Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Kayıt Ol




Konuyu Değerlendir
  • 1 Oy - 5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Yugoslavya Survival
#1
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Yugoslavya?nın_dağılması

[Resim: 746px-Breakup_of_Yugoslavia-TRY2.gif]

(Yugoslavya?nın dağılması sayfasından yönlendirildi)
Yugoslavya?nın dağılması

Animasyonlu harita Yugoslavya SFC?nin 1992 yılı içinde dağılması sürecini gösterir. Çeşitli renkler, kontrol edilen bölgeleri belirtir.
?? Yugoslavya SFC (1943-1992)
?? Hırvatistan (1991-)
?? Hersek-Bosna Hırvat Cumhuriyeti (1992-1994)
?? Sırbistan-Karadağ (1992-2006)
?? Sırp Cumhuriyeti (1992-)
?? Krayina Sırp Cumhuriyeti (1991-1995)
?? Bosna-Hersek (1992-1998)
?? Makedonya (1991-)
?? Slovenya (1991-)


1918-1941/1945-1992 yıllarında Yugoslavya sınırları
Yugoslavya (Arnavutça: Jugosllavia; Hırvatça, Sırpça, Slovence: Jugoslavija; Macarca Jugoszlávia; Makedonca, Kiril Sırpça: Türkçe: Yugoslavya) Balkanlar?ın batısında 20. yüzyılda, üç defa farklı yapı ve idari şekille kurulmuş olan bir devlet olmuştur. Bu ad sahip olan devlet, 1918-2003 yıllarında çeşitli idari yapılarda varlığını sürdürmüş bir Balkan devletidir.

Yugoslavya adıyla bilinen ilk devlet 1918 yılında kurulan Yugoslavya Krallığı?dır. 1943 yılında Demokratik Federal Yugoslavya ilan edilmiştir. Bu devlet, 1946 yılında ?Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti? adını almıştır.

Tarih
Bugünkü Yugoslavya topraklarında yaşadığı bilinen ilk kavim İliryalılardır. Bu bölgede 4. yüzyıl civarında Hun grupları yaşamıştır. Hunlar, Gotlardan, Alanlardan ve Germen Taifallardan oluşturdukları yardımcı kuvvetlerle takviyeli olarak ilk defa 378 baharında Tuna?yı geçmişlerdir. Romalılardan karşılık görmeksizin Trakya?ya kadar ilerlemişlerdir. Roma imparatoru I. Theodosius?un ölüm yılı olan 395?te Hunlar yeniden Balkanlar?da hareketlenmişlerdir.[1] Daha sonra Slav grupları Yugoslavya topraklarına göç etmişlerdir. Beşinci yüzyılda artık Yugoslavya topraklarında İliryalılar kalmamıştır. Slavlar tarih boyunca daima başkaları tarafından yönetilmişlerdir. Avusturyalılar, Macarlar, İtalyanlar, Türkler ve Fransızlar değişik zamanlarda Slav gruplarını idareleri altına almıştır. En uzun ve önemli dönemleriyse Türk idaresinde kaldıkları yıllardır.

Roma öncesi dönem
Scodra (bugünkü İşkodra) şehri merkez olmak üzere İlirler, MÖ IV. yüzyılda bölgede güç oluşturmuşlardır. Ancak, MÖ 358?de II. Filip (Büyük İskender?in babası), İlirleri yenip egemenlik alanını Ohri Gölü?ne dek genişletmiştir.

MÖ. 229 ve 219?da Roma ordusu, İlirya yerleşkelerine baskın düzenlemiştir. Bu baskınlar Neretva vadisinde gerçekleşmiştir.

MÖ 180 yılında Dalmaçyalılar, İlirya kralı Gentius?a karşı bağımsızlık ilan ederler. Romalılar, MÖ 168?de son İlirya kralı Gentius?u yenip kendisini MÖ. 165?te Roma?ya esir olarak götürmüşlerdir. Kısa süre sonra bu bölge Roma kontrolu altına alınmış, idari yapılanma kurulmuştur.

Roma İmparatorluğu dönemi
MÖ II. yüzyılın ilk kısmında, Balkanlar?da ve dolayısıyla Yugoslavya?nın yer aldığı bölgede Roma İmparatorluğu dönemi başlamıştır. Dönemle beraber bölge idari, kültürel ve askerî açılardan Roma yapısıyla kurgulanmaya başlanmıştır.

Roma egemenliğinin son yıllarında Romalılar, Gotlar ve Hunlar, bölgede kendi güç alanları oluşturma uğraşına girişmiş ve kendi alanlarını kurmuşlardır.

İmparator I. Theodosius?un (346-395) ölümünden önce, devletin topraklarını iki oğlu arasında paylaştırması üzerine Balkanlar da ikiye bölünmüştür. Kuzeybatı kısmı (bugünkü Hırvatistan ve Slovenya toprakları) Batı Roma; gerisi Doğu Roma İmparatorluğu sınırlarında kalmıştır.[2] Bu bölünmede Yugoslavya toprakları da iki ayrı devlet yapısının içinde olmuştur.

Hristiyanlığın bölgede yayılması
Balkanlar?a Hristiyanlık, Pavlus ve onun takipçileri Trakya üzerinde Balkanlar?a geldiklerinde girmiştir. III. yüzyılda bölgede Hristiyan sayısı artmıştır. 313 yılından sonra, Roma?nın hoşgörüsü sonrasında Balkanlar?da Hristiyanlık iyice yayılmaya başlamıştır.

Slavların yerleşimleri

6. yüzyılda Balkanlar
V. ve VI. yüzyıllarda, çeşitli lehçeleri konuşan Slavlar birçok grup hâlinde Balkanlar?ın geniş arazilerine hâkim olmuşlardır. Çok sonraları doğacak olan Yugoslavya devletinin nüfusunun ciddi bir kısmını oluşturan Slavlar da, bu dönemden itibaren bölgede yayılmaya başlamışlardır.

Slavlar, Balkanlar?a geldiklerinde, bölgeye geçici olarak yerleşmiş ve bu yerleşmelerle Slavların bölgedeki birçok halkı asimile ettiği düşünülmektedir.[3] Bu Slav kabileleri büyüklü küçüklü birçok göçle bölgeye yayılmışlardır. Göçlerin büyük kısmı, Balkanlar?ın Doğu Roma toprakları içinde kalan kısımlarına olmuştur.

Peçenek ve Kuman Türk boyları
Bulgarların Balkanlara gelişinden daha sonra XI. ve XII. yüzyıllarda Peçenek, Kuman (Kıpçak) ve Uz Türkleri, Balkanlara göç etmişler ve bunların bir kısmı XV. yüzyıla kadar toplu olarak varlıklarını korumuşlardır. O dönemde Kumanlarla ticaret yapan Avrupalılar için 2500 kadar kelimeyi içine alan bir Kumanca sözlüğün (Codex Cumanicus) hazırlanmış olduğu bilinmektedir.[4] Peçenek ve Kuman boylarının yayılım alanı içinde Yugoslavya toprakları da var olmuştur. Bu yayılımın bugüne kadar gelen hatıralarından birisi o dönem Yugoslavyanın güneyinde (bugünkü Makedonya) yer alan Kumanova şehridir.


Orta Çağ ve sonu
10. yüzyılda bölgenin büyük bir kısmını ele geçiren Büyük Bulgar İmparatorluğu, 1014 yılında "Bulgar Kasabı" olarak bilinen Bizans İmparatoru II. Basileios tarafından yıkıldıktan sonra, bölgeye yerleşen Bizans İmparatorluğu, 14. yüzyılda, Stefan Duşan (1331-1355) dönemindeki Sırp saldırıları sonucu aynı akıbete uğramıştır. Belgrad'dan Atina'ya kadar geniş bir alana yayılarak bölgede Doğu Roma?nın (Bizans) yerini alan kudretli Sırp İmparatorluğu ise; 14. yüzyılda doğudan gelen Osmanlı İmparatorluğunun saldırıları sonucu ortadan kaldırılmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu dönemi

16. yüzyılda Osmanlı döneminde Belgrad
O dönemde, Yugoslavya topraklarının bir bölümü Sırbistan olarak bilinmekteydi. Ülke toprakları 1389 yılında yapılan I. Kosova Muharebesi ile Osmanlı Türklerine bağlı bir derebeylik olmuştu. Bölgedeki birçok Slav halkı ve Slav olmayan halklar, 14. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yaşamaya başlamışlardır.

II. Kosova Muharebesinin kaybedilmesi Balkanlarda Osmanlılara karşı direnişinin kesin olarak sona ermesine neden oldu. Bölge, bu savaştan 17. yüzyıl sonlarındaki II. Viyana Kuşatmasına kadar, diğer dönemlere oranla göreceli de olsa sakin ve huzurlu bir dönem geçirdi. Bunda o dönemki Osmanlı yöneticilerinin bölgeden yalnızca bir miktar vergi almayı yeterli görmesi ve halkın gelenek, görenek, inanç ve ibadet olarak ifade edebileceğimiz yaşam tarzına karışmaması önemli bir yere sahiptir.

Yugoslavyanın bulunduğu topraklar uzun yıllar Osmanlı idaresinde kalmıştır. Osmanlı İmparatorluğunun zayıflamaya başladığı yıllarda Balkanlarda çeşitli isyanlar çıktı. Balkan topraklarında meydana gelen isyanlar, devletin günden güne zayıflamasına ve sonunda parçalanmaya kadar varan bir sürece götürmüştür. 1789'da meydana gelen Fransız İhtilali Avrupa'da eşitlik, adalet, özgürlük, bağımsızlık, anayasacılık vb. birçok yeni düşüncenin ortaya çıkmasına sebep oldu. Ortaya çıkan bu yeni düşünceler kısa sürede, bütün dünyada olduğu gibi Balkanlada da hızla yayıldı.

Başlangıçta birtakım haksızlıklara karşı bir tepki olarak başlayan mücadelenin yönü, Sırp kuvvetlerinin İvankovaç Muharebesi, Mişar Muharebesi ve Deligrad Muharebesi'nde Osmanlı kuvvetlerini arka arkaya yenmesi üzerine Kara Yorgi tarafından bağımsızlık olarak değiştirildi. 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı'nın tam bu döneme denk gelmesi de isyanın bir türlü kontrol altına alınamamasına neden oldu. Ancak Osmanlılar 1809'da yaklaşık 20.000 kişilik bir kuvvetle tekrar Sırbistan'a girdi ve Çegar Muharebesi'nde Sırp ordusu isyanın başından beri ilk defa ciddi olarak yenilgiye uğratıldı. Ancak Kara Yorgi Rusların da desteği ile isyanını 1812'ye kadar aralıklarla devam ettirdi. 1812 Bükreş Antlaşması'nda Rusların da baskısıyla Sırplara birtakım haklar verildi. Fakat bu verilen haklardan tatmin olmayan ve yukarıda da açıkladığımız gibi tam bağımsızlığı hedefleyen Kara Yorgi tekrar ayaklandı. Tam bu sırada Napolyon'un Rusya Seferi'ni başlatmasından da faydalanan Osmanlı İmparatorluğu, Ruslardan yardım alma ümidi olmayan Sırplar üzerine bir ordu gönderdi. Osmanlı kuvvetleri karşısında tutunamayan Kara Yorgi yenilerek Avusturya'ya kaçmak zorunda kaldı. Bunun üzerine isyanın liderliğini 3 yıl sonra,1815'de Miloş Obrenoviç aldı. Bu ayaklanmaya müdahale etmesi hâlinde Rusya'nın müdahalesinden çekinen Osmanlı İmparatorluğu, Miloş'la anlaşma yoluna gitti. Onu Sırpların prensi olarak tanıdı ve Sırbistan'a kısmi özerklik verdi.

19. yüzyılda Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek bölgeleri Osmanlı sınırlarından çıktı. 1878 Berlin Antlaşmasıyla Sırbistan, bağımsız bir krallık oldu. Böylece 500 yıllık Osmanlı idaresi, ülkenin bazı kesimlerinde sona erdi, bazı kesimlerinde (Kosova, Makedonya, Sancak) 1912-13 yıllarına kadar sürdü.


İlk Yugoslavya
Ana madde: Yugoslavya Krallığı

Yugoslavya Krallığı (1929-1941)
Yugoslavya Krallığı, Yugoslavya adıyla kurulan ilk devlettir. Bu krallık 3 Ekim 1929 tarihinden önce ?Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı? adıyla bilinmiştir. Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı, 1 Aralık 1918?de Sloven, Hırvat ve Sırp Devleti ile Sırbistan Krallığı?nın birleşmesiyle kurulmuş (13 Temmuz 1918 tarihinde Karadağ Krallığı bu birliğe eklenmiştir.) ve 13 Temmuz 1922 tarihinde Paris?teki Büyükelçiler Konferansı?nda uluslararası tanınması yapılmıştır.[5] Yugoslavya Krallığı, 1941 yılında Mihver Devletleri tarafından işgal edilmiş ve 1943-1945 yılları arasında da bir siyasi yapı olarak oluşturulmuştur.

I. Dünya Savaşı'nın önemli bir cephesi de Güney Slavlarının siyasi birlik yönünde attığı adımlar oldu. Daha savaşın başlarında Sırp, Hırvat ve Sloven kökenli politikacı ve aydınların bu amaçla Londra'da kurduğu Yugoslav Komitesi, yeni ve birleşik bir devleti savunan çevrelerin sözcüsü durumuna geldi. Yugoslav Komitesi ile sürgündeki Sırp hükümeti temsilcilerinin Temmuz 1917'de imzaladığı Korfu Bildirisi'yle bu program ilk kez somut bir biçim kazandı. Bildiri temelde farklı ulusal ve dinsel toplulukların eşit haklarla yer alacağı, demokratik ilkelere dayalı bir anayasal monarşi kurulmasını öngörüyordu. Bu gelişme Habsburg (Avusturya) yönetimi altında olan Hırvatlar ve Slovenler arasında bağımsızlık mücadelesini de güçlendirdi. Aynı yıl örgütlenen Yugoslav Ulusal Konseyi açıkça Güney Slavları birliğini savunmaya başladı. Bu gibi siyasi çalışma ve gelişmeler Yugoslavya Krallığı?nın oluşması ile sonuçlanmıştır.

İkinci Yugoslavya
Ana madde: Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti

Yugoslavya genel haritası

Yugoslavya SFCnin bayrağı
Yugoslavya adına sahip ikinci devlet olarak tarihte görünen siyasi yapı Yugoslavya Demokratik Federal Cumhuriyeti?dir. Bu devlet yapısı, II. Dünya Savaşı sırasında direniş gerçekleştiren Yugoslavya Partizanları tarafından 1943 yılında Demokratik Federal Yugoslavya adıyla ilan edilmiştir. Ülkenin adı 1946'da Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti[6] ve nihayetinde 1963 yılında Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti[7] olarak değiştirildi.

II. Dünya Savaşı sırasında Mihver Devletleri saldırısı üzerine Bosna'ya çekilerek İşçi Tugayları'na dayalı yeni bir savaş taktiğini seçen Partizanlar, İtalyan, Alman, Ustaşa ve Çetnik birliklerinin Mart 1942'de giriştiği harekâttan sonra Bosna'nın kuzeybatı kesimini üs edindi. Josip Broz Tito'nun Kasım 1942'de topladığı Yugoslavya Antifaşist Ulusal Kurtuluş Konseyi (AVNOJ) direniş harekâtının bütün Yugoslav halklarını birleştirecek bir siyasal programa kavuşmasını sağladı.

Müttefiklerin Balkanlar'a çıkarma yapmasından önce Yugoslavya'daki Partizan hareketini boğmak isteyen Nazi yönetimi, 1942-1943 kışında toptan imhayı hedef alan yeni bir harekât düzenlediler. Öncelikle Çetnikleri saf dışı ederek konumlarını sağlamlaştıran Partizan kuvvetleri, ardından Alman kuşatmasını yararak Karadağ'ın Durmitor bölgesine geçtiler. Mayıs 1943'te bu bölgeye yönelik ikinci Alman kuşatma harekâtı da boşa çıktı. Üstün Alman birlikleriyle şiddetli çarpışmalardan sonra sarp bir geçidi aşan Partizan kuvvetleri sonunda Bosna'nın orta kesimine ulaşmayı başardı. Yugoslavya'nın bağımsızlık mücadelesinde bir dönüm noktası sayılan bu zafer, aynı zamanda Partizan hareketine Müttefiklerin siyasi ve askerî desteğini sağladı. İtalya'nın Müttefiklere teslim olmasından sonra Partizanların denetimine giren geniş kıyı şeridi, silah ve askerî gereç almak için önemli bir kapı durumuna geldi. Bu arada Kasım 1943'te ikinci toplantısını yapan AVNOJ, bir geçici hükümet oluşturduğunu ilan etti. Mayıs 1944'te Tito'nun karargâhına yönelik son Alman saldırısını da atlatan Partizanlar, sonraki aylarda işgal kuvvetlerini Sırbistan'a doğru geriletmeye başladı.

Kasım 1945'teki seçimlerde, komünistlerin önderliğindeki Halk Cephesi'nin kazandığı büyük zaferin ardından, 2 Aralık 1945'te Yugoslavya Demokratik Federal Cumhuriyeti?nin kurulduğu ilan edildi, böylece kâğıt üstünde de olsa devam eden monarşi resmen sona erdi.Ocak 1946'da federal bir cumhuriyet yapısını öngören yeni anayasa yürürlüğe kondu.

Ad
Başkent
Bayrak
Arma
Konum
Bosna-Hersek Sosyalist Cumhuriyeti Saraybosna



Hırvatistan Sosyalist Cumhuriyeti Zagreb



Makedonya Sosyalist Cumhuriyeti Üsküp



Karadağ Sosyalist Cumhuriyeti Titograd, bugün Podgorica



Sırbistan Sosyalist Cumhuriyeti
Kosova Özerk Sosyalist Bölgesi
Voyvodina Özerk Sosyalist Bölgesi
Belgrad
Priştine
Novi Sad



Slovenya Sosyalist Cumhuriyeti Ljubljana



Yugoslavya savaşları
Yugoslavya'nın dağılması
Yugoslavya?nın dağılması

Animasyonlu harita Yugoslavya SFC?nin 1992 yılı içinde dağılması sürecini gösterir. Çeşitli renkler, kontrol edilen bölgeleri belirtir.
?? Yugoslavya SFC (1943-1992)
?? Hırvatistan (1991-)
?? Hersek-Bosna Hırvat Cumhuriyeti (1992-1994)
?? Sırbistan-Karadağ (1992-2006)
?? Sırp Cumhuriyeti (1992-)
?? Krayina Sırp Cumhuriyeti (1991-1995)
?? Bosna-Hersek (1992-1998)
?? Makedonya (1991-)
?? Slovenya (1991-)

Katılanlar Slobodan Milo?evi?, Franjo Tu?man, Alija Izetbegovi?, Radovan Karad?i?
Yer Yugoslavya SFC
Tarih 1989-1992
Sonuç Yugoslavya özerk cumhuriyetlerinin ayrılması, beş yeni devletin kurulması.
Yugoslavya?nın dağılması, Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin Josip Broz Tito'nun ölümünden sonra artan etnik çekişmeler ve ekonomik bunalım nedeniyle ve 1980'lerin sonlarında Doğu Avrupa'daki değişikliklerin de etkisiyle 1990'lar ve 2000'lerde yaklaşık 20 yıl süren kanlı bir süreç sonunda yedi ayrı egemen ülkeye bölünmesidir.

Yugoslavya'yı parçalamak üzere o dönemde Batı'nın siyasi, ekonomik, ideolojik ve askerî eylemlere giriştiği belirtilmektedir.

1980'ler
Josip Tito'nun Mayıs 1980'de ölmesinden sonra ekonomik bunalım ve etnik çekişme ortamında federal birliği korumanın güçlüğü daha açık biçimde ortaya çıktı. 1980'ler boyunca 1974 Anayasasının da verdiği yetkilerle Federasyonu oluşturan cumhuriyetler ekonomik ve siyasi alanda merkezden neredeyse bağımsız davranmaya başladılar. Giderek artan borç yükü 1983'ten sonra ekonomik istikrar programı doğrultusunda köklü reformların yapılmasını zorunlu kıldı. 1981'de Kosova'da başlayan siyasi amaçlı gösteri ve eylemler zamanla öteki cumhuriyetlere de sıçradı. Cumhuriyetler arasında gerginleşen ilişkiler parti ve devlet kademelerinde de sarsıntıya yol açarak sık hükümet değişiklikleri getirdi. Özellikle Sırbistan ile Hırvatistan ve Slovenya arasında ortaya çıkan çatışma, 1989 sonlarında Doğu Avrupa'da başlayan değişim rüzgârının da etkisiyle köklü rejim düzenlemelerine yönelik girişimlerle birleşti.

1980'lerin sonuna gelindiğinde hem Slobodan Miloseviç'in liderliğindeki Sırbistan'da, hem de diğer cumhuriyetlerde milliyetçiliklerin yükseldiği görülmekteydi. Bu dönemde Yugoslavya'da ayrılıkçı (Slovenya ve Hırvatistan), irredantist (Sırpların ?Büyük Sırbistan?'ı oluşturma, Kosovalı Arnavutların Makedonya'daki Arnavutlarla ve Arnavutluk'la birleşme) ve farklı dinsel kimliğe dayalı (Boşnaklar) milliyetçilikler bir arada yaşanıyordu.

1989'da Miloşeviç Kosova ve Voyvodina'nın özerkliğini kaldırıp, Karadağ'ın yönetimini değiştirip kendisine bağlayınca Yugoslav sistemindeki yönetsel ağırlığını artırdı. Bu da diğer cumhuriyetler için Sırbistan denetimindeki bir Yugoslavya'da yaşama sorununu doğurdu.

1989'da Yugoslavya'yı iflas ettirmek için Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası Yugoslavya hükümetine yıkıcı şartlarla kredi verdi.[1]

1990-1995 Yugoslavya İç Savaşı
Ayrıca bakınız: Slovenya Savaşı, Hırvatistan Savaşı ile Bosna Savaşı

Geçerli olan ve geçerli olmayan bağımsızlık ilanları:
1990 : İlirida Cumhuriyeti[kaynak belirtilmeli] (2 Temmuz 1990)
1991 : Slovenya (25 Haziran 1991)
1991 : Hırvatistan (25 Haziran 1991)
1991 : Makedonya (8 Eylül 1991)
1991 : Hersek-Bosna Hırvat Cumhuriyeti (Dayton Anlaşması uyarınca yeniden düzenlenmiştir.) (18 Kasım 1991)
1991 : Krayina Sırp Cumhuriyeti (Fırtına Harekâtı sonucunda yıkılmıştır.) (19 Aralık 1991)
1992 : Sırp Cumhuriyeti (Dayton Anlaşması uyarınca yeniden düzenlenmiştir.) (28 Şubat 1992)
1992 : Bosna-Hersek (6 Nisan 1992)
1993 : Batı Bosna Özerk Bölgesi (Fırtına Harekâtı sonucunda yıkılmıştır.) (27 Eylül 1993)
1999 : Birleşmiş Milletler himayesi altındaki Kosova (NATO?nun Yugoslavya?yı bombalaması sonucunda kurulmuştur.) (10 Haziran 1999)
2006 : Karadağ Cumhuriyeti (3 Haziran 2006)
2008 : Kosova Cumhuriyeti (17 Şubat 2008)

Slobodan Milo?evi?; aşırı milliyetçi idare tarzıyla Yugoslavya?nın sonunu getirdi.

Alija Izetbegovi?; savaş dönemindeki yönetimiyle Boşnaklara siyasi, askerî liderlik yaptı.

Franjo Tu?man; Büyük Hırvatistan'ı oluşturmak için attığı adımlar Yugoslavya'nın dağılma sürecini hızlandırdı.
1990'lara federal yönetimden kopma çabalarının ve siyasal istikrarsızlığın yol açtığı sorunlarla girildi. Sırbistan'ın sertlik yanlısı başkanı Slobodan Milo?evi??in bütün Yugoslavya'ya merkeziyetçi bir yapı dayatmasından çekinen Slovenya, anayasada ülkenin kendi kaderini yalnızca Slovenya Yasama Meclisi'nin belirleyebileceğini ve gerekirse federasyondan ayrılma kararı alabileceğini öngören bir değişiklik yaptı. Bu değişiklik Sırbistan'da gösterilere ve Sırp hükümetinin Slovenya'ya ticari boykot uygulamasına yol açtı.

1990'da Yugoslavya'yı oluşturan cumhuriyetler kendi çok partili seçimlerini yaptılar ve Sırbistan ve Karadağ dışındaki cumhuriyetlerde bağımsızlık yanlısı muhalif kesimler seçimleri kazanırken, bu iki cumhuriyette eski komünistler iktidarlarını sürdürdüler. Bu arada Hırvatistan'daki Sırp azınlık Sırbistan'ın desteğiyle yönetime karşı bir ayaklanma başlattı, Kosova'da da Arnavutların Sırbistan'ın bir yıl önce bölgeyi fiilen ilhak etmesine karşı başlattıkları mücadele kanlı çatışmalara yol açtı. Batı tarafından Yugoslavya Halk Ordusunu zayıf düşürmek ve Slav birliğini yıkmak için Böl ve Yönet politikası kullanılarak birbirine yakın dilleri konuşan Slav halkları birbirlerine karşı kışkırtıldı.

Ocak 1991'de ülkedeki karışıklıkları sona erdirmek için Kolektif Devlet Başkanlığı'yla altı cumhuriyetin liderleri arasında bir toplantı düzenlendi. Herhangi bir sonuç alınamadan sona eren bu toplantıda Slovenya ve Hırvatistan, Yugoslavya'nın gevşek bir federasyona dönüştürülmesi konusunda ısrar ederken, Sırbistan ve Karadağ merkezî bir federasyonun kurulmasını savunuyordu. Bosna Hersek ve Makedonya ise federasyon ve konfederasyon özelliklerini bağdaştıracak bir yönetim modelinden yanaydı. Makedonya lideri Kiro Gligorov ve Boşnak lider Alija Izetbegovi?'in gevşek bir federasyon oluşturma yolundaki girişimlerinden bir sonuç alınamadı.

Mayıs 1991'de rotasyonla üstlenilen devlet başkanlığı sırası Hırvat Stjepan Mesi?'e geldiği hâlde Sırbistan'ın bunu engellemesi ortak bir federasyon içinde yaşanması olanağını ortadan kaldıran bir gelişme olurken, ülkenin başkansız kalmasına da yol açtı.

25 Haziran 1991'de Slovenya ve Hırvatistan'ın bağımsızlıklarını ilan etmeleriyle Yugoslavya'da çözülme süreci ve buna eşlik eden çatışmalar başladı. İki gün sonra Hırvat olan Stjepan Mesi? ve Ante Markovi?'ın denetimindeki Yugoslavya Halk Ordusu, Slovenya'ya karşı saldırıya geçti. Bir süre sonra Avrupa Topluluğu'nun girişimiyle ateşkes sağlandı, Hırvatistan ve Slovenya parlamentoları bağımsızlık kararını askıya aldı. Ordu yenilgiye uğradıktan sonra Stjepan Mesi? ve Ante Markovi? Slovenya Savaşı?nda dahli olması suçlamasını reddetti ve bu savaştan komutanlığı sorumlu tuttular. Yugoslavya Halk Ordusu?nu dünya kamuoyunun da gözünden düşürmüştür.




Hırvatistan?ın batısında Vukovar?da Sırp saldırısı sonrası indirilen Yugoslavya bayrağı ve civardaki hasar (29 Kasım 1991)
Yugoslavya'nın Slovenya'ya yönelik saldırıları durduysa da Hırvatistan'daki çatışmalar devam etti. Hırvatistan?da Franjo Tu?man liderliğinde kurulan hükümet, açıkça faşizmi savunuyor, İkinci Dünya Savaşı?nda Alman faşizmini destekleyen ve savaşın en büyük katliamlarından birine imza atan Ustaşa bayrağını kullanmaktan çekinmiyor ve Sırplara karşı ayrımcı yasalar uygulamaya başlıyordu.[2]

Yugoslavya'nın bir arada yaşamasının artık mümkün olmaması üzerine önce Eylül 1991'de Makedonya, Kasım 1991'de Bosna Hersek bağımsızlığını ilan etti. Aralık 1991'e değin Hırvatistan, Slovenya, Bosna Hersek ve Makedonya bağımsız bir cumhuriyet olarak tanınmak için Avrupa Topluluğu'na başvurdu.

28 Nisan 1992'de, artık bir kalıntıya dönüşmüş olan Federal Meclis'in kabul ettiği anayasayla, Sırbistan ve Karadağ'dan oluşan Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'nin kurulduğu ilan edildi. Böylece, Yugoslavya Nisan 1992'den itibaren Sırbistan ve Karadağ'dan oluşan ama Sırbistan'ın denetiminde olan bir federasyon hâline geldi. Bu yeni devlet eski Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin devamı olduğunu iddia ettiyse de Uluslararası Toplum yeni Yugoslavya'yı eskisinin devamı olarak görmeyi reddetti. Yeni Yugoslavya devleti ancak 1996'da bu iddiasından vazgeçti.

Bu arada, 1991'in sonlarında Bosna Hersek'te yaşayan Sırplar arasında yapılan bir referandumda ezici bir farkla Sırbistan ve Karadağ ile birlikte olma iradesi ortaya kondu. Ocak 1992'de Bosna ve Hersek Sırp Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilan edilen Sırp milisler Sırp olmayanlara karşı ?etnik temizlik? politikası başlattılar. Nisan 1992'de, Şubat-Mart aylarında Sırpların boykot ettiği bir referandum sonucuna dayanarak Bosna-Hersek'in bağımsızlığının ilan edilmesi bu ülkeyi yaklaşık dört yıl sürecek kanlı bir savaşa sürükledi. II. Dünya Savaşı'ndan sonraki dönemde Avrupa kıtası üzerinde yapılan bu en kanlı savaş, 1995'te ABD'nin Dayton şehrinde yapılan Dayton Antlaşması'yla sona erdi.

Kosova?da Hareketlenme
Ayrıca bakınız: 1997 Arnavutluk'taki iç karışıklıklar, 1998-1999 Kosova Savaşı, NATO?nun Yugoslavya?yı bombalaması, Preşova Vadisi'ndeki çatışmalar, 2001 Makedonya çatışması ile Kosova'nın bağımsızlık bildirisine uluslararası tepkiler
Miloşeviç yönetimi Sırpların tarihsel nedenlerle üzerinde hak iddia ettikleri Kosova'nın özerkliğini Mart 1989'da kaldırdı.[3] 1990'lar boyunca Sırbistan'ın güneyindeki Kosova'da yaşayan Arnavut çoğunluğun liderleri bağımsızlık için şiddet içermeyen bir direniş siyasetinden yana oldular. Ancak, 1996'da radikal Arnavutlar Kosova Kurtuluş Ordusu'nu kurarak silahlı eylemlere başladılar.

CIA tarafından Büyük Arnavutluku kurmak için silah depoları yağmalamasıyla ve Arnavutların askerîleştirilmesiyle sonuçlandığı Şubat-Mart 1997 Arnavutluk'ta iç karışıklıklar kışkırtıcılığı yapıldı.

Yugoslavya hükümeti Arnavut saldırılarına karşı sivilleri gözetmeksizin güç kullanarak karşılık verdi. Bunun sonucunda pek çok Arnavut evini terk etmek zorunda kaldı. 1999 yılının başlarında Sırpların UÇK eylemlerini bastırmak için uyguladığı metotların katliam boyutlarına varması, özellikle Ocak 1999'da, Kosova'nın başkenti Priştine'nin 25 kilometre güneyindeki Raçak köyünde vücutlarının çeşitli uzuvları kesilmiş ve kurşunlanmış 46 Kosovalının cesedinin bulunması[4] uluslararası kamuoyunda büyük tepki yarattı. Uluslararası toplumun tepkisi sonucunda 1999 Mart ayında Yugoslavya'ya karşı yaklaşık üç ay süren NATO bombardımanı başladı. Bombardımanlar Miloşeviç hükümetinin NATO'nun taleplerini kabul etmesine ve Sırp kuvvetlerinin Kosova'dan çekilmesine kadar devam etti. Haziran 1999'dan itibaren Kosova NATO ve Rusya'ya (Rus birlikleri 2003'te çekildi) ait barış gücü tarafından yönetilmeye başladı. 17 Şubat 2008'de Kosova'nın Sırbistan'dan bağımsızlığını ilan etmesiyle Yugoslavya?nın dağılması sürecindeki son halka da tamamlanmış oldu.

Miloşeviç?in İndirilmesi ve Sonu
Eylül 2000'de Sırbistan'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda muhalefetin zaferini inkâr eden Slobodan Miloşeviç'e karşı kitlesel protestolar başladı. Protestolar sonunda Miloşeviç, iktidarı terk etmek zorunda kaldı. 6 Ekim 2000'de muhalefetin adayı Vojislav Ko?tunica göreve başladı. Mart 2001'de Miloşeviç, iktidarı kötüye kullanmak ve yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklandı. Aynı yılın Haziran ayında Hollanda'nın Lahey kentindeki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne teslim edildi. 2002 yılında başlayan mahkemede Bosna Hersek'te soykırım yapmak, Hırvatistan ve Kosova'da da savaş suçu işlemekle suçlandı, 11 Mart 2006'da mahkemesi devam ederken geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını kaybetti.

Yugoslavya Devletinin Yıkılışı
Nisan 2002'de Yugoslavya Parlamentosu Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçu işlemekle suçlanan herkesin mahkemeye teslim edilmesini kararlaştırdı. Aynı yılın Mart ayında Sırbistan ve Karadağ, aralarındaki birliği gevşeten bir düzenlemeye gittiler. Bu düzenlemeyle ?Yugoslavya Federal Cumhuriyeti? olan ülkenin adı Şubat 2003'ten itibaren ?Sırbistan-Karadağ? adını aldı. Bu düzenleme gereği Mayıs 2006'da Karadağ'da yapılan oylama sonucunda yüzde 55.5 oranında bağımsızlık yönünde karar çıktı. 3 Haziran 2006'da Karadağ'ın, iki gün sonra da Sırbistan'ın bağımsızlığını ilan etmesiyle Sırbistan-Karadağ'ın varlığı da sona erdi.

Sırbistan ve Karadağ?ın ayrı iki bağımsız devlet olması ardından, Yugoslavya SFC?den geri kalan iki özerk bölge Kosova ve Voyvodina, Sırbistan?ın toprakları içinde kaldı. 2008 yılındaki tek taraflı bağımsız ilanı ile Sırbistan yönetiminden ayrılan Kosova?dan sonra, özerk yapıda kalan tek bölge Voyvodina?dır.

Yeni Devletler
Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin ortadan kalkmasıyla aynı topraklar üzerinde kurulan devletler;

Bosna Hersek
Hırvatistan
Slovenya
Makedonya
Sırbistan
Karadağ
Kosova
 
Alıntı

#2
http://tr.m.wikipedia.org/wiki/Bosna_Savaşı

Bosna Savaşı
Yugoslavya?nın dağılması

Tarih 1 Mart 1992 ? 14 Aralık 1995
Bölge Bosna-Hersek
Sonuç NATO zaferi. Dayton Antlaşması
Taraflar
Boşnak Ordusu


Hırvatistan Ordusu
Hırvat Savunma Konseyi
Alman, Macar, İngiliz, Fransız ve Ustaşa-Hırvat asıllı yabancı gönüllüleri

NATO
UNPROFOR

Dolaylı katılım:
MPRI askeri danışmanları[kaynak belirtilmeli]
Vatikan[1]
İslam Konferansı Örgütü [2]

Yugoslavya Halk Ordusu
Sırp Cumhuriyeti Ordusu
Krayina Sırp Cumhuriyeti Ordusu
Batı Bosna Halk Savunması

"Kaplanlar" (yeni çetnikler)
Diğer yeni çetnik ve sözde askeri birlikleri ("Akrepler", Sırp Radikal Partisi gönüllüleri vbz.)
Rus, Yunan, Boşnak, Hırvat vbz. gönüllü/paralı askerleri

Sırbistan

Komutanlar
Aliya İzzetbegoviç
Sefer Haliloviç
Franjo Tudjman
Mate Boban
Willy Claes
Leighton W. Smith
Rupert Smith

Radovan Karaciç
Ratko Mladiç
Fikret Abdiç
?eljko Ra?natovi?
Slobodan Mediç, Vojislav ?e?elj vbz.
Slobodan Miloşeviç

Kayıplar
97.207[3]
-200.000 ölü[kaynak belirtilmeli], 250.000 yaralı[kaynak belirtilmeli], 2.000.000 mülteci[kaynak belirtilmeli]

Ekim 1992-Şubat 1994 dönemi, Batı Hersek'te ve Orta Bosna'da Boşnak-Hırvat Savaşı dönemidir (Mostar, Bugoyno, Travnik çatışmaları, karşılıklı etnik temizlik)
Bosna Savaşı, Bosna-Hersek'te 1 Mart 1992 tarihinden 14 Aralık 1995 tarihine kadar sürmüş olan bir savaştır. Üç yıldan fazla süren bu savaş sırasında 100.000-110.000 kişi hayatını kaybetmiş, 2 milyon kadar insan da yerini yurdunu terk etmek zorunda kalmıştır.

Tarihsel Geri Plan
Savaşın Başlaması
Sovyet Birliği'nin dağılması, Berlin Duvarının yıkılması sonrasında Batının Balkanlardaki çalışmaları da, bu bölgede patlayan savaşlarda oldukça etkilidir. Vatikan, Avusturya ve Almanya, Hırvatistan'ı Yugoslavya'dan ayrılmaya teşvik etti. Hırvatistan'ı çok geçmeden Bosna izledi. 29 Şubat-1 Mart 1992'te Bosnalı Hırvatlar ve Bosnalı Müslümanlar bir bağımsızlık referandumu düzenlediler ve sonuç yüzde 99.7'ni ile Yugoslavya?dan bağımsızlık ilanı yönünde oldu.

Vase Miskin Sokağında Patlama: Yugoslavya'ya Karşı Ambargo
27 Mayıs 1992'de, kuşatma altında bulunan Saraybosna'da, Vase Miskin sokağında meydana gelen patlama sonucunda 17 sivil hayatını kaybetti, 108 kişi de yaralandı.Onlarca sivilin ölmesi üzerine İngiltere Başbakanı John Major, ABD Başkanı George H. W. Bush, Türkiye Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin ve başka siyasi liderleri hemen bu korkunç olayın suçunu Sırplara yüklemişti. Neticede, üç gün sonra, 30 Mayıs 1992'de, BM Güvenlik Konseyi, "Sırpların" yaptığı ekmek bekleyen insanlara saldırı nedeniyle Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'ne petrol satışının yasaklanması ve hava bağlantısının kesilmesini de kapsayan geniş bir ekonomik ambargo uygulanmasını kabul etti.

Bosna Soykırımı
Ana madde: Bosna Soykırımı

Sırp Komutan ve arkadaşları ile beraber rehine takası için Sarajevo yakınlarında beklerken etrafına şaka amaçlı oğlunun kafasına Tokarev TT-33 marka tabancasını dayıyor, 1992
Fotoğraf:Mikhail Evstafiev
Üç yıl boyunca Sırplar uluslararası hiçbir konvansiyona kulak asmayarak insanlık dışı uygulamalarını pervasızca sergilediler. Soykırım ise savaş başladığından beri Sırpların başvurduğu yegane savaş yöntemiydi. Daha savaşın ilk evrelerinde Nisan 1992?de Srebrenitza?nın hemen dışında bulunan Bratunac köyünde yaklaşık 350 Bosnalı Müslüman Sırp paramiliterleri ve özel polis güçleri tarafından işkenceye tabi tutulmuş ve öldürülmüştü.

Miloseviç?in eski korumalarından Nasır Oriç?in kurduğu Müslüman direniş örgütü ilk yıllarda Srebrenica?yı savundu. Yugoslavya ordusunun tüm imkanlarını kullanan Sırplara karşı Müslümanlar bölgeye uygulanan ve en çok kendilerinin zarar gördüğü ambargodan ötürü hafif silahlarla ve az sayıda mermi ile karşı koymaya çalışıyordu.

Bosna Savaşı?nın sonlarına doğru Müslümanların birçok cephede zafer kazandığı bir sırada öne çıkarılan Dayton Barış müzakereleriyle savaşın sona ereceğini gören Sırplar, avantaj elde etmek için iki stratejik kent olan Gorajde ve Srebrenica?yı ele geçirmek maksadıyla bu iki kente saldırdılar. BM tarafından güvenli bölge olarak ilan edildikten iki yıl sonra Srebrenica, 1995 yılının yaz ayında toplu katliamın kurbanı oldu.

Srebrenica çevresindeki ilk toplu mezarları ortaya çıkararak Pulitzer Ödülü kazanan Amerikalı gazeteci David Rohde bu tavrı eleştirerek şöyle dedi: ?Uluslararası camia taraflı bir şekilde binlerce insanı silahsızlandırmış ve sonra da onları en azgın düşmanlarına teslim etmiştir.Srebrenica, uluslararası camianın felaketin uzağında durduğu bir durum değildir. Aksine, uluslararası camianın eylemleri katilleri cesaretlendirmiş, onlara yardım etmiş ve işlerini kolaylaştırmıştır. Srebrenica?nın düşmesi gerçekte olması gereken bir durum değildi. Binlerce iskeletin Doğu Bosna?da oraya buraya saçılmasına hiç gerek yoktu. Binlerce Müslüman Bosnalı çocuğun Sırplar tarafından boğazlanmış babalarının, dedelerinin, amcalarının ve kardeşlerinin hikayesi ile büyümesine hiç gerek yoktu.




Markale Pazarında Birinci Patlama: NATO'nun Ültimatomu
Ana madde: Markale Katliamı
Bosna-Hersek Federasyonu Kurulması
Savaşın ilk aylarından başlayarak Birleşmiş Milletler temsilcisi Cyrus Vance ve Avrupa Birliği temsilcisi Lord Owen savaşı durdurmak için taraflarla müzakereler yaptılar. Bosna-Hersek'i etnik açıdan 3 bölgeye ayıran çeşitli haritalar çizildi ve taraflara sunuldu. 1994 yılında NATO uçakları BM'in ilan ettiği uçuş yasağını uygulamaya başladılar. Böylece Sırpların hava üstünlüğü kaybolmuş oldu. Mart 1994 tarihinde Boşnaklar ve Bosnalı Hırvatlar anlaşmaya vardılar ve birbirleriyle savaşmaktan vazgeçtiler.

Srebrenica ve Jepa'nın Düşmesi
Ana maddeler: Krivaya '95 ve Stup?anica '95 harekâtları ve Srebrenitza katliamı
Markale Pazarında İkinci Patlama: NATO Askerî Müdahalesi
Ana madde: Deliberate Force Operasyonu
28 Ağustos 1995'te Saraybosna'daki Markale pazarına atılan bombanın patlaması sonucu 37 kişi öldü, 90 kişi de yaralandı. 30 Ağustos 1995'te, en son UNPROFOR askeri de Bosna Sırp topraklarından ayrılır ayrılmaz NATO uçakları Sırp Cumhuriyeti?nde seçilmiş bazı hedeflere bir dizi hassas vuruş yaptılar. Bosna Sırp askeri birliklerine yönelik NATO bombardımanı için gerekçe olarak Markale'deki silahsız Boşnaklara karşı saldırı ve Srebrenitza katliamı gösterildi. Hırvat, Boşnak ve NATO saldırıları karşısında uzun süre dayanamayan Sırp birlikleri, Ekim ayında teslim olmak zorunda kaldı.

NATO baskılar sonucu İzzetbegoviç, Tudjman ve Miloseviç anlaşma masasına oturdular. 21 Kasım 1995'de Dayton Antlaşması kabul edildi. 14 Aralık 1995'de bu antlaşmanın son halinin imzalanmasıyla birlikte Bosna Savaşı son bulmuş oldu.

İlgili Filmler
Before The Rain - Milcho Manchevski - 1994
Underground - Emir Kusturica - 1995
Kusursuz Çember - Savrseni Krug - 1997
Welcome To Sarajevo - 1997
Savior (Savaş Günahları)-1998-Predrag Antonijevic
Behind Enemy Lines - Owen Wilson ve Gene Hackman - 2001
No Man's Land Fragman - 2001
Grbavica - Jasmila Zbanic - 2006
The Hunting Party - Richard Gere ve Terrence Howard - 2007
Ölüm Çiçekleri-Saraybosna - 2007 - Türk yapımı dizidir. Star'da her Cuma yayınlanmaktadır.
Alia - Türk yapımı bir film.
Mavi Kelebekler - 2011 - TRT yapımı Türk dizisi.
Kan ve Aşk - 2012 - Angelina Jolie
Venuto al mondo (Sen Dünyaya Gelmeden) (2012)
Kaynakça
^ katolik kiliselerinde silah saklaması
^ silah sevkıyatı, mali destek
^ «Research halves Bosnia war death toll to 100,000». Reuters. November 23, 2005.
^ Rohde, Son Oyun, s. 351, 353.
 
Alıntı

#3
Markale Pazarı bir kış günü
Markale Katliamı, Saraybosna'da bulunan Markale Pazarında Bosna Savaşı döneminde Sırp Cumhuriyeti Ordusu tarafından düzenlenen[1][2]katliamlardır.

28 Ağustos 1995'teki saldırıdan sonra NATO, askeri harekat yapmıştır.

Birinci katliam
Birinci Markale katliamı
Bölge Saraybosna
Tarih 5 Şubat 1994
Saat 12:10-12:15
Saat dilimi OAZD
Saldırı türü Katliam
Silahlar havan topu
Ölü 68
Yaralı 144
İşleyenler Sırp Cumhuriyeti Ordusu
5 Şubat 1994'te Sarayevo'daki Markale Pazarı'nda Sırp Cumhuriyeti Ordusu tarafından düzenlenen saldırıda 68 kişi öldü ve 144 kişi yaralandı.

Sırp Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Radovan Karaciç, olaydan sonra düzenlediği basın toplantısında, Sırp tarafının bombalama eyleminde hiçbir sorumluluğu olmadığını iddia ederek, "Bu katliam, Müslüman liderliğinin soğukkanlı bir cinayetidir" dedi.[3]

Öte yandan NATO, Sırp güçlerine yönelik bir ültimatom yayınlamış ve bu ültimatomda Sırpların Saraybosna?dan ağır silahlarını çekmesi ya da bu silahları BM kontrolüne bırakması gerektiğini ifade etmiştir. NATO, Sırp güçleri eğer Saraybosna?dan 20 kilometre dışarıya çekilmezse ve ağır silahlarını BM kontrolüne bırakmazsa hava saldırılarına başlayacağı konusunda uyarmıştır. Sırplar ültimatomun şartlara uymak zorunda kaldı.

İkinci katliam
İkinci Markale katliamı
Bölge Saraybosna
Tarih 28 Ağustos 1995
Saat 11:00
Saat dilimi OAZD
Saldırı türü Katliam
Silahlar havan topu
Ölü 37
Yaralı 90
İşleyenler Sırp Cumhuriyeti Ordusu
28 Ağustos 1995'te Saraybosna'daki Markale pazarına Sırp Cumhuriyeti Ordusu tarafından atılan bombanın patlaması sonucu 37 kişi öldü, 90 kişi de yaralandı. 30 Ağustos 1995'te, en son UNPROFOR askeri de Bosna Sırp topraklarından ayrılır ayrılmaz NATO uçakları Sırp Cumhuriyeti?nde seçilmiş bazı hedeflere bir dizi hassas vuruş yaptılar. Bosna Sırp askeri birliklerine yönelik NATO bombardımanı için gerekçe olarak Sırpların Markale'deki silahsız Boşnaklara karşı saldırısı ve Srebrenitza katliamı gösterildi. Hırvat, Boşnak ve NATO operasyonları karşısında uzun süre dayanamayan Sırp birlikleri, Ekim ayında teslim oldu.

İnkarcılık
Sırplar ve taraftarlarının inkarcı tezleri ise, 27 Mayıs 1992'deki Vase Miskina sokağında ekmek kuyruğuna saldırısı gibi Markale Pazarındaki katliamların Boşnak yönetimi tarafından kasıtlı ve emirler dahilinde gerçekleştirildiğini ve bu sebeple olayların "TV kamerası için katliamlar" olduğunu öne sürmektedirler.[4] Sırp tarafının tezine göre Müslüman Saraybosnasındaki provokasyonlar Sırplara karşı psikilojik savaşta kullanması nedeniyle Boşnaklara NATO hava desteği sağlanması yönünde alınmış bir önlemdir. Batılı kameramanlar ve muhabirler hemen katliamdan sonra Sırpları sorumlu tutarak olay yerinden canlı yayın yaptıkları için Batı kamuoyunda Sırp düşmanlığı ve NATO "misilleme operasyonu'nun kitle desteğinin bir ortam yaratılmıştı.[5][6][7]

5 Şubat 1994'teki olayda da bağımsız balistik uzmanların[hangileri?] hazırladığı raporların sonuçlarına aldıran olmadı. Oysa uzmanlar, Sırpların konuşlandığı yerden daracık Vase Miskina sokağını bombalamalarının mümkün olmadığını ve pazar yerindeki patlamanın da havan ateşi sonucunda gerçekleştiğini ispat etmeye çalışıyorlardı. O dönemde Yugoslavya kriziyle ilgilenen David Owen, Yasuşi Akaşi, Mikhail Rose, Lord Carrington gibi birçok ünlü politikacının görüşlerine aldırış edilmedi. Oysa bu politikacılar, patlamaların Sırplar tarafından yapıldığından şüphe duyuyor ve bu saldırıların kimin işine yaradığına bakma çağrısında bulunuyorlardı.

Rus albay Andrey Demurenko'nun araştırma sonucuna göre kesinlikle 28 Ağustos 1995'te Markale pazarı Boşnak mevzilerinden topun ateşlendiği ileri sürdü.[8][9]

3 Mart 2010'da, Radovan Karaciç, Bosnalı Müslümanların yabancı güçlerin müdahalesini sağlamak için katliamın uydurduğunu iddia etti. Karaciç Markale olaylarıyla ilgili "Oyundu. Cesetler yerleştirilmişti. Sırpları suçlamak için Saraybosna?ya baştan sona ceset yerleştirildiğini BM de biliyordu" dedi.[10]

Yargılama
2004 yılında Lahey'deki Savaş Suçları Mahkemesi Sırp general Stanislav Galic'i, aralarında Markale katliamlarının da olduğu[11] sivillere yönelik çeşitli saldırılar nedeniyle 20 yıl hapis cezasına çarptırdı.[11]
 
Alıntı

#4
Markale Pazarında İkinci Patlama: NATO Askerî Müdahalesi
Ana madde: Deliberate Force Operasyonu
28 Ağustos 1995'te Saraybosna'daki Markale pazarına atılan bombanın patlaması sonucu 37 kişi öldü, 90 kişi de yaralandı. 30 Ağustos 1995'te, en son UNPROFOR askeri de Bosna Sırp topraklarından ayrılır ayrılmaz NATO uçakları Sırp Cumhuriyeti?nde seçilmiş bazı hedeflere bir dizi hassas vuruş yaptılar. Bosna Sırp askeri birliklerine yönelik NATO bombardımanı için gerekçe olarak Markale'deki silahsız Boşnaklara karşı saldırı ve Srebrenitza katliamı gösterildi. Hırvat, Boşnak ve NATO saldırıları karşısında uzun süre dayanamayan Sırp birlikleri, Ekim ayında teslim olmak zorunda kaldı.

NATO baskılar sonucu İzzetbegoviç, Tudjman ve Miloseviç anlaşma masasına oturdular. 21 Kasım 1995'de Dayton Antlaşması kabul edildi. 14 Aralık 1995'de bu antlaşmanın son halinin imzalanmasıyla birlikte Bosna Savaşı son bulmuş oldu.
 
Alıntı

#5
Unutmayalım,unutturmayalım.Saygılar.
 
Alıntı

#6
Unutmuyorum, unutturmayacağım, unutturmayacağız...
 
Alıntı

#7
Hep düşünmüşümdür , bosnada her evden bir silah çıkmış olsaydı bu kadar büyük bi katliam olurmuydu ? Bazen silah sevdalılarının bu sevdası fazla yada anlamsız görülebilir.Çeliğe duyulan o sevgiye anlam verilemez.Silah sevdası zehir gibi vücuda bi girdi mi yayılır bütün vücudu sarar.Bence sevginin altında yatan korunma duygusudur.İnsan hep güvende olmak ister, bilinmeyene hazır olmak ister.En güzel korunma da bireysel silahlanmadır.Milyonlarca yıldır bu böyle olmuştur.Bazen bi bıçak bazen bi kılıç bazen bi ok bazende bir tabancadır korunma.Devlet kontrolünde vatandaş silah ve silah eğitimi alabilmeli, bilinçli kullanıcılar ortaya çıkmalıdır.Hep türk insanın silah seven ve silah kültürü olan bir millet olduğu söylenir doğrudur. Kutup ayılarınıda severiz ama onları gören yoktur.
 
Alıntı

#8
20 yaşındaki gençler 3 aylık silah eğitimi ve eline aldığı ilk silahla teröre karşı mücadele verir, karşısında silahıyla yatıp kalkan teröriz onu vurur.Sonra da yakılan ağıtlar, cenazelerde atılan sloganlar.Dünyanın parasını verip devletten silah kiralarız (Paranız varsa dubleks.Bu taşıma ruhsatıdır.Yoksada daire yani bulundurma ruhsatı kiralarız.) süre bittimi para yoksa ruhsatta yok silahda.Ya satarsın yada devlete.
 
Alıntı

#9
Sonuçları doğuran gelişmeler incelendiğinde, din, dil, ırk gibi çeşitliliğin kırmızı çizgilerle belirginleştirilmesi,

Dış müdahalelerle ve ambargolarla silahsızlandırma, yıpratma politikalarının uygulanması,

Çeşitli siyasi algılamaların ustaca yönetilmesi sonucu, bölünmeyi destekleyen bir sürü politik gelişmelerin yaşanması,

Bazılarının barışa ''B Planı'' olmadan inanması gibi nedenler zemin hazırlamış...Bu tür gelişmeler geçmişte olduğu gibi günümüzde de geçerli olabilecek, tehlikeli gelişmelerdir diye düşünmeden duramıyorum.

Saygılar.
 
Alıntı

#10
Şu an 32 yaşındayım ve Bosna savaşı (soy kırımı) çocukluk yıllarıma dair içimde en büyük yara ve acıdır . Sebep olanları , göz yumanları asla affetmeyecek ve unutmayacağım
 
Alıntı

  


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi