci maddesine göre ruhsata tabidir.


II- SUÇUN MADDİ UNSURU;

A)- 15/1 madde ve fıkrası açısından suçun maddi unsuru bu yasanın 4. maddesinde yazılı olan bıçak ve diğer aletler ile benzerlerini ruhsatsız olarak,

1-Satmak
2-Satmaya aracılık etmek
3-Satın almak
4-Taşımak,
5-Bulundurmak


Biçiminde tanımlanan seçenekli davranışlardan birinin işlenmesi ile oluşmaktadır.

-Burada da önemli olan suça konu silahların 6136 sayılı yasanın 4. maddesi kapsamında olup olmadığıdır. Bunun için de elde edilen bıçak ve benzerleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmektedir. Aldırılan raporda bıçak ve benzerlerinin 6136 sayılı yasanın 4. maddesi kapsamında bıçaklardan olduğunun belirtilmesi karşısında sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulacaktır. Aksi taktirde beraat kararı verilip, bıçak başka herhangi bir suçta kullanılmadığı taktirde sanığa iade edilecektir.

B)-15/3 madde ve fıkrası açısından suçun maddi unsuru, bu yasanın 4. maddesinde göre yapımına izin verilen bıçak ve diğer aletler ile benzerlerini kullanma amacı dışında,

1-Satanlar,
2-Satmaya aracılık edenler,
3-Satın alanlar,
4-Taşıyanlar,
5-Bulunduranlar,

Biçiminde tanımlanan seçenekli davranışlardan birinin işlenmesi ile oluşmaktadır.

-Bu fıkranın tatbikinde önemli olan yapımına izin verilen bıçaklar, diğer aletler veya benzerlerinin kullanma amacı dışında satılmasıdır. Bu tespit edildiği taktirde suç oluşur
, Hakim kişilerin mesleki durumlarını, geçmişini, olayın özelliğini, olayın oluş şekli gibi nedenleri dikkate alınarak sonuca varılacaktır.

C- 15/4 maddi unsuru: 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı kanunun 158. maddesi ile 15. maddenin son fıkrasına eklenen hüküm ile, 15/4. madde ve fıkrasının maddi unsuru Bu Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yazılı olan yivli ve yivsiz silahlarla bıçak ve diğer aletleri, hal ve şartlara göre sırf saldırıda kullanmak amacıyla taşıdıkları taktirde suç oluşacaktır.

III- SUÇUN MANAVİ UNSURU,

-Genel kast ile işlenen bir suçtur.

IV- CEZAYI ARTTIRICI NEDENLER;

- 15/2 madde ve fıkrasında bu hususu belirtilmiştir. Birinci olarak sayı olarak vehameti belirtmiştir. Yakalanan bıçaklar sayı olarak vahim oldukları taktirde 15/1 madde uyarınca tayin edilen ceza yarıdan bir katına kadar arttırılacaktır. Sayı olarak ne kadar bıçağın vahim olacağının kanun düzenlememiştir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi içtihadında 100 adetten fazla olan bıçağı vahim olarak kabul etmektedir.

-15/2 madde ve fıkrası bir de nitelik yönünden vehameti düzenlemiştir. Bu konuda yakalanan bıçakların adli tıp ve polis Kriminaldan aldırılacak bilirkişi raporlarına göre bu husus belirlenecektir. Adli tıp kurumu birden fazla özelliği olan aletleri vahim olarak nitelemektedir. Örneğin sustalı muştalı birleşik aleti adli tıp vahim olarak nitelemektedir.

V- YARGITAY KARARLARI;

1-Bıçağın arıza nedeniyle namlusunun sapına sabitlenmemesi; Suça konu bıçağın Kriminal polis laboratuarınca belirlenen niteliğine göre, arızası nedeniyle namlusunun sapına sabitlenmediğinin anlaşılması karşısında, bu haliyle 6136 sayılı yasa kapsamında bulunup bulunmadığı ve basit bir işlemle tamirinin mümkün olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan görüş alınması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,

-Adli tıp raporunda sustalı çakı olarak nitelendirilen suça konu bıçağın susta mandalı olduğu belirtilmesine karşın susta tertibatının otomatik olup olmadığı konusunda bir açıklamaya yer verilmediğinden bıçağın 6136 sayılı yasa kapsamında değerlendirilmesi için susta tertibatının otomatik olması göz önüne alınarak bu hususun değerlendirilerek tekrar bilirkişi raporu aldırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

-Suça konu sustalı çakıya memnu vasfını veren susta tertibatının ve açıldığında sabit hale gelmesini sağlayan mandal kısmının sağlam olup olmadığı konusunda bilirkişi raporunda yeterli bir açık bulunmadığından bir kere de adli tıptan görüş alınması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,

-Suça konu bıçağın 6136 sayılı yasanın 15. maddesinde yaptırıma bağlanan aynı yasanın 4. maddesinde yazılan sustalı çakı olarak kabul edilmesi için sustalı tabir edilen düğmenin basıldığında namlu kısmının açılması yeterli olmayıp açık halde iken, namlunun sabit kalmasını sağlayan emniyet tertibatının sağlam olması gerektiğinden hükme dayanak yapılan bilirkişi beyanında bu konuya ilişkin bir açıklama bulunmadığından bir kere de adli tıptan görüş alınması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,

2-Kelebek Bıçak; Adli Tıp Kurumu raporunda ?sustalı bıçak? olduğu ifade edilen dava konusu bıçağın, dosya ve rapor içeriğinden düğmesine basılınca kesici kısmını birden ve kendiliğinden ortaya çıkaran ve sabitleştiren susta tertibatının bulunmadığı ve bu nedenle de sustalı bıçak olmadığı, belirlenen özellikleri itibariyle kelebek bıçak niteliğinde bulunduğunun anlaşılması karşısında, İçişleri Bakanlığının 2.8.1995 gün ve 177533 sayılı yazılarında belirtilen kelebek bıçakların 6136 Sayılı Yasa kapsamına girmeyen 2521 Sayılı Kanunun 3. maddesine göre ithal ve imaline izin verilen av bıçağı niteliğinde bıçaklardan olduğu yolundaki açıklamaları ile bu bıçakların serbestçe alınıp satılmaları ve 5237 Sayılı TCK.nun 21. maddesinde ?suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır? hükmü de gözönüne alınarak 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

3-Ek 1/A dan artırım yapılabilmesi için bıçağın duruşma salonu ve mahkeme salonlarında yakalanması gerekir; 6136 sayılı yasanın ek 1/a madde ve fıkrasının ?silahın duruşmalarda ve mahkeme salonlarında elde edilmesi halinde uygulanabileceği? belirtilmesi karşısında, koridorların bu tanım kapsamında bulunmadığı gözetilmeden, hakimin kapısı önünde elde edilen bıçak nedeniyle sanık hakkında tayin edilen cezanın anılan madde ve fıkra uyarınca artırım yapılması,

4-Sanıkta aynı anda sustalı bıçak ve tabanca elde edilmesi; Sanıkta aynı anda hem tabanca hem sustalı bıçak elde edildiğine göre eyleminin fikri içtima dahil tek suç kabulü ile TCK.nun 44 maddesi gereğince daha ağır yaptırım öngören 6136 sayılı yasanın 13/1. madde ve fıkrası uyarınca hüküm tesisi. Ancak eylemin boyutu dikkate alınarak asgari limitin üstünde bir temel ceza takdiri ile uygulama yapılması gerekirken, iki ayrı suç değerlendirmesi ile mahkumiyete karar verilmesi,

5-YARGITAY 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2011/8346 Karar No: 2012/20832; Samsun Kriminal Polis Labaratuvarı Müdürlüğünün 04.03.2009 gün ve 2009/680 sayılı raporu içeriğinden, sanıktan elde edilen kelebek bıçak tasarımlı olan, raporun 2. bölümünde incelenen suça konu bıçağın oluklu namluya sahip ve 6136 sayılı Yasanın 4. maddesi kapsamında olduğu anlaşılmakla; tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Faydalı olması dileklerimle saygılar..
 
Alıntı

#2
(26-07-2014, 06:30 PM)merak demiş ki: ...

-Adli tıp raporunda sustalı çakı olarak nitelendirilen suça konu bıçağın susta mandalı olduğu belirtilmesine karşın susta tertibatının otomatik olup olmadığı konusunda bir açıklamaya yer verilmediğinden bıçağın 6136 sayılı yasa kapsamında değerlendirilmesi için susta tertibatının otomatik olması göz önüne alınarak bu hususun değerlendirilerek tekrar bilirkişi raporu aldırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

-Suça konu sustalı çakıya memnu vasfını veren susta tertibatının ve açıldığında sabit hale gelmesini sağlayan mandal kısmının sağlam olup olmadığı konusunda bilirkişi raporunda yeterli bir açık bulunmadığından bir kere de adli tıptan görüş alınması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,

-Suça konu bıçağın 6136 sayılı yasanın 15. maddesinde yaptırıma bağlanan aynı yasanın 4. maddesinde yazılan sustalı çakı olarak kabul edilmesi için sustalı tabir edilen düğmenin basıldığında namlu kısmının açılması yeterli olmayıp açık halde iken, namlunun sabit kalmasını sağlayan emniyet tertibatının sağlam olması gerektiğinden hükme dayanak yapılan bilirkişi beyanında bu konuya ilişkin bir açıklama bulunmadığından bir kere de adli tıptan görüş alınması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,

...

Bilgilendirme için teşekkürler Sayın merak.

Yukardaki Yargıtay kararlarına göre Assisted Opening özelliği olan bıçakların sustalı çakı kavramı içinde değerlendirilmesi hatalı olur, şeklinde bir çıkarım sanırım hatalı olmaz Smile

Saygılarımla,
 
Alıntı

#3
Dogrudur Sn Oberon.

Saygılar
 
Alıntı

#4
Hep dedik yine söyleyelim; suç işlemek isteyen cam şişeyle de adam keser, çiviyle insan öldürür, maket bıçağıyla faça bozar, makasla rehin alır vesaire...

Galiba kanunlar sayesinde, ekmek kesecek bıçak bulamayacağız.Atalarımızın kılıçla aldığı coğrafyayı, istihkaksız; kurumuş tabancalarla ve bambu ağızlı vitamin öldürmeyen bıçaklarla ellere terkedeceğiz...Yazık!

Saygılar.
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
DADAŞIM
#5
Efendim konu çok öğretici ve faydalı teşekkür ederim...

Spyderco ve victorinox soldier 111mm yarısı testereli çakıyı düşünelim...Hiçbiri 6136 s.k da tahdidi olarak belirtilmiş yasak aletlere uymuyor..Kaldı ki emniyet izni ile ülkemizde satılabiliyor...Bu anlamda taşınmasında da bir sıkıntı olmamalı..

Ancak bir arkadaşımdan duyduğum (doğruluğundan emin değilim) bir ilçede adliyeye girmek isteyen şahsın üzerinde victorinox soldier 111 mm lik çakısını x rayda ötünce kapıdaki polise teslim ediyor..Davacı konumundaki şahıs işi bitince teslim ettiği çakısını almaya gittiğinde hakkında tutanak tutulduğu söyleniyor ve sonuç olarak 6136 sk ya muhalefetten adli süreç işliyor...Yerel mahkeme şehir içinde bu büyüklükte bir çakının taşınmasının bir kısmı testereli kilitlenebilen açma halkası sayesinde kolayca açılabilen ibareleri ile şahsı mahkum ediyor o arkadaşın anlatımına göre temyiz etmiş ancak sonucunu bilmiyordu..

Bozulmasını beklediğim bir karar ancak "hal ve şartlara göre sırf saldırıda kullanmak amacıyla taşıdıkları taktirde suç oluşacaktır." ibaresi de biraz farklı duruma yol açıyor..Yani satılması serbest olup 6136 sk da sayılana girmeyen bu bıçak spyderco çakılarındaki gibi açma deliği olması,tırtıklı olması,boyu ve kilitlenebilme özelliği sebebiyle ve bu bıçağın kırsalda olmaması sebebiyle sırf saldırıda kullanma durumu çıkarılabilecek midir?

Saygıyla
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
DADAŞIM
#6
(27-07-2014, 06:46 AM)victorinox demiş ki: Efendim konu çok öğretici ve faydalı teşekkür ederim...

Spyderco ve victorinox soldier 111mm yarısı testereli çakıyı düşünelim...Hiçbiri 6136 s.k da tahdidi olarak belirtilmiş yasak aletlere uymuyor..Kaldı ki emniyet izni ile ülkemizde satılabiliyor...Bu anlamda taşınmasında da bir sıkıntı olmamalı..

Sn. victorinox,

Yasal yollarla, devletin izin vererek ithalati yapılan bıçaklarda 6136 sk muhalefet suçu oluşmayacağına ilişkin bir içtihat okumuştum. Bulursam buraya eklerim.

(27-07-2014, 06:46 AM)victorinox demiş ki: Ancak bir arkadaşımdan duyduğum (doğruluğundan emin değilim) bir ilçede adliyeye girmek isteyen şahsın üzerinde victorinox soldier 111 mm lik çakısını x rayda ötünce kapıdaki polise teslim ediyor..Davacı konumundaki şahıs işi bitince teslim ettiği çakısını almaya gittiğinde hakkında tutanak tutulduğu söyleniyor ve sonuç olarak 6136 sk ya muhalefetten adli süreç işliyor...Yerel mahkeme şehir içinde bu büyüklükte bir çakının taşınmasının bir kısmı testereli kilitlenebilen açma halkası sayesinde kolayca açılabilen ibareleri ile şahsı mahkum ediyor o arkadaşın anlatımına göre temyiz etmiş ancak sonucunu bilmiyordu..

Bazen savcılar işin kolayına kaçıyor. Kriminal yerine yerel bilirkişiden raporu alıveriyorlar. Yerel bilirkişiler de maalesef mevzuata hakim değil. Eğer itiraz yoksa kriminal veya adli tıptan rapor alınmıyor. Sonuç olarak böyle yanlış kararlar çıkabiliyor. Yargıtay rapor var mı yok mu ona bakıyor. Nereden alındığını önemsemiyor.


(27-07-2014, 06:46 AM)victorinox demiş ki: Bozulmasını beklediğim bir karar ancak "hal ve şartlara göre sırf saldırıda kullanmak amacıyla taşıdıkları taktirde suç oluşacaktır." ibaresi de biraz farklı duruma yol açıyor..Yani satılması serbest olup 6136 sk da sayılana girmeyen bu bıçak spyderco çakılarındaki gibi açma deliği olması,tırtıklı olması,boyu ve kilitlenebilme özelliği sebebiyle ve bu bıçağın kırsalda olmaması sebebiyle sırf saldırıda kullanma durumu çıkarılabilecek midir?

Sanığın bu yönde kastı ispat edilemiyorsa yani salt saldırıda kullanılmak amacıyla taşındığına ilişkin savunmanın aksini gösterir ve sanık mahkumiyetini gerektirir nitelikte kesin delil yoksa beraat kararı verilmelidir.

YARGITAY 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2012/33840-Karar No: 2013/7557; Sanıkta ele geçen taşınması ve bulundurulması yasak olmayan mutfak bıçağının salt saldırıda kullanılmak amacıyla taşındığına ilişkin savunmanın aksini gösterir ve sanık mahkumiyetini gerektirir nitelikte kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, yasal unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
 
Alıntı

#7
(26-07-2014, 07:45 PM)Oberon demiş ki: Yukardaki Yargıtay kararlarına göre Assisted Opening özelliği olan bıçakların sustalı çakı kavramı içinde değerlendirilmesi hatalı olur, şeklinde bir çıkarım sanırım hatalı olmaz Smile

Dün cepten yazdığım için cevap kısa oldu.

Assisted Opening özelliği olan bıçakları sustalı çakı olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bunun hukuk aleminde beraat dışında 2 sonucu vardır.

1- Bıçak müsadere edilmez sahibine iade edilir.

2- Eğer ikamet veya işyerinde bıçakla birlikte silah da ele geçmişse fikri içtima kuralları uygulanır. Yani iki ayrı suçtan değil ağır olan suçtan tek ceza verilir. Bir silah ve sustalı için artık 15. madde değil 13/1 uygulanır; fakat bıçak yasak nitelikte değilse silah sayısı bire düştüğü için artık 13/3 uygulanır.

Saygılar
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
DADAŞIM
#8
T.C.
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU


ESAS NO. 2000/6-229
KARAR NO. 2000/238
KARAR TARİHİ. 5.12.2000


765/m.45 - 2253/m.12,13,38 - 6136/m.4,15



SUÇ KASTI

KELEBEK TABİR EDİLEN BIÇAKLAR

BIÇAK


ÖZET : Cürümde kastın bulunmaması cezayı kaldırır. Failin bir şeyi yapmasının veya yapmamasının neticesi olan bir fiilden dolayı kanunun o fiile tertip ettiği haller dışında, suçun manevi öğesi olan kastın bulunmadığı hallerde sanık cezalandırılamaz. Bu nedenle kelebek tabir edilen bıçakların av bıçağı olduğu, imal ve ithaline izin verildiği, serbestçe alınıp satıldığı idarenin cevaplarından anlaşıldığından bu çeşit bıçağı taşıyan sanıkta suç kastı yoktur.



DAVA : Sanık G.T.'ın kilit kırmak suretiyle bina içinde hırsızlık ve yasak bıçak bulundurmak suçlarından TCY'nın 492/1, 522, 2253 sayılı Yasanın 12 ve TCY.nın 59, 6136 sayılı Yasanın 15/1, 2253 sayılı Yasanın 12, TCY.nın 59, 647 sayılı Yasanın 4 ve TCY.nın 72. maddeleri uyarınca sonuçta 375.000.000 TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve cezasının 2253 sayılı Yasanın 38. maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin verilen temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 10.10.2000 gün ve 6887/6855 sayı ile kısmen tebliğnameye aykırı olarak onanmıştır. Yargıtay C. Başsavcılığınca 9.11.2000 gün ve 124904 sayı ile; Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 6.4.1999 gün 16628/4493, 10.2.2000 gün ve 811/2119, 24.3.1999 gün ve 979/4034, 6. Ceza Dairesinin 12.10.2000 gün ve 6868/6882, Ceza Genel Kurulunun 23.3.1999 gün ve 39/53, 12.5.1998 gün ve 112/174 sayılı kararlarından örnekler verilerek suça konu kelebek bıçağın 6136 sayılı Yasanın 4. maddesinde belirtilen silahlardan olup olmadığı ve ithaline izin verilip verilmediği İçişleri Bakanlığından sorularak hüküm verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu mahkumiyet kararı verilmiştir, gerekçesiyle itiraz yoluna başvurularak Özel Daire onama kararının, izinsiz bıçak taşımak suçu ile ilgili kısmının kaldırılıp Yerel Mahkeme hükmünün bu nedenle bozulmasına karar verilmesi istenilmiştir. Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:



KARAR: 23.12.1999 gecesi S.K.'a ait bakkal dükkanından hırsızlık yapıldığının ihbar edilmesi üzerine, sanık G.T. iki arkadaşı ile birlikte yakalanmış, yapılan üst aramasında kelebek tabir edilen bir adet bıçak ele geçmiştir. Polis memuru tarafından düzenlenen 23.12.1999 tarihli ekspertiz raporunda; bıçağın çift saplı, sap kısmının 13 cm, ağız kısmının 11 cm. uzunluğunda, iki sap birleştiğinde bir metal yardımıyla kilitlendiği 6136 sayılı Yasa kapsamına girdiği belirtilmiştir. Adli Tıp Kurumu Fizik/Balistik İhtisas Dairesinin 21.3.2000 günlü raporunda ise; "kesici-batıcı namluya sahip, namlusu kabza içinde gizlenebilen, kabzasının arka kısmında namlusu açıldığında iki parçalı kabzasını birbirine bağlayan ve bu nedenle namlusunun kabza ucunda sabitleşmesini sağlayan susta kilidi mevcut bıçağın, tip ve niteliği bakımından sustalı bıçak olarak değerlendirildiği, 6136 sayılı Yasa kapsamına girdiği, vahim nitelikte olmadığı" mütalaa olunmuş, Yerel Mahkemece bu raporlar dikkate alınarak sanığın yasak bıçak bulundurmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş, karar Özel Dairece onanmıştır. Yargıtay C. Başsavcılığı, "suça konu kelebek bıçağın 6136 sayılı Yasanın 4. maddesinde belirtilen silahlardan olup olmadığı ve ithaline izin verilip verilmediği İçişleri Bakanlığından sorularak hüküm verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu mahkumiyet kararı verildiği" gerekçesiyle itiraz yoluna başvurulmuştur. Ceza Genel Kurulunun emsal olaylara ilişkin 4.4.2000 gün ve 59/63 sayılı, 23.3.1999 gün ve 39/53 sayılı, 12.5.1998 gün ve 112/174 sayılı, 10.2.1998 gün ve 353/24 sayılı kararlarından da değinildiği üzere İçişleri Bakanlığının 2.8.1991 gün ve 215952 sayı ile Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığına, yine aynı Bakanlıkça 2.8.1995 gün ve 177533 sayı ile Adalet Bakanlığına gönderilen yazılarda kelebek tabir edilen bıçakların 6136 sayılı Kanun kapsamına girmeyip 2521 sayılı Kanunun 3. maddesi kapsamında av bıçağı oldukların imal ve ithaline izin verildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.TCY.nın 45. maddesinde "cürümde kastın bulunmaması cezayı kaldırır." hükmü yer almaktadır. Failin bir şeyi yapmasının neticesi olan bir fiilden dolayı kanunun o fiile tertip ettiği haller dışında, suçun manevi öğesi olan kastın bulunmadığı hallerde sanık cezalandırılamaz. İçişleri Bakanlığınca, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığına ve Adalet Bakanlığına gönderilen yazılarda, kelebek tabir edilen bıçakların av bıçağı olduğu, imal ve ithaline izin verildiği, serbestçe alınıp satıldığı bildirildiğinden; sanıkta müsnet suç kastının bulunduğundan söz etmek olanaksızdır. Ayrıca bu konuda belirtilen mercilerden yeniden araştırma yapmak sanığın hukuki durumunu etkilemeyeceği gibi, Anayasamızın 141/son maddesinde belirtilen, "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir." emredici kuralına da aykırıdır. Bu itibarla manevi öğesi oluşmayan yasak bıçak bulundurmak suçundan sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, mahkumiyet kararı verilmesi isabetsiz olup, itirazın bu değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının bu değişik gerekçe ile KABULÜNE, 6. Ceza Dairesinin 10.10.2000 gün ve 6887/6855 sayılı "onama" kararının KALDIRILMASINA, Gölyaka Asliye Ceza Mahkemesinin Yasak bıçak taşımak suçundan sanığın cezalandırılmasına ilişkin 7.6.2000 gün ve 8/61 sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine 5.12.2000 günü oybirliğiyle karar verildi.

------
Spyderco, Victorinox gibi bıçaklar günlük ihtiyaçları gidermek için kullanılan resmi ithalatı yapılmış bıçaklardır. İçişleri Bakanlığınca, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığınca ithaline izin verildiği ve serbestçe alınıp satıldığı için sanıkta müsnet suç kastının bulunduğundan söz etmek olanaksızdır.

Saygılar
 
Alıntı
1 üye teşekkür etti:
DADAŞIM
  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi