Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Yivsiz Tüfeklere Yeni Başlayanlar İçin
#11
(23-09-2013, 09:15 PM)baris demiş ki: Şimdi anladım, Valmet firması namlularını sadece baştan ve sondan birbirine sabitlediği için böyle bir ad vermişler.

Normalde süperpozelerde boylu boyunca bir bantla iki namlu sabitlenir.

İki farklı kalibre namluyu boydan boya yapıştırmanın anlamsızlığı (rezonans ve namlu harmonikleri) yüzünden Valmet böyle bir çözüm getirmiş olabilir, dikkat ederseniz sadece yivsiz namlu üretenlerde hiçbir büyük firma böyle iki uçtan tutturma yapmaz.

Ben olsam 2 tane 12likte (veya 16-20 kalibrelerde) böyle namlu yerine, iyi işçilikle, boydan boya lehimli kapalı tip namluyu tercih ederim.
Saygılarımla.

Valment çoğu yivsiz üreticileri tarafından uygulanmaktadır.
Eski huğlu süperpozelerde iki namluyu birleştiren ve boydan boya olan kapalı şerit kullanılırdı. Hatta bu kapalı şeritlerin arasına kurşun çubuklar konulurdu ki namlu şahlanmasın. Tabi bu arada tüfek olurdu 5 kg. Daha sonra soğutmalı ara bantlar yapılmaya başlandı. Sonra da daha güzel göründüğü için ara şeritler kaldırıldı.

Sayın Barış'ın da dediği gibi kapalı ve lehimli namlu bence de çok güzel ki benim pozem de bu şekildedir.
 
Alıntı

#12
Değerli Forumdaşlarım,

Yeni bir konu başlığı açmaktansa eskiden açılmış bir konu altında yazmak daha iyi olacak diye düşündüm. Konu "Yivsiz Tüfeklere Yeni Başlayanlar İçin" olunca bir seri halinde  yivsiz tüfeklerle ilgili bazı temel bilgileri burada aktarmak uygun olacak. 

YİVSİZ TÜFEKLER: TASARIMI ve ÇALIŞMA ŞEKİLLERİ

Tarihçe olarak yivsiz av tüfeklerinin kullanılması ilk önce uçar avları için 1800 lü yıllarda başlar.  Bildiğiniz gibi o yıllarda tüfekler zaten yivsiz, ateşleme mekanizmasının da horozlu ve çakmaktaşlı olması sürpriz değil. Böyle bir mekanizma ateşleme çakmak taşı taşıyan horozun bir plakaya vurması ve buradan çıkan kıvılcımın, ağızdan doldurulmuş tüfeğin barutunu geriden ateşlemesi ile çalışmaktaydı. Bir İngiliz papazı ve hırslı bir avcı olan Alexander Forsyte, horozun öndeki plakaya vurması ile çıkan kıvılcımı, yerel kuşların görüp, hemen yön değiştirdiklerini ve geciken ateşleme nedeniyle avın hep kaçtığını gözledi. Bunun üzerine vurmalı ateşleme mekanizmasını bularak sadece yivsiz av tüfeklerinde değil, ateşli silahların gelişiminde önemli bir keşifte bulundu.

 
[Resim: akmakta_ate_leme.png]
Cıva fulminatın vurma ile ateş çıkardığını bulunca bunu namlunun yanına monte ettiği bir düzenekle namludaki barutu ateşlemekte kullandı. Böylece dışarıda kıvılcım olmuyor ve ateşleme gecikmiyordu.  (En iyi bilinen fulminat potasyum klorattır. Nicholas Lemery 1774 de Cıva fulminat,  Bertholet 1788 de gümüş fulminatı bulmuştu. Howard 1800 lerde Fourucroy  ve Vaquelin'in çalışmalarından yararlanarak kapsül barutunu bulmuştu ama popülarize olmadı)  Sonuçta Patenti alan 1819 da Forsyth oldu ve patent resmi sağ üstteki resimde görülüyor. Burada ateşleme bölümüne cıva fulminat ve potasyum klorat içeren ufak bir bakır kapsül konuyor, horoz üzerine vurunca ateşlenen kimyasallar barutu harekete geçiriyordu. Bu gün tüm mermilerde kullanılan kapsülü bulmuştu. Bu keşifle, çakmaktaşlı sistemlerdeki ateşlemedeki gecikme de ortadan kalktı.

Namlunun içine konan fişeklerin keşfi için bir süre geçmesi gerekti. Kenardan ateşlemeli (Rimfire) fişekler 1830 da geliştirildi ama ilk kullanılan .22 kalibre fişek 1845 de Flaubert tarafından yapıldı. Bu gün yaygın kullandığımız merkezi ateşlemeli (Centerfire) fişek Clement Pottet tarafından tasarlandı, geliştirilmesi François Scheneider tarafından yapıldı. Ama 1861 de  George H. Daw tarafından 1861 de İngiltereye tanıtılarak patent aldı. Fişek gelişimini ayrı başlık altıda yazacağım. 

Konunu devamı olarak Yivsiz av tüfeklerinin çalışma şekillerini yazmaya devam edeceğim.

Saygılar
 
Alıntı
5 üye teşekkür etti:
heisenberg, Dr.Oz, ThePulchra, Xlll, Yaşar Engin
#13
Yivsiz tüfek veya av tüfeği, genellikle kısa menzilli omuzdan ateşlenen bir silahtır. Namlusu genellikle kaval tabir edilen yivsiz boru şeklinde düz namludur. Tek kurşun atabildiği gibi, çoklukla değişik boyutta saçmalar atmak için tasarlanmıştır.  Bu günkü duruma gelmeden önce, günümüzdeki saçma atan av tüfeklerinin atası durumundaki Blunderbuss'tan bahsetmemiz uygun olur:

Blunderbuss

Tipik bir Blunderbuss kısa namlulu, namlu ucu tropet gibi açılan, ağızdan dolma bir tüfektir. Bu tüfeğin kalibresi büyük olup, namludan çok sayıda saçma doldurulmaktaydı. Kısa mesafe savunma silahı olarak 18. ve 19. yüzyıllarda kullanıldı.


[Resim: blunderbuss_1.jpg]

Bu silahın orijinal ismi Felemenkçe Donderbuss (Thunder-pipe) yıldırım saçan boru anlamındadır.Bunun tabanca formu "Dragon" olarak adlandırılıp, atlı süvariler tarafından kullanılıyordu:


[Resim: blunderbuss_pistol.jpg]

Bu dönemlerde trompet ağzı şeklindeki namlu ucu diğer silahlardan ayırd ettiriyordu. Blunderbuss birden fazla saçmayı göndermek amacıyla yapılmış olup, ağız yapısı saçmaların dağılmasını arttırıyordu. Ağız yapısı barut ve saçmaları yüklemeyi kolaylaştırıyordu. O dönemde süvarile, korsanlar, posta taşıyıcılar ve gemiciler arasında yaygın kullanım bulmuştu. Korsanlar ve gemiciler deniz suyundan paslanmasını önlemek için namluyu demir yerine pirinçten yapılmış olanları tercih ediyordu.

19. yüzyıla kadar kullanılan tek gülle yerine, çok sayıda saçma atan bu tüfek günümüzdeki saçma atan av tüfeklerinin atası sayılır. 19. yüzyıldan sonra yerini karabina ve filintaya devretmiştir
 
Alıntı
2 üye teşekkür etti:
heisenberg, Dr.Oz
  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi